Uluslararası Politikada Yeni Düzen Arayışları ve Diplomasi
ÖZET
Dünyada meydana gelen teknolojik gelişmeler ve sosyo-politik devrim her alanda etkisini göstermektedir. Bu çerçevede, uluslararası politika da bu gelişmenin etkisi altında kalmış bulunmaktadır.
Savunma, güvenlik ve istihbarat alanlarındaki büyük gelişmeler ayrıca uluslararası düzeni de etkileyerek yeni arayışlara yol açmıştır. Bu arayışlarda diplomasi en önemli araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir deyişle, yeni bir düzen arayışları çabaları diplomasiyi kullanmak ve barış içinde sözkonusu düzeni oluşturmak durumundadır. Amaç, istikrarlı bir uluslararası sistemi ortaya koymaktır. Böylece, diplomasi aracını mevcut uluslararası ortam içinde nasıl kullanmak gerekir? Çağdaş dünyada karşılaşılan sorunlar, yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde çözülemez. Ayrıca, büyük güçler de tek taraflı olarak bu sorunların giderilmesini sağlayamazlar. Bu sorunlar, ancak dayanışma ve işbirliğiyle yönetilen diplomasi ile çözüme kavuşabilirler. Böylelikle, 21. yüzyıl çok taraflı diplomasi yüzyılı olmak zorundadır. Bu aracın kullanılması Birleşmiş Milletler sistemini düşünmeyi ve bunun etkinliğinin sağlanması yanında yeni alternatif yollarının da ele alınmasını gerektirebilir.
Bugün dünya savaş, istikrarsızlık ve iletişim kopuklukları ile birlikte jeostratejik sorunlarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.
ABD Başkanlığındaki değişiklik ile, Başkan Trump ABD’yi dünyanın en güçlü devleti yapmayı ve öncelikle Amerikan çıkarlarını korumayı hedeflemektedir. Başkan Trump’ın bu politikası İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler sisteminin işlevini ikinci plana itmiştir. Bu tutum, dünya barışı açısından ciddi riskler içeren gelişmelere yol açabilecektir.
Uluslararası politikada, küresel yönetişim alanında yeni sorunların ortaya çıkmasının engellenmesi ve küresel düzenin istikrarını olumsuz yönde etkileyecek gelişmelerin ortadan kaldırılması ancak, çok taraflı diplomasinin etkin bir şekilde kullanılması ile mümkün olabilecektir. Başka bir deyişle, uluslararası politikanın bugünkü şartları altında Birleşmiş Milletler sisteminin işlevselliğinin artırılması suretiyle barışın sağlanması mümkün olabilir.
Bu tebliğ ikili ve çok taraflı diplomasinin dünyadaki ve uluslararası politikadaki gelişmeler ışığında, çok kutuplu bir dünya düzeninde barışı sağlamadaki rolünü ortaya koymaya çalışacaktır. Nükleer caydırıcılığa dayalı uluslararası sistemde konvansiyonel silahlar ve yapay zekanın etkisinde silah sanayisinde meydana gelen gelişmeler ışığında nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların kontrol edilmesi sorunu da diplomasinin ele alması gereken konuların başında gelmektedir.
Anahtar Kelimeler: Barış, Uluslararası Düzen, İkili ve Çok Taraflı Diplomasi, Birleşmiş Milletler, ABD
GİRİŞ
Savunma, güvenlik ve istihbarat alanlarındaki büyük gelişmeler uluslararası düzeni de etkileyerek yeni arayışlara yol açmıştır.
Bu arayışlarda, diplomasi en önemli araç olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yeni düzen arayışlarında, barış içinde diplomasi kullanılarak sözkonusu düzenin oluşturulmasına çalışılacaktır. Bu şekilde, istikrarlı bir uluslararası sistemin ortaya çıkarılması mümkün olabilecektir.
Bugünün dünyasında karşılaşılan sorunların sadece ikili ilişkiler çerçevesinde çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Büyük güçler de tek taraflı olarak sözkonusu sorunların giderilmesini sağlayamaz. Bu sorunlar ancak, dayanışma ve işbirliği ile yönetilen çok taraflı diplomasi ile çözüme kavuşabilirler.
Böylelikle, 21. yüzyıl çok taraflı diplomasi yüzyılı olmak zorundadır.
Bu aracın kullanılması için etkin bir Birleşmiş Milletler (BM) sisteminin ortaya çıkarılmasını düşünmemiz gerekmektedir.
Bugünkü dünya savaş, istikrarsızlık ve iletişim kopuklukları ile birlikte, jeostratejik sorunlarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır. Başka bir deyişle, bugünkü dünya anlaşmazlıklar, cezasızlık ve belirsizlik ile doludur. Ayrıca, jeopolitik bölünmeler, uluslararası hukuk ihlali, kalkınma yardımlarındaki kesintiler ile karşı karşıyayız. Bu durum, küresel işbirliğinin temellerini sarsarak, çok taraflı diplomasiyi sınayıcı sonuçlar doğurmaktadır.
Diğer taraftan, küreselleşen dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunlar da çok taraflı diplomasinin ilgi alanına dahildir. Çözüm yolları da bu diplomasi içinde öngörülmelidir. Bu gelişmeler ayrıca, nükleer silahların barış üzerindeki etkilerinin de yeniden düşünülmesini gerekli kılmaktadır.
Gerçekten, nükleer savaşlar Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi bugün de dünya politikasını etkileyerek şekillendiren temel unsurlardan biridir. Son yıllarda konvansiyonel silah sistemlerinde meydana gelen teknolojik gelişmeler ve özellikle yapay zekanın savaş endüstrisindeki önemli etkisi, silah tasarımı ve kullanımında yeni bir döneme yol açmıştır. Bu durum da, barışı sağlama sürecinde sadece nükleer silahları değil, konvansiyonel silahların da etkin bir biçimde kontrol edilmesini zorunlu hale getirmektedir.
Silahların kontrolü ve silahsızlanma çok taraflı diplomasinin önde gelen alanlarından biridir. Bu çerçevede, diplomasi sadece siyasi ilişkilerin değil, küresel güvenliğin gerçekleştirilmesi açısından da kritik bir araç halini almıştır.
Bugün, yapay zekâ destekli silah sistemleri, enformasyon silahları, nükleer silahları etkisiz kılabilecek teknolojik gelişmeleri sağlamıştır. Bu gelişmeler, nükleer silahlar arasındaki dengeyi bozarak, caydırıcılık ilkesinin sorgulanmasına yol açabilecek yeni gelişmelere sebebiyet verebilecektir.
Böylelikle, 21. yüzyılda savaşın tamamen ortadan kalkmayacağı gerçeğini kabul ederek, çok taraflı diplomasinin ve küreselleşmenin ortaya çıkardığı olanakları daha geniş bir şekilde ele alarak değerlendirmemiz icap edecektir.
ÇOK TARAFLI DİPLOMASİ
Bu çerçevede, çok taraflı diplomasi üç ya da daha fazla devletin biraraya gelerek, ortak sorunlara çözüm bulma ve işbirliği imkanlarını yaratmak yönündeki çabalarda önemli bir araç olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu diplomasi türü, uluslararası ilişkilerde 1815 Viyana Kongresi’nden itibaren etkili olmuştur. Ancak, İkinci Dünya Savaşı sonrasında BM’nin kuruluşuyla kurumsal bir niteliğe kavuşmuştur. Bugün, BM bir insanlık parlamentosu mahiyetini taşımaktadır. Bu kurum, küresel alanda önemli sorunların ele alınmasını sağlayarak, bu sorunlara çözüm arayışlarında büyük bir platform olarak etkinlik sağlamaktadır.
BM’nin çalışmaları, siyasi ve güvenlik temelleri yanında gelişme, sürdürülebilirlik, insan hakları alanlarında da önemli addedilebilecek görevleri içermektedir. “Bin Yıl Zirvesi“, BM çalışmalarının önemini gösteren bir örnek olaydır. Ayrıca BM, insanlık adına sorunlara çözüm üretme amacını taşıyan temel bir kurumdur.
Yukarıda belirttiğimiz uluslararası ilişkilerdeki karışık ortamda, barışın pekiştirilmesinde ve sürdürülebilir bir niteliğe kavuşturulmasında en önemli kurum niteliğini BM Güvenlik Konseyi taşımaktadır. Bunun yanında, BM’nin uzmanlaşmış ajansları da uluslararası alanda işbirliğinin gerçekleşmesinde ve bu çerçevede, küresel sorunların çözüme kavuşturulmasında önemli rol oynamaktadırlar. Bu bağlamda, BM’nin etkisi altındaki kurumsallaşmaları da göz önünde bulundurmak icap eder. Bu çerçevede, G20’nin önemli bir araç olarak yapılandırıldığını da belirtmek gerekir.
Uluslararası politikada, küresel yönetişim alanında yeni sorunların ortaya çıkmasının engellenmesi ve küresel düzenin istikrarını olumsuz yönde etkileyecek gelişmelerin meydana getirilmemesi, yukarıda belirtmeye çalıştığımız çok taraflı diplomasinin etkin bir şekilde kullanılmasını gerektirir. Başka bir deyişle, dünya politikasında meydana gelen teknolojik gelişmeler ve sosyo-politik devrimin uluslararası politikada meydana getirdiği etkiler, çok taraflı diplomasi aracılığı ile değerlendirilip, barış yönünde atılması gereken adımlar tespit edilerek, sonuca ulaşılmasındaki girişimler gerçekleştirilebilir.
Bu şekilde, istikrarlı bir uluslararası sistemin ortaya çıkarılması mümkün olabilir. Küresel yönetişim alanında yeni sorunların ortaya çıkması engellenebilir. Bu sorunların, ortaya çıkması halinde çok taraflı diplomasi aracının etkin bir şekilde kullanılması ile bu sorunlara çözümler üretilebilir. Bu durum da, BM sisteminin işlevselliğinin artırılmasını gerektirir.
BM’nin, reforme edilmesi önem kazanmaktadır. Özellikle, Güvenlik Konseyi’nin çatışmaları kontrol altına alabilecek, barış çabalarının etkin hale getirilmesi ve silahlanma, nükleer, konvansiyonel, biyolojik ve kimyasal silahların kontrolünde bu kurumun öncü rol oynaması, barış arayışlarında en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.
BARIŞ ARAYIŞLARI VE DİPLOMASİ
Savaşın uluslararası politikada etkinlik kazandığı bir dönem içindeyiz. Soğuk Savaş sonrası dünyanın krizlerle dolu bir dönemini de yaşıyoruz.
Ukrayna savaşı dört yıldan beri devam etmektedir. Filistin-İsrail çatışması uluslararası ilişkilerde derin izler bırakmıştır. İran’daki karışıklık bölge istikrarını tehdit etmektedir.
Uluslararası politikada savaşın dönüşü ile karşı karşıyayız. Bölgesel güçler arasındaki savaş, asimetrik savaşlar, nükleer tehdit, dünya barışını tehlikeye atmaktadırlar.
Bütün bu gelişmeler, savaşın geçen yüzyılda olduğu gibi 21. yüzyılda da devam edeceğini göstermektedir.
Ukrayna savaşı devam etmektedir. Nasıl ve ne zaman sona ereceği hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Bu savaş, çok boyutlu dünyada bölünmelerin meydana gelmesini sağlamıştır. Gerçekten, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu yoğunluktaki bir savaş sözkonusu olmamıştır. Ayrıca, bu savaş Avrupa ülkeleri arasındaki dengeyi de olumsuz şekilde etkilemiştir.
Bu savaş ayrıca, 20. yüzyılda görülen büyük savaşların 21. yüzyılda dönüşünü de gösterdiği için dikkat çekicidir.
Bazı uluslararası ilişkiler uzmanlarının 21. yüzyılın uluslararası ilişkilerin ve stratejik gerçeklerin karşısında artık savaşın meydana gelemeyeceği yönündeki görüşleri Ukrayna Savaşı ile geçersiz hale gelmiştir. Böylelikle bugün, uluslararası politikada savaşın dönüşünü, yönsüzleşmiş savaşların ortaya çıkışını gözlemliyoruz.
Büyük ve bölgesel güçler arasındaki savaş mümkün hale gelmiştir. Ayrıca, asimetrik savaşlar da etkinlik kazanmaktadır. Rusya ve Ukrayna arasında barışın gerçekleştirilememesi, diplomasiden gerekli şekilde yararlanılamaması ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer tehdidi uluslararası ortamı daha gergin hale getirmiştir. Bu durum, nükleer caydırıcılık konusunun yeniden düşünülmesi gereğini ortaya çıkarmıştır.
7 Ekim 2023’te Arap-İsrail çatışması tekrar canlanmış ve kanlı bir savaş ortaya çıkmıştır.
İran’daki olayların da bölgesel istikrarı tehdit edecek niteliğe erişmesi Ortadoğu’da barış sorununu bir kere daha gözler önüne sermiştir.
Bütün bu gelişmeler bize, barış arayışlarının önemli bir sorun olarak karşımıza çıktığını göstermektedir. Ayrıca, savaşın kontrol altına alınması konusunun da uluslararası politikadaki önemini bir kere daha ortaya koymaktadır.
Barışın etkili bir güç haline getirilmesi, ancak diplomasiye olan güvenle gerçekleştirilebilir. Bu çerçevede, Finlandiya eski Cumhurbaşkanı, 2008 Nobel Barış Ödülü sahibi Martti Ahtisaari’ye göre, barış bir istek sorunudur ve bütün anlaşmazlıklar çözüme kavuşturabilirler, anlaşmazlıkların devamlı hale gelmesinde hiçbir mazeret sözkonusu olamaz.
Barış, hem Türk devleti ve halkı hem de tüm insanlık için vazgeçilmez bir nitelik taşımaktadır.
Tarih boyunca insanlık savaş döneminden sonra barışa ulaşma çabasında istenen sonucu elde edememiştir.
Günümüzde, uluslararası ilişkilerde kriz ve savaşlar devam etmektedir. Başka bir deyişle, 21. yüzyılda savaşlar hem şiddet hem de kapsam açısından daha karmaşık bir duruma gelmişlerdir.
Avrupa’da barış düşüncesi 18. yüzyılda kozmopolitizm ve 19. yüzyılda pasifizm ile şekillenmiştir ve özellikle, pasifizm uluslararası ilişkileri de etkilemiştir. Nitekim, hakemlik, silahsızlanma ve barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla uluslararası örgütlerin ortaya çıkmasında pasifizm önemli bir etken olmuştur. Bu akım ayrıca, savaşın sebeplerini de ortadan kaldırmaya çalışmıştır.
Osmanlı devleti, 14. yüzyıldan itibaren Gaza ve Fütuhhat politikası sayesinde Anadolu’daki küçük bir beylikten büyük bir İmparatorluk halini almıştır. 16. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı devleti evrensellik iddiaları ve genişleme politikaları yerine diplomasiye ve müzakereye dayalı barışçıl politikaları uygulamaya başlamıştır. Bu şekilde Osmanlılar savaş yerine barış tercihinde bulunmuşlardır.
Barış arayışları, diplomasi aracının etkin bir şekilde kullanılmasını icap ettirir.
Devlet, uluslararası politikada arzu ettiği etkinliği diplomasi aracı ile sağlayabilir. Başka bir deyişle, etkin bir diplomasi olmaksızın devlet uluslararası politikada arzu ettiği etkinliği sağlayamaz.
Diplomasi, devletler ve devletler ile diğer aktörler arasındaki ilişkilerin yönetimi olarak tanımlanır. Diplomat, dış politikayı uygulayan kimsedir ve devletin yürütme erkinin en önemli unsurlarından birisidir. Diplomasi, ikili ve çok taraflı olarak iki alanda ele alınabilir. Diplomasinin esas ilgi alanı, görüşmeler aracılığıyla sorunların çözümünü sağlamak ve bu şekilde barışın tesisine katkıda bulunmaktır.
Diplomasi, küresel gelişmelere uyum sağlamayı başarmış ve devletler arasındaki ilişkileri yönlendiren bir araç olmuştur. Bugün uluslararası politikada istikrarlı yeni bir düzen arayışlarında başvurulabilecek en etkili araç diplomasidir.
İyi bir diplomasi, olayların arka planını doğru değerlendirmeyi, gerçekçilikten ayrılmamayı, ulusal bağımsızlığı gözetmeyi, caydırıcılığı sağlamayı ve çok taraflı diplomasiye öncelik vermeyi içerir.
Bugün uluslararası politikada güç, yumuşak ve sert güç olarak ikiye ayrılmaktadır. Yumuşak güç, hedef kitlenin kendi görüşlerimize kazandırılması için kullanılan bir araçtır. Bu amaçla, kamu diplomasisinden de yararlanılır. Kamu diplomasisinde amaç hedef kitlenin aklını ve kalbini kazanmaktır.
Diplomasi geleneksel olarak görüşmeler ve arabuluculuk ile etkin bir araç olarak karşımıza çıkar. Görüşmeler, diğer ülkeler ve uluslararası aktörler ile anlaşmaya varmak için devamlı diyalog halinde bulunulmasını icap ettirir.
Arabuluculuk, iki taraf ile görüşme anlamına gelir. Taraflarca kabul edilebilecek bir anlaşmaya varılamaması halinde arabuluculuk anlaşmaya varmayı kolaylaştırıcı bir unsur olarak ortaya çıkar.
Bugünkü dünyada karşılaşılan sorunlar, ikili ilişkiler ya da büyük güçlerin tek taraflı çabalarıyla çözüme kavuşamazlar. Bu sorunların üstesinden ancak dayanışma içinde işbirliğine dayalı diplomasiyle gelinebilir.
21. yüzyılda, özellikle çok taraflı diplomasi günümüzde karşılaşılan karmaşık sorunların çözümünde en etkili araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu diplomasi türü, BM’nin işlevselliğini artırarak dünya barışını sağlanmasında kilit bir rol oynayabilir.
Diplomasiyi bir “alet kutusuna“ benzetebiliriz. Bu kutunun içinde bulunan çeşitli araçlarla uluslararası politikada karşılaşılan sorunlara çözümler aranabilir.
Bu süreçte en önemli araçlardan biri hiç şüphesiz müzakeredir. Müzakere, tarafların bir masa etrafında barış amacıyla biraraya gelmelerini sağlar ve bu doğrultuda barışa giden yolu açar.
Barış, yalnızca tarafların samimi arayışlarıyla mümkün olabilir. Kamuoyunu oyalamak, savaş yoluyla amaçlarına ulaşmak isteyenler barışa hizmet sağlayamaz.
Bu şekilde barış, hiçbir şekilde vazgeçilemeyecek bir konudur. Bugün, karşı karşıya olduğumuz en büyük sorunlardan biri, yukarıda da belirtildiği gibi savaşın yaygınlaşması ve bu yaygınlık karşısında yeterli kontrol mekanizmalarının meydana getirilememesidir. Bu durum da bize diplomasinin etkinliğini yeniden değerlendirerek, barışın tesisi ve sürdürülmesi için daha güçlü bir iradenin ortaya konulmasını icap ettirmektedir.
Yukarıda dile getirmeye çalıştığımız uluslararası politikadaki stratejik sorunlar ve buna bağlı olarak ortaya koyduğumuz stratejik değerlendirme ışığında barış arayışları en önemli konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gerçekten bugün, hem nükleer hem de konvansiyonel silahlar barışı tehdit eden temel unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu durum, uluslararası düzeni de olumsuz şekilde etkilemektedir. Gerçekten bugünün dünyasında, çok kutupluluk giderek daha önemli bir şekil almaktadır. Çok kutupluluk barışın sağlanmasında en önemli unsurlardan birisini oluşturur. Ancak, devletler arası ilişkilerin niteliği ve savaşın engellenememesi barış kavramının etkisizleşmesine yol açmıştır. Bu çerçevede, BM’nin özellikle, Güvenlik Konseyi’nin uluslararası politikada çatışmaların çözümünde etkili bir rol üstlenememesi, çok kutuplu bir dünyanın barışı korumada gerekli şekilde başarılı olamadığını da bize göstermektedir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
İçinde yaşadığımız dünyada hızlı bir şekilde gelişen teknolojik ve sosyo-politik dönüşümler, uluslararası politikada ve küresel düzende de etkilerini göstermektedir.
Ayrıca dijitalleşen, yapay zekâ ve otonom sistemlerin yaygın hale gelmesi savunma ve güvenlik stratejilerini de şekillendirme niteliğine sahip olmuştur.
Jeopolitik rekabet yanında teknopolitik rekabetin de oluşturduğu bir dönem içindeyiz. Bu etkiler altında şekilleşen uluslararası politikada karşı karşıya kaldığımız ve küresel düzeni bozan gelişmeler dikkat çekicidir. İklim değişikliği, salgın hastalıklar, terör, savaşın geri dönüşü bu çerçevede zikredilebilir.
Gerçekten savaş, 21. yüzyılda değişik bir niteliği bürünmüştür. Uluslararası politikada savaş, bukalemun gibi biçim değiştirerek var olmaya devam etmektedir.
İçinde yaşadığımız dönem, yönsüzleşmiş savaşları içermektedir. Yönsüzleşmiş savaşlar ile günümüzdeki yıkıcı ve hukuk dışı savaşlar anlaşılmaktadır.
Dünyamız düzensiz bir hale gelmiştir. Ayrıca dünyamız çok kutupluluğa kaymaktadır. Bu durum, uluslararası ilişkilerde denge sağlamaktadır. Ancak, BM Genel Sekreteri’nin belirttiği üzere, çok kutupluluk barışı garanti etmemektedir.
Gerçekten savaş uluslararası politikada ağırlık kazanmıştır.
Soğuk Savaş sonrası krizlerle dolu bir dönem yaşıyoruz.
Bu dönemde büyük güçler ve bölgesel güçler arasında savaş mümkün hale gelmiştir. Bu dönemde, nükleer tehdit kullanılmış ve bu durum nükleer silahların kontrolü ile caydırıcılık sorunlarının dünya düzeni için arzettiği önemi ortaya koymuştur.
Uluslararası politikada karşı karşıya kaldığımız çatışmalar, savaş, genel olarak diplomasinin ve özel olarak çok taraflı diplomasinin önemini ortaya koymuştur.
Ancak, tarafların bir masa etrafında toplanması suretiyle barış için girişimlerde bulunulması, özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin devreye girerek çözüm yolları göstermesi suretiyle savaşın sınırlandırılması ve bir barışa varılması mümkün olamamıştır.
Gerçekten, çok taraflı diplomasi, BM Güvenlik Konseyi’nin paralize olması nedeniyle savaşın durdurulmasında olumlu rol oynayamamıştır. Bu durum, BM sisteminin reformunun önemini ortaya koymaktadır. Böylelikle, küresel yönetişim barışı sağlama, savaşın kontrol altına alınmasında etkin bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Nitekim, uluslararası sistemin etkinliğe kavuşması barış için önem arzetmektedir.
Uluslararası sistemin çok merkezli oluşu, ayrışım, küreselleşmiş, çok taraflılık ve karmaşık nitelikleri dikkat çekicidir.
Bu unsurların en önemli özelliği öngörülemezliktir.
Böylelikle, 21. yüzyılın barış için sorunlu bir yüzyıl olması beklenebilir.
Ancak, uluslararası politikada karşı karşıya kaldığımız tüm sorunların çözümü için diplomasi aracından başka bir yolun bulunmadığını bilerek diplomasiyi, özellikle çok taraflı diplomasiyi etkin bir şekilde kullanmak, uluslararası sorunlara çözüm bulmak ve dünya düzeninin etkin bir şekilde gerçekleşmesi için gerekmektedir.
Bu amaç için etkin bir BM sistemine ihtiyaç duyulacaktır. Bu sistem ışığında nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar ile konvansiyonel silahlardaki gelişmeler kontrol altına alınarak, barışın sağlanması için gerekli adımlar atılabilir.
Barış, etkin bir diplomasi ile mümkün olabilir. Bu nedenle, yukarıda belirttiğimiz hususlar ışığında çok taraflı diplomasi, barış arayışlarında vazgeçilmez bir araçtır.