İlk düzenlendiği andan itibaren tamamında yer aldığım İstanbul Güvenlik Konferanslarının 11ncisinde de yer almaktan büyük onur duyduğumu ifade etmek isterim. Ayrıca konferansların açılışında son 6 yıldır anahtar konuşma yapma görevi verilmesi de benim için ayrı bir onurdur.
Düşünce ve fikirlerinizi paylaşmak için katılım gösterdiğiniz konferansımıza hoş geldiniz. Katılımınız bizlere güç vermiştir.
TASAM olarak İstanbul Güvenlik Konferansı başlığı altında olarak yola çıktığımızdan bugüne kadar kat edilen mesafe Türkiye şartlarında gerçekten çok yoğun bir emek ve güçlü bir istikrar gerektirmiştir. Sayın Başkanım bu istikrarın sağlanmasında güçlü liderlik göstermiştir. Konferansın bu seviyeye gelmesinde ve 11 nci konferansın düzenlenmesinde emeği geçenlere içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Türkiye'de güvenlik üzerine kurulan organizasyonlar, yürütülen çalışmalar uzun ömürlü olamamaktadır. Bu durumun başta mali olmak üzere birçok farklı nedeni bulunmaktadır. Oysa TASAM bütün bu zorluklara rağmen varlığını sürdürebilmiş, alanında ülkemize katkı sunmaya devam etmiştir. TASAM artık bir markadır ve İstanbul Güvenlik Konferansı da TASAM’ın bir alt markası olarak ulusal ve uluslararası düzeyde yerini almıştır. Birkaç yıl sonra bu konferansın bir tarihçesi hazırlandığında; katılımcılar, konuşulan/tartışılan konular açısından bakıldığında öngörülebilirlik açısından fark yaratmakta olduğu görülebilecektir.
Konferansın ana konusunu “belirsizlik ve istikrarsızlık“ olarak belirledim. “Belirsizlik“ farklı bir kavram biliyorsunuz, “istikrarsızlık“ daha da farklı. Dünyamızda şu anda müthiş bir belirsizlik var. Belirsizlik riskten farklıdır. Belirsizlikle hesaplama yapamazsınız ama risk yönetimi açısından baktığınızda hesaplama yapabilirsiniz. Temel problem belirsizlikle birlikte istikrarsızlığın olması. İşte az evvel Sayın Başkan ve Büyükelçilerin belirttiği gibi bir dünya karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla bu iki kavramı bir araya getirerek ve bu iki kavram üzerinden yaşananları ifade etmeye çalıştım.