Bir Garip Sınır Ticareti ve Fakirleştiren Yerel Büyüme

Yorum

Sınır Ticareti, ülkelerin kara ve kıyı sınırlarında bulunan yerleşim yerlerindeki ekonomik faaliyetleri canlandırmak ve ulusal sınırların ötesindeki komşularla ilişkileri güçlendirmek için teşvik edilen bir ticarettir. Bu yolla, çoğu kez görece mahrumiyet yaşayan bölgelerde gelir, istihdam ve refah artışı sağlanacağı varsayılır. ...

Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU

Sınır Ticareti, ülkelerin kara ve kıyı sınırlarında bulunan yerleşim yerlerindeki ekonomik faaliyetleri canlandırmak ve ulusal sınırların ötesindeki komşularla ilişkileri güçlendirmek için teşvik edilen bir ticarettir. Bu yolla, çoğu kez görece mahrumiyet yaşayan bölgelerde gelir, istihdam ve refah artışı sağlanacağı varsayılır. Sınırlar çoğu zaman yapay bir biçimde çizildiği için, sınır boylarında yaşayan bireylerin farklı ulusal uyruk sahibi olsalar bile aralarında etnik ve dil benzerlikleri hatta akrabalık bağları da olabileceği için ticari ilişki yolu ile kültürel yakınlaşma sağlanacağı ve dostluk bağlarının güçleneceği umut edilir. Sınır ticaretinin coğrafi yakınlığa ve yerel üretime dayanması esastır. Tabi olduğu kurallar uluslararası ticaretle benzerlik gösterse bile farklıdır[1]. Ama sınır ticaretinde öncelikle bürokratik engeller asgariye indirilir ki istenen fayda elde edilebilsin.

Sınır Ticaretinin Dayanağı ve Türkiye’de Hâlen Geçerli Mevzuat[2]

Her şeyden önce sınır ticaretine girecek ülkeler arasında anlaşmaların bulunması şarttır. Ayrıca ikili veya üçlü olabilecek sınır ticaretine girecek olan özel veya tüzel kişilerin bulundukları mülki teşkilata ve/veya ticaret ve sanayi odalarına başvurarak bir tür izin belgesi temin etmeleri gerekir. Bu hem ticarete konu olacak mal ve/veya hizmetlerin yerel olma özelliğini koruması, hem de istenmeyen ve kamu zararı yaratabilecek sınır ticaretinin denetlenmesi açısından önemlidir. Sınır ticaretinin kaçakçılığı önleme işlevi de işte bu belgelendirmeyle daha kolaylaşabilir. Sınır ticareti Sınır Ticaret Merkezlerinden (STM) veya yetkili sınır gümrük idarelerinden yapılan ihracat ve ithalat olarak değerlendirilir. Bu tür ticaretin teşviki için belirlenen ürünler üzerinden gümrük vergisi veya eş değerli harçlar alınmaz. Dolayısı ile sınırların ötesinden ithal edilen malların, sınırdaş alt bölge olarak belirlenen alan içinde tüketime konu olması, uluslararası ve/veya transit ticaretten ayrılması bakımından önemlidir.

Türkiye’de son olarak 2.12.2021 tarih ve 2021/4874 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına ek niteliğindeki “Sınır Ticaretinin Düzenlenmesine İlişkin Karar“ kapsamında yer alan iller ve sınır kapıları açıkça belirlenmiştir. Bu illerde yaşayan insanların ihtiyaçlarının kısmen, sınır komşusu ülkelerden daha düşük maliyetle karşılanması, yerel üretim ve ihracatlarının arttırılması yoluyla ekonomilerinin canlanması öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen karar bağlamında İran ile Ağrı, Van, Iğdır ve Hakkâri; Irak ile Hakkâri ve Şırnak, Nahcivan ile Kars ve Iğdır; Gürcistan ile Kars, Ardahan ve Artvin kapılarının sınır ticaretine açık olduğu anlaşılmaktadır. Suriye ile ise hâlâ Gaziantep-Karkamış, Kilis ve Hatay-Öncüpınar, Hatay-Cilvegözü, Mardin-Nusaybin-Şenyurt, Şanlıurfa-Akçakale kapılarının sınır ticaretine açık olması denetimlerin nasıl yapıldığı ilgili endişeleri akla getirmektedir.

Akla Ziyan bazı Güvenlik Endişeleri

Bir başka endişe sınır ticareti kisvesi altında özellikle İran, Irak ve Suriye üzerinden ne kadar kaçak göçmenin kapılardan girdiği ile ilgilidir. Ayrıca sınırdan geçen malların sadece sınır ticaretine yetkili iller içerisinde yapılması ve o illerde yaşayan insanların ihtiyaçlarında kullanılması esası hatırlanacak olursa, malların Türkiye’nin her tarafına dağılması keyfiyeti, sınır ticaretinin çığırından çıktığını düşündürmektedir. Özellikle Güneydoğu kapılarından sınır ticareti kapsamında getirilen akaryakıtın bölgede bulunan bazı rafinerilerde arıtılıp diğer bölgelere sevk edildiği iddiası uzun bir zamandan beri gündemde olmakla birlikte konunun üzerine ne ölçüde gidildiğini anlamak kolay değildir. Aynı şekilde kaynakları savaş dolayısı ile bir hayli kıtlaşan Suriye’den gelen gıda maddelerinin, sınır illeri yerine daha yüksek fiyatla ülkenin başka bölgelerinde satışa sunulması sınır ticaretinden umulan yararı sınırlandırmakta ve esas amacından saptırmaktadır. Bu tür uygulamalar sınırın iki yakasındaki bölge halkının ihtiyaçlarını karşılama amacına yönelik bir ticaretin yerel üretim bacağını aksatmakta ve uluslararası, hatta transit ticarete dönüşmesine neden olmaktadır.

Bavul Ticareti Benzeri Sınır Ticaretinin Ekonomik Boyutu

Bir ülkedeki malların, seyahat eden kişiler (yerleşik olmayanlar) tarafından kendi ülkelerine götürmek için yaptıkları satın alma işlemi olarak tanımlanan bavul ticareti, Türkiye'nin ödemeler bilançosuna 1996'dan itibaren yansımaya başlamış bir kalemdir. 1990’lı yıllarda Türkiye’ye Rusya, Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinden gelen turistlerin başlattığı bavul ticareti, ekonomik kriz yıllarında özellikle kayıt dışı, merdiven altı üretimi ve istihdamı canlı tutarak, miktarı tam olarak bilinmeyen bir katma değer yaratmıştır. Bunun dışında bavul ticareti üzerinden hesaplanan ihracat sınır ticaretinden farklı gümrük beyanı, vergi muafiyeti veya KDV iadesine tabiidir. Bavul ticaretinin sınır ticaretini çağrıştırır hâle gelmesi ise Yunanistan ile zaman zaman büyük ölçüde yumuşayan ilişkilerin ve vize kolaylıklarının sonucu olmuştur. Özellikle Yunanistan’ın büyük bir ekonomik çöküntü yaşadığı yıllarda, Yunan adalarında yaşayan halklar, Türkiye’nin elle uzanıp dokunulabilecek kıyı şehir ve kasabalarına akın edip, günlük sebze, meyve, zerzevat ve diğer ihtiyaçlarını gidermişlerdir. Belki sorgusuz sualsiz ve gümrük vergisiz bu tür ticareti “Kıyı Ticareti“ olarak adlandırmak daha doğru olur. Öyle veya böyle bu ticaretten Türk lirasının çok aşınmadığı yıllarda bile Edremit, Bodrum ve Marmaris gibi ilçelerin nasıl faydalandığını hatırlayabiliriz. Tabii Türk yat turizminin Yunan adalarına gösterdiği ilgi de hatırlanacak olursa, kıyı ticareti gideri, getirisinden fazla ama çift yönlü bir ticaret olmuştur. Perakende ticaret, marina, yat, taşımacılık ve günü birlik turizm ekonomik açıdan yararlanan sektörler hâline gelmiştir. İşin ilginç yanı Ege denizi kıyılarında yer alan yerleşimler için bir sınır ticareti tanımlaması bulunmamasıdır.

Kapıkule[3] ve Bulgar Pazarına Dönen Ulus Pazarı

Edirne, Balkanlar ve Avrupa yolu üzerinde bulunması nedeniyle Türkiye için uluslararası ticaret açısından Batı kapısı. Ama şimdi sınırın hemen ötesindeki Bulgar halkı için çok önemli hâle geldi. Geçen yıla kadar Edirne’ye sadece turistik gelip geçen Bulgarlar, son bir yıldır Türk Lirasının Dolar ve Leva dâhil tüm paralar karşısında büyük değer kaybetmesi ve Bulgar vatandaşlarının Türkiye’ye girişlerinde pasaport zorunluluğunun kaldırılması nedeniyle hemen her gün, ama daha çok semt pazarlarının kurulduğu günlerde Edirne’ye hücum ediyor. Öyle ki bu balon canlanmayı ancak sınır kapısını basan sel yavaşlatabiliyor. Edirne esnafının yüzü gülüyor. Ama yerel halk için aynı şeyi söylemek kolay değil. Onlar talep patlamasının yarattığı fiyat artışlarının kurbanı. Ayrıca artan talebe karşılık yerel üretim ve istihdam katkısı olmadığı için refah etkisi olduğunu da söylemek pek mümkün değil. Bu açıdan Kapıkule’deki sınır ticareti fakirleştiren bir büyüme örneği. Esnafa sel gibi akan para ise bozulan gelir adaletinin daniskası. Bu sel sularının nasıl değerlendirildiği ise ayrı bir inceleme konusu olmalı.

4 Eylül 2022
 

[1] Yasak listeleri, miktar ve değer kısıtlamaları ile menşei kuralları, sınır ticaretinde de geçerlidir.
[2] Sınır ticaretinin dayanağı 4458 sayılı Gümrük Kanununda yer almaktadır. Türkiye’nin sınır ticaretiyle tanışması 1978-1979 yıllarında yaşanan dünya petrol fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak artan döviz talebine ve petrol ihtiyacına çözüm bulmak amacıyla olmuş, bu çerçevede İran’dan takas yoluyla yani mal karşılığında petrol alınmıştır.
[3] Edirne ile sınırlı olarak Bulgaristan’la yapılacak sınır ticaretine ilişkin kurallar, 97/9113 sayılı Bulgaristan ile Türkiye Arasında Sınır Ticareti Yapılmasına İlişkin Kararla belirlenmiştir. Kapıkule ve Hamzabeyli kapılarından sadece Kapıkule sınır ticaretine açık olsa bile günü birlik turizm esasına dayanan perakende ticarette her iki kapı da kullanılmaktadır.


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

Ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel güçlerin oluşturduğu bir Dünya Düzeni vardır. Bu düzen ufak değişimler gösterse de kolay kolay değişmez. Büyük güçler siyasi, ekonomik güçlerini koruyabilmek ve hatta geliştirmek amacıyla zaman zaman bazı girişimlerde bulunurlar. ;

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Güvenlik kavramı, insanların değişen ihtiyaçları göz önüne alınarak değişirken, beraberinde Uluslararası İlişkiler alanını da dönüştürmektedir. Tarihten bu yana süre gelen konvansiyonel güvenlik, terörizm ve organize suç gibi sorunların yanında gelişme, cinsiyet, iklim, pandemi gibi yeni konular da ...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

Bu çalışmada, bipolar ve monopolar dönemlerdeki enerji dengeleriyle günümüzde oluşmakta olan multipole doğru geçilirken enerji dengelerinin değişimleri ele alınarak irdelenmektedir. Burada, Ukrayna’da yaşanan sıcak çatışmaların, önemli bir kırılma noktasını oluşturduğu üzerinde durulmaktadır. ;

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.