Münih Güvenlik Konferansı’nın ilki 1963’te yapılmış ve geçenlerde baktım sıradaki 61. konferans olacak. Dünya açısından da anlamlı bir yere gelmiş durumda. Elbette hiçbir konferans birebir kıyaslanamaz; şartlar, ülkeler, siyasi konjonktür farklıdır. Ancak ümit ediyoruz ki İstanbul Güvenlik Konferansı da bu ısrar ve gayretini sürdürürse hem ülkemiz için hem dost, kardeş ve müttefik ülkeler için önemli bir alanı doldurmaya devam edecek ve giderek daha da güçlenecektir.
Şüphesiz dünyamızda çok ciddi bir içe kapanma var. Türkiye için de yapabileceğimiz ciddi öz eleştiriler bulunuyor. Düşüncenin ve eleştirel düşüncenin baş tacı edildiği bir dönemde değiliz. Ama birazdan konuşacağımız konular ve karşı karşıya olduğumuz meydan okumalar ancak “eleştirel düşünce“ kapasitesiyle aşılabilir ve ancak bu sayede sağlıklı bir yol haritası çıkarılabilir.
Herkesin aynı şeyleri söylediği, elli - yüz yıl önce konuşulmuş ve bitmiş konuların tekrarlandığı bir ortamda, bugünün sorunlarını çözmemiz de geleceği inşa etmemiz de mümkün olmayacaktır.
Önceki on yıldan ders alarak, geçen yıldan itibaren toplantıları açık katılıma kapattık. Bu yıl da aynı şekilde devam ediyoruz. Nicelikten çok niteliğe odaklanma ve gereksiz efor kaybını önleme açısından bunun daha doğru olduğuna inanıyoruz.