3. Ortaklık Zirvesi Öncesi Türkiye – Afrika İlişkilerinin Genel Görünümü

Yorum

İlki 2008 yılında İstanbul’da, ikincisi 2014 yılında Ekvator Ginesi’nde gerçekleştirilen Türkiye – Afrika Ortaklık Zirvesi’nin üçüncüsü, Afrika ülkelerinin ve Afrika Birliği Komisyonu’nun katılımıyla 16 – 18 Aralık tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde icra edilecek....

İlki 2008 yılında İstanbul’da, ikincisi 2014 yılında Ekvator Ginesi’nde gerçekleştirilen TürkiyeAfrika Ortaklık Zirvesi’nin üçüncüsü, Afrika ülkelerinin ve Afrika Birliği Komisyonu’nun katılımıyla 16 – 18 Aralık tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde icra edilecek.

2019 yılında yapılması planlanan, muhtemelen söz konusu dönemde Mısır’ın Afrika Birliği’nin dönem başkanı olması ve ardından da pandemi süreci nedeniyle ertelenen 3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi, “Ortak Kalkınma ve Refah için Gelişmiş Ortaklık“ teması altında TürkiyeAfrika ilişkilerinin değerlendirilmesine ve önümüzdeki döneme ilişkin işbirliği fırsatlarının istişare edilmesine imkân tanıyacak.

1998 yılında kabul edilen “Afrika’ya Açılım Eylem Planı“, 2003 yılında hazırlanan “Afrika Ülkeleri ile Ekonomik ve Ticari İlişkileri Güçlendirme Stratejisi“, 2005’in “Afrika Yılı“ ilan edilmesi ve aynı yıl Türkiye’nin Afrika Birliği’nde “gözlemci ülke“ statüsü elde etmesi, 2008’de ise “stratejik ortak“ olarak kabul edilmesi ve yine aynı yıl organize edilen “İşbirliği Zirvesi“, 2013 yılında Afrika Kalkınma Bankası’na üye olunması, 2014 yılında tarafların “2. Ortaklık Zirvesi“ adı altında bir araya gelmeleri, TürkiyeAfrika ilişkilerinde kilometre taşı olarak nitelendirilebilecek tarih ve gelişmelerdir.

Kurumsallaşan ilişkilere paralel olarak diplomatik temsilciliklerin sayısında ciddi bir artış olmuştur. 2002 yılında Türkiye’nin 12 Afrika ülkesinde büyükelçiliği bulunurken, bu sayı günümüzde 43’e ulaşmıştır. Aynı süreçte, Ankara’da büyükelçiliği bulunan Afrika ülkesi sayısı ise 10’dan 37’ye yükselmiştir. Açılan her büyükelçilik, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi bakımından fırsatlar sunmakta ve görünürlüğü artırmaktadır. Ancak buradaki temel sorun, açılan büyükelçiliklerin birçoğunun tam teşekküllü olmamasıdır. İlişkilerin daha kapsamlı bir çerçevede değerlendirilebilmesi için çeşitli düzeylerde meslek memurlarının yanı sıra ticaret müşavirlerinin, askeri ve kültür ataşelerinin de bulunması gerekmektedir. Büyükelçi ve üçüncü katip düzeyinde birer temsilcinin atandığı ülkelerden beklentiler yüksek olmamalıdır. Öte yandan, Türkiye’nin 43 Afrika ülkesinde büyükelçiliği bulunurken, bunlardan 26’sında ticaret müşavirliği bulunmaktadır. Benzer sorun, Afrika ülkelerinin Ankara’daki diplomatik temsilcilikleri için de geçerlidir. Meslek dışı atamalar ise bir diğer sorun olarak gözlemlenmektedir.

İlişkilerde, karşılıklı üst düzey ziyaretlerin sayısındaki artış dikkat çekerken, kalkınma yardımları önemli bir yer tutmaktadır. Kıtada 22 koordinasyon ofisi bulunan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), tüm kıta ülkelerinde faal iken, çok sayıda Türk STK, kıtada insani yardım konusundaki çalışmaları ile öne çıkmaktadır.

Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacminde de hatırı sayılır bir artış kaydedilmiştir. 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2020 yılında 25,3 milyar dolara ulaşmıştır. Her ne kadar Türkiye, söz konusu rakamın 50 milyar dolara ulaşmasını amaçlıyor olsa da mevcut konjonktürde bu hedefin gerçekçi olmadığını ifade etmek mümkündür. Nitekim 2012, 2015 ve 2018 yılları için söz konusu rakam yine zikredilmiş, ancak yarısına dahi ulaşılamamıştır. Bahsi geçen hedefe ulaşılabilmesi için serbest ticaret ve çifte vergilendirmenin önlenmesi gibi ticareti kolaylaştıracak anlaşmaların kıta geneline yayılması gerekmektedir. Bu türden bir hamle, Afrika pazarına ilgi duyan büyük ölçekli şirketlerin sayısının da artması anlamına gelecektir. Toplam ticaret hacminin önemli bir bölümünün Mısır, Libya, Cezayir ve Nijerya ile yapıldığı dikkate alınırsa, ticari ortakların çeşitlendirilmesi de zorunluluk arz etmektedir.

Öte yandan, 2013 yılından bu yana Afrika Kalkınma Bankası’na üye olan Türkiye’nin, Türk şirketlerini ihale prosedürü hakkında bilgilendirmesi yararlı bir adım olacaktır. Zira söz konusu banka tarafından verilen kredi ve hibelerden, altyapı ve inşaat sektörü hatırı sayılır bir pay almakta ve bu da Türk şirketleri için büyük bir fırsat anlamına gelmektedir. Bu konuda, özel sektörün dış ekonomik ilişkilerini yürütme görevini üstlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) inisiyatif alması mümkündür. DEİK, geçtiğimiz Ekim ayında 3. TürkiyeAfrika Ekonomi ve İş Forumu’nu organize etmiştir. Ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişimi noktasında Türk Hava Yolları’nın (THY) rolüne de atıfta bulunmakta yarar vardır. THY’nin doğrudan seferleri sayesinde kıtanın birçok noktasına ulaşımın, geçmişe nazaran büyük ölçüde kolaylaştığı ve maliyetlerin kayda değer oranda düştüğü görülmektedir.

Diğer yandan, Türkiye’de öğrenim gören Afrikalı öğrencilere de kısa bir parantez açmakta yarar vardır. Türkiye, 1992 yılından bu yana 14.000’den fazla Afrikalı öğrenciye burs imkanı sağlamıştır. Ancak bu öğrencilerin orta ve uzun vadede ilişkilere sağlayabilecekleri katkının farkında olunduğu dahi şüphelidir. Bilhassa üniversitelerin, bu potansiyeli değerlendiremedikleri açıkça gözlemlenmektedir. Afrika konusunda akademik çalışmaların ve yayınların hayli yetersiz olduğu rahatlıkla gözlemlenebilirken, TASAM Afrika Enstitüsü’nün mütevazı sayıdaki kitap çalışmasına hatırı sayılır bir katkı sağladığı da bir gerçektir.

Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini hedeflediği seviyeye taşıyabilmesi ve kıtadaki rekabet ortamında daha görünür olabilmesi için devlet kurumlarını, iş dünyasını, STK’ları, üniversiteleri ve medyayı aynı çatı altında buluşturacak ulusal bir ortaklık tesis etmesinde ve gerçekçi hedeflerle birlikte sürdürülebilir bir politika izlemesinde yarar vardır. Bugüne dek aktörler arasında ulusal bir ortaklığın tesis edilememesinde orkestra şefinin eksikliği göze çarparken, 2005 – 2008 döneminde yakalanan rüzgarın sonraki dönemde etkisinin zayıfladığı da bir gerçektir.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2681 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 630
Asya 98 1060
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Avrupa Birliği (AB)'nden ayrılarak tarihinde yeni bir sayfa açan Birleşik Krallık, aktif bir küresel oyuncu olarak rolünü yeniden tanımlamak istemekte ve vizyon ve stratejisini kendisinin belirlediği güvenlik, savunma, kalkınma, uluslararası ilişkiler alanında yeni arayışlar içerisinde bulunmaktadır...;

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

Dünya İslâm Forumu ve İslâm Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (ISTTP) tarafından, dördüncü defa verilecek olan İslâm Dünyası İstanbul Ödülleri açıklandı.;

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Birleşik Krallık tarafından temeli atılan Beş Göz ittifakı, Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki teknik istihbarat iş birliği mekanizmasıdır. Sorumluluk sahaları açıkça beyan edilmese de üye ülkelerin dünyanın belirli bölgelerine yön...;

Soğuk Savaş Dönemi ertesinde dünyada oluşan tek kutuplu düzenin ortadan kalkmaya başladığı ve güvenlik ortamında yeni dengelerin oluştuğunun emareleri görülmeye başlamıştır. Değişimde, ABD’nin Ortadoğu bölgesinde son 20 yılda kaybettiği enerji ve kendi iç sorunlarının ortaya çıkışı mutlaka göz önünd...;

03-05 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da düzenlenen 2. Dünya Türk Forumu sonuç bildirgesinde; Forum bünyesinde bir “Türk Dünyası Ödülü“ ihdas edilmesi benimsenmişti. Türk Dünyası’nın vizyon ve derinliğini güçlendiren başarılı kişiler ile kurumları onurlandırmak ve teşvik etmek amacı ile farklı kategor...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı.;

Afrika 54 ülke barındıran bir kıtadır. 30 milyon km2 alana sahip olan bu kıta Akdeniz, Kızıldeniz ve Atlantik Okyanusu tarafından çevrilmektedir. Afrika, Cebelitarık Boğazı ile Avrupa Kıtası’na bağlıdır. Sömürgecilik döneminden itibaren Avrupa kıtasının etkisi altında kalmıştır. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.