Devletin Şiddet Tekelini Yeniden Kurmak: Sierra Leone Deneyimi Üzerinden DDR ve Pozitif Barış İlişkisi
Özet
Bu çalışma, Sierra Leone’de iç savaş sonrası uygulanan Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (DDR) programının ‘teknik başarı’ ölçütleri ile (silahsızlanma/terhis/yeniden uyum) sınırlı kalmasının, devletin şiddet tekelinin yeniden tesisi ve pozitif barışın kurumsallaşmasında yeterli olup olmadığını tartışmaktadır. Tek-vaka açıklayıcı analiz çerçevesinde, DDR’ın kısa vadeli güvenlik çıktıları ile uzun vadeli yönetişim sorunları ve sosyoekonomik kapsayıcılık göstergeleri arasındaki ilişki izlenmiştir. Bu çerçevede Sierra Leone’deki ACLED/UCDP siyasi şiddet eğilimleri, İnsani Gelişim Endeksi bileşenleri (HDR), seçmen katılımı vb. göstergeler kullanarak veri üçgenlemesi yapılmıştır. Bulgular, aktif çatışmanın sona ermesinin (negatif barış), devlet kapasitesinin güçlenmesi ve toplumsal kapsayıcılığın sağlanması yoluyla pozitif barışın tesis edilmesi için tek başına yeterli olmadığını göstermektedir.
Bu çalışma, DDR literatüründeki hâkim “başarı“ anlatılarını, devletin şiddet tekelinin kurumsallaşması kavramı üzerinden eleştirel biçimde yeniden değerlendirerek; çatışma sonrası barış inşasında teknik başarı göstergelerine dayalı yaklaşımların yapısal sınırlarını Sierra Leone vakası üzerinden ampirik olarak ortaya koymaktadır.
Bu çalışma, Sierra Leone’de iç savaş sonrası uygulanan Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (DDR) programının ‘teknik başarı’ ölçütleri ile (silahsızlanma/terhis/yeniden uyum) sınırlı kalmasının, devletin şiddet tekelinin yeniden tesisi ve pozitif barışın kurumsallaşmasında yeterli olup olmadığını tartışmaktadır. Tek-vaka açıklayıcı analiz çerçevesinde, DDR’ın kısa vadeli güvenlik çıktıları ile uzun vadeli yönetişim sorunları ve sosyoekonomik kapsayıcılık göstergeleri arasındaki ilişki izlenmiştir. Bu çerçevede Sierra Leone’deki ACLED/UCDP siyasi şiddet eğilimleri, İnsani Gelişim Endeksi bileşenleri (HDR), seçmen katılımı vb. göstergeler kullanarak veri üçgenlemesi yapılmıştır. Bulgular, aktif çatışmanın sona ermesinin (negatif barış), devlet kapasitesinin güçlenmesi ve toplumsal kapsayıcılığın sağlanması yoluyla pozitif barışın tesis edilmesi için tek başına yeterli olmadığını göstermektedir.
Bu çalışma, DDR literatüründeki hâkim “başarı“ anlatılarını, devletin şiddet tekelinin kurumsallaşması kavramı üzerinden eleştirel biçimde yeniden değerlendirerek; çatışma sonrası barış inşasında teknik başarı göstergelerine dayalı yaklaşımların yapısal sınırlarını Sierra Leone vakası üzerinden ampirik olarak ortaya koymaktadır.
- Giriş
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan insan merkezli güvenlik yaklaşımı, çatışmanın yoğun olduğu ve istikrarın sağlanmasının zor olduğu kırılgan topluluklarda; barış inşası, sürdürülebilir sosyal düzenin yeniden tesisi ve işler kurumsal yapıların oluşturulması ile yakından ilişkilidir. Ancak sömürge sonrası devletler söz konusu olduğunda, iç savaş sonrası barış süreçlerinin devlet aygıtı dışında diğer aktörlerin stratejik ve mali etkileri ile birlikte şekillendiği görülmektedir (Mac Ginty & Richmond, 2019; Jarstad & Belloni, 2020). Bu bağlamda İngiliz sömürgesi sonrası bağımsızlığını kazanan ancak bölgedeki negatif barışın pozitif barışı garantilememesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan istikrarsızlıklar ve çatışma sonrası yeniden yapılanma süreçleri bağlamında Sierra Leone önemli bir vaka olarak karşımıza çıkmaktadır. 1991-2002 yılları arasında Sierra Leone’de başlayan ve siyasi şiddetle giderek kritik bir noktaya ulaşan iç savaş, devlet otoritesinin zayıflamasına ve kaynakların (özellikle elmas madenlerinin) çatışma sürecinde silah ticaretinde pazarlık unsuru olarak kullanılmasına neden olmuştur. Devlet dışı aktörlerin silahlanmasıyla ölüm oranlarının kritik düzeye ulaştığı Sierra Leone’de kapsamlı bir DDR süreci başlatılmıştır. Bu bağlamda çatışma sonrası yeniden yapılanma sürecinin üç ana hedefi: 1) eski savaşçıların silahsızlandırılması, 2) terhis edilmesi ve 3) topluma yeniden entegre edilmesi olarak tanımlanmıştır (DDR). Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNAMSIL) Sierra Leone’deki barış inşası sürecini yönetmiş; Sierra Leone’yi DDR sürecinin başarılı bir örneği olarak değerlendirmiştir (Freeman, 2008). UNAMSIL operasyonlarının başlangıçtaki yetersizliği, Birleşik Krallık'ın “Palliser Operasyonu“ ve “Barras Operasyonu“ girişimleriyle kritik bir dönüm noktasına ulaşmıştır (Dobbins ve ark., 2008). Bu başarı parametresi literatürde pekçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu araştırma, söz konusu tartışmaları, sömürge sonrası devletlerde ulus inşası ve barış inşası süreçlerinin iç ve dış aktörler üzerindeki karşılıklı etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Benimsenen nitel vaka analizi yaklaşımı, Sierra Leone'nin DDR başarısının klasik teknik göstergelerini (terhis edilen eski savaşçı sayısı ve toplanan silah miktarı) aşarak, sürecin uzun vadeli etkinliğini çok katmanlı nicel verilerle eleştirel biçimde sorgulamaktadır. Bu çalışma, Johan Galtung'un pozitif ve negatif barış ayrımını teorik çerçeve olarak kullanmaktadır. Galtung'a göre negatif barış, doğrudan şiddetin olmadığı bir atmosfere odaklanırken; pozitif barış yapısal şiddetin (örn: eşitsizlik, adaletsizlik ve sömürü) de ortadan kaldırıldığı, sosyal adalet ve işbirliğinin hakim olduğu bir barış ortamını ifade etmektedir (Galtung, 1969). Çalışma, Sierra Leone iç savaşının ardından uygulanan Silahsızlandırma, Demobilizasyon ve Yeniden Entegrasyon (DDR) sürecinin teknik göstergeler açısından başarılı görünmesine rağmen, devletin şiddet tekelinin ve pozitif barışın neden kalıcı biçimde tesis edilemediğini sorgulamaktadır. Tek vaka temelli açıklayıcı analiz yöntemiyle yürütülen araştırma, siyasal şiddet olayları (ACLED verileri), sosyo-ekonomik göstergeler (UNDP İnsanî Gelişme Raporu, Dünya Bankası) ve seçim katılım oranlarını üçgenleyerek veri analizini güçlendirmektedir. Bu bağlamda, DDR ile Güvenlik Sektörü Reformu (SSR) arasındaki etkileşimin hangi mekanizmalar üzerinden kırılganlık ürettiği tartışılmaktadır.