Avrupa Birliği’nde Çevresel Kamuoyu ve Çevre Eğitimi

Makale

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ...

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. Zira gezegenimizin geleceğine ilişkin sorunlar her birimiz ve hepimizin refahını yakından ilgilendirmektedir.

Çevre eğitiminin bizlere nasıl yaşayacağımız ve tam bir çevre bilinciyle nasıl hareket edeceğimizi öğretmesi gerekmektedir. Çevre ve toplum her ne kadar fonksiyon alanlarına zarar veren saldırılara maruz kalıyor olsalar da, bunlar bizi aşırı bir kötümserliğe itmemelidir. Zira bilim ve teknoloji tüm problemleri çözmede bize hem en büyük yardımcı kuvvet olmakta hem de hareketlerimize yön vermektedir.

İşte bu, tüm AB üyesi ülkelerde ve hepsinin eğitim sistemlerinde geliştirilen çevre eğitiminin amacını oluşturmaktadır. Bunun ortak amacı, insanları sorumluluğu paylaşmak için eğitmek ve karar-alma sürecinde ve harekette bulunurken yol göstermektir. Bunun metodu ise, bizlere nasıl öğretmemiz gerektiğini öğretecek, birçok farklı disiplin arasında diyaloğa dayalı özel bir metottur. Nihai amaç da, sürdürülebilir kalkınmaya destek olacak olan çevreye karşı olumlu bir tutum takınmak için kamuoyu bilincinin oluşturulmasıdır.

Her yaş grubu için ve her seviyedeki resmi yahut gayri-resmi eğitim programları esnasında, bir çevre eğitimi verilmesi ihtiyacı her yerde hissedilmektedir. Öte yandan, tüm ülkelerde karşı karşıya kalınan zorluklar aynı şekilde algılanmakta; kaynakların korunması ve bakılması, yaşam kalitesi, tüketicinin korunması ve sağlık, tüm tehlikeler paylaşılmaktadır. Zira konu hava, su yahut toprak kirliliğine geldiğinde milliyetçilik vs. kalmamaktadır. Çevre eğitimi, bugünün hareketlerini tam anlamıyla yarının sonuçlarına bağlar. Bu şekilde, bir tür süreklilik duygusu da sağlar. Ayrıca ulusal topluluklar arasında bir birine bağlılık için çağrıda bulunduğu gibi bir dayanışma ihtiyacını da ifade eder. Bununla Avrupa boyutu kavramı daha da somutlaştığından, hem Avrupa’da hem de dünyadaki tüm genç insanlar kendi şehirleri, nehirleri, kıyıları ve ormanlarından bahsederken ortak bir dilden konuşma şansına sahip olacaktr.1

İleride de görüleceği gibi, Avrupa Birliği tarafından önerilmekte olan çevre eğitiminin amaçları, üye ülkeler tarafından belirtilmiş olan amaçlar ile aynıdır. AB’nin çevre eğitimi konusundaki eylemlerinin kurumsal çerçevesini çizen 24 Mayıs 1988 tarihli kararda2, bu eğitimin amacı, “bu alandaki problemler ve bunların çözümleri konusunda kamu bilincinin oluşturulması ve buna ek olarak, bireylerin çevre korunmasına bilgili ve aktif bir şekilde katılması ile doğal kaynakların ihtiyatlı ve akılcı bir şekilde kullanılması için esaslar getirilmesi“ olarak belirtilmiştir. Bu nihai hedefin tutturulması için, çevre eğitiminde öncelikle aşağıda belirtilmiş olan şu temel prensipler yol gösterici olmalıdır;

• Çevre insanoğlunun ortak bir hazinesidir,
• İnsan sağlığının korunmasına ve ekolojik dengenin sağlanmasına katkıda bulunulması için çevre kalitesinin korunması, sürdürülmesi ve geliştirilmesine yönelik ortak bir görev mevcuttur,
• Doğal kaynakların ihtiyatlı ve akılcı kullanılmasına ihtiyaç vardır,
• Her bir bireyin, özellikle bir tüketici olarak, çevre korunmasına ne şekilde katkıda bulunabileceği belirlenmelidir.

1 Haziran 1992’deki Avrupa Konseyi Eğitim Bakanları toplantısı sonrasında kabul edilen sonuçlar da, söz konusu kararı tekrar gündeme getirmiş ve çevre eğitiminin her seviyedeki eğitim sistemine dâhil edilmesi gerekliliğinin altını çizmiştir.

1993 yılında Komisyon tarafından teklif edilen Beşinci Eylem Programında “Toplumun genelinde çevre bilinci artmış olsa da halkın hala gerekli bilgiye sahip olmadığına“ dikkat çekilmiş ve bu nedenle “eğitimin çevre bilincinin gelişmesindeki öneminin göz ardı edilmemesi ve bir an evvel, ilkokul seviyesinden başlayarak tüm eğitim müfredatına bu konunun dâhil edilmesi gerekliliği“ vurgulanmıştır3.

Verilen bu mesaj daha açık olamazdı. Gerçekten de Topluluk düzeyindeki çevre eğitiminin başlıca önceliklerinden birini bilgilenmenin arttırılması ve tecrübe alışverişinin sağlanması oluşturmaktadır. Maastricht Anlaşması’nda da bu görüş benimsenmiş, Avrupa Birliği’nce gerçekleştirilecek eylemlerin amacının “Üye ülkelerin eğitim sistemlerinde ortak olan hususlara ilişkin olan tecrübe ve bilgi alışverişinin geliştirilmesi“ olduğu ifade edilmiştir. (126. md.,prg.2) Çevre eğitimi de kuşkusuz bu “ortak hususlar“ arasında yer almaktadır4.

İlerleyen bölümlerde Avrupa Birliği’nin bu konuda yapmış olduğu tüm çalışmalara ayrıntılı olarak yer verilecektir.


KİTABIN KÜNYESİ
Kitap Adı : Avrupa Birliği’nde Çevresel Kamuoyu Bilinci Ve Çevre Eğitimi
   
Yazar : Dr. Pervin Dedeler BEZİRCİ
Sayfa Sayısı : 336 s.
Yayınevi : TASAM Yayınları
Dizisi : Avrupa Birliği Serisi: 2
ISBN : 975-6285-05-2
Yayın Tarihi : 2005
Fiyatı : 30,00 TL (KDV dâhil)


ARKA KAPAK YAZISI

Bu kitap, felsefesi ve yaklaşımları ile geleceğe yapılmış bir yürüyüş, bizlere yöneltilmiş bir açıklama, bir istek niteliği taşımaktadır. Çünkü çevresel kamuoyu bilinci ve çevre eğitimi ulus olarak gereksinimi en çok duyduğumuz, en çok yatırım yapmak zorunda olup da en çok ihmal ettiğimiz, üzerine eğilmemiz gereken en acil konulardan biridir. Dr. Bezirci'nin bu hukuk, kültür ve çevre alanlarını kapsayan disiplinlerarası çalışması sadece boşluk doldurmakla, hatta yol göstermekle kalmıyor, aynı zamanda okuyanlarda da bilinçlenmenin ilk hamlelerini yapma hevesini uyandırıyor.


TASAM Yayınlarının “Avrupa Birliği’nde Çevresel Kamuoyu Bilinci Ve Çevre Eğitimi“ isimli kitabından alınmıştır.

kitap için Tıklayınız | e-kitap için Tıklayınız
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1368 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1290 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

“İnsani Müdahale” kavramı, bir uluslararası normdur ve 2005 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Kavram, Birleşmiş Milletler’in onayına bağlı doktriner bir dünya görüşü olarak uluslararası boyutta hukuki zemin bulmuştur, fakat hukukiliği olmasa da meşruiyeti, yan...;

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) hükûmeti tarafından 2013 yılında oluşturulmasından bu yana ülkenin uzun vadeli diplomasisini ve savunma politikasını düzenleyen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2022 yılında tekrar gözden geçirilecek ve Kishida hükûmeti 2022 yılı içerisinde strate...;

2010-2016 döneminde Suudi Arabistan, İran’ın artan bölgesel etkinliğinin önüne geçmek amacıyla, dengeleme stratejisini benimsedi ve diğer bölgesel güçler olan Mısır ve Türkiye ile ittifak ilişkisi tesis etti. ;

Güneydoğu Asya’dan Avustralya hattına uzanan kara coğrafyasına yakınlığı ve Pasifik Okyanusu’nun ortalarında yer alan coğrafi konumu ülkeye jeopolitik değer katıyor. Ülkeyi kontrolü altında tutmayı başaran küresel aktör, Pasifik coğrafyasını kontrol etme noktasında rakiplerine karşı avantaj kazanıyo...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Başta ülkemizde bulunan on Afrika büyükelçiliğinin değerli temsilcileri, yine Başbakanlığımız başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığımızın ve periyodik olarak bu toplantılara katılan bütün kamu kurumları ve diğer kurumların kıymetli temsilcileri teşrifinizden ötürü hepinize teşekkür ediyor ve hoş gel...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...

Dünyadaki ve kültür coğrafyamızdaki ( Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika ) iktisadi, siyasi ve sosyo-kültürel gelişmeler ve değişimler baş döndürücü bir hızla yaşanmaktadır.