Japonya’nın Yeni Güvenli Çağı ve Asya NATO’sunun İnşası

Makale

Güvenlik ortamı Ukrayna savaşı ile değişime uğradı. Ukrayna’daki savaş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyelerinden biri olan Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ile başladı. Bu Birleşmiş Milletlerin müşterek güvenlik rejiminin limitleri içerisinde gerçekleşti. ...

Güvenlik ortamı Ukrayna savaşı ile değişime uğradı. Ukraynadaki savaş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyelerinden biri olan Rusyanın Ukraynayı işgal etmesi ile başladı. Bu Birleşmiş Milletlerin müşterek güvenlik rejiminin limitleri içerisinde gerçekleşti. ABD başkanı Joe Biden; Ukrayna bir NATO üyesi değil, bu sebeple savunma zorunluluğu bulunmamakta“ ve Ukrayna NATOda olmadığından ABD asgari güç kullanmayacaktır“ sözlerini sarf etti. Bu Amerikanın mantığıydı.
Birleşmiş Milletler tüzüğü 51. Maddesi altında, tüm ulusların ezici bir devlet karşısında yardım talebi ile bütüncül savunma hakkı bulunmaktadır. Böyle bir hakkın Ukraynanın NATO üyesi olmaması sebebiyle elinden alınması doğru değildir, ancak ABD Ukraynayı bu madde altında savunmamıştır.
Ukraynanın bugünü Asyanın yarınıdır. Rusyayı çin ile Ukraynayı ise Tayvan ile değiştirirsek, karşılıklı savunma zorunluluğu olmaması ve NATO gibi bütüncül bir savunma sisteminin Asyada bulunmaması, bölgede savaşların ortaya çıkmasını daha mümkün kılmaktadır. Bu bağlamda, Asyada NATOya benzer bir oluşum Çin için caydırıcı olması açısından önemlidir.
Japonya bu amaçla, Abe hükumeti döneminde aldığı kabine kararı ile anayasayı yeniden yorumlayarak bütüncül savunma hakkına izin vermesini sağlamıştır. Japonyaya karşı direk bir saldırıda kısıtlı güç kullanma hakkına sahip olan Japon savunma güçleri, artık belirli durumlar karşılandığı taktirde karşılık verebilecek konuma gelmiştir, bu durum Japonyanın yakın ilişkiler kurduğu ülkeler için de geçerlidir. Daha sonra, Kishida hükumeti “Üç Güvenlik Belgesi“’ni onaylamıştır ve karşılık verme gücünü arttırmak adına savunma bütçesini gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde ikisine çıkarmıştır.

Milli Güvenlik Mevzuatının Yürürlüğe Girmesi
Nasıl olursa olsun bu önlemler, tamamen kabine kararları ve bireysel kanunlar ile ortaya koyulmuştur. Japonyada ulusal parlamentonun, yönünü halk önünde açıkça belirtmek ve bireysel politikalarla ilerlemek amacıyla milli politikayla ilgili önemli konular hakkında temel kanunlar çıkarması alışılagelmiştir. Ancak güncel olarak güvenlik sorunlarına yönelik temel bir kanun bulunmamaktadır. Ülkemizi çevreleyen jeopolitik kriz savaşın her an çıkabileceği bir noktaya gelmiştir. Bu krizle mücadele edebilmek için Milli Güvenlik Mevzuatını yürürlüğe girmesi acil bir gerekliliktir. LDP içinde de sıklıkla gündeme gelen ve LDPnin anayasayı yeniden gözden geçirme isteğini takip edecek olan Ulusal Güvenlik Temel Kanunu“, dış ve milli güvenlik politikalarımda yapı taşını oluşturur.
Şu anda, Hint-Pasifik bölgesinde, QUAD (Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Avustralya ve Hindistan) zirve toplantısı seviyesine yükseltilmiştir ve AUKUS (Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri) Eylül 2021'de oluşturulmuştur. Ayrıca, ABD, Japonya ve Güney Kore arasındaki güvenlik iş birliği ilişkisi derinleşmiştir ve düzenli zirve toplantıları, ortak tatbikatlar ve bilgi paylaşımı gibi birçok çerçeveye oturtulmuştur, ikili ittifak gerçek bir "üçlü ittifak"a daha da yaklaşmıştır. ABD ve Japonya, ayrıca Japonya'daki Savunma Kuvvetleri ve ABD kuvvetlerinin komuta ve kontrol yapısını gözden geçirmiştir, füzeler gibi savunma ekipmanlarının ortak geliştirilmesi ve üretimi önerilmiştir ve genişletilmiş Amerikan caydırıcılığı konusunda koordinasyon sağlanmıştır.
Son zamanlarda, Rusya ve Kuzey Kore askeri bir ittifak kurmuştur ve nükleer teknoloji Rusya'dan Kuzey Kore'ye aktarılmaktadır. Kuzey Kore, nükleer ve füze kapasitesini güçlendirmektedir ve bu dinamiklere Çin'in stratejik nükleer silahları eklenirse, ABD'nin bölgede genişletilmiş caydırıcılığı artık işlemez hale gelecektir. Bu, Asyada kurulacak NATO benzeri organizasyon tarafından desteklenerek, Çin, Rusya ve Kuzey Kore'nin nükleer ittifakına karşı caydırıcılığı sağlayacaktır. NATO'nun Asya versiyonu, Amerika'nın nükleer silahları paylaşmasını veya bölgeye nükleer silahların getirilmesini de özel olarak değerlendirmelidir.
Şu anda, ABD-Japonya ittifakına ek olarak, Japonya'nın Kanada, Avustralya, Filipinler, Hindistan, Fransa ve Birleşik Krallık ile yarı-ittifak ilişkileri bulunmaktadır. Ayrıca, "2 2" toplantıları gerçekleştirmekte ve stratejik ortaklıklar açısından yatay bir ittifak gelişimi yönetmektedir. Japonya ve ABD, Güney Kore ile güvenlik iş birliğini derinleştirmektedir. Eğer bu ittifaklar yenilenmeye devam ederse, merkezinde Japonya-ABD ittifakı olan bir hub-and-spoke sistemi kurulacak ve gelecekte ittifakın Asya versiyonu olan NATO'ya dönüştürülmesi mümkün olacaktır.
Öte yandan, potansiyel "tehditleri" azaltmak için güven artırıcı önlemler (GAÖ) de önemli olacaktır. Japonya, 2024 Yeni Yılı'nda Noto Yarımadası depremiyle sarsıldı. Yakın zamanda, Tokyo metropol alanının hemen altında bir deprem olan Nankai Çukuru depremi ve Fuji Dağı'nın patlama olasılığı artacak ve ABD'deki FEMA (Federal Acil Durum Yönetimi Ajansı) benzeri bir "Afet Yönetimi Bakanlığı" kurulması acil bir öncelik haline gelecektir. Asya'da, Filipinler, Tayvan ve Çin sık sık büyük depremler, seller ve tsunamilerden etkilenmekte ve çok uluslu güçler bu tür olaylarla başa çıkmak için HADR (İnsani ve Doğal Afetlere Müdahale) faaliyetlerine katılmaktadır. Çin, RIMPAC 16'ya bir deniz hastane gemisi göndererek HADR ile iş birliği içinde bulunmuştur. Birleşmiş Milletler Afet Azaltma ve Müdahale Ofisi (UNDRR) ve diğer kuruluşlarla iş birliği içinde, Asya-Pasifik bölgesinde afet azaltma için HADR faaliyetleri, Asya versiyonu NATO ile iş birliği içinde daha da güçlendirilecek ve güven artırıcı önlemler geliştirilecektir.

Japonya-ABD İttifakını ABD-İngiltere İttifakı ile Eşit Olarak Güçlendirmek
Japonya, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana neredeyse 80 yıldır süregelen güvenlik sorunlarını teker teker aştı. Savaş sonrası siyasetin bir zirvesi olarak, İshiba yönetimi, Japonya-ABD ittifakını ABD-İngiltere ittifakı ile eşit olarak güçlendirerek bölgesel güvenliğe katkıda bulunmayı hedefliyor. Japonya, kapsamlı bir güvenlik politikasını teşvik ederek ve bir çerçeve oluşturarak, bağımsızlığını ve barışını güvence altına almalı ve istikrarlı bir uluslararası ortama proaktif ve olumlu bir şekilde katkıda bulunmalıdır.
ABD-Japonya Güvenlik Antlaşması, Japonya'nın savaş sonrası siyasi tarihinin temelidir, zamanla evrilmesi gereken iki taraflı bir ittifaktır. Armitage-Nye Raporu bir zamanlar ABD ve Birleşik Krallık arasındaki "özel ilişkinin" ABD-Japonya ittifakı için de model olmasını ve ABD ile Japonya'nın "eşit ortaklar" haline gelmesini önermişti. Şimdi, bu mümkün ve liberal düzeni ABD ile omuz omuza savunabiliriz. Koşullar, Japonya-ABD Güvenlik Antlaşması'nı "sıradan ülkeler" arasındaki bir antlaşmaya dönüştürmek için olgunlaşmıştır.
Mevcut Japonya-ABD güvenlik anlaşması, ABD'nin Japonya'yı "savunma" yükümlülüğü ve Japonya'nın ABD'ye "askeri üsler sağlama" yükümlülüğü olacak şekilde yapılandırılmıştır. Bu "asimetrik ikili anlaşmayı" değiştirmenin zamanı gelmiştir. Japonya-ABD Güvenlik Antlaşması ve Kuvvetlerin Durumu Anlaşması'nın, Japonya ve ABD'nin caydırıcılık konumlarını güçlendirmek için Japonya'nın Savunma Güçlerinin Guam'da konuşlanmasına izin verecek şekilde yenilenmesi mümkündür. Bu gerçekleşirse, "Guam'daki SDF" için bir statü anlaşması, Japonya'daki ABD kuvvetleri için olanla aynı şekilde yapılabilir. Ayrıca, Japonya'daki ABD üslerinin ortak yönetim yetkisini genişletmek, Japonya'daki ABD kuvvetlerinin üzerindeki yükü de azaltacaktır.
Japonya-ABD ittifakını ABD-İngiltere ittifakının seviyesine yükseltmek benim görevimdir. Bunu başarmak için, Japonya'nın kendi askeri stratejisine sahip olması ve ABD ile eşit şartlarda kendi stratejisini ve taktiklerini paylaşmaya istekli olana kadar güvenlik açısından bağımsız hale gelmesi gerekmektedir. Muhafazakâr bir politikacı olarak, Shigeru Ishiba "kendi ulusunu kendisi koruyabilen bir güvenlik sistemi" kuracak ve Japonya-ABD ittifakı temelinde Hint-Pasifik uluslarının barış ve istikrarına aktif olarak katkıda bulunacaktır.

(Shigeru Ishiba, 27 Eylül'de Japonya Liberal Demokrat Partisi başkanlığına seçilmesinden önce Hudson Enstitüsü Japonya Başkanı'nın talebi üzerine Japonya'nın dış politikasının geleceğine ilişkin görüşlerini özel olarak paylaştı. Metin, Bay Ishiba'nın Meclis üyesi olarak kişisel görüşlerinin resmi olmayan bir çevirisidir ve bir sonraki başbakan olarak görüşlerini yansıtmaz. Hudson Enstitüsü)
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Üst düzey bir CASS akademisyeninin (Dr. Zhao Hai), Çin-ABD ilişkilerinin dönüşümüne ve “stratejik karşılıklı tahammül”ün ortaya çıkışına dair gözlemleri: Busan'daki Xi-Trump görüşmesinde varılan ateşkesin ardından, Çin-ABD ilişkileri nispeten sakin bir döneme girdi. Her iki taraf da iç temellerini ...;

Alman Marshall Fonu (GMF), “Eğer Çin Tayvan’a Saldırırsa” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Tayvan meselesine “Pekin’in ödeyeceği bedel” üzerinden bakıyor. Raporun ayrıntılarına yakından bakalım.;

1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe “Monroe Doktrini” olarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımküre’nin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındak...;

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.;

Trump’ın idaresindeki Amerika’nın davranışları tecviz edilemez ancak bunları hesapsız kitapsız kişisel kapris saymak da yanlış olur.;

Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor. ;

ABD ve Çin savaşmak zorunda mı? Graham Allison, Destined for War kitabında korkutucu bir tarihsel örüntüyü önümüze koyuyor. Savaş kaçınılmaz değil ama tarih aksini söylüyor. ABD’li ünlü Profesör Graham T. Allison, 2017 yılında Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? adlı k...;

Diasporalar, 21. yüzyıl uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca göç hareketlerini açıklayan bir olgu olmaktan çıkarak, devletlerin dış politika, ekonomi ve yumuşak güç stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bu bağlamda Japonya’nın Afrika ile ilişkileri, klasik sömürgeci modelle...;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

BRAINS² TÜRKİYE Ortak Çalıştayı

  • 28 May 2020 - 28 May 2020
  • - 14:30
  • İstanbul - Türkiye

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.