PUTİN ETKİSİ: Rusya-Ukrayna Savaşı Balkanlar’ı Nasıl Etkiliyor/Etkileyecek?

Yorum

Rusya ve Ukrayna arasında uzun süredir devam edegelen gerilim, artık sivillerin de öldürüldüğü bir savaşa dönüştü. Türkiye dâhil küreselleşmiş dünyada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileri her yerde ciddi manada hissedilir hâle geldi. Burada yaşananların bize bakan yönü; ekonomik etkiler başta olmak üzere yeni bir mülteci krizi ve başka sosyal, diplomatik ve siyasi sorunların da peşi sıra geleceğidir. ...

Rusya ve Ukrayna arasında uzun süredir devam edegelen gerilim, artık sivillerin de öldürüldüğü bir savaşa dönüştü. Türkiye dâhil küreselleşmiş dünyada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileri her yerde ciddi manada hissedilir hâle geldi. Burada yaşananların bize bakan yönü; ekonomik etkiler başta olmak üzere yeni bir mülteci krizi ve başka sosyal, diplomatik ve siyasi sorunların da peşi sıra geleceğidir. Bu yazı ise konunun en önemli tarafı olarak Rusya üzerinden, uzun süredir devam eden Balkanlar ilişkisi ve savaşın bölgede yarattığı gerilim/tesire odaklı olacak. Bunun bölgesel olarak sadece Balkanlar değil birkaç farklı noktadan incelenmesinde de fayda var.

TASAM sayfalarında da birkaç inceleme ile anlatmaya gayret ettiğim Sırbistan ve Bosna’daki Sırp etnisite arasındaki bağın, Rusya’ya uzanan kısmı Avrupa’nın bu bölgesinde ciddi gerilimler doğurmuştu. Bosna’da seçimin hemen sonrasında Bosna-Hersek’e bağlı Sırp Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı’nın Genel Başkanı Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Sırp Üyesi Milorad Dodik’in açıklamaları da bunun habercisi olmuştu:

“Hatta seçimden galip çıkan Sırp temsilci Milorad Dodik’in Bosna Hersek’in, Kırım’ı Rusya’nın bir parçası olarak resmen tanıması için çalışacağını açıklaması da bunun ispatı olmuştu. Aynı Dodik Rus gazetesi İzvestiya’ya verdiği demeçte şunları söylemişti: Böyle bir girişimde bulunacağım, Kırım’ın statüsünün Bosna Hersek düzeyinde tanınmasını sağlamaya niyetliyim. Ne de olsa, Kırım Yarımadası’nın Rusya ile yeniden birleşmesi, BM şartına uygun meşru bir referandumun sonucuydu. Kırım sakinlerinin tercihlerini ifade ettiği demokratik bir süreçti. Rusya belki Avrasyacı bakışının bir ucuna Sırpları yerleştirirken Sırplar da kadim panslavist düşünceyi Rusya ile canlı tutmaya gayret ediyordu.“ (https://tasam.org/tr-TR/Icerik/61748/lavrovun_parmaklari_geldi_gordu_karistirdi_gitti)

Bu noktada Sırpların örneğin Kosova’nın NATO ve AB üyeliği beklediği, yani Batı’ya entegrasyon çabasında olduğu bir dönemde halihazırdaki savaştan çok önce tavrını Rusya’dan yana koyması bölge için mühim bir gerginlik sebebi. Özellikle de Bosna’daki sorunlu etnik düzen göz önüne alındığında ülkedeki diğer ayrılıklar ile bu sıcak sürecin yeni sorunlar doğurması kaçınılmaz. Hele de Son yıllarda Sırp aşırılığına karşı gelişen Boşnak-Hırvat birlikteliğinin seçim sitemine bağlı olarak değişen tavrı ile Ruslardan destek alan kışkırtmaya müsait Sırp milliyetçiliğinin korkutucu bir bekleyiş içinde olduğu da artık açık açık dillendiriliyor. Daha geçen hafta toplanan Bosna Başkanlık konseyinde Dodik’in, Bosna’nın Rusya-Ukrayna savaşında tarafsız olmasına dair açıklamasına Hırvat Üye Zeljko Komsic ve Boşnak Üye Sefik Dzaferovic’in tepkileri, sonrasında Dodik’in konseyi terk etmesi, yukarıda ifade edilen ayrılığın zaten başladığını da göstermekte. İki etnisitenin AB ve NATO dolayısı ile de Batı yanlı tavrına Dodik’in Donbas’ı tanımaya meyilli tavrı eklenince Bosna’da da gizli bir savaşın devam ettiğini anlamak zorlaşmıyor. Ki bunu, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 2021 başındaki spekülatif ziyareti ile birleştirdiğimizde ortaya çıkan tablo daha da netleşiyor.

Batı’ya entegrasyonda sıra bekleyen bir başka ve genç Balkan ülkesi Kosova’da durum çok daha net. Zira yakın geçmişte yaşadığı yıkıcı savaşa dair acıları taze olan Kosova Meclisi, Ukrayna’yı destekler açıklamasını muhalefet ve iktidarı ile birlikte yaptı. Ki Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı ve Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı Fikrim Damka’nın bugünkü (07.03.20222) açıklaması da oldukça açık:

Rusya’nın, Sırbistan ile ve özellikle Bosna Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti ile yakın bağının olması, yakın ilişkilerinin olması ister istemez Balkanlar’da bir endişe ortamı oluşturdu. Yani Balkanlara da bu sıçrar mı, bu tür girişimler? Bu sebeple Kosova Meclisi geçen hafta toplanarak bu konu üzerinde hem iktidar hem de muhalefetin düşüncelerini belirterek ortak bir meclis kararıyla çıktı. (Kararda) Bizlerin bu tür bir savaşı kınadığına, Rusya’nın bağımsız bir ülke sınırları içinde yaşayan Ukraynalılara karşı yapmış olduğu savaşı kınadığına, Avrupa’nın, dünyanın, ABD’nin bunun karşısında durması gerektiğine ve Balkanların bu konu çerçevesinde iyice dikkate alınması, Balkan ülkelerinin hep birlikte hareket edip hem AB hem de NATO içerisinde olması gerektiğine vurgu yapıldı.“ (Bkz. AA)

Muhtemelen 11-13 Mart'ta “Diplomasiyi Yeniden Kurgulamak“ temasıyla düzenlenecek olan Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) da bu konular en üst düzeyden konuşulacak gibi duruyor ve yine belki de Türkiye ile ortak bir bildirinin de yayınlanması mümkün olacak.

Rusya Ukrayna savaşı göz önüne alındığında en tedirgin edici senaryolar Kuzey Makedonya’ya dair. Yine de Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanlığı binasının dışı Ukrayna bayrağı renkleri ile süslenirken Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Bujar Osmani’nin, savaşı Avrupa için kara bir gün olarak nitelemesi net bir tavır olarak algılanıyordu. Unutulmaması gerekiyor ki Kuzey Makedonya’da Arnavut nüfus net olmamakla birlikte üçte bir oranında, bunun yanında Sırpların Sırp, Bulgarların Bulgar gördüğü, Yunanların ise nerede ise millet olarak görmediği bir Makedon nüfusu da başka bir yekûn. Ve elbette Türkler. Böyle bir karmaşanın, kadim zamandan beri kaos merkezi hâline gelen Balkanlar’ın her etnik ve milliyetçi tartışmadan etkilenmesi de çok normal. Neyse ki Cumhurbaşkanı Stevo Pendarovski’nin şu açıklaması Makedonya’yı şimdilik sağlam bir noktada tutuyor:
Rusya’nın Ukrayna'ya yönelik askerî eylemlerini sert bir şekilde kınıyorum. Bu eylemler, kaçınılmaz şekilde insan hayatının yeri doldurulamaz kaybına ve hasara yol açacaktır. Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali, Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğüne bir saldırı, uluslararası hukukun temel ilkelerinin ağır ihlali, demokratik düzene yönelik bir darbe ve Avrupa’nın istikrarına yönelik bir tehdittir.“

Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta ve Başbakan Edi Rama’nın ayrı ayrı ama aynı düzlemdeki net mesajları da Batı’nın, bölgenin en ucundaki müttefikinin Ukrayna’ya verdiği destek olarak yorumlanabilir. Bu durumda Rusya için en önemli bölge ülkesi olarak Sırplar öne çıkarken güneye doğru inilince Bosna’nın bu gerilimde bir sınır hattı gibi görülmesi de doğal oluyor. Bir anlamda Balkanlar’ın Arnavut nüfusunun Ukrayna’ya destek verirken Sırpların Rusya ile birlikte düşünmesi de açık bir durum olarak gözlemlenmekte. Bulgaristan, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Norveç, Fransa, Hırvatistan, Macaristan, Romanya, Slovakya, Slovenya, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’nın hava sahalarını Rusya’ya kapattığını da belirtmekte fayda var. Bu da bölgenin hava trafiği bağlamında Rusya’ya tamamen kapatıldığını söylemek yanlış olmayacak gibi duruyor.

Tüm bu bilgiler ve analizler sonunda ortaya çıkan tabloya göre Balkanlar’da Rusya’nın etki alanı şimdilik Sırplar ile sınırlı gibi dursa da etnik yapıdaki idari sorunlar, temsil problemleri, sınır belirsizlikleri yeniden hatırlandığında savaşın ilerleyen safhalarındaki tesirlerinin evvela buraya yansıması da korkutucu bir ihtimal olarak önümüzde duruyor. Dolayısı ile NATO, BM ve dahi AB’nin bu realiteyi göz önüne alarak bölgedeki istikrarı koruyucu tedbirler alması; Türkiye’nin de öncelikle buradaki Türk-İslâm nüfusunun geleceği açısından net tavırlar sergilemesi kaçınılmaz bir gereklilik gibi duruyor.

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Dünya hemen her konuda sınırın “ölçüsüzce“ zorlandığı “kritik“ bir dönemden geçmektedir. Başta zihin ve beden itibarıyla bizzat insan olmak üzere aile, toplum ve devlet gibi hemen her toplumsal ve siyasal yapı bu durumun bir yansıması olarak derin bir “güvenlik krizi“yle karşı karşıyadır. Uluslarara...;

Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl onuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Teknopolitik Yeni Dünya: Güvenliğin Güvenliği - Akıl, Nesil, Aile, İnanç ve Devlet Güvenliği““ ana teması altında küresel ölçekte katılımla ...;

Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl onuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Teknopolitik Yeni Dünya: Güvenliğin Güvenliği - Akıl, Nesil, Aile, İnanç ve Devlet Güvenliği““ ana teması altında küresel ölçekte katılımla ...;

Hint-Pasifik bölgesinde savaşın patlak vermesi gerçek bir olasılık. Artan rekabet, küresel ve bölgesel güçler arasındaki güven eksikliğinin büyümesi ve potansiyel yanılgılar riski artırmaktadır. Çatışmaların tırmanma riskleri ve bunların nasıl yönetilebileceği konusunda daha etkili bir Avustralya od...;

7 Ekim 2023’te başlayan süreçten bu yana İsrail, binlerce Gazzeliyi yerinden etti ve öldürdü. İsrail’in insanlık dışı saldırılarına karşı ABD ve İngiltere tam destek verirken, uluslararası kamuoyu devam eden açlık, susuzluk ve insani kayıplara karşı elle tutulur bir adım atmış değil. Gazze'de devam ...;

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Türk Kurtuluş Savaşı’nın lideri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk Devrimi’nin önderidir. Dünyada asker, lider, devlet kurucusu, kurtarıcı, devrim önderi, devlet adamı olarak anılan, bilinen, tanınan, öne çıkan isimler arasında özel, özgün bir konumu vardır. Çünkü ...;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenliği“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enst...;

“Geleceğin Güvenliği ve Stratejik Dönüşüm” başlıklı 1. Dönem 2024 Sertifika Programı 20 Ocak - 10 Şubat 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak icra edilecek. Son başvuru tarihi 19 Ocak olan Program’da duayen ve uzman isimler yer alırken, katılımcılara eğitim sonunda Akademi tarafından sertifika ve...;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...