'Makul Barış' üzerine
ABD'nin kısa süre önce yayınladığı "Ulusal Savunma Strateji Belgesine" göre 'ABD, bu dünyanın şimdiye kadar gördüğü en güçlü orduya sahip'.
Ancak böyle bir güce sahip olsa da ABD, bitmek bilmeyen savaşlar ve ulus inşasına varan çabalardan bıkmış durumda. Belgede bu açıkça vurgulanırken bunun bir "geri çekilme" ya da "izolasyon" olmadığı da hassaten belirtilmiş.
Belge "esnek realizm" kavramını vurguluyor. Daha önce yayınlanan Ulusal Güvenlik Belgesinde de "esnek realizm" vurgusu yer alıyordu. Amaç saf çıkar odaklı bir pragmatizmin Amerikan dış politikasına hakim olmasını sağlamak.
Washington’un yeni strateji metinlerine hakim olan retorik eski Amerikan müdahaleciliğinin değerlerle cilalı ama yorgun yaklaşımından farklı. Eski dönemin Amerikan söylemi çoğu zaman kuvvet siyasetini değerlerle bezenmiş bir sis perdesiyle örterdi.
Şimdi ise o sis dağılmış durumda.
ABD, kendi lehine bir denge kurmaya çalışıyor. 'Makul Barış' kavramı da tam olarak bu bağlamda zuhur ediyor.
Belge, Çin'i "yenilmesi gereken bir düşman" olarak değil "makul şartlarda birlikte yaşanabilecek stratejik bir rakip" olarak tanımlıyor.
Bu, gerçekten kayda değer bir kavramsal dönüşüm. Ama her halükarda kafası son derece karışmış olan ABD devlet ricalinin zaman kazanma çabasından başka bir şey değil zannımca.
Belgeye bakılırsa ABD'nin hedefi Çin'e hükmetmek, boğmak ya da aşağılamak değil. Sadece kimsenin kimseye hükmedemeyeceği bir denge.
Westphalia'nın yirmi birinci yüzyıl versiyonu gibi desek abartmış olmayız.
Bu yeni normal, hegemonyayı paylaşmayı reddeden ama topyekûn rejim çökertmeyi de zorunlu görmeyen bir kuvvet dengesi tahayyülüne dayanıyor.
2026 Ulusal Savunma Stratejisi, önceliği anavatan savunmasına, (Batı yarımkürenin tahkim edilmesi) Hint-Pasifik’te Çin’in güç yoluyla caydırılmasına, müttefiklere daha fazla yük bindirilmesine ve savunma sanayi tabanının yeniden tahkimine veriyor.