Eğitimde Bütünlük Ve Kutsallık (Wholeness and Holiness)

Makale

Bütünlük, birlik, uyum ve denge, yalnızca İslami programların ve eğitim sistemlerinin geliştirilmesinde değil, mikrokozmostan makrokozmosa, benlikten evrene kadar tüm durumlarda önemli kavramlardır. Kutuplaşma ve çelişkiler, yaşamın her yerinde doğaldır. Olumsuz ve olumlu güçler, canlıları ayakta tutmak ve onların evrimine, büyümesine ve gelişimine katkıda bulunmak için sürekli olarak birbirleriyle etkileşim hâlindedir. ...

Bu eseri yazmaktaki amacım, Kuzey Amerika ve Avrupa'daki Müslüman öğrencileri kişisel deneyimleri üzerine düşünmeye, yaşamlarındaki altın ipliği bulmaya, onu kabul etmeye ve kişisel ve mesleki yaşamlarında kullanmaya teşvik etmektir. Bütün olmayı, herkesin içinde bulunan Kutsal'ı fark etmeyi ve onu gündelik yaşamın bir parçası hâline getirmeyi teşvik etmek istiyorum. Kutsal'ın fark edilip kabul edildiği an, onların yaşamında bir dönüm noktası olacak ve çalışmaları kaçınılmaz olarak İslami bir yön alacaktır. Fen bilimleri, teknoloji, sosyoloji, psikoloji ya da astronomi, ne okuyor olurlarsa olsunlar, bu alanlardaki teorileri İslami bir perspektiften analiz etmeye başladıklarında, ruhani olan ve kutsal olan doğal ve derin bir biçimde her şeye nüfuz eder. Bu çalışma, İslam toplumları ve İslam kültürü için uygun olan bilgi üretim yöntemlerine odaklanmaktadır. Araştırma yöntemlerinin ve stratejilerinin seçimi, neyin geçerli sosyal bilim sayılacağı meselesine ilişkin bir soru hâline gelir; bu soru da neyin geçerli bilimsel bilgi sayılacağına dair ölçütlere atıfla yanıtlanmalıdır. Bilgi üretimiyle ilgili meselelere ek olarak çalışma, öğretme ve öğrenmeden kaynaklanan bilgi edinme ve dönüştürme yöntemleriyle de ilgilenmektedir. Hem geleneksel hem de alternatif paradigmalara ilişkin bir literatür taraması sunulmuş olup bu tarama, bütüncül-ruhani paradigma için zemini hazırlamaktadır. Her iki paradigma için de meseleler üç düzeyde tartışılmıştır: ontolojik, epistemolojik ve metodolojik. Tartışmanın vurgusu, araştırma metodolojisinin altında yatan felsefi meseleler üzerindedir. Ayrıca sosyal bilimlere hâkim olmuş iki temel kuramsal perspektife, yani pozitivizme ve yapılandırmacılığa/yorumsamacılığa (ikincisi doğalcı paradigma olarak da adlandırılır) ışık tutmayı, her iki paradigmanın da İslami bilginin üretimi için uygunsuzluğuna dair eleştirel bir değerlendirme sunmayı amaçlıyorum.
 
Argümanım, İslami bakış açısına göre gerçekliğin tek olduğu varsayımına dayanmaktadır; gerçeklik, aslında birbirini tamamlayan bütün görünürdeki karşıtlardan oluşur. Gerçekliğin öznel ya da nesnel yanlarından birini inkâr etmek, bilincimizde bir yarılmaya ve dolayısıyla bütünü ve bir olanı algılama yeteneğimizde bir bölünmeye yol açar. İnsanın varlığının entelektüel ve ruhani yanları arasında, bütünlüğe ve kutsallığa götüren bir dengeye ihtiyacı vardır. Her iki paradigmanın da görülmeyenler âlemi, Tanrı, Kıyamet Günü ve ahiret gibi metafizik meseleleri ve kavramları kapsama konusundaki sınırlılıklarını ayrıca açıklıyorum. Bütüncül-ruhani paradigma, bu tür metafizik kavramlara dayanmaktadır. Bütünlük, birlik, uyum ve denge, yalnızca İslami programların ve eğitim sistemlerinin geliştirilmesinde değil, mikrokozmostan makrokozmosa, benlikten evrene kadar tüm durumlarda önemli kavramlardır. Kutuplaşma ve çelişkiler, yaşamın her yerinde doğaldır. Olumsuz ve olumlu güçler, canlıları ayakta tutmak ve onların evrimine, büyümesine ve gelişimine katkıda bulunmak için sürekli olarak birbirleriyle etkileşim hâlindedir. Bütünlük, birlik, çokluk ilkelerinin ve bunlar arasındaki ilişkinin farkında olmak; anlayış, açıklık, hoşgörü ve doğruluk (bütünlük) geliştirmeye yardımcı olur. Bu farkındalık, insanların duyuların sağladığı bilginin ötesini ve üstünü görebilecekleri daha geniş bir bilgi tabanı üzerinde hareket etmelerine yardımcı olur. Aynı zamanda bireylerin, benliğin, doğanın ve evrenin çokluğu aracılığıyla birliği deneyimlemelerine ve idrak etmelerine yardımcı olur. Bu yolla bireyler, Tanrı'nın çelişkileri mücadele edilsin diye değil, Bir olanın ve çokluğun ince zekâsını çeşitli düzeylerde ve farklı boyutlarda keşfetmenin ve anlamanın aracı olarak yarattığını öğrenebilirler. İnsanlar bunun ardından büyüme ve evrim güçlerini idrak edebilir ve bu güçlere karşı değil, onlarla birlikte çalışabilirler.
 
BİRİNCİ BÖLÜM: KİŞİSEL DENEYİMLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
 
Birinci Kısım
 
Ruhani ve Entelektüel Yolculuk
 
Bu kitaba kişisel deneyimlerim üzerine bir bölüm eklemeye ilk karar verdiğimde, bölümü iki kısma ayırdım: (1) entelektüel yolculuk ve (2) ruhani yolculuk. Deneyimlerimi bu kitabın bir parçası olarak dâhil etme kararı kolay bir karar değildi; yıllar süren çeşitli deneyimleri yeniden kurgulama sürecinin acısından geçmek de öyle. Ancak bu kitabın fikirleri kişisel, eğitimsel ve mesleki yaşamımda doğduğu için, çalışmamın entelektüel ve ruhani gelişiminin köklerini göstermek amacıyla bu deneyimleri dâhil etmem şarttır. Bu kitabın tohumları doktora tezimde yatmaktadır. Bu deneyimler üzerine düşünmek, çalışmanın geçmiş ile gelecek arasında ve birey ile toplum arasında bir bağ olarak nasıl görülebileceğini de göstermektedir.
 
İslami kimliğim Toronto Üniversitesi'nde sınandı. Doktora derecemi yaparken ruhani ve entelektüel bir bunalımdan geçmemiş olsaydım, bu gerçekliği deneyimleyemezdim. Kütüphanelerde her türden kitabı arayıp okuyarak geçirdiğim sonsuz saatlerin aslında kaynak arayışı olmaktan çok, İslami ve bütüncül kimliğimin arayışı olduğunu sonradan fark ettim. Bütün varlığımı, yani aklımı, ruhumu ve bedenimi meşrulaştırmaya çalıştığımı anladım. Kimlik arayışımda zor sorulara yanıt vermek zorunda kaldım. Bir noktada, iki yanım arasında, yani ruhani ya da entelektüel olan arasında seçim yapmam gerektiğini hissettim. Bu seçim acımasızdı ve akıl ile ruhun ayrılmasıyla sonuçlanabilirdi. O noktada durumun kontrolümün dışında ve çözme yeteneğimin ötesinde olduğunu fark ettim. Allah'a sığındım ve O'ndan yardım diledim.


Devamı için...
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Gruplar arasındaki kalıcı eşitsizlikleri açıklarken iktisat uzun süre aynı yere baktı: geride kalan grubun eksiklerine. Daha az eğitim, daha az beceri, farklı tercihler, "uygun olmayan" kültürel alışkanlıklar. Bu bakışta eşitsizlik, dezavantajlı bireylerin özelliklerinin toplamıdır; çözüm de o birey...;

Bütünlük, birlik, uyum ve denge, yalnızca İslami programların ve eğitim sistemlerinin geliştirilmesinde değil, mikrokozmostan makrokozmosa, benlikten evrene kadar tüm durumlarda önemli kavramlardır. Kutuplaşma ve çelişkiler, yaşamın her yerinde doğaldır. Olumsuz ve olumlu güçler, canlıları ayakta tu...;

Bir iktisat dersini hayal edin: öğretim üyesi tahtaya bir arz-talep eğrisi çiziyor, denge noktasını buluyor, öğrenciler defterlerine geçiriyor. Şimdi aynı sahneyi bir kaç yıl sonrasına taşıyın — tahtanın yerini bir ekran, tebeşirin yerini bir sohbet kutusu almış. ;

İkinci Dünya Savaşı sonrası iktisat yazınının uzun bir bölümü, kapitalizmi tekil ve homojen bir sistem olarak ele almış; farklılıklar yalnızca gelişmişlik düzeyi ya da politika tercihleri düzeyinde aranmıştır. ;

Bir toplum, gençlerini uyuşturucudan koruyabilir; fakat onların zihinlerini, kendisinin üretmediği ve düşünce dünyalarını nasıl şekillendirdiğini bütünüyle kavrayamadığı dijital platformların etkisine açık bırakabilir. Binlerce doktor ve mühendis yetiştirebilir; ancak ilk ciddi kriz anında ihtiyaç d...;

İktisat bilimi, özü itibarıyla "kıtlık" (scarcity) üzerine inşa edilmiş bir disiplindir. Adam Smith’ten Keynes’e, üretim faktörlerinin (toprak, emek ve sermaye) sınırlılığı ve bu sınırlı kaynakların en yüksek toplumsal refahı sağlayacak şekilde dağıtımı, iktisadi düşüncenin ana eksenini oluşturmuştu...;

Konfüçyüs’ün ünlü öğretileri, yazara göre bu makalede tanıtılan doktrinin — sentezleyici realizmin — ortaya çıkışını öngörmüştür. Bu yeni öğretinin amacı; modern felsefenin gelişimindeki üç ana dal olan nesnelcilik (objektivizm), öznelcilik (süjektivizm) ve ampirizmi tek bir felsefi dünya tablosunda...;

“Türkiye Markası; Yerelden Kürese 21. Yüzyıl İçin Stratejik Yol Haritası” isimli kitap, TASAM Yayınları tarafından yayımlandı. Prof. Dr. Abdullah Özkan, Dr. Öğretim Üyesi Erol Dönek, Dr. Mehmet Sali editörlüğünde hazırlanan kitapta konunun uzmanı 18 bilim insanının 17 makalesi yer alıyor.;

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye