Ulusal Güvenlik Politikasında Büyük Değişimin Eşiğindeki Ülke: Japonya

Makale

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) hükûmeti tarafından 2013 yılında oluşturulmasından bu yana ülkenin uzun vadeli diplomasisini ve savunma politikasını düzenleyen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2022 yılında tekrar gözden geçirilecek ve Kishida hükûmeti 2022 yılı içerisinde strateji belgesi üzerindeki çalışmalarını sonuçlandıracaktır. ...

 
Dr. Mürsel DOĞRUL
Necmettin Erbakan Üniversitesi

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) hükûmeti tarafından 2013 yılında oluşturulmasından bu yana ülkenin uzun vadeli diplomasisini ve savunma politikasını düzenleyen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi[1], 2022 yılında tekrar gözden geçirilecek ve Kishida hükûmeti 2022 yılı içerisinde strateji belgesi üzerindeki çalışmalarını sonuçlandıracaktır.[2]

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) savunma politikaları açısından “şahin“ olarak tanımlanırken, Başbakan olmadan önce Kishida savunma konuları açısından “güvercin“ olarak tanımlanan bir liderdir. Ancak uluslararası sistemdeki yeni krizlerin halktan gelen tepkilerle birleşerek Başbakan Kishida’nın politikalarına da yön vermesi beklenmektedir. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile Çin ve Kuzey Kore’nin güvenlik cephesinde devam eden saldırgan çıkışları, Japonya adına uygulamada karşı saldırı yeteneği elde etmek için gerekçeleri şimdiden sağlamıştır. Böylece ABD’nin uzun süredir Japonya’dan talepte bulunduğu daha derin bir operasyonel askerî bütünleştirmenin önü de açılmaktadır.[3] Ancak Abe, 2013 yılında nükleer silahlarla saldırıya uğrayan tek ülkenin topraklarında ABD tarafından nükleer silahların konuşlandırılmasının ihtimal dâhilinde olduğunu ileri sürdüğünde[4] pasifist Japonya halkının ne tür tepki vereceğinden çekinmiştir.[5] Çünkü Hiroşima (6 Ağustos 1945) ve Nagazaki’nin (9 Ağustos 1945) atom bombalarından sonra Japonlar’da nükleer silahlara karşı nükleer alerji“ olarak bilinen dürtü gelişmiştir. Japonya’daki politikacıların onlarca yıldır nükleer silahları ülkelerine kabul etme olasılığını göz önünde bulundurmalarına rağmen nükleer alerji bunun önünde kendini göstermiştir.[6] Abe ve ona yakın Liberal Demokrat Parti milletvekilleri tarafından 2022 yılının başında ise ABD ile NATO ruhuna uygun bir nükleer paylaşım anlaşması fikrinin benimsenmesi gerektiği fikrinin ortaya atılması, gözleri Kishida hükûmetinin Ulusal Güvenlik Politika taslağına çevirmiştir.

Japonya parlamentosunda Hiroşima bölgesini temsil eden, ülkenin nükleer karşıtı ilkelerinin savunucusu ve 4 Ekim 2021’de göreve gelen Japonya Başbakanı Fumio Kishida, nükleer silahların Japon topraklarına yerleştirilmesi ve Japonya’da üretilmesine yönelik önerileri “kabul edilemez“ olarak gören bir lider olarak göreve gelmiştir.[7] Kishida’nın, ABD ile söz konusu nükleer silah paylaşım müzakerelerine ilişkin geliştirdiği bu söyleminde Japon halkının nükleer karşıtlığı ve yaklaşan 2022 Japon Meclis Üyelerinin seçimi etkili olmuştu. Abe’nin ABD ile nükleer paylaşım fikrini şubat ayında yeniden gündeme getirmesi üzerine Başbakan Kishida dâhil Liberal Demokrat Parti (LDP) yetkilileri, bu teklifin acı sonuçları olacağına dikkat çekmişlerdir.[8] Nitekim LDP’nin Ulusal Savunma Birimi Direktörü Hiroyuki Miyazawa 29 Mart 2022 tarihli bir haber programında, "Japonya’da neredeyse herkes nükleer paylaşımın Japonya için uygun olmadığı konusunda hemfikir"[9] şeklinde açıklamada bulunmuştur.

Eski Başbakan Abe’nin nükleer paylaşım için ileri sürdüğü görüşleri, dünyanın en güçlü silahları olan nükleer silahlara karşı Japonya’da uzun süredir devam eden tabuları yakın zamanda ortadan kaldırması muhtemel değildir. Ancak Abe’nin bu girişimi Rusya’nın Ukrayna’yı işgale kalkışması üzerine ülkede belirginleşen savunma ihtiyacı noktasında ciddi bir zemin hazırlamıştır.[10] Böylece Japonya’nın savunma ve güvenlik duruşunda büyük bir revizyona hazırlandığı görülmüştür. İlk bakışta Abe’nin nükleer çıkışına yönelik LDP tarafında bir karşı duruş sergilense de Rusya’nın sebep olduğu saldırganlık Japonların bu konuyu yeniden düşünmesine sebep olmuştur. Nitekim uzun yıllardır pasifizmin dışında daha kapsamlı ve normal bir ulusal güvenlik politikası savunucuları için Abe’nin çıkışı bir kaldıraç işlevi görmüştür.

Abe nükleer paylaşım önerisinde, ülkelerin nükleer silaha sahip komşularına karşı kendilerini savunamadıklarında neler olabileceğine dikkat çekmiştir. Özellikle bu konuda örnek olarak işaret ettiği Rusya’nın Ukrayna’yı işgali de LDP’li yetkilileri Ulusal Güvenlik Stratejisi için kapsamlı bir incelemeye sevk etmiştir. Ayrıca Abe, Çin’in artan askerî kapasitesine ve nükleer silaha sahip Kuzey Kore’nin füze teknolojisindeki ilerlemesine atıfta bulunmuştur.[11] Özellikle Kuzey Kore’nin 2021 yılında yaptığı ve sonrasında 16 Mart 2022 tarihinde yinelediği uzun menzilli füze denemesi,[12] Başbakan Kishida’yı, Abe’nin söylemlerine yakınlaştırmış; ülkenin savunma kapasitesini “büyük ölçüde güçlendirileceği“ ve gerektiğinde düşman üslerini vurabilecek kapasiteye erişmek üzere “her seçeneğin değerlendirileceği“ yönündeki açıklamalarını[13] tekrar gündeme getirmiştir.

Nisan 2022’de Japonya’nın Yomiuri Gazetesinin anketinde, Japonya’nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi noktasındaki halk desteğinin %27’den %64’e yükseldiği görülmüştür. Bu desteğin uygulamalara nasıl yansıyacağı tam olarak net olmasa da halktan gelen desteğin son yıllarda hiç görülmeyen bir seviyeye yükselmiş olması önemlidir. Aynı ankete göre ilginç bir sonuç ise Japonya’nın düşman üslerine saldırmaya yetecek seviyedeki bir kapasite artışına verilen olumlu ve olumsuz cevapların sayısının başa baş olmasıdır. Bu durum desteğin sadece ulusal sınırları korumak kaydıyla verildiğini göstermiştir.[14]


Japonya İçin Düşman Hatlarına Temel Vuruş Yeteneği

Başbakan Ichiro Hatoyama’nın (1954-1956) ülkenin savaşma hakkından feragat eden Anayasasına rağmen bir saldırı anında düşman üslerini bombalamanın meşru müdafaa hakkı temelinde haklı görülebileceğini belirlemesi sonrası 1956 yılından bu yana meşru müdafaa hakkının kapsamı ve tanımı sürekli olarak ülke siyasi gündeminde yerini korumuştur. Hatoyama, Japonya’nın yakın gelecekte bir füze saldırısına uğraması hâlinde nasıl davranacağına ilişkin olarak “Anayasanın ruhunun sadece oturup ölmeyi beklememizi gerektirdiğine inanamıyorum“ sözüyle cevap vermiş olması bugün saldırı kabiliyetine erişime yönelik ileri sürülen ön önemli argüman olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatoyama’nın vurguları 66 yıl sonra uygulamada karşılık bulur bir şekilde, nisan ayında iktidar partisi LDP’nin ulusal güvenlik kurulu oybirliğiyle Japonya’nın Ulusal Güvenlik Politikası revizyonlarının bir parçası olarak düşman üslerine saldırı yetenekleri edinmesi yönündeki çalışmalarını başlatmıştır.[15]

Ancak ülkede tarihsel olarak şüpheci bir Japon kamuoyunun yanı sıra LDP iktidar bloğunun küçük koalisyon ortağı Komeito’yu[16] vuruş yeteneğine ikna etmesi zor görünmektedir. Komeito, bu yeteneği edinme kararının neleri gerektirdiğine yönelik belirsizlikleri ve kamuoyu şüphesini öne sürmüştür. Bazı Komeito üyeleri, yalnızca caydırıcı ve savunma amaçlı bir askerî kapasitenin olmasını ve “düşman üssüne saldırı kapasitesi“ teriminin yeniden yazılmasını önermişlerdir. Bu hâliyle mevcut adlandırmanın yanlış anlaşılabileceğinin ve terminolojik kullanımın genel halk tarafından da daha kolay ve kabul edilebilir şekilde değiştirilmesinin önemi vurgulanmıştır. Bununla birlikte, Komeito üyeleri süreç nasıl ilerlerse ilerlesin, saldırı yeteneği oluşturmanın, konuşlandırmanın ve sürdürmenin Japonya için zaman alıcı ve maliyetli bir girişim olacağının altını çizmişlerdir. Nitekim Japonya şu anda uzak menzilli füze çalışmalarına devam etse bile bu silahların nasıl kullanılacağının yanı sıra ülkenin kendi bağımsız hedefleme yeteneklerini geliştirip geliştirmeyeceği veya ABD’ye güvenmeye devam edip etmeyeceği konusundaki ayrıntıların henüz tam olarak açıklanmaması da vurgulanmıştır. Japonya’nın savunma kapasitesini artırma girişimlerinin mevcut savunma harcamalarını çok daha öteye taşıyacağı ve bu durumun ülke bütçesine daha önce hiç olmadığı kadar yük getireceği, iktidar ortağının diğer endişeleri arasında yer almaktadır.

2021 Ekim ayındaki Alt Meclis (Shūgiin-衆議院) seçimlerinden hemen önce LDP, ilk kez ülkenin savunma harcamalarını ikiye katlayarak GSYİH’nın yüzde 2’sine çıkarmayı amaçladığını kamuoyu ile paylaşmıştı. Bu hedefin ilk başta taban bulamayacağı düşünülse de değişiklik Kishida, Abe ve onun kardeşi Savunma Bakanı Nobuo Kishi’nin de bulunduğu kişilerce güçlü bir şekilde desteklenmiştir.[17] Abe ve Kishi, Almanya’nın savunma harcamalarını GSYİH’nın yüzde 2’sine yükseltme konusundaki olağandışı kararını örnek olarak desteklerini göstermişlerdir. Ayrıca 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasına takiben Japonya her ne kadar NATO üyesi olmasa da bu birliğin her üyesi için benzer savunma harcama artışını belirlemesi Japonya’nın savunma bütçesinde gerçekleştirilen artışa bir dayanak oluşturmuştur.[18] Kishi, “GSYİH’daki savunma harcamaların oranının artırılmasının zamanlama olarak kesin bir anlamı olduğunu düşünüyoruz“ şeklinde açıklama bulunarak bu politikaya desteğini sürdürmüştür. Böylece Mart 2023’te, Japonya’nın savunma bütçesi 5,4 trilyon (44 milyar $) ile rekor seviyeye ulaşarak, art arda sekizinci yıl için yeni bir rekor kırmıştır. Bu oran, önceki yılın başlangıç ​​bütçesinin yüzde 1,1 üzerinde artışı ifade etmektedir. Nikkei gazetesinde yayınlanan bir yazıda ise yüzde 2 hedefinin gerçekleşmesi Ulusal Güvenlik Politika belgesinde yapılması düşünülen tekliflerle örtüştüğüne dikkat çekilmiştir.[19]

Ülkenin ulusal haber kanalı NHK’de yer alan bir haberde ise bu artış sırasında diğer aktörlerle çatışma riskinden kaçınmak için dengenin de korunmasına dikkat çekilmiştir. Nitekim Rusya-Ukrayna savaşında olduğu üzere uluslararası sistemdeki askerî dengeler bozulmaya devam ederse Rusya ile Japonya arasında devam eden Kuril Adaları sorunu kapsamında Japonya’nın doğrudan taraf olacağı bir çatışmanın çıkması muhtemeldir.[20] Bununla birlikte, LDP’nin taslak Ulusal Güvenlik Politika güncelleme teklifi kabul edilse bile analistler, özellikle Japonya’nın mevcut ekonomik durgunluğu bağlamında bu hedefin gerçekleştirilebilirliğini sorgulamaktadırlar. Ülkenin yıllık ekonomik büyümesinin yüzde 2 olarak kabul edildiği bir senaryoda on yıllık süre zarfında askerî harcamalarda yüzde 9,5’lik sabit yıllık artış veya on beş yıllık bir süreç için yüzde 7’lik artış oranı gerektirecektir. GSYİH’nın büyümesi yüzde 1,5 gibi bir noktada kalsa bile taslak Ulusal Güvenlik Politika planına göre savunma harcamalarının her yıl yüzde 5 ile 6 arasında bir oranda artırılması gerekecektir. Bu durumda Japon ekonomisinin, gelecekteki sosyal harcama taahhütlerinden kaynaklanan borç finansman baskılarına ve parasal istikrarını koruma noktasında ikilemlere sürüklenme riski söz konusudur. Böylece Japon ekonomi politikalarında geleneksel görüşlerin ve yaklaşımların dışındaki uygulamaları adlandırmada kullanılan heterodoks yönelimler söz konusu olacaktır. Sosyal harcamalardan ve diğer harcama portföylerindeki giderlerden büyük oranda ödün vermeksizin bu seviyede savunma harcama artışı reel görünmemektedir. Nitekim küresel salgın anlarında yurt içinde retoriklerde ve küresel beklentilerde savunma harcamalarında yapılan %1’lik artış bile sorgulanmıştır.[21]


Sonuç

Abe’nin açıklamalarıyla tekrar alevlenen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Politikaları üzerine yapılan tartışmalar kamuoyunda geniş yankı bulurken uzmanlar sürecin Japonya açısından olası uzanımlarını ele almışlardır. Ukrayna-Rusya savaşının gidişatı ve ülkede savunma konularına ilişkin uyanan hassasiyet Ulusal Güvenlik Politika belgesinin mahiyetinde belirleyici olacaktır. Başbakanlık zamanlarında bile savunma politikalarını güncelleme noktasında bu kadar geniş bir taban bulamayan Abe’nin sözleri, uluslararası sistemdeki gelişmelerle şimdiden çok geniş bir tabana yayılmıştır. Kishida hükûmeti, Abe dönemine ve uygulamalarına karşı çekimser politika izlese de son gelişmeler Japonya’nın ulusal güvenlik konusunda çoktan önemli tartışma gündemlerine büründüğünü göstermiştir. Ülkenin “asgari savunma duruşunu terk etmesi, Japon güvenlik politikalarında önceki dönemlere nazaran bir kırılmayı işaret etmektedir ancak değişikliğin etkisi ülke içindeki içselleştirilmiş pasifizmi kabullenmiş kamuoyu desteğinin devamlılığına ve baş müttefiki ABD’nin tutumuna bağlıdır. Japonya’da siyasi ve sistemsel nedenlerle güvenlik politikaları açısından geçmişle böylesine önemli bir kopuşun olasılığı 2022 yılının ülke siyaset gündeminde şimdiden en üst sıraya oturmuştur. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları sonrası NATO ittifakının bile güvenlik sağlama kapasitesi sorgulanmaya başlanmıştır. Bu ortamda Japonya’nın siyasi ve politik açıdan türdeş ülkesi olarak kabul edilen Almanya, savunma harcamalarında önemli artışa gitmişken Japonya’nın da hem özerk olarak hem de ABD güçleriyle daha yakın koordinasyon içinde kendisinin savunma kabiliyetini artıracak yeni uygulamaları çaresizce kademeli şekilde başlatacağı öngörülebilmektedir.



Referanslar
 

1 "National Defense Program Guidelines for FY 2014 and beyond", December 17, 2013. https://japan.kantei.go.jp/96_abe/documents/2013/__icsFiles/afieldfile/2014/02/03/NDPG.pdf
[2] Kawashima, Shin. “Japan’s National Security Strategy: A Delicate Task“, The Diplomat, 18 Mar. 2022, https://thediplomat.com/2022/03/japans-national-security-strategy-a-delicate-task/.
[3] Joint Statement of the Security Consultative Committee (“2 2“), Ministry of Foreign Affairs of Japan, January 6 and 7, 2022. https://www.mofa.go.jp/files/100284739.pdf (Erişim Tarihi: 17.04.2022).
[4] Bhubhindar Singh, “The Development of Japanese Security Policy: A Long-Term Defensive Strategy.“ Asia Policy 19, no. 1 (January 1, 2015): 49–64. https://doi.org/10.1353/ASP.2015.0006.
[5] Jesse Johnson. “Japan Should Consider Hosting U.S. Nuclear Weapons, Abe Says | The Japan Times.“ The Japan Times, www.japantimes.co.jp, 27 Feb. 2022, https://www.japantimes.co.jp/news/2022/02/27/national/politics-diplomacy/shinzo-abe-japan-nuclear-weapons-taiwan/.
[6] Nina Tannenwald, “How Strong Is the Nuclear Taboo Today.“ Washington Quarterly 41, no. 3 (September 28, 2018): 89–109, p. 91-92. https://doi.org/10.1080/0163660X.2018.1520553
[7] Arielle Busetto, “‘Reality of World Security’: Shinzo Abe’s Nuclear Sharing Talk Sparks Debate | JAPAN Forward“, 1 Mar. 2022, https://japan-forward.com/reality-of-world-security-shinzo-abes-nuclear-sharing-talk-sparks-debate/.
[8] Isabel Reynolds, Japan PM Opposes Sharing U.S. Nuclear Weapons After Abe Proposal", Bloomberg, 28 Şubat 2022. https://www.bloomberg.com/news/articles/2022-02-28/japan-pm-opposes-sharing-u-s-nuclear-weapons-after-abe-proposal
[9]Savunma, Amerika Japonya'yı koruyacak mı? Sadece lojistik destek mi? Rusya, Zorla statükoyu değiştiriyor, Japonya-ABD ittifakı bununla nasıl başa çıkmalı?“ [防衛, アメリカは日本を守ってくれる?後方支援だけ?ロシア「力による現状変更」日米同盟はどう対処すべきか], ABEMAニュース【公式】, https://www.youtube.com/watch?v=shnYBfuIFLM&t=1726s
[10] Tobias Harris, “Japan-US Relations Are Healthy, but Both Sides Hope for More.“, World Politics Review, 13 Apr. 2022, https://www.worldpoliticsreview.com/articles/30465/japan-us-relations-are-healthy-but-both-sides-hope-for-more.
[11] Mürsel Doğrul, “Japonya'nın Güvenlik Yasası Değişikliği“, Gökhan AK (Ed.), Küreselleşme Çağında Uluslararası İlişkiler; Tarihten Güncele Seçme Yazılar içinde, Akademi Titiz Yayınları, ISBN 978-605-4673-98-8, İstanbul, Kasım, 2018, ss. 109-126
[12] “North Korea Tests Banned Intercontinental Missile - BBC News.“ https://www.bbc.com/news/world-asia-60858999. Accessed 15 Apr. 2022.
[13] Tetsushi Kajimoto, and Kiyoshi Takenaka. “Japan PM Seeks to Boost Workers’ Wages, Defence Capability“, Reuters, 6 Dec. 2021, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/japan-strengthen-defence-posture-drastically-pm-kishida-2021-12-06/.
[14] “Nisan 2022 Telefon Ulusal Kamuoyu Anketi Soruları ve Cevapları“ (2022年4月 電話全国世論調査 質問と回答), 読売新聞 2022/04/04. https://www.yomiuri.co.jp/election/yoron-chosa/20220403-OYT1T50144/ (Erişim Tarihi: 15.04.2022).
[15] Kyodo, "LDP to propose enemy base strike capability as part of Japan security review", Japan Times, Apr 12, 2022. https://www.japantimes.co.jp/news/2022/04/12/national/ldp-enemy-base-review/ (Erişim Tarihi: 10.04.2022).
[16] Komeito (公明党), Japonya'da Budist Soka Gakkai hareketinin üyelerinin kurduğu bir siyasi partidir. Günümüz Japon siyaset arenasında 2012'den beri hükümette Liberal Demokrat Parti'nin küçük koalisyon ortağı olarak yer almaktadır.
[17] Eski Başbakan Abe "Çin ile çatışmayı önlemek için savunma harcamalarını artırın" (安倍元首相「中国との衝突避けるためにも防衛費増額を」), NHK, 3 Nisan 2022. https://www3.nhk.or.jp/news/html/20220403/k10013565851000.html (Erişim Tarihi: 20.04.20229.
[18] Jesse Johnson, "How Germany’s historic shift on military spending could affect Japan’s defense plans", Japan Times, Mar 4, 2022. https://www.japantimes.co.jp/news/2022/03/04/national/germany-prompt-japan-defense-change/
[19] Yu Koizumi, "Liberal Demokrat Parti Nisan ayında Tayvan acil durumuna hazırlanmayı önerdi" (自民が4月中に提言 台湾有事へ備え), Nikkei, 6 Nisan 2022. https://www.nikkei.com/article/DGXZQOUA017S00R00C22A4000000/ (Erişim Tarihi: 07.04.2022).
[20] Emine Akçadağ ve Elnur İsmayilov, “Ukrayna Krizinin Rusya ve Japonya Arasındaki Kuril Adaları Sorununa Etkisi“, Uluslararası İlişkiler, Cilt 12, Sayı 48, 2016, s. 95-115.
[21] Corey Wallace, "Kishida’s opportunity to shake up Japanese defence policy, East Asia Forum, 1 November 2021. https://www.eastasiaforum.org/2021/11/11/kishidas-opportunity-to-shake-up-japanese-defence-policy/ (Erişim Tarihi: 14.04.2022).


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) hükûmeti tarafından 2013 yılında oluşturulmasından bu yana ülkenin uzun vadeli diplomasisini ve savunma politikasını düzenleyen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2022 yılında tekrar gözden geçirilecek ve Kishida hükûmeti 2022 yılı içerisinde strate...;

Bilindiği üzere SSCB’nin yıkılmasının ardından siyasi, askerî ve sosyo-ekonomik açıdan çeşitli zorlukla mücadele eden Rusya Federasyonu’nun kısa sürede toplanıp yeniden küresel güç olmak hedefinde Afrika önemli stratejik konuma sahiptir.;

2010-2016 döneminde Suudi Arabistan, İran’ın artan bölgesel etkinliğinin önüne geçmek amacıyla, dengeleme stratejisini benimsedi ve diğer bölgesel güçler olan Mısır ve Türkiye ile ittifak ilişkisi tesis etti. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.

Öncelikle, başta TASAM (Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) ve yöneticileri olmak üzere, bu gezinin gerçekleşmesi için emek ve kaynak harcamış olan tüm tüzel kuruluşlara ve özel insanlara teşekkürle başlamalıyım.