ABD Poker Oynuyor İran İse Satranç
İran bu coğrafyada 2 bin yıldır var ve coğrafya şartları dikte eder. Hürmüz Boğazı coğrafyadır. Körfez’deki ülkelerin zayıflığı da coğrafyanın bir gerçeğidir. Tahammül gücünü kanıtlayan İran’a bakış değişecektir.
- İran’da 79’da yönetim ABD ve İsrail karşıtlığıyla iktidara geldi. İran, 45 yıldır bu savaşa mı hazırlanıyor?
İki milyar Müslüman nüfusun aşağı yukarı 170 milyonu Şii. İran gibi koca bir ülkenin başına Şiiliği önceleyen, pasif bekleme yerine “mesih“ gelene kadar onun yerine ulemanın etkin olduğu yeni bir yönetim geldi ve “Dünyadaki Şiilerin hamisi benim“ dedi. Hamilik anlayışının uygulaması Devrim Muhafızlarına verildi. Devrim Muhafızları civar ülkelerde yaşayan Şiilerin bölgede bozucu (disruptive) dönüştüren süreci başlattı. Devrim Muhafızları mali ve insan kaynağı sağlayarak Hizbullah, Hamas, Husiler, Haşdi Şabi gibi ciddi silahlı güçler yarattı. Bu da bölgeyi rahatsız etti.
- Vekil güçler mi rahatsızlık verdi?
Genelde “vekil güçler“ deniyor. İran “Onların hamisiyim“ diye nitelerken Devrim Muhafızları ise bunları silahlı etkin güçlere dönüştürdü. İran 2015’te kapsamlı bir nükleer anlaşma yaptı. Şartları tamamen yerine getirmedi, kendisinden beklenenden fazla uranyum zenginleştirdi, o anlaşmayla kendisini uluslararası sistemin bir parçası haline getirmeye çalıştı, belki geliştirilebilirdi. Birinci Trump döneminde ABD anlaşmadan çıktı.
- İran’ın parçalanma ihtimali var mı?
İran’da az sayıda Beluciler ve Kürtler var. Devrim Muhafızları bunların üzerine çok sert gittiği için bunların silahlanması ve sonunda işin bölünmeye kadar gitmesi pek olası değil. Kanımca İran bütünlüğünü muhafaza edecektir.
- Devrim muhafızları devlet içinde devlet mi, nasıl bir yapısı var?
Humeyni ordunun günün birinde kendisine darbe yapmaması için Devrim Muhafızları diye paralel bir ordu kurdu ve İran’da iki ordu oldu. Aralarındaki en büyük fark, Devrim Muhafızlarının direkt olarak dini lidere bağlı olması. Bir de bunlara ek olarak Besic var. Bunlar da milis güç. Halkta isyan, gösteri olduğunda Besic ortaya çıkıyor ve sertlik gösteriyor. Daha çok sokağın muhafızları gibi düşünün.
- Bu iki ordu sistemde tezatlıklara yol açmıyor mu?
Hayır, çünkü Devrim Muhafızları dini lidere direkt bağlı olduğu için her zaman üstün taraf oluyor.
- Saldırılardan kısa süre önce İran’da yönetime karşı eylemler vardı ama beklenen iç isyan çıkmadı, hatta halkın konsolide olduğu söyleniyor, İran halkı neden sokağa dökülmedi?
İran’da her 10 yılda birçok ciddi halk hareketleri oldu. Bu hareketleri Devrim Muhafızları ve Besic’ler acımasızca bastırdı. Trump da bu toplumsal hareketlere güvendi ve “Zaten istikrar yok, ben de saldırırsam devrim çöker“ diyerek hata yaptı. Trump, İran’ı, İranlıların zihinsel kodlarını dikkate alsaydı bu adımı atmazdı. ABD ve İsrail’in bu hamlesi sadece rejimi konsolide etti. Çünkü Şiiliğin özelliği acıya “mukavemet ve sabırdır“. Bunlar İranlıların zihninde yer tutan köşe taşlarıdır. ABD ve İsrail bunu yeni öğrendi.
HALK MUSADDIK’I UNUTMADI
- Savaştan önce sokağa çıkan muhalifler dahi konsolide mi oldu?
Muhalifleri ezici bir çoğunluk olarak düşünmek hata olur. Halkın sokağa çıkma eğilimi olmakla beraber çıkanlar sadece muhalifler değildi. Sıradan ve rejimle kavgası olmayan insanlar da sokağa indi. ABD’nin İsrail’in saldırıları başlayınca işler değişti. Bir de Trump’ın “Sokağa çıkın“ diye İran halkına seslenmesi ters tepti. 1953 yılında Musaddık’a karşı ABD ve İngiltere’nin müdahalesi, sıradan İranlı gözünde en büyük “günah“ olarak yerini koruyor. Yabancı bir müdahale İran’ı birleştirdi.
- Savaş sonrası mollaların durumu ne olur, bir hesaplaşma yaşanır mı?
Mollalar bu savaştan mutlaka bazı sonuçlar çıkaracaklardır. Rejimi yumuşatıp belki daha liberal bir sisteme dönmek isteyebilirler ama yakın gelecekte rejimin yıkılması zor. Çünkü İran ve mollaların elinde kullanabilecekleri büyük bir güç var.
- Nedir?
İran için Hürmüz Boğazı büyük bir güç. Hürmüz’ü kapattığı zaman kendisi de petrol satmakta zorluk çekiyor ama diğer ülkeleri daha kötü bir duruma düşürüyor.
- İran bu gücü şu an kullanıyor, bu savaşın geleceğini nasıl etkiler?
Bu savaş kolay kolay bitmez. Hürmüz’e sahip olmanın avantajı hafife alınamaz. Hürmüz’ün en dar yeri 40 km. İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan sıradan topun menzili de 40 km. idi. Hürmüz’ü tutmak için öyle çok büyük elektronik sistemlere gerek dahi yok. Unutmayalım coğrafyanın oluşturduğu kader hakim unsurdur. Savaşın bitmesi için İran ABD’den nasıl bir güvence isterse kendini güvende hisseder, bir güvence var mı?
- Böyle bir güvence mümkün mü?
Bir tek güvence var, o da Hürmüz Boğazı’nda tam yetkili, egemen güç olarak İran’ın tanınması. Bu gündemde olan bir husus değil. Savaşın gidişatı sırasında akla gelebilir diye düşünüyorum.
- Ama fiili olarak zaten öyle değil mi?
Bu resmiyete dökülürse İran savaşı yumuşatılabilir. İran’da saldırılarda insanlar öldüğünde ABD’deki gibi bir tepki olmuyor. Her ülkenin zihninde belli kalıplar vardır.
- İran’ın 20 gün sonra 4 bin km’ye yakın menzili olan bir füze kullanması da çok dikkat çekti...
Şu çok önemli: İran bu silahını ilk anda değil, günler sonra gösterdi. Soğuk hariciyeci mantığıyla bunu anlamlandırmak gerek. İran’ın bu füzeyi kullanacağı zamanı önceden belirlediği ve zamanı geldiğinde kullandığı anlaşılıyor. ABD poker oynarken, İran satranç oynuyor. Hangi adımı, hangi aşamada, ne şekilde atacağını önceden belirlemiş durumda. ABD ise masaya daha büyük paralar koyarak hatta blöf yaparak rakibini korkutmaya çalışıyor.
Devamı için...