Yeni Bir Öteki Olarak “Batı Balkanlar” Kavramına Dair

Yorum

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ...

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti“nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. Bu manada ne coğrafik belirlemeler ne de tarihi art alan, burayı asla tam manası ile konumlandırmayı başaramadı. Kaldı ki yine bize göre Türk/İslâm/Osmanlı mazisinin tesiri ile zaten mutlak olmayan Doğu ve Batı kavramları, bölgeyi bu iki kavram arasındaki sınır olarak da belirledi. Küresel politikalar ve uluslararası anlaşmalar bağlamında ve dahi kendi içimizdeki –maalesef- romantik/nostaljik bakış açıları ile bu ayrımı da hiçbir zaman tam manası ile tespit edemedik. Biz bu belirsizlik ve konumlanamazlık durumu ile baş etmeye çalışırken de yakın zamanlarda dile getirilen yeni bir tanımlama giderek yaygınlık kazanmaya başladı: Batı Balkanlar.

17 Mayıs 2017’de Amerika Birleşik Devletleri, Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne bağlı Avrupa, Avrasya ve Yükselen Tehditler Alt Komitesi’nde (House of Foreign Affairs Committee, Subcommittee on Europe, Eurasia,and Emerging Threats) Balkanlar üzerine bir oturum gerçekleşir. Konuşmacılar ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Hoyt Ye, Güneydoğu Avrupa Araştırma ve Danışma Şirketi (Southeast Europe Research and Consulting, LLC) çalışanlarından Dr. Gordon N. Bardos, Johns HopkinsÜniversitesi Gelişmiş Uluslararası Çalışmalar Okulu’undan Prof. Dr. Daniel Serwer ve Arnavut Amerikan Yurttaşlık Birliği (İng. Albanian American Civic League) Başkanı Joseph J. DioGuardi’den oluşmaktadır. Panel’in ana teması Balkanlar’daki gelişmeler ve ABD’nin alması gereken politik tavırdır. Bu oldukça olağan zira bölge zaten kadim zamanlardan beri ABD - Rusya çekişmesinin ana merkezi. Nerede ise AB/NATO/Rusya arasındaki hemen her türlü ilişki burası üzerinden koordine edilmekte. Son zamanlardaki uluslararası temaslar bile hep bu amaç üzerinden gerçekleşip okunuyor. Lâkin bu oturum sırasında topyekûn bir Balkan tanımı yerine buna eklenen Batı ibaresi ile birlikte kullanım, sonraki yıllarda AB’nin belgelerine dahi girecek kadar yaygınlaşacaktır. Ve bu elbette bölgede zaten var olan birçok cevapsız soruya da yeni sorular ekleyecektir. Balkanlar neresiydi ki, Batı’sı neresi olacak? Ya da Balkanların Batı’sından kastedilen şey Avrupa kor kültürüne göre daha yakın ve makul bir alan ise yeni öteki ve Avrupalı olamayacak Doğu, Güney hatta Kuzey Balkanlar neresidir? Hatta buna “yoksa Balkanların sınırları yeniden mi çiziliyor“ gibi tahrik edici bir soru da eklenebilecekken, bir sonraki Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenecek olan Slovenya Başbakanı Janez Jansa’nın, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel’e gönderdiği iddia edilen belgenin içeriği, Slovenya medyasında Nisan ayında yayınlandı bile. Evet, belgeye göre, Bosna Hersek’in parçalanması, Bosna Hersek’in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) Sırbistan’a bağlanması, Hırvatların yoğunlukta olduğu kantonların Hırvatistan’a bağlanması ve Kosova’nın Arnavutluk ile birleşmesi planlanıyor. Jansa bu belgenin varlığını yalanlasa da konu Balkanlar ise ateş olmayan yerden dâhi duman çıkabiliyor. Kadı ki buna dair tartışma ve dedikodular çok uzun zamandan beri konuşulmakta.

Biz tüm bu karmaşayı şimdilik, ileride bir analiz yapmak şartı ile kenara bırakarak “Batı Balkanlar neresidir?“ sorusuna dönüyoruz tekrar.

Aslında kavram belli belirsiz olmak kaydı ile 2000’lerden itibaren AB belgelerinde sıklıkla kullanılıyordu. Bu kullanımın AB’nin, Rusya’nın bölgedeki tesiri karşısında belirlediği genişleme politikasına bağlı olarak tasarlandığı da artık çokça dile getirilen bir gerçek. Ki 2020 Nisanında Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi’nin kullandğı “AB üyesi ülkelerin Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile tam üyelik müzakerelerinin açılması konusunda siyasi anlaşmaya varmış olmalarını duyurmaktan mutluyum“ ifadesi de yakın zamanda çözülen isim krizi sonunda vaat edilen genişlemenin başladığının ispatıdır. AB genişlerken, yeni bir Balkanlar sınırı da belirginleşmeye başlamış görünüyor.

Bu manada; AB kayıtlarına göre Batı Balkanlar, Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Kosova’yı kapsamakta. Buradan da anlaşılabileceği gibi Batı Balkanlar, AB’nin güneye doğru genişleme planlarının bir sonucu olarak, tarihsel gerçeklikten koparılmış bir Balkanlar bölgesini karşılıyor. Ki burada asıl önemli nokta böyle bir tanımlama ile bölgenin en etkin gücü Türkiye’nin bir anda buranın dışında bırakılmış olmasıdır. Aynı dönemlerde Balkan Paktı fikrinin yeniden dillendirildiği düşünülürse yeni bir tanımlamanın asıl gayesinin, zaten Balkan ötekileştirmesinin müsebbibi görülen mazi bağının en güçlü temsilcisi Türkiye’yi buranın dışında bırakılması olduğu asla ihmal edilmemelidir. Bir sonraki aşamada Türkiye’yi Balkanlar’ın da ötesinde kalan bir doğu ülkesi olduğu alt iddiası da gözden kaçırılmamalıdır.

Konu bu kadar önemli bir sinsi planın parçası iken biz de bölgeye dair kavramların hoyratça kullanımına devam ediyoruz. Kısa bir araştırma yapıldığında, art alanında bizi bölge dışında bırakmak isteyen bu tanımlamanın, kendi kalemlerimizde de karşılık bulması üzücü. Balkan tanımının bile sunî yapısı ile bizi bölge dışında bıraktığı gerçeği kaynaklarca vaki iken bir de Batı Balkanlar tanımının eleştiriye dahi tabi tutulmadan kullanımı maalesef yukarıda bahsedilen politikalar açısından sorunlu. Unutulmamalıdır ki bu denli güçlü bağlarımız olan bir bölgeye dair kendi tanım ve sınırlarını belirlemeksizin bir politika üretmek hiçbir zaman kabil olamayacak. Çünkü bölgeye dair dış politika esaslarımızın, siyaset üstü değerler ile klasik küresel bakışa kurban edilmeksizin ve bizi burada tutacak argümanlar ile güçlendirilmesi gerekirken, henüz tam belirlenememiş bir politik düzlemi, bizim irademiz dışında yapılan yeni bir tanımlama ile yok etmek büyük bir yanlış olacaktır. Geçtiğimiz Temmuz ayında Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te düzenlenen “Bölgesel İş Birliği Ekonomik Forumu“na katılan Kuzey Makedonya Başbakanı Zoran Zaev, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in imzaladığı Açık Balkan (Open Balkan) anlaşmasının -devamının da geleceği duyuruldu- bu anlamda gözden kaçırılmaması gerekiyor örneğin. Ya da hâlen üzerinde yeteri kadar kafa yorulmayan Berlin Süreci ile bölgede etkisi artan Almanya’nın, AB yerine buradaki genişlemeyi yönetmesi ihmal edilebilir bir gelişme midir? Birkaç gün önce veda ziyareti için Sırbistan’a giden Merkel’in “Berlin süreci bölgedeki birlikteliğe katkı sağlarken Berlin süreci ‘Batı’ Balkan ülkelerinin AB üyelik sürecini destekliyor“ açıklaması yeteri kadar ciddiye alınıyor mu peki?

Tüm bu sorular ve gelişmeler gösteriyor ki “Batı Balkanlar“ zaten dışına itildiğimiz ve Batı’nın kurgulamaktan asla vazgeçmediği bölgeye dair ciddiye alınması gereken yeni bir sorun. Doğu’nun sınırının nerede başladığını bilmediğimiz bir noktada Batı eli ile çizilen bu yeni sınırın bu denli kolay kabul edilip kullanılması bölgeyi az biraz tanıyan herkes için garipsenmelidir. En azından temkinli olup buna dair bir dil ve politika geliştirmek bölgedeki etkin bir politika için en önemli zaruretlerden biri.

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Küresel hegemonya mücadelesi giderek sertleşirken jeopolitik saiklerin daha akışkan olduğu yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde jeopolitik dinamikleri yeniden şekillendirmeyi planlayan iddialı projeler, stratejik pozisyon almak için uygun bir konjonktür yaratmayı hedefliyor. Bu projeler arasın...;

Çin ve Rusya’ya uygulanan Batı merkezli yaptırımlar küresel jeopolitikte köklü değişimlerin önünü açarken söz konusu iki ülkeyi de ilan edilmemiş stratejik bir ittifaka doğru sürüklüyor. Rusya ekonomisi üzerinde oluşan baskı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin rekabetinin derinleşmesi, Çin ve R...;

Dünya hemen her konuda sınırın “ölçüsüzce“ zorlandığı “kritik“ bir dönemden geçmektedir. Başta zihin ve beden itibarıyla bizzat insan olmak üzere aile, toplum ve devlet gibi hemen her toplumsal ve siyasal yapı bu durumun bir yansıması olarak derin bir “güvenlik krizi“yle karşı karşıyadır. Uluslarara...;

Hint-Pasifik bölgesinde savaşın patlak vermesi gerçek bir olasılık. Artan rekabet, küresel ve bölgesel güçler arasındaki güven eksikliğinin büyümesi ve potansiyel yanılgılar riski artırmaktadır. Çatışmaların tırmanma riskleri ve bunların nasıl yönetilebileceği konusunda daha etkili bir Avustralya od...;

Afrika kıtası, 1998 yılında somutlaştırılan Afrika Açılım Eylem Planı’ndan bugüne Türkiye’nin dış politikasında her geçen gün daha çok önem kazanmaya devam etmektedir. Afrika Açılım Eylem Planı’nın hemen ardından 2005 Afrika Yılı’nın ilanı ve 2008 Birinci Türkiye-Afrika Ortaklığı Zirvesiyle Türkiye ...;

Tarihin akışı süresince ülkelerin birbirlerinden bilgi saklamaya çalıştıkları kadar bilgi çalmaya çalıştıkları ortada olan bir gerçektir. Casusluk, devlet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olmuştur ve teknikleri sürekli olarak evrim geçirse de bu böyle kalmaya devam edecek. Amerika'nın ilk casusları,...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı “Geleceğin Güvenliği ve Stratejik Dönüşüm” başlıklı 2024 birinci dönemi 20 Ocak 2024 ve 10 Şubat 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek. ;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenliği“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enst...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.