İstanbul Türkçesi ve Doğumunun 500. Yılında Şairler Sultanı Bakî

Makale

Kanuni Sultan Süleyman, Bakî gibi büyük bir kabiliyeti bulup ona alan açmasını uzun padişahlık döneminin en zevkli birkaç hadisesinden biri olarak telakki eder. Büyük sultanla Bakî arasındaki alaka padişahın ölümüne kadar devam etti. Şair hamisinin ölümü üzerine ona Türk Edebiyatının en ünlü mersiyesini yazarak teşekkürünü büyük sanatkarlara yakışacak bir şekilde ifade etti....

İstanbul Türkçesi ve Doğumunun 500. Yılında Şairler Sultanı Bakî

Kanuni Sultan Süleyman, Bakî gibi büyük bir kabiliyeti bulup ona alan açmasını uzun padişahlık döneminin en zevkli birkaç hadisesinden biri olarak telakki eder. Büyük sultanla Bakî arasındaki alaka padişahın ölümüne kadar devam etti. Şair hamisinin ölümü üzerine ona Türk Edebiyatının en ünlü mersiyesini yazarak teşekkürünü büyük sanatkarlara yakışacak bir şekilde ifade etti.

Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sedâ imiş

UNESCO'nun bir geleneği var; her yıl Dünyadaki önemli olay ve şahsiyetlerin 50 ve katları şeklindeki yıl dönümlerini ilgili ülke Millî Komisyonlarının teklifi üzerine değerlendirip uygun görülenleri anılıp kutlanmak üzere kabul ediyor. Böylece kabul edilen isimler UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri arasına alınmış oluyor. Bu yıl UNESCO 43. Genel Konferansında ülkemizin önerisiyle alınan bu nitelikteki kararlardan biri ünlü şair Bakî ile ilgili. Çünkü, Türk Edebiyatının XVI. yüzyıldaki bu büyük şairinin doğumunun 500. yılı (2026).

Bu fırsattan istifade ile size biraz Bakî'yi anlatmak istiyorum. O öncelikle bir İstanbul şairi. Dolayısı ile yazı dilimizin yaslandığı İstanbul Türkçesinin banilerinden biri. O yüzden anlatıma Türkçenin kısa bir yazı dili tarihi ile başlamak istiyorum.

İlk yazılı örnekleri olan Yenisey Yazıtları ile Türkçe, kesintisiz olarak VII. yüzyıldan itibaren izlenebilen, yaşayan en eski yazı dillerinden biri. Ama asıl kalıcı olan eserlerini, İslam medeniyeti çerçevesinde üretmiş. Karahanlılar Devleti'nin (1212) kuruluşunu takiben, Kaşgar gibi kültür merkezleri teşekkül etmeye başlayınca buralarda Türkçenin ilk eserleri kaleme alınmış. İslami Türk edebiyatının XI. yüzyıl ortalarında Hakanî Türkçesi çerçevesinde oluşan ve XIII. yüzyıla kadar devam eden bu ortak yazı dilinin, Türk boylarının Moğol baskısıyla Batı'ya doğru göçlerinde yepyeni bir dünya ile tanışmaları sebebiyle, artık ihtiyaca cevap vermediği; bu coğrafi dağılışın hem konuşma hem de yazı dilinde farklılıklar doğurduğu görülmüş ve bu tarihten itibaren Türkçe, Doğu ve Batı Türkçesi olmak üzere iki yazı diline ayrılmış. Beylikler döneminde Batı Türkçesi Anadolu'da öne çıkmış, önce Kırşehir ve Kütahya, daha sonra Bursa ve Edirne gibi şehirlerde bu yeni yazı dili ile eserler verilmeye başlanmış.

Osmanlı Beyliğinin önce devlete, giderek bir imparatorluğuna yürüyüşüyle paralel olarak Türkçenin de gelişimi devam eder. İlk dönemde Şeyhî ve Ahmet Paşa, İslam medeniyetinin farklı coğrafyalarında daha önce teşekkül etmiş edebi gelenekleri tevarüs ederek yeni bir şiir dili oluşturma çabası içinde olurlar. Bunlara Necatî Bey, Osmanlı kültürünün iç sesi olarak yeni bir dil ve üslupla katkıda bulunur. Hayalî Bey, Rumeli edasını şiire taşıyarak bu yapıyı zenginleştirir. Taşlıcalı Yahya Bey, devşirme şairlerde görülen Türkçe atasözü ve deyimlerle örülü sade anlatımı edebi geleneğe taşır. Öte yandan Türkçenin biraz uzak coğrafyasından seslenen Fuzulî, muhteşem şiirin nasıl olabileceğini İstanbul şairlerine gösterir. İstanbul'un fethiyle her bakımdan bir büyük devlet olmaya yürüyen Osmanlı toplumu kültürel anlamda da kendi dilini, üslubunu, kısacası kendi sesini bulmak durumundadır. Kısacası bir yandan Farsçadan çeviri veya nazire yoluyla aktarılan imgeler, mahalli çevrelerin folklorik ürünleriyle yoğrularak Türkçenin ifade imkânları içinde yeni bir kalıba aktarılır. Bu işlem genel Osmanlı medeniyet üslubu gibi büyük oranda Kanuni Sultan Süleyman döneminde artık olgunlaşmıştır. Bu oluşum sürecinde imparatorluk imajını temsil edecek,kendi sesini terennüm edecek yeni isimlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yani Dünyanın en büyük devletinin haşmetiyle mütenasip bir dil ve üslup. Devletin yüksek kültürel başarı düzeyini yansıtacak bir anlatım. Bu dönemin edebi anlatımı bilinçli olarak estetize edilmiş bir ifade biçimi olmalı, geniş Osmanlı dünyasında ve çevre ülkelerde Osmanlı imajını yükseltmeli, özellikle İran'daki Safevi yöneticileriyle sürdürülen rekabette de devlete katkı sağlamalıdır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2862 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 663
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Kanuni Sultan Süleyman, Bakî gibi büyük bir kabiliyeti bulup ona alan açmasını uzun padişahlık döneminin en zevkli birkaç hadisesinden biri olarak telakki eder. Büyük sultanla Bakî arasındaki alaka padişahın ölümüne kadar devam etti. Şair hamisinin ölümü üzerine ona Türk Edebiyatının en ünlü mersiye...;

“Felsefe griyi griyle boyadığında, hayatın şekli yaşlanır ve bu griyle gençleşemez, ancak anlaşılabilir; Minerva'nın baykuşu kanatlarını ancak alacakaranlığın gelişiyle açar.” — G.W.F. Hegel, Hukuk Felsefesi ;

Dünya tarihinde deniz kuvvetinin desteklemediği hiç bir savaş kazanılamamiştir. 21 nci yüzyılda öne çıkan güç merkezleri dikkate alındığında, bundan sonraki savaşlarda da deniz kuvvetinin doğrudan katkısı ve desteği olmayan hiç bir savaşın kazanılması da mümkün olamayacaktır. ;

Her ülkenin kurucu ataları vardır. Doğal olarak onlar çok sevilirler ve gelecek kuşaklara gururla aktarılarak unutulmaları önlenmeye çalışılır. Buna rağmen birçoğu hem kendi tarihleri hem de dünya tarihi içinde unutulurlar. Bu nedenle onlar için devasa görsel anıtlar yapılır, resmi kurumlara resimle...;

Yeni modellemelere ilham vermek üzere kaynak eser niteliğindeki “Osmanlı Devleti’nde Tasavvuf Hayatının Yönetişimi | Meclis-i Meşâyih Defterleri", prestij standartlarda sınırlı sayıda özel kutulu ansiklopedik boy iki cilt 1378 sayfa olarak yayımlananarak ön siparişe özel indirimi ile TASAM Yayınları...;

Afrika’da Yahudi Diasporası,15.yüzyılda Avrupa’dan kovulan Sefarad Yahudilerinin, Osmanlı hakimiyetinde olan Kuzey Afrika’ya gelmeleri ile başlamıştır. Bununla birlikte Etiyopya Yahudileri olarak da ifade edilen Falaşalar (Beta İsrail) 1 Afrika ile diyalog kurmada etkili olmuşlardır. Falaşaların Hz....;

Osmanlı ve kısmen de Cumhuriyet dönemine ait genel tarihin deniz veçhelerindeki ilginç olaylarını kısa hikayeler şeklinde özetleyen Jeopolitikçi ve Deniz Tarihçisi Dr. Nejat Tarakçı’nın “Osmanlıdan Cumhuriyete Deniz Tarihimizde İz Bırakan Olaylar” adlı eseri TASAM Yayınları tarafından e-kitap olarak...;

Makale, Türk dış politikasının şekillenmesinde güvenlik kültürünün önemli bir rol oynadığını incelemektedir. Güvenlik kültürü, uzun dönemli yapısal ve kısa dönemli konjonktürel faktörlerden etkilenir. Uzun dönemli yapısal faktörler arasında Türkiye’nin kurucu ideolojisi, coğrafi koşulları ve tarihse...;

13. Stratejik Vizyon Ödülleri Töreni | 2021

Stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş adamları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin “on üçüncüsü“ verilecektir.

  • 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Osmanlı Devleti’nde Tasavvuf Hayatının Kurumsal Yönetişimi Sempozyumu

01-03 Mart 2018 tarihinde gerçekleşecek 8. DÜNYA İSLÂM FORUMU marjında, Forum’un ilk günü olan 01 Mart 2018 Perşembe günü

  • 01 Mar 2018 - 01 Mar 2018
  • İstanbul - Türkiye

7. Uluslararası Türk Asya Kongresi

Dünya enerji ve su kaynaklarının geleceği ile ilgili belirsizliğin artmasına karşılık bu iki kaynağa duyulan ihtiyaçta görülen hızlı artış bölgesel ve küresel düzeylerde uluslararası işbirliğini zorunlu kılmaktadır.

  • 21 Nis 2016 - 22 Nis 2016
  • İstanbul - Türkiye

3. Dünya Türk Forumu

20. yüzyıl başlarında meydana gelen olaylarda Osmanlı devleti dış güçlerin müdahalelerini ve ülkenin dağılmasını önlemek için bir takım önlemler almıştır.

  • 28 May 2014 - 30 May 2014
  • Edirne - Türkiye

3. Türk - Latin Amerika ve Karayipler Kongresi

“Stratejik İşbirliği ve Los Turcos” ana temasıyla örgütlenecek olan 3. Türk - Latin Amerika ve Karayipler Kongresi,

  • 21 Nis 2016 - 22 Nis 2016
  • İstanbul - Türkiye

5. TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri | 2010

  • 16 Ara 2010 - 16 Ara 2010
  • İstanbul - Türkiye

TASAM Ankara Avrupa Toplantısı - 1

  • 25 Şub 2010 - 25 Şub 2010
  • Istanbul - Türkiye

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.