Bosna’da 9 Ocak Provokasyonunun Düşündürdükleri

Yorum

Bir süredir TASAM bünyesinde kaleme aldığımız değerlendirmelerde, genel manada Balkanlar’da ama en sıcak ve kırılgan bölge olarak Bosna Hersek’te devam edegelen zoraki barış yıllarının büyük ölçüde zarar gördüğü yeni bir döneme girdiğimizi; bunun saiklerini de klasik post soğuk savaş dönemi uygulamaları ile anlatmaya çalışıyoruz. ...

Bir süredir TASAM bünyesinde kaleme aldığımız değerlendirmelerde, genel manada Balkanlar’da ama en sıcak ve kırılgan bölge olarak Bosna Hersek’te devam edegelen zoraki barış yıllarının büyük ölçüde zarar gördüğü yeni bir döneme girdiğimizi; bunun saiklerini de klasik post soğuk savaş dönemi uygulamaları ile anlatmaya çalışıyoruz. Kaldı ki; Almanya’nın (doğal olarak ABD’nin) bölgedeki etkinliği arttıkça Rusya’nın özellikle son Bosna seçimleri sonrasında iyice gün yüzüne çıkan cüretkâr baskısını da arttırmasına sebep oldu. Bu noktada bölgedeki Türk İslâm nüfusun arada kalması bir kez daha mukadder oldu. Uyarılarımıza devam ediyoruz. Giderek ilerleyecek yeni gerilimler sadece Bosna için değil Batı Trakya, Kosova ve dahi Makedonya için de söz konusu. Lakin bu yazının konusu sıcak gündeme bağlı olarak 9 Ocak Olayları bağlamında bir kez daha Bosna.

Bosna'da savaşı bitiren Dayton Anlaşması neticesinde Bosna Hersek içerisinde otonomik devlet olarak resmîleşen Republika Srpska, 25 Eylül 2016’da illegal olarak düzenlediği referandumda yüzde 99’luk bir evet ile Sırp Cumhuriyeti’ni kabul etmiş, ancak Bosna Hersek anayasasına aykırı olan bu hareket aynı zamanda ayrılıkçı bir hamle olması sebebi ile hiçbir zaman kabul edilmemişti. Ancak Sırpların bu günü 9 Ocak Sırp Cumhuriyeti Günü olarak kutlamalarının da önüne geçilememişti. Sırpların Dodik ile birlikte giderek artan cüretinin, ülkeyi içine sürüklediği kaosun başka bir halkası olan bu kutlamaların birkaç gün önce yaratığı ortam ise artık iyice ürkütücü hâle gelmeye başladı.

Banja Luka’daki kutlamalara bu sene Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Sırp üyesi Milorad Dodik, Sırp Cumhuriyeti Başkanı Zeljka Cvijanovic’in yanı sıra Sırp Cumhuriyeti emniyetinin 800 mensubu, Sırbistan Meclis Başkanı Ivica Dacic, Sırbistan Başbakanı Ana Brbanic, Rusya Büyükelçisi İgor Kalbuhov ve aşırı sağcı Fransız milletvekilleri dâhil 2 bin 700 kişi katıldı. Sadece bu protokol dahi tek başına konuya dair fikir vermesi açısından dehşet verici. Zira bir anlamda kadim Rus emelleri bağlamında Rusya’nın meydan okuması yanında Sırbistan’ın Bosna üzerindeki emellerinin devam ettiği ve buna da aşırı sağcı Avrupa ülke temsilcilerinin destek verdiği gerçeği çok açık.

Gösterilerin gerçekleştiği gün, şehrin resmî dairelerine asılan Sırp bayrakları ve okunan ırkçı/soykırımcı marşlar sadece provokatif değil ülkedeki Müslüman halk için travmatik de. Özellikle Sava Nehri kıyısındaki özel statülü Brcko bölgesine -Sırbistan sınırı- Sırpların gireceğine dair dedikoduların da artmasıyla bölge halkının evlerini terk edip güneye çekildikleri haberi ise endişeleri arttıran başka bir gelişme.

Şehirde bir taraftar grubu olan “Sindikat“, 8 Ocak Cumartesi gecesi ellerinde meşaleler ile şehrin sokaklarını trafiğe kapattı. Grup, Srebrenitsa soykırımına ait anıtlara zarar verdi. Prijedor şehrinde ise bir grup, savaş suçlusu Ratko Mladic’in onuruna şarkılar söyledi. Ayrıca kutlamalar sırasında Sırp Cumhuriyeti emniyet mensupları, geçit töreninde Osmanlı Sultanı I. Murat’ı şehit eden Sırp soylusu Miloş Obiliç’e ve Orta Çağ’daki Sırp devletinin kurucusu Stefan Nemanya’ya atfen “Obiliç’in şanı için, Nemanyiç’in haçı için“ sloganları attı.

Tüm bunlar olurken içeriden bazı “cılız“ karşı hamleler de geldi. Mesela Bosna Demokratik Eylem Partisi (SDA) kurucularından ve Bosna Hersek Parlamentosu milletvekili olan Semsudin Mehmedovic de sosyal medya hesabında konuya ilişkin şu paylaşımda bulundu: “9 Ocak gününü anmak gerektiğine ben de inanıyorum. Ancak 9 Ocak Sırp Cumhuriyeti günü olarak değil Bosna Hersek’te soykırımların başladığı tarih olarak anılmalı. 9 Ocak Bosna Hersek’te soykırım günü olarak ilan edilmeli“.

Dışarıdan tepkiler de çok etkili gibi durmuyor zira AB’den yapılan açıklamada, “AB, 9 Ocak’taki kutlamalarda Sırp Cumhuriyeti liderlerinin kullandığı olumsuz, bölücü ve kışkırtıcı söylemi kesin olarak kınar“ denilirken durumun devamında ülkenin AB’ye girişi sürecinin zarar göreceği ve yaptırım sürecinin başlayacağına dair tehdit sadece Sırpları değil Bosnalı Müslümanları da ilgilendiriyor elbette.

En son geçtiğimiz Aralık ayı sonunda Bosna’da bulunan Millî Savunma Bakanımız Sayın Hulusi Akar’ın ortak basın toplantısında ifade ettiği Bosna’nın toprak bütünlüğünün korunması bağlamında Türkiye’nin destek sözünün, bir garantörlük söylemi olduğu da düşünülürse Türkiye’nin Bosna’da yaşananlar noktasında ciddi adımlar artması giderek zaruri hâle geliyor. Geçmiş tecrübelerimiz uluslararası kamuoyunun bazı jargon tepkilerle geçiştirdiği bu elim gelişmelerin gelecekte çok can yakıcı sonuçlar doğurabileceğini açıkça gösteriyor. Dolayısıyla tam bu vakitlerde üst düzey bir Bosna ziyareti ile ülkedeki Müslümanların yalnız olmadığının gösterilmesi çok önemli. Bunun yanında bilhassa Dodik’e özel bir yaptırım sürecinin başlatılması noktasında Türkiye’nin net hamleler atması da değerli görülüyor.

Aliya’nın da dediği gibi, “Ne yaparsak yapalım soykırımı unutmayız. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır“.


 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

2010-2016 döneminde Suudi Arabistan, İran’ın artan bölgesel etkinliğinin önüne geçmek amacıyla, dengeleme stratejisini benimsedi ve diğer bölgesel güçler olan Mısır ve Türkiye ile ittifak ilişkisi tesis etti. ;

Güneydoğu Asya’dan Avustralya hattına uzanan kara coğrafyasına yakınlığı ve Pasifik Okyanusu’nun ortalarında yer alan coğrafi konumu ülkeye jeopolitik değer katıyor. Ülkeyi kontrolü altında tutmayı başaran küresel aktör, Pasifik coğrafyasını kontrol etme noktasında rakiplerine karşı avantaj kazanıyo...;

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılması sonrasında Soğuk Savaş bitti diye düşünülse de son 25 yıldır Arktiklerde ve Asya-Pasifik coğrafyasında yaşanan güç politikalarının seyri, durumun hiç de böyle olmadığını gösterdi. ;

Doğu Akdeniz’de son dönemde Yunanistan ile yaşadığımız krizde bölgedeki olası hidrokarbon temelli enerji kaynakları ön plana çıkmıştır. Oysa Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) düzenlemeleri canlı ve cansız tüm doğal kaynakları içermektedir. ;

Yeni Tip Denizaltı Projesi (YTDP) kapsamında üretilecek olan altı adet Reis sınıfı denizaltılardan ilki TCG Piri Reis S-330 denizaltısı 22 Aralık 2019 tarihinde havuza çekildi. Aynı törende projenin 5’inci denizaltısı olan TCG Seydi Ali Reis’in de ilk kaynağı yapıldı. ;

Türkçe kökenli “Balkan” kelimesi 19. yüzyıldan beri kullanılan ve “dağlık bölge” anlamında bir kavram olup, batısında Adriyatik Denizi, doğusunda Karadeniz ve Rusya Federasyonu, güneyde Ege Denizi ile Türkiye’nin kuzeybatı sınırlarından Avrupa’ya doğru uzanan ve Tuna ile Sava nehirleri ile sınırlana...;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

9. Uluslararası Balkan Forumu

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

5. Uluslararası Orta Doğu Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Uzun yıllar boyunca Liberya meselesi, dünya gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Yaşanan İç Savaş boyunca sıklıkla çatışmalar ve ölümlerle anılan ülkenin günümüzde yeniden dirilme mücadelesi vermesi, diğer aktörler tarafından dikkatle izlenmektedir.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...