Çin Sosyal Bilimler Akademisi (CASS) tarafından düzenlenen ve yaklaşık 50 Çinli akademisyenin katıldığı “2025 Almanya Durum Semineri“nde gündem, Almanya’nın durumu ve Avrupa’nın geleceğiydi. Çinli uzmanlara göre Alman toplumu bugün rasyonel düşünceden ziyade “korku“ ile yönetilmektedir. Bu kapsamda Almanya’yı kuşatan üç temel korku öne çıkmaktadır:
- ABD’nin kıtadan çekilmesi korkusu,
- Rusya tehdidi korkusu
- Çin’in rekabeti korkusu.
Rapora göre Almanya, Trump yönetiminin “Önce Amerika“ politikası karşısında ciddi bir “stratejik anksiyete“ yaşamaktadır. Transatlantik değerler sarsılmış olsa da bir kopuş beklenmemektedir. Aksine, ABD’yi küstürmemek adına Avrupa’nın Çin’e karşı daha sertleşebileceği öngörülmektedir. Bu çerçevede “ABD - AB kavgası Çin’e yarar“ tezi çürütülmüş durumdadır. Feng Zhongping, Almanya ve Avrupa’nın “Trump şoku“ ile başa çıkmak için tüm güçleriyle çabaladığını, değerler temelinin sarsıldığını ancak Avrupa ve ABD’nin yollarını ayırmayacağını belirtmektedir.
Çinli analistler, Almanya’nın benzeri görülmemiş bir güvenlik dönüşümü (Zeitenwende) yaşadığını not ediyor. Savunma harcamalarının GSYİH’nin %5’ine çıkarılması, zorunlu askerliğin geri gelmesi, Litvanya’ya kalıcı asker konuşlandırılması ve Kuzey Kutbu’na askeri genişleme bu dönüşümün somut hedefleri arasında sayılmaktadır. Buna karşın Friedrich Merz liderliğindeki hükümet, iddialı hedeflere rağmen uygulamada zayıf bulunmakta; SPD “sistemik işlevsizlik“ içinde değerlendirilmektedir. Aşırı sağcı AfD’nin anketlerde ikinci sıraya yükselmesi, göçmen karşıtlığı ve popülizmin Alman siyasetini parçaladığına işaret etmektedir. Jiang Feng, Almanya’nın şiddetli bir sosyal devrimin arifesinde olduğunu ve AfD’nin yükselişinin siyasi bir depremi tetikleyebileceğini vurgulamaktadır.