Doğu Akdeniz artık yalnızca jeopolitik gerginlik noktası değil, küresel enerji savaş alanı. Libya’nın tartışmaya açık sularından İsrail’in altyapı yarışına ve Suriye’nin kullanılmamış rezervlerine kadar, bölge doğalgazın geleceği üzerinde kontrol sağlamak için karmaşık bir mücadeleye sahne oluyor.
Suriye Devlet Başkanı Esad düşeli yedi ay oldu fakat ülke henüz yeniden inşa projelerine başlamadı. Yabancı yatırımcılar Suriye’nin çökmüş ekonomisinin kurtarıcısı olarak resmediliyor. Ancak Suriye elinde Akdeniz bölgesinin en modern ülkelerinden biri olmasını sağlayacak değişimi finanse edecek kadar bolca kaynağı tutuyor. Yer altındaki ve açık denizlerdeki petrol ve doğalgaz, 14 yıllık iç savaştan sonra ülkenin tamamının sıfırdan yeniden inşası için kullanılabilir.
ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumuna göre, bölgede yaklaşık 122 trilyon fit küp doğalgaz bulunuyor. Tek başına Suriye’nin 28.5 trilyon metreküpe sahip olma ihtimali onu potansiyel olarak, Rusya ve İran’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz ihracatçısı yapıyor.
Geçtiğimiz günlerde Suriye’nin en büyük doğalgaz rafinerisi olan Banias Rafinerisi, Esad’ın düşüşünden bu yana ilk kez yakıt sevkiyatına başladı. Bazıları bunu Suriye’nin iyileşmesinin başlangıcı olarak tanımladı.
Suriye 2011’deki iç savaşın patlak vermesinden hemen önce, kanıtlanmış 2.5 milyar varillik rezervlerden günlük 400,000 varil civarında ham petrol çıkartıyordu. En yüksek üretim günlük yaklaşık 600,000 varildi fakat önemli alanlardaki teknik yetersizlikler sebebiyle üretim azaldı. Suriye’nin doğal gaz sektörü de kanıtlanmış 8.5 trilyon fit küp rezerv ve yaklaşık 316 milyar fit küp üretimi ile aynı şekilde değerliydi.
Suriye devlet kurumu olan Petrol Genel Şirketi, 1965’ten önce Sovyet uzmanlarla birlikte çalıştıktan sonra Sweidiyeh, Rimelan ve Karaçok’tan Tartus’un kuzeyindeki yeni terminale boru inşa etti. Terminal, günlük 1.5 milyon varil üretim kapasitesiyle Humus rafinerisine
yakındı. Kıyıdaki petrol sevkiyat merkezi olan Banias’a Kerkük'ten Irak petrolü taşıyan boru hattına da yakındı.
1974’ten sonra Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, aralarında Mobil Oil’in de bulunduğu şirketlerle Esad’ın kayınbiraderi Muhammed Mahluf gibi aracılarla anlaşma yaptı.
Deyrizor’daki Ömer ve Taym ayrıca Tanf ve daha ufak sahalardaki keşifler Kuzey Denizi Brent petrolünden yoğunluk açısından daha üstün ve hafif ham petrol sağladı. Esad’ın yabancı şirketlerle yaptığı anlaşmalar onların çıkarılan ham petrolün %12.5’ini almalarına izin verdi.
Suriye’nin petrol üretimi, Haseke ve yabancı sözleşmeler altındaki alanlardan günde 700,000 varile kadar çıktı. Küresel petrol fiyatları 1970’lerde tavan yapmış bazı piyasalarda varil başına 45 dolara kadar çıkmıştı. Yeraltı kaynaklarından gelen bu muazzam zenginlik Suriye’yi Dubai benzeri bir ülkeye dönüştürmeliydi.
ABD’nin Petrol Pazarlama Ofisine uyguladığı yaptırımlar ABD şirketlerinin çekilmesine neden oldu. 2011’de savaş başladığında üretim günlük 380,000 varile düşmüştü. Petrol alanı altyapısı savaş sırasında ya yok edildi ya da yağmalandı ve sonunda ABD destekli Kürt ayrılıkçı milis Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kuzeydoğudaki kuyuları ele geçirerek bunları kendi özel gelir kaynağı olarak tuttu.
Şam’daki Suriye’nin merkezi hükümeti, SDG ile enerji alanında işbirliği ve devamında askeri birlik için anlaşmalar imzaladı. Şu anda Suriye, günlük 80,000 varil üretiyor fakat yapılan üretimi iyileştirme araştırmaları kapasitenin günlük 200,000 varile kadar çıkması için umut sağlıyor ve eski sahaları yenilerken yenilerinin keşfi için uğraşıyor.
Uzmanlar, Suriye’nin petrol ve doğalgaz sektörlerinde umut vaad eden keşif alanlarına sahip olduğunu söylüyor. Haseke, Deyrizor ve Şeddadi’nin yanı sıra diğer daha eski alanlarında 12 ayda günlük 400,000 varile çıkarılması planlanıyor. Henüz kullanılmamış deniz açıklarındaki doğalgaz alanlarının dünyanın en zenginleri arasında olduğu söyleniyor. Deir Atiyah, Kara, Nabek ve Kalamun bölgeleri umut vaad eden sonuçlar sunuyor.
(ABD merkezli Orta Doğu ve küresel siyaset odaklı dijital yayın platformu Middle East Discourse’un resmî internet sitesinde 4 Temmuz 2025 tarihinde yayımlanan ve Steven Sahiounie tarafından kaleme alınan “Syria Is Poised to Be One of the World’s Biggest Gas Producers“ başlıklı içeriğin TASAM stajyeri Ece ORANKÖYLÜ tarafından yapılan çevirisidir)