Pakistan’ın Geleceğinde Kimler Rol Oynayacak?

Alıntı

Pakistan’ın Butto’nun ölümünden sonra kaosa sürüklenme ihtimali yüksek. Ancak yine de kriz kaçınılmaz değil. İstikrar, güvenlik ve demokrasiyle ülke uçurumun kenarından kurtarılabilir. Ulusal yenilenme hareketinin gerisine düşecek tüm girişimler, Pakistan halkının çekeceği acıların devamı anlamına gelecektir....

Pakistan’ın Butto’nun ölümünden sonra kaosa sürüklenme ihtimali yüksek. Ancak yine de kriz kaçınılmaz değil. İstikrar, güvenlik ve demokrasiyle ülke uçurumun kenarından kurtarılabilir. ulusal yenilenme hareketinin gerisine düşecek tüm girişimler, Pakistan halkının çekeceği acıların devamı anlamına gelecektir.
PAKİSTAN devletinin kuruluşu, Güney Asya’da dağınık olarak yaşayan Müslüman toplulukları, daha kalabalık Hint topluluğunun düşmanlığından koruma fikrine dayanıyordu. Ancak Pakistan’ın kuruluşundan günümüze geçen süreye bakıldığında bu amacı hedefleyen kurucuların hayal kırıklığına uğradığı görülüyor. Pakistan’da dinin rolü çözülemeyen bir konu olarak varlığını sürdürüyor. Bu çözümsüzlük devlet yapısını, azınlıkların haklarını ve statülerini, ülkenin güvenliği ve iç barışını olumsuz yönde etkilemekte. Pakistan kurulduğu 1947’den bugüne, ömrünün yarısından fazlasını ordunun yönetiminde geçirdi. Butto cinayetinin arkasından Pakistan’ın geleceği, siyasetin din ve ordu sarmalında alacağı şekil ile doğrudan ilgili. Öte yandan iç dinamikleri oluşturan bu faktörler yanında Pakistan’ın bölgesel ve ABD ile ilişkileri özel öneme sahip.

İslam, Pakistan’ın kuruluşunu hazırlayan mücadelelerin ve bağımsızlık sonrası siyasi söyleminin merkezinde yer aldı. Pakistan tarihi, Batı eğitimli siyasal liderlerle muhafazakár dini çevrelerin, dini kurumların ülkenin siyasal sistemine nasıl entegre edileceği konusundaki mücadeleleriyle geçti. Modernleşme yanlıları, din ve devlet ilişkilerinin ayrı tutulmasını savunurken, dini liderler buna karşı çıktı. Bu uzlaşmazlık, anayasa krizlerine ve askeri darbelere yol açtı. 1958’de Eyüp Han askeri darbe ile yönetimi ele geçirince 1956 Anayasası’nı yürürlükten kaldırdı. Yönetimde İslam’ın rolünü sınırlayarak İslami grupları otokratik yönetiminin boyunduruğu altına aldı.

Ziya ül-Hak ve İslamileşme

1977-88 yılları arasında yönetimde kalan Ziya ül-Hak askeri rejimi, İslami grupların yeniden faaliyet alanlarının genişlediği, hükümet ve ordu kadrolarında önemli konumlara yerleştikleri bir dönem oldu. Ziya ül-Hak içeride İslami kurumlar teşkil etmekte, Pakistan toplumunu İslamileştirmek için gayret etmekte, dış politikada ise dikkat çekecek ölçüde Afganistan’daki dağınık ve muhalif İslami grupları desteklemekteydi. Afgan Mücahitleri ve Taliban ile Pakistan’ın ilişkileri bir yandan ABD destekli politikalar olmakla birlikte, diğer taraftan Afganistan sınırında kontrol edilemeyen bölgelerde özellikle Peştunların çıkarabileceği ayrılıkçı hareketlerin kontrol altında tutulmasını amaçlamakta. Pakistan, Taliban hareketini ideolojik eğitim merkezi ve lojistik üssü oldu.

Ancak Pakistan’ın Afganistan’daki İslami grupları destekleyen politikaları kendi ülkesinde çeşitli İslami grupların güç kazanmasına yol açtı. Cemaat-i İslami (CI) gibi siyasi partiler 1990’lı yıllarda güç kazandı. Leşkare-i Taiba (Aziz Ordusu) (LT) Sovyet-Afgan savaşı sırasında el-Kaide’ye benzer bir süreçte kurulan militan İslamcı bir örgüt. LT, Pakistan ordusunun aktif desteği ile Güney Asya’daki en etkili militan gruplardan biri oldu, Aralık 2001’de Hindistan Parlamentosu’na yapılan bir saldırıdan sorumlu tutulmakta. General Perviz Müşerref’in 1999’da yaptığı darbenin gerekçesi, siyasilerin dinin rolünü belirleyememeleriydi. Müşerref’e göre, ülkede güçlenen militan İslam güvensizliğin ana kaynağıydı.

İslamcı partilerin oyu az

İslam, ülkenin kuruluşunda önemli rol oynasa da Pakistan halkının İslami anlayışının ne olduğu konusu tartışmalı. Pakistan’da, 11 Eylül’ün hemen sonrası çeşitli şehirlerde yaptığım gözlemler ve mülakatlar sonucunda, müsamahalı, modern ve istikrarlı bir İslami anlayışın geniş destek gördüğünü fark ettim. Son dönemde yapılan çalışmalar, iş bulamayan gençler arasında militan gruplara ilginin arttığını gösteriliyor. Ancak Pakistan tarihine baktığımızda hiçbir dini liderin kitlesel desteğe sahip olmadığı ve seçimlere giren İslami partilerin başarılı olamadığı görülür. Örneğin İslami hareketlerin kaynağı olarak nitelenen Belucistan ve Kuzeybatı Sınır Bölgesinde (KBSB) bile kayda değer başarı elde edemediler, oyları yüzde 5’i geçemedi. Etkili iki partiden biri olan Cemiyet Ulema-i İslam, bu iki bölgede radikal medreselerin kontrolünü ellinde tutuyor. Parti programında ülkenin İslamileşmesine yer verilmekle beraber, sosyal adaletsizlik ve gelir dağılımındaki çarpıklık gibi kitleleri ilgilendiren sorunları da gündemine almış durumda. ulusal ve bölgesel seçimlerde temsilciler kazanıp, Belucistan ve KBSB bölgesel yönetimlerinde koalisyon ortağı oldu.

CI partisi daha disiplinli ve organize bir yapıya sahip ve destekleyicileri şehirli orta sınıf. Hedefleri top yekûn İslam devrimi. İslami hukukun kabul edilmesi, faizin yasaklanması gibi amaçları var. Ayrıca Filistin ve Keşmir gibi sorunları kendi sorumlulukları olarak görüp, İslam birliği çerçevesinde bu toprakların kurtarılmasını hedeflemekteler. Devrimci karakteri öne çıkan üyeler, seçimlere katılmayı gereksiz görmekte. CI katıldığı seçimlerde düşük yüzdelerde oy aldı ve hükümetin belirlenmesinde etkili olamadı. Daha zayıf üçüncü parti Cemiyet Ulema-i Pakistan (CUP) ise seçimlerde hemen hiç bir varlık gösteremedi. CUP’un varlığını sürdürme amacıyla partiyi muhafaza ettiği ve daha çok baskı grubu olarak çalıştığı biliniyor.

Bu İslami partiler medyada etkileyici sokak gösterileri düzenleyebilen hareketler olarak bilinse de hiçbir zaman seçimlerde ciddi başarı elde edemediler. Bu durum, İslami partilerin, siyasal süreç içinde elde edemedikleri başarıyı, demokratik olmayan yollarla elde etmeye çalışmalarına yol açıyor. İslamabad, Karaçi bombalamaları, Müşerref’e yönelik suikast girişimleri ve Ravalpindi’de Butto’nun suikastla öldürülmesi güvenlik probleminin artık ne boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor.

Pakistan ordusu ülkenin en güçlü ve organize kurumu. Askeri liderler gerek görev başında, gerekse emekliliklerinde ülke siyasetinde önemli rollere sahipler ve muhtemel bir aşırı İslamcı ayaklanmaya, bölgede terörün tırmanması ve Pakistan nükleer silahlarının militan bir yönetimin eline geçmesi korkusuna karşı ordu güvence kaynağı olarak destekleniyor. Müşerref de, ülkenin başındaki askeri lider olarak, aşırı İslamcı gruplara karşı tavır aldı, radikal medreseleri kapattı, Laşkare-i Cangvi terör örgütünü yasakladı. Ayrıca ABD’nin Afganistan’daki çabalarına yardımcı olacak şekilde Veziristan bölgesinde aşırı unsurlarla mücadele etmekte.

Ordu en güçlü kurum

Pakistan ordusu çoklukla Pencabilerden oluşmakla beraber, yüzde 20’si Peştundur. Peştunlar 2 ya da 3 haftada bir evlerini ziyaret etmekte ve bir anlamda kendi bölgelerinde olanları ordunun gündemine taşımakta. Peştun ayrımcılığı korkusuyla orduda Peştunlara bazı ayrıcalıklar verilmekte. Afganistan sınırındaki bölgeler aşiret yapısına sahipler ve ‘bu bölgelerde tam bir kontrol var’ demek zor. Taliban’ın son dönemde Pakistan toprakları üzerinden Afganistan’a saldırdığı biliniyor. Bu bölgelerde ordunun faaliyetleri İslami hareketlerce, 11 Eylül sonrası dönemde Müşerref yönetiminin kendilerini arkadan vurması olarak değerlendiriliyor. Müşerref yönetimindeki orduya yönelik en ciddi eleştiri ise ülke bütçesinin önemli kısmının ordu tarafından kullanılması ve ordu mensuplarının sahip olduğu imkánlar.

Ayrıca emekli subayların devlet teşekküllerinde yüklendikleri önemli görevler sivil hayat sahasını sınırlayan bir durum olarak görülmekte. Müşerref’in ordu komutanlığını bırakmasının ardından değişiklik yaşanmayacağını, siyaset alanını güvenliğin belirlediği bu ortamda ordunun etkisini sürdürüp demokrasinin de askıda kalacağını söylemek mümkün.

Müşerref’in Amerika ile ilişkileri Pakistan’ın geleceği için önemli. 11 Eylül sonrasında Pakistan yönetimi Amerika’nın güvenilir müttefiki oldu. Pakistan’da Amerika’yı eleştirmek bile bir tabu. Çok eskiye gitmeden, Müşerref’in olağanüstü hal ilan ettiği 3 Kasım’dan günümüze bakacak olursak, Müşerref tavizsiz bir askeri lider gibi davrandı. Nihai hedefi kendi siyasi geleceğini garanti altına almak olan bir dizi girişim gerçekleştirdi. Siyasal sistemin belirleyicileri olan anayasa, hükümet, yargı ve parlamentoyu yeniden yapılandırarak kendi çıkarları ile örtüşecek şekle getirdi. Hedefe ulaştığını düşündüğü zaman olağanüstü hali kaldırdı ve 8 Ocak’ta şeffaf ve hür yasama seçimlerinin yapılacağını ilan etti. Bu süreç içerisinde sınırlı bir Amerikan tepkisi dışında Bush yönetimi ile sorun yaşamadı.

Aktörleri Bush, Müşerref ve Pakistan ordusu olan, Pakistan’ı bir anlamda Afrika askeri diktatörlüklerine benzeten bir oyun sahneye kondu. Olağanüstü hal ilanı sonrasında Müşerref, komplo planı içinde olduklarını iddia ettiği başta yargı olmak üzere kişi ve kurumlar üzerine acımasızca gitti. Teröre karşı savaş döneminde, Taliban benzeri oluşumlarla da mücadele ettiğini söyledi. Bu plan, üzerinden üniformayı çıkarmasına karşılık ordunun ve Bush yönetiminin örtülü desteği ile sahneye kondu. Ancak Müşerref’in beklemediği şekilde, Butto, Amerikan yönetimi tarafından iktidarı paylaşmak üzere Pakistan’a dönmeye ikna edildi. Pakistan siyasetinin içine düştüğü kısır döngü Butto benzeri bir liderin başarılı olabileceğine dair güçlü sinyaller vermekteydi. Güç politikası içerisinde sınırlarını bilen Müşerref bu durumu kabullenmek zorunda kaldı.

<<>>
Butto sonrası meçhul

Butto sonrası Pakistan’da nasıl bir siyasi tablo ortaya çıkacak? Potansiyel lider adaylarının kimler olduğu merak konusu. Navaz Şerif’in ülkede prestiji çok düşük. Şerif, Pakistan’da Suudilerin adamı olarak tanınıyor. Amerikan yönetimi Şerif’in bütün yakınlaşma çabalarına rağmen olumlu cevap vermedi. Suudi penceresi Şerif için Amerika ile yakınlaşma imkánı sunmadı.

Butto sonrası dönemde değişiklik olup olmayacağını zaman gösterecek. Müşerref’in tepkisi ile ortaya çıkan Pakistan’da yargıya yönelik baskıların öncüsü Şerif’tir. Yüksek Mahkeme’ye ilk saldırı Şerif dönemindedir. Şerif yanlıları aleyhlerinde kararlar verdikleri ithamlarıyla hákimlere fiziksel saldırılarda bulundular.

Butto sonrası Halk Partisi’ne eşi Asıf Zerdari ve tanınmayan iki ismin liderlik yapacağı açıklandı. Bu üçlü yönetim, Butto’nun 19 yaşındaki oğlu Bilavel’in yeterli olgunluğa erişene kadar yönetimde kalacak. Pakistan’da parti içi demokrasi bir kez daha zarar gördü ve Tarık Ali’nin deyimiyle, hanedan geleneği bütün acziyle bir daha ortaya çıktı. Müşerref’in, baş hákimi görevden alma sürecinde cesur bir direniş gösteren Aitzaz İhsan gibi bir isim ev hapsinde ve parti içi oligarşik yapı İhsan’ın partide rol alabileceği düşüncesini aklına bile getirmedi. Bir diğer lider adayı Genelkurmay Başkanı Eşref Kiyani.

Hanedanlık bozulmadı

Sonuç olarak Pakistan’da çok acil bir ulusal uzlaşma hükümeti kurulması gerekli. Bu geçici yönetim üç önemli görevi yüklenmeli. 1) Bağımsız bir komisyon Butto cinayetinin sorumlusunu bulmak üzere çalışmalı. 2) Güvenlik ve istikrar sağlanmalı. Müşerref yerine daha ılımlı bir isim partilerin geniş katılımıyla oluşturulacak yönetimi üstlenmeli ve 6 ay içinde yeni meşru hükümet kurulmalı. 3) Elitler uzlaşmalı. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ordunun anayasal rolleri belirlenmeli, bir güçler ayrımı tesis edilmeli.

Pakistan’ın Butto sonrası kaosa sürüklenme ihtimali yüksek. Ancak kriz kaçınılmaz değil. Pakistan’daki başarısızlığa farklılıkların açıkça tartışılarak uzlaşılması, militan gruplara karşı hep beraber mücadele edilmesi, çökmenin eşiğindeki devletin zamanın ruhuna uygun bir şekilde istikrar, güvenlik ve demokrasinin koruyucusu olacak şekilde dönüştürülmesi ile son verilebilir. Bir ulusal yenilenme hareketinin gerisine düşecek tüm girişimler Pakistan halkının çekeceği acıların devam etmesi anlamına gelecektir.

Kaynak: Star Gazetesi / 07.01.2008
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2049 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
TASAM Türkiye 82 2049

Hint-Pasifik bölgesinde savaşın patlak vermesi gerçek bir olasılık. Artan rekabet, küresel ve bölgesel güçler arasındaki güven eksikliğinin büyümesi ve potansiyel yanılgılar riski artırmaktadır. Çatışmaların tırmanma riskleri ve bunların nasıl yönetilebileceği konusunda daha etkili bir Avustralya od...;

Bölgesel entegrasyon, 2000'lerin ortalarından itibaren çeşitli boyutlar ve altbölgeler arasında sürekli olarak artış göstermiştir. Asya-Pasifik Bölgesel İşbirliği ve Entegrasyon Endeksi (ARCII) temel alındığında, bölge, bölgesel değer zincirleri, insanlar ve sosyal entegrasyon konularında Avrupa Bir...;

Bu yıl Çin için Ejderha yılı. Bu yıl doğan çocukların daha şanslı kabul edildiği, varsayılan şansı yakalamak için ailelerin büyük gayret gösterdiği bir yıl 2024. Aynı inanç Tayvan, Singapur, Hong Kong, Japonya ve Malezya içinde söz konusu. Çin acaba 2024 de ejderhanın verdiği özgüven ve ivmeyle ne g...;

Bu yayın, "Liberalizme Dayalı Uluslararası Düzenin Geleceği" olan tema üzerine taze bakış açıları sunma girişimidir. Yayın, özellikle üç ana alanda evrilen siyasi gerçekleri analiz eder ve mevcut yönetim modellerindeki boşlukları doldurmayı amaçlar: (1) Tayvan olayına karşı stratejik bir kalkan; (2)...;

Dünya'da kentleşme, sanayileşme ve kentlerde nüfusun artması sonucu, ciddi çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Çevre sorunları ile mücadele edebilmek için, uluslararası kuruluşlar, hükümetler ve yerel yönetimler çevreye karşı duyarlı olan çeşitli stratejiler geliştirmiştir. Son yıllarda "sürdürülebili...;

Bilindiği gibi BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’yı bir araya getiren bir grupken 2023 bitmeden Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın katılımı ile dönemsel toplantılarda buluşmaktan öte ortak iktisadi veya siyasi amaçlar etrafında buluş...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı “Geleceğin Savunması ve Değişim Yönetimi“ başlıklı 2024 ikinci dönemi 24 Şubat 2024 ve 16 Mart 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek. Kontenjan esasına göre s...;

Artan jeopolitik gerilimler ve yükselen ekonomik belirsizlik ortamında, her ne kadar hükümetler artık küresel işbirliğinin mutlak faydalarına odaklanmıyor olsa da birbirlerine göre daha az “kazandıkları“ endişesine kapılmaktan geri kalmıyorlar. Göreceli kazançları önceliklendirmek, kaybeden-kaybeden...;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 24 Şub 2024 - 16 Mar 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...