Gazilerimizden Anılar

Haber

"Çin Denizi’nden geçerken, eskiden orada daha büyük çarpışmalar olduğu anlatıldı. Oradaki Müslüman kardeşlerimizin şehitliğine uğradık ve orada görevimizi de yerine getirmiş olduk. Pusan Limanı’nda indikten sonra arabalarla Kumkale’ye götürdüler bizi. Geldiğimizi duyan düşman, biz yukarıya doğru çıkarken ateş etti ve orada iki arkadaşımızı şehit verdik."...

"Çin Denizi’nden geçerken, eskiden orada daha büyük çarpışmalar olduğu anlatıldı. Oradaki Müslüman kardeşlerimizin şehitliğine uğradık ve orada görevimizi de yerine getirmiş olduk. Pusan Limanı’nda indikten sonra arabalarla Kumkale’ye götürdüler bizi. Geldiğimizi duyan düşman, biz yukarıya doğru çıkarken ateş etti ve orada iki arkadaşımızı şehit verdik."

Halil MAVİ Kore Gazisi - 1950/1 Tertip

1931 doğumluyum. Kangal’ın Akçaşehir Köyü, Alacahan Nahyası’ndanım.

Askerlikteki ilk görev yeriniz ve katkınız neler oldu?

Ekim 1950’de askere gittim, 50/1 tertip. İlk askerlik yerim acemi birliğim olan Samsun idi. Oradan da İzmir’e kadro birliğime katıldım. Oradaki görevimde de topçu eri idim.

İntikal anılarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Samsun’da bize kura çekilişi yaptılar. Torbaya elimi soktum, baktım ki Kore. Attım içine, tekrar çektim, gene Kore çıktı. Bir daha çekmedim, tabii artık yerim belli olmuştu. Kurada ismi çıkanları on gün izine yolladılar. İznim biter bitmez Samsun’a döndüm. Akşamına kalmadan bizi trenle Sivas’a götürdüler. Oradan İzmir’e geçtik. İzmir Seferihisar’da bize bir ay eğitim gösterdiler. Oradan gemiye bindik. Akdeniz, Süveyş Kanalı, Hint Okyanusu, Çin Denizi en son da Pusan Limanı istikametlerini izledik. Tam otuz üç günde Pusan Limanı’na ulaştık. Çin Denizi’nden geçerken, eskiden orada daha büyük çarpışmalar olduğu anlatıldı. Oradaki Müslüman kardeşlerimizin şehitliğine uğradık ve orada görevimizi de yerine getirmiş olduk. Pusan Limanı’nda indikten sonra arabalarla Kumkale’ye götürdüler bizi. Geldiğimizi duyan düşman, biz yukarıya doğru çıkarken ateş etti ve orada iki arkadaşımızı şehit verdik.

Üçüncü gün emir geldi ve cephe değiştirdik. Oradan bizi Vegas Cephesi’ne aldılar. Düşman haberi almış, “Türk tugayı Vegas Cephesine geldi“ diye ve üç tümeni yığmış oraya. Hiç unutamıyorum: Ramazan’ın yedinci günüydü ve oruç tutuyordum. Bardağı elime aldım, tam orucumu açacaktım ki alarm verdiler ve emirler gelmeye başladı. Ben hemen koştum topun başına. Komutan “Batarya doldur! Yan 28, tam yedinci barut hakkı, nişangâh 500, atış serbest!“ dediğinde artık kimse tutamazdı bizi. O akşam 19.00 sıralarında başlamıştık ve sabah 09.00 sıralarına kadar hiç durmadan ateşi sürdürdük. Namlunun ucu kıpkırmızı olmuştu. Üç sefer namlu değiştirdim ve bir gecenin içinde üç tümeni yok ettik. Daha sonra ateşkes oldu. Savaşın hemen ardından, Türk tugay komutanı “On iki uçakla bizi ziyarete geliyorlar“ dediler.

Komutan “Neden bu kadar zayiat verildi“ dediğinde haklı idi. Çünkü Türk askeri deyince bire on düşüneceksin. 2’nci Tabur yandı, yangın mermisi düşmüştü oraya. Yandı ama bir saatin içinde hemen toplanmıştı tabur.

Ateşkes olmuştu ama biz de mahvolmuştuk. Bir damla su dâhi içmemiştik orucumu da açamamıştım daha. Fırsat olmamıştı ki! Ya düşman seni vuracak ya da sen onu. Kendi canınız dâhil hiçbir şeyi düşünemiyorsun. Sen boş verirsen düşman seni öldürür.

Sekiz inçlik toplarla akşam 19.00 sıralarında Çorban Ovası’na ulaştık. Gece saat 23.00’a kadar uğraştık, kalkanları yerleştiremedik bir türlü. Nereyi delersen su çıkıyor, sıcak su hem de. Kaynar su yüzünden yerleştiremedik kalkanları bir türlü. Komutanlara durumu arz ettikten sonra, onlar da Birleşmiş Milletler’e bildirdiler. “Biz burada kalkanları yerleştirmedik. Burada çok zayiat vereceğiz, biz buradan geri çekileceğiz“ dedik. Sonra bir de o topları çıkarması var, kuma gömülmüş. Çıkarana kadar bizim de canımız çıktı. Tekrar Vegas’a döndük. Ertesi gün Ramazan Bayramı idi. Toplara ikişer kişi koyuldu, biz geri çekildik, bayram namazı kıldık. Sonra bize güzel bir haber verdiler kafile geliyor dediler. Orada yirmi beş gün daha durduk ve geri döndük. Kore’de toplam bir buçuk sene kaldık.

Başınızdan geçen ilginç olaylar oldu mu?

Amerikan subaylarından bir tanesi bizim Türk bayrağını yırtmaya kalktı. Adanalı, er bir arkadaşımız vardı. Müdahale etmeye çalışırken Amerikan subayı ona vurmaya başladı. “Sen kim oluyorsun da beni engellemeye çalışıyorsun?“ diye orada arkadaşımızı dövmeye başladı. Bizim askerlerden bu olayı görenler Amerikan subayının üstüne yürümeye ve ona vurmaya başladılar; daha fazla dayanamadı ve yere yıkıldı. Arkadaşlarımızdan biri “Sen benim bayrağımı yırtamazsın kim olduğunu sanıyorsun?“ diyerek silahı çekiyor; ama o anda vurmuyor tabi. Daha sonra mahkemede hem arkadaşlarımız hem de Amerikan subayı yargılanmıştı. Orada olan olaya sadece Türk mahkemesi bakıyordu ve Türk Ceza Kanunu ile yargılanacaklardı. Amerikan subayı ile bizim komutanımız arasında bayrak yırtma olayından sonra da bir sürtüşme yaşandı ve karşılıklı silah çekmeler oldu. Amerikan subayı orada hayatını kaybetti. İlk o davranmıştı, ama bizim komutanımız daha hızlı davrandı ve Amerikan subayı ateş edemeden onu vurdu. O zaman başımızda Celal DORA komutanımız vardı. Oradaki sözü “Benim askerim bayrağına, vatanına laf söyletmez; hiç çekinmeden vurur“ olmuştu.

Savaşta bir asker olarak zafer kazanmak nasıl bir duygu?

Çok güzel bir duygu tabii ki de. Ya Resul Allah’a sormuşlar. Şehit olmak nasıl bir duygu? “Şehit olmak Allah’a yaklaşmaktır. Vazifesini ve görevini dürüst yapan, arkadaşına ihanetlik yapmayan, vatanı için canını veren her zaman benim yanımdadır“ diye buyurmuş. Yani anlayacağın vatan hiçbir şeye benzemez.

Yemek ve iaşe durumları nasıldı?

Her öğün yiyebiliyor muydunuz? Bizde yok yoktu. Hatta, bizden isterlerdi gâvurlar daha. Bir ara şüphelendik hatta etlerden, domuz eti olabilir diye. Daha sonra biz bulamıyoruz ki size yedirelim dediler bize. İçmekte de, yemekte de sınır yoktu. Kumanyalarımız gelirdi. Nöbet yerlerinde dâhi yiyebiliyorduk.

Unutamadığınız bir anınız var mı peki?

Cephede beklerken düşman askerlerinden biri pusuya yatmış. Birimizin kafasını görsün, hemen ateş ediyor. Biz de onun yerini tespit ettik ve “O mevziiyi yıkın, ateş edin“ diye emir geldi bize. Beş topla ateş ettik. İlk topta zaten isabet ettirdik. Diğerlerine gerek kalmadan o mevziiyi dağıttık. Daha sonra o topa teşekkür geldi. Teşekkür gelince, bizi ödül olarak Tokyo’ya götürdüler uçakla. Orada bizi gezdirdiler, yedirdiler, içirdiler; hatta hamama götürdüler. İçeri girdiğimiz zaman bir baktık ki hamamın içi kadın dolu. Ben girmedim, ama arkadaşlarımızdan bazıları girdi.

Şimdiki yaşamınızdan biraz söz eder misiniz?

Çok şükür yetmiş dokuz yaşındayım ve Devlet Demiryolları’ndan emekliyim. Beş tane oğlum var. Her biri bir yerde, sadece biri burada öğretmen. Bir de torunlarım var. Onlar bizim neşe kaynağımız.

Türk gençliğine ve Mehmetçiklerimize iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Allah canlarına sağlık versin, işlerini rast getirsin Mehmetçiklerimizin. Gençler de akıllarını başlarına toplasınlar ve memleketlerine hayırlı bir şeyler yapsınlar. Okumuş insanlar artık hepsi. Benim okumam yazmam yoktu. Bunların değerini bilsinler, nankörlük yapmasınlar. Müslüman Müslümanı vuruyor, olmasın böyle.

Muharip gazi olarak toplumdaki insanlardan gerekli saygıyı görebiliyor musunuz?

Ben memnunum. Ama isterlerse onlar bizden memnun olmasınlar. Biz gitmişiz çarpışmışız ve üstümüze düşen görevi yapmışız. “Anlayana saz, anlamayana davul zurna az“ derler. Bana diyor ki; “Gittin Kore’ye de çarpıştın bize ne yararı var onun bunun“. Ben de şöyle cevap veriyorum. “Emre itaat. Evelallah seni çağırsalar gitmez misin? Şimdi gene çağırsınlar gene giderim“. Ama bilen saygı gösteriyor, bilmeyen göstermiyor. Bize Allah gaziliği nasip etmiş.

Bir de “silah arkadaşlığı“ kavramına değinmek istiyorum. Sizler bizlerden çok uzun yıllar önce tattınız bu silah arkadaşlığı kavramını. Hâlen görüşebildiğiniz silah arkadaşınız var mı? Bunlar kimler, nereli, ne işler yapıyorlar? Daha da ötesi, hayattalar mı?

Doğruyu söylemek gerekirse; silah arkadaşlarımdan kimseyle ne görüşüyorum ne de haber alıyorum. Burada derneğimizin sayesinde görüştüğümüz arkadaşlarımız var ama benim çatışmalarda beraber bulunduğum hiçbir arkadaşım yok. Sadece bacanağımın kardeşi var. Kore’de beraberdik onunla. O da Ankara’da muhabereci idi, onunla konuşuyoruz sadece.

“Gazilerimizden Anılar“ kitabından alınmıştır.

Not: TASAM Yayınlarının kitapları http://yayinlar.tasam.org/ sitesinden çevrimiçi olarak e-kitap formatında da satın alınabilir.


KİTABIN KÜNYESİ

Kitap Adı : Gazilerimizden Anılar
Hazırlayanlar : Tuğgeneral (E) Dr. Fahri ERENEL, Yüzbaşı (E) Mehmet YÜKSEL
Sayfa Sayısı : 144 s.
Yayınevi : TASAM Yayınları
ISBN : 978-605-4881-42-0
Yayın Tarihi : Ocak 2021
Fiyatı : 34,16 TL (KDV Dâhil)

“Gazilerimizden Anılar“ kitabını incelemek için lütfen tıklayınız.

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Bilindiği üzere SSCB’nin yıkılmasının ardından siyasi, askerî ve sosyo-ekonomik açıdan çeşitli zorlukla mücadele eden Rusya Federasyonu’nun kısa sürede toplanıp yeniden küresel güç olmak hedefinde Afrika önemli stratejik konuma sahiptir.;

2010-2016 döneminde Suudi Arabistan, İran’ın artan bölgesel etkinliğinin önüne geçmek amacıyla, dengeleme stratejisini benimsedi ve diğer bölgesel güçler olan Mısır ve Türkiye ile ittifak ilişkisi tesis etti. ;

Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan büyümeler, internet kullanımının yaygınlaşması, bilgi çağına ve bilgi toplumu olarak nitelendirilen döneme geçiş ile birlikte kurumların görevlerini ifa etme şekli de dönüşüme uğramıştır. Birbirlerine internet aracılığıyla bağlı hale gelen insa...;

Tarihin başlangıcından bu yana küresel ölçekte yaşanan tüm hadiselerin, insanlığın yaşantısında ve siyasal, ekonomik, sosyal alanlarında ciddi değişiklikler yarattığı bir vakıadır. 2020 yılının başında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 isimli bir virüste pandemi ilanına neden olarak, küresel ö...;

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılması sonrasında Soğuk Savaş bitti diye düşünülse de son 25 yıldır Arktiklerde ve Asya-Pasifik coğrafyasında yaşanan güç politikalarının seyri, durumun hiç de böyle olmadığını gösterdi. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.

Devleti hiçbir zaman, hiçbir yerde gören olmamış. Ancak devlet her zaman var… Devlet, fizik bir mekâna, yapılara indirgenemez. Devlet, hukuk kurallarının hayatının maddi pratiğinde uygulayıcısı olan idari teşkilata ve dolayısıyla insan unsuruna da indirgenemez.

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...