Şu acımasız dünyanın kendi kısa vadeli, bencil çıkarları uğruna en acımasız savaşları bile başlatmaktan çekinmeyen liderleri, bugünün gerçekleriyle yüzleşmek yerine, arkasına sığındıkları tarihi bahanelerle halklarının aklını çekiyor, onları yönlendirerek, felaketlere sürüklüyor.
Trump, Hindistan’la ipleri önce iyice gerdi. Sonra bir şekilde şimdilik iş tatlıya bağlandı. Son zamanlarda ABD nin yaptığı bu sözde ikili anlaşmaların çoğu yazılı olmadığı için, ayrıntılarından çok azı anlaşılabilir durumda. Daha doğrusu hiçbirini yeterince anlamak mümkün değil. Diğerlerinde olduğu gibi Hindistan’la da ulaşılan ticari barış için basın açıklamalarında yer alan unsurların çoğu asla yerine getirilemez ve getirilmeyecek nitelikte.
Bir kurul kurmakla barış gelir mi? Elbette hayır. Ancak ABD başkanı Trump, öyle varsayıyor olmalı ki. "Gazze Barış Kurulu“ nun kurulduğunu açıkladı. Yeni oluşum Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararıyla resmi kimlik kazandı. Seçmece davetliler güle oynaya çağrıya olumlu cevap ve en az 1 milyar dolar vermeyi kabul etti.

Davos’ta Ne Ruh Vardı Ne Huzur

Elli altıncı Dünya Ekonomik Forumu 19-23 Ocak arasında “Bir Diyalog Ruhu"(A Spirit of Dialogue) temasıyla, yine İsviçre’nin 1560 rakımlı karlı tepesi Davos’ta toplandı. Ama uzlaşma ve barış ruhu geçen yıla göre bir hayli irtifa kaybetmişti. Buna rağmen katılımcılar yumuşak üslupla konuşup, kararlı mesaj vermeye çalıştı.
Güney Kıbrıs, bu yılın ilk altı ayında AB dönem başkanlığı görevini yerine getirecek. Bu 2012'deki ilk AB dönem başkanlığından bu yana ilk defa AB politika gündemini doğrudan yönlendirmesi için bir fırsat. Bir taraftan kendi öncelikleri doğrultusunda bazı hassasiyetleri öne çıkarırken diğer taraftan değişen dünya ve bölge sorunlarıyla ilgili olarak Brüksel ile zıt düşmeyen öneriler geliştirecek. Altı ay gibi göz açıp kapayana kadar geçen kısa sürede yapacağı şeyler fazla değil.

Mağdur Maduro mu? Venezuela mı?

Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor.
2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG (Armenian International Policy Research Group) ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı temel ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının muhtemel sonuçlarını, “üretim ve ihracat tamamlayıcılığı veya /rekabeti” açısından değerlendiren çalışmalarımı görmüş olmalılar ki konferansta bir bildiri sunmam istenmişti...

Haritalar, Hayaller ve Gerçekler

Birkaç gündür sosyal medyada Yaser Kobani adıyla yayınlanan bazı harita ve iddialar dolaşıyor. Artık neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğunu anlamakta zorlandığımız dünyada yapay zekâ ile çizilen haritaları önemsemezden önce bu tür haber veya yayınların hangi amaçla yapıldığını düşünmek gerek.
TÜİK, 1 Aralık’ta 2025 in üççeyreği boyunca kaydedilen ekonomik büyümenin yüzde 3.7 olduğunu açıkladı. Ayrıntılarına bakınca, 2024 ün üççeyreğine göre inşaat sektörünün yüzde 13.9, finans ve sigortacılığın yüzde 10.8, bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yüzde 10,1, sanayinin yüzde 6.5 oranında büyüdüğünü görüp bu sektörler arsındaki tamamlayıcılığı bir kez daha anladık.
Türkiye’nin Afrika çıkarması 2003 yılında “Afrika ile Ekonomik İlişkiler için Strateji Geliştirme” teması ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından başlatılmıştı. Yaklaşık 20 yılda Güney Afrika’dan, Sudan’a, Etiyopya’dan Somali’ye, Kongo’dan Senegal’e, Mali ve Gabon’a uzanan geniş bir coğrafi yelpazede yeni yeni anlaşmalar imzalamış, aslında geçmişi 1970 lere kadar uzanan eski anlaşmaları tazeleyerek, sözler verip, sözler almıştır.
Sakarya havzası ve Trakya’da doğal gaz, Raman dağında yeniden petrol, her yerde altın derken, şimdi bir de Türkiye’nin nadir minerallerden zenginliği gündemde. Bor, toryum, uranyum ve lityum dışında, katı açılmadık adları olan nadir minerallerin birden bire Beylikova’da kümelendiğini öğrenmek heyecan verici.
Bundan tam 2 yıl önce bugün yani 7 Ekim 2023’te Türkiye’de hiç gösterime girmeyen ‘Golda’ filmini izleme fırsatı bulmuştum. Sinemadan çıktığımda Orta Doğu’da yeni bir cehennemin yaşanmaya başladığını üzülerek öğrendim. 6 Ekim 1973’te Yom Kippur Savaşı başladığında ABD’de yüksek lisans eğitimine başlamıştım. Savaşın etkisi Orta Doğu’yu aşmış, petrol üreticisi ülkelerin başlattığı ambargo Batı Avrupa ve ABD’yi pençesine almıştı.
Trump’ın ABD başkanı olarak başkanlık koltuğuna oturduğu Ocak 2025 den bu yana kural ve kurumlara dayanan dünya ekonomik düzeninin radikal bir biçimde değişmeye başlaması kadar ticaret savaşlarının küresel ekonomide estirdiği sert rüzgârlar, bu yılki toplantıya farklı bir önem ve anlam yükledi. Evet, ŞİÖ 2025 zirvesi, 31 Ağustos-1 Eylül 2025 tarihleri ​​arasında Çin'in Tianjin kentinde toplandı. Bu ŞİÖ tarihinin en büyük zirvesi olarak kayıtlara geçti.
İkinci dünya savaşı sonrasında Avrupa’daki en önemli kalkınma projelerinin başında İtalya’nın Mezzo Giorno ve Po ovasının sulanması projesi ve bu ulusal proje için oluşturulan fonun(Casa Per il Mezzo Giorno) gelmesi ve başta Türkiye gibi birçok başka ülkeye ilham kaynağı olması unutulmamalı. Büyük Britanya’nın Kuzey bölgelerindeki dağlık alanların ve adaların kalkınması(Highlands and Islands) Avrupa Topluluğuna katılmasıyla hızlanmıştır.

Çin’in Yeni Kuzey Afrika Açılımı

Çin, 2024’ten itibaren Kuzey Afrika’ya yönelik ilgisini yeniden artırmış ve özellikle Libya üzerinden bölgeye dönük kapsamlı bir açılım başlatmıştır. Siyasi tarafsızlık ilkesine dayalı yaklaşımı, Tobruk ve Trablus yönetimleriyle eşzamanlı ilişki kurmasına olanak tanımaktadır. Kuşak ve Yol Projesi çerçevesinde raylı sistem, enerji, altyapı ve liman yatırımları ön plana çıkarken, Bingazi Metro Projesi gibi yüksek maliyetli girişimler Çin’in Libya’ya dönüşünün sembolü niteliğindedir.
Trump, milyarlarca dolarlık Çin malına yüksek tarife uygulayacağını açıkladığında, bunu "haksız" olarak adlandırdığı ticareti dengelemenin bir yolu olarak nitelendirmiş ve bu durumun artık sürdürülebilir olmaktan çok uzak olduğunu açıklamıştı. Trump, Çin'in Amerikan fikri mülkiyeti ve teknolojisiyle ilgili "haksız uygulamalarına" bir de ucuz emekle yapılan üretimin yarattığı rekabete işaret edince atılan adımların yerinde olduğu kabul edilmişti.
Dünya ticareti, Trump’ın her cephede açtığı tarife savaşları ile şirazesinden çıktı. İdari kararlarla sürekli değişen ticari tarifelerin yarattığı belirsizlik, ilk etkisini yılın birinci çeyreği sonunda Amerikan ekonomisindeki yüzde -0.3 lük daralma ile gösterdi. Henüz enflasyon ve işsizlik verilerinde önemli bir değişme yok. Trump muhtemelen bunu sık sık yerden yere vurduğu FED ‘in faiz kararlarına borçludur.
Ticaret savaşları ne dünya, ne de ABD için yeni. İktisadi ve teknolojik rekabetin aracı veya yolu. ABD ve AB arasında şarap, jambon, hardal ve daha önemlisi hizmet ticareti üzerinden zaman zaman fena halde kızışan ticaret savaşları, Çin’in WTO’nun koşullu üyesi haline geldiği 2002 yılından bu yana, zaten daha karmaşık ve çok boyutlu hale gelmişti.