Küresel Terörizmin Dünya Ekonomisine Etkileri

Kategori Seçilmedi

Günümüzde terörizm, bütün dünyayı ekonomik, siyasi, kültürel ve psikolojik açıdan etkileyen en önemli sorundur. Dünya ekonomisi açısından değerlendirildiğinde küresel terörizm; insan kaybı ve maddi hasarlar nedeni ile sermaye birikimini azaltması, ekonomide üst düzeyde belirsizliğe neden olması, yatırımları olumsuz etkilemesi, ekonomide üretken sektörlerden güvenlik için kaynak ayrılması, turizm sektörünü olumsuz yönde etkilemesi, açısından önem taşımaktadır.

Terörizmin küresel nitelik kazanması dünya ekonomisinde yabancı yatırımcıları etkilemekte ve yatırımcıların riskli ülkelerden çekilerek başka ülkelere yatırımlarını kaydırmalarına neden olabilmektedir. Küreselleşme ile birlikte dünya ekonomisinin bütünleşmeye yönelmesi karşısında terörizm olgusunun ortaya çıkması dünya ekonomisindeki olumsuz etkisini daha da artırmıştır.

Bugün dünya ekonomisi gücünü malların, hizmetlerin ve insanların serbest dolaşımından almaktadır. Küreselleşmenin ve teknolojinin yarattığı devrimler, ulaşım ve iletişimdeki gelişmeler teröristlere yeni imkânlar sunmaktadır. Bunun karşısında daha fazla güvenlik gereksinimi ortaya çıkmakta, malların ve insanların dolaşımının engellenmesi gündeme gelebilmektedir. Ekonomik anlamda küreselleşmenin karşısındaki en önemli sorun, bir taraftan serbest ticareti geliştirirken diğer taraftan da terörizme karşı daha etkin mücadele yolları bulunmasıdır. Terörizme ekonomik anlamda karşı duruş her şeyden önce ortak bir anlayış gerektirmektedir.

DÜNYA EKONOMİSİ - KÜRESEL TERÖR

Küresel terörizmin dünya ekonomisindeki en önemli etkisi üretim gücünün azalması ve finans sektöründe çökmelere neden olması ile karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda; iletişim ve ulaşım sistemleri zarar görebilmekte; bunun sonucunda uluslararası değişim güçleşmekte, teslimatlar istenilen düzeyde yapılamamakta ve ihracat işlemleri süresi içinde gerçekleştirilememektedir. Terörizm nedeniyle güven ve güvenlik arttırıcı önlemler, taşıma maliyetlerini artırabilmektedir. Bu maliyet artışları, özellikle kara, deniz ve hava yolu taşımacılıklarında belirgin bir şekilde görülmektedir. Güvenlik sorunlarının olduğu bölgelerde sigortacılık işlemlerinin yapılması, araç, kişi ve yük sigortalarının yapılması mümkün olamamaktadır.

Küresel terörizm, uluslararası ticaret sistemini de doğrudan etkilemektedir. Günümüzde Orta Doğu, Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Doğu Akdeniz’de yapılan deniz ulaştırmasında; riskler ve maliyetler çok artmıştır. Terörizm nedeni ile herhangi bir iletişim ve ulaştırma sisteminde güvenlik riskinin olması kişilerin, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını ve bu kapsamda dünya ekonomisinin sürdürülebilir gelişimini olumsuz etkilemektedir. Kişilerin, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını esas alan kara, hava, deniz ve demiryolu taşımacılığında güvenliği en üst düzeyde artırma sorumluluğu vardır. İlave her bir güvenlik önlemi de ilave maliyetler yaratabilmektedir.

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE YENİ GELİŞMELER

AB, 2004 yılının Mart ayında yayınladığı deklarasyonda; bütün taşıma sistemlerinin güçlendirilmesini, kişilerin serbest dolaşım için güvenlik amaçlı politikaları geliştirilmesini, AB üyesi olmayan ülkelerin havacılık ve denizcilik standartlarına uyumlarının sağlanmasını, liman, hava limanı ve sınır kapılarında terörist eylemlere karşı teknik donanımların geliştirilmesini, AB üyesi olmayan ülkelerin, AB’nin teröre karşı hazırladığı planlar ile AB organlarının düzenlediği ulaştırma, sınır kontrolleri ve kimlik tespiti gibi uygulamalara uyum sağlanmasını öngörmektedir.

AB, Avrupa Konseyi’nin 2004 yılının Haziran ayında yayınladığı “Terörizme Karşı Eylem Planı“; Terörizm ile mücadele için AB Polis Teşkilatı (EUROPOL) ve “AB Suçla Mücadele Teşkilatı (EUROJUST)“nın yetkilerinin artırılmasını, biometrik göstergeli pasaport kullanılmasını, parmak izi ile kimlik tespitinin yapılmasını, Avrupa Sınır Ajansı kurulmasını, sınır güvenliklerinin bu ajans aracılığı ile yürütülmesini, liman güvenliklerinin artırılmasını öngörmektedir.

AB, ABD ile “Sınır ve Taşımacılık Güvenliğine İlişkin Politika Diyaloğu“ geliştirmiştir. Günümüzde kimyasal, biyolojik ve nükleer saldırılara karşı bilgi alışverişlerinin geliştirilmesi, terörizmin finansmanının önlenmesi ve finansmana karşı istihbaratın güçlendirilmesi dünya ekonomisi açısından önem taşımaktadır.

KÜRESEL TERÖR –TURİZM SEKTÖRÜ

Turizm sektörü itibarı ile Dünya ekonomisi değerlendirildiğinde; 1999 yılında 650 milyon, 2000 yılında 687 milyon, 2003 yılında 691 milyon ve 2004 yılında 750 milyon kişi seyahat etmiştir. 11 Eylül 2001 küresel terör eylemi ile turizm sektörü bir durgunluk dönemine girmiştir. 2004 yılında 750 milyon kişinin seyahat etmesi karşılığında dünyada turizm gelirlerinin 750 milyar dolar civarında gerçekleştirdiği tahmin edilmektedir. Turizm sektörü dünya ekonomisi açısından çok önemli bir sektördür. Terörizmden en çok etkilenen sektör niteliğindedir. Turizm sektörü; küresel terör ile birlikte; sel, tsunami ve ekonomik krizlerden de etkilenmektedir. Turizm sektörünün gelişebilmesi; öncelikli olarak güven ortamının yaratılması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması ile mümkün olabilecektir.

Küresel Terörizmin, uluslararası ticaret açısından etkileri değerlendirildiğinde; küresel terör eylemlerinin ülkelerde istikrarsızlık yaratabildiği, ülkelerin kredi notunu düşürebildiği, ülkelerin yabancı kaynak bulma zorluğu yaşayabildiği, ticari eşyaların sigortalanmasında sorunlarla karşılaşıldığı, yabancı sermaye girişinin azaldığı, mevcut yabancı sermayenin kaçabildiği ve turizm gelirlerinin azalabildiği görülmektedir.

Küresel terörizme karşı yeni güvenlik sistemleri oluşturulması, bu sistemlerin maliyetlere yansımasına neden olmakta, makro ekonomik açıdan bu durum güvenlik maliyeti olarak karşımıza çıkabilmektedir.

KÜRESEL TERÖR EYLEMLERİNİN ETKİLERİ

Ülkeler arasında ekonomik, sosyal ve kültürel etkileşimler günümüzde yoğunlaşmış ve derinleşmiştir. Ülkeler arasında ekonomik bağlar güçlenmiş ve finansal akımların yoğunluğu artmıştır. 11 Eylül 2001’deki terör eylemleri ile terörizm küresel bir boyuta ulaşmıştır.

Küresel terör eylemleri, sadece eylemin olduğu ülkede değil dünyanın her bölgesinde ekonomik, sosyal ve kültürel etkiler yaratabilmektedir. Bu etkilerin bütün boyutları aynı zamanda ortaya çıkmamakta, bazılarının etkileri uzun döneme yayılabilmektedir. Küresel terör eylemleri başlangıçta yerel boyutlarda belirgin olarak kendini göstermekte ve daha sonra uzun dönemde kalıcı etkiler yaratabilmektedir. En önemli etkiyi de dünya ekonomisinde yaratabilmektedir.

<<>>

Dünya ekonomisinde doğrudan etkilenme açısından bakıldığında; olay sırasında ortaya çıkan mal, sermaye, teçhizat ve insan gücü kayıpları en önemli somut sonuçlarıdır. Diğer bir ifade ile doğrudan etkiler stok değerlere yönelmektedir.

Küresel terör eylemlerinin dolaylı etkileri ise yatırım, tasarruf, üretim, ticaret ve sermaye akışını değiştirebilecek etkilerdir. Bu etkiler sadece eylemin olduğu ülke ile sınırlı kalmamakta, uzun döneme yayılarak dünya ekonomisini etkileyebilmektedir. Eylemlerin ilk etkileri tüketiciler üzerinde yoğunlaşabilmektedir. Özellikle güvenlik, risk algılaması ve tasarruf isteğini etkilemektedir. Yatırımcıları ise mali ve reel alanlarda aynı şekilde etkilemektedir. Bu etkiler duygu ve tavır değişmelerine neden olmakta, karar süreçlerine yansımakta ve sonuçta ekonomide akım değişkenleri değişebilmektedir.

Dolaylı etkiler genelde; ekonomik faaliyetleri daraltıcı ve yavaşlatıcı nitelikte bir sonuç doğurmaktadır. Küresel terör eylemleri ekonomide durgunluk yaratabilmekte, ekonomik ve finansal faaliyetler üzerindeki dolaylı etkileri, sektörlere, firmalara ve ülkelere farklı düzeyde yansıyabilmektedir.

Bir ülkede gerçekleştirilen bir eylemin etkilerinin, başlangıçta o ülkede, daha sonra da dünya ekonomisinde yayıldığı ve yaygınlaştığı görülmektedir. Küresel terör eylemleri; ekonomilerde daraltıcı ve yavaşlatıcı etkiler yaratabilmektedir. IMF tahminlerine göre 1999 yılında dünya ekonomisinde %3,6 oranında büyüme, 2000 yılında %4,7’ye yükselmiştir. 2001 yılında ise üretim artış hızı %3,2 düzeyine gerilemiştir. 2000 yılından itibaren dünya ekonomisinde yavaşlamanın başladığı ve gittikçe derinleştiği görülmektedir.

Küresel terör eylemlerinin; daha önce başlayan durgunluk eğilimini önemli ölçüde pekiştirdiğini ve derinleştirdiğini söylemek mümkündür. Terör eylemlerinin, dünya ekonomisinde büyümeye doğrudan etkisinin boyutunu tahmin etmek ve bu konuda tahmin yapabilmek oldukça güç görünmektedir. Genelde etkilerin; bir yıl sonra yeniden canlanmanın beklendiği yılda ortaya çıkabileceği, diğer bir ifade ile canlanmayı geciktirip geciktirmediği veya canlanmayı yavaşlatıp yavaşlatmadığı yönü ile değerlendirilmektedir.

Durgunluk eğilimi ve terör eylemleri ülkeler ile sınırlı kalmamakta, dünya ticareti de durgunluk yaşamakta ve bu durum gelişmekte olan ülkelere de yansıyabilmektedir. Terör eylemlerinden sonra karar birimlerinin duygu ve algılama düzeylerinde meydana gelen olumsuzluklar, dünya ticaretinin yavaşlamasına ve etkinin daha büyük boyutlara ulaşmasına neden olmaktadır. Gelişmiş ekonomilerden kaynaklanan ekonomik durgunlukların uluslararası ticaret yolu ile diğer ülkelere yayıldığı, bu etkileşim sürecinin üretimdeki yavaşlamayı pekiştirdiği, pazarların daralmasına neden olduğu ve daralan bu pazarlar nedeniyle de uluslararası ticaretin gittikçe yavaşladığı görülmektedir. Gelişmiş ülkelerin üretimleri ve dünya ticaretinin yavaşlaması ihracat olanaklarını yavaşlatmakta ve daraltmaktadır. Bu durum gelişmekte olan ülkelere daha ciddi bir şekilde yansımaktadır. Küresel terör eylemleri, ülkelerdeki tüketici ve yatırımcılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu durum; dünya ekonomisinde derinleşen durgunluğun ihracatı daraltması sonucunu yaratmaktadır. Özellikle eylemlerin; finansal pazarlarda yarattığı daralma ve kasılmalar; gelişmekte olan ülkelerde durgunluk eğilimini daha üst boyutlara taşıyabilmektedir.

Küresel terör eylemlerinin; finansal piyasalar üzerinde yarattığı olumsuz etkiler; fiyatlar ve marjlar üzerinde ve fon hacminde olabilmekte ve önemli ölçüde kendini hissettirebilmektedir. Fonlar, piyasaları terk ederken, fiyatların düştüğü ve faiz oranlarının yükselme baskısı altında kaldığı gözlenebilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde bu etkiler daha uzun süreli olabilmektedir. Terör eylemleri sonrasında fonlar görece olarak daha düşük risk taşıyan ülke pazarlarına yönelebilmekte ve bu durum gelişmekte olan ülkelerden önemli bir sermaye kaçışına yol açabilmektedir.

SONUÇ

Günümüzde küresel terörizm, sürekli bir değişim sürecine girmektedir. Ülkelerin bu değişime uygun olarak algılamalarını güncelleştirmeleri gerekmektedir. Yeni değişim ve yönelimlere uygun olarak politikalar ve ilave önlemleri güncelleştirilmeli ve sürekli gözden geçirilmelidir. Terörist saldırıların önlenmesi, önlemlerin geliştirilmesi, bu kapsamda zafiyetlerin azaltılması ve en aza indirilmesi gerekmektedir. Ülkeler, küresel terörizme karşı güvenlik güçlerini yeniden yapılandırmalı, sivil toplumun duyarlılığının artırılması sağlanmalı ve toplumun bütününün bu mücadelede desteğinin ve katılımının sağlanması yönünde irade oluşturulmalıdır.

Küresel Terörizmin sermaye kaynakları ve hareketleri çok iyi izlenmelidir. Ulusal ve uluslararası düzeyde istihbaratın yaygınlaştırılması, elde edilen istihbaratın değerlendirilmesi ve yorumlanması önem taşımaktadır. Küresel terör eylemleri yapan örgütler hakkında ortak veri tabanları oluşturulmalı ve bilgi paylaşımı en ileri düzeyde gerçekleştirilmelidir.

Küresel terör eylemleri nedeni ile ekonomide bir durgunluğa neden olmamak için ülkelerin “canlandırıcı iktisat politikaları“nı yürürlüğe sokmaları gerekmektedir. Bu konuda önceden politikalar belirlenmeli ve hemen uygulanabilmelidir. Olası bir eylem durumunda hemen kriz yönetimine geçilebilmeli ve kontrol etkin bir şekilde yürütülebilmelidir. Kamu otoriteleri durgunluğu denetim altına alacak ve ekonomide canlandırmayı devamlı olarak süratlendirecek politikalar üretebilmeli ve kararlılıkla uygulayabilmelidir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.