Çin ve İran İlişkisi Şimdi Önemli

Yorum

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ...

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. Oysa artık 400 milyar dolar değerindeki 25 yıllık ortaklığın hangi kalemleri içerdiği belli oldu. Hâlâ henüz hiçbir somut ortak proje için imza atılmadığı iddia edilse bile, tarım, su kaynakları, sulama ve desalinasyon projeleri ile çevre koruma ve çölleşmenin engellenmesi hedeflenen işbirliği alanlarından. Bunun dışında finans ve bankacılık, telekomünikasyon, demiryolu projeleri, limanların yenilenmesi gibi ulaştırma alt yapı projeleri, madencilik, doğal gaz ve petrol sektörleri ile özellikle nükleer enerji santralları ve uzay araştırmaları, yine anlaşma kapsamında göze çarpıyor. Teknoloji transferi, insan kaynaklarının eğitimi ve nitelik kazandırılması, Çin’in İran’a vaadi… İki taraf aralarında ticaret ve yatırım fırsatlarının artacak olmasından memnun.

Kadim Bezirgânın Hesabı ve “İran Satılık Değildir“ Avazesi
Son beş yıldır üzerinde konuşulan konuların gizli tutulması ise sadece Batıya karşı bir meraklandırma taktiği değil gibi gözüküyor. Aynı zamanda başkanlık seçimleri öncesinde İran’da halk arasındaki Çin kuşkuculuğunun yaratabileceği olumsuz havayı dağıtmak için Ruhani, hükumetinin temkinli tavrını ortaya koyuyor. “İran Satılık Değildir“ Çin yayılmacılığına karşı geleneksel kuşku taşıyan grupların benimsediği bir slogan. Açıkçası Ruhani yönetimi bu kuşkuları, Çin’e karşı bir sigorta olarak gördüğü için, protesto girişimlerine aşırı zecri tepki göstermiyor. Ama saman altından su yürütür gibi, önce günlük bir milyon varil petrolün Çin’e satılması üzerinde anlaşılmış durumda. Aslında bu ilk adımla, İran her ne kadar Suudi Arabistan-Çin petrol ticaretinin önünü kesmek istediyse de Suudi Arabistan’ın buna tepkisi Suudi Aramco’nun yüzde bir hissesini Çin’e satmak oldu.
Açıkçası Çin-İran yakınlaşmasının ilk bölgesel yansımasını böylece görmüş olduk. Tabii Çin’in İran ile artan meşvereti, Rusya ile İran arasında da yeni bir takım somut gelişmeleri harekete geçireceğe benzer ki bu Biden’ın yeni bir nükleer anlaşma için atacağı adımda, İran’ın elindeki kozu güçlendirecek bir kart olabilir. Ama şimdi ilk etapta, İran “akıllı yaptırımlar“ın en akıllısı olan Swap işlemlerinden uzak tutulmanın yarattığı zorluğu, Çin bankalarına kapılarını açarak aşmaya çalışıyor izlenimi veriyor. Çin vaktiyle İran’ın Asya Altyapı Yatırım Bankası (Asia Infrastructure Investment Bank) kurucu ortağı olmasından çok memnun olduğunu gösterircesine, İran’a bu konuda da önemli sözler veriyor.

İran elbette satılık değil. Kadim bezirgân pazarlıkları sıkı tutuyor. Nitekim 2020 yılında Çin ile imzalanan taslak anlaşmanın üzerine bir yıla yakın bir süre yattılar. 400 milyar dolarlık anlaşmanın 280 milyar dolarlık kısmı, Çin’e garantili ve düşük fiyattan petrol ve doğal gaz satışını güvence altına almak için bu alanlarda yenileme yatırımlarının hızlandırılmasını öngörüyor. 120 milyar dolarlık Çin yatırımının ise imalat ve ulaştırma sektörlerine bağlanmış olduğu görülmekle birlikte bu meblağ Çin’in İran’a uzanan kuşak-yol projesinin dışında olduğu anlaşılıyor.

Çin Askeri İran’a mı?
Çin ve İran arasındaki ilişkilerin 1937 yılından beri hiç kesintiye uğramaksızın sürmesi, İran’daki Çin kuşkuculuğuna rağmen önemli bir dayanak. Kaldı ki iki ülke yetkilileri ikili anlaşmanın ön sözüne Çin ve İran arasındaki 2000 yıllık ilişkiye gönderme yaparak, kadim dostluğun veya düşmanlığın gelecek için değerli olduğuna dikkat çektiler. Buna rağmen bu kadar büyük bir yatırımı ön Asya’ya kaydıracak olan Çin’in İran’dan talep ettiği bir ayrıcalık; İran topraklarına 5000 Çin güvenlik elemanının gelmesine izin vermesi. Bu elbette bir Çin askeri ileri karakolunun daha Orta Doğu’ya nüfuz etmesi anlamında önemlidir. Ama asıl önemli ve tahrik edici konu, ele güne ve özellikle Batıya karşı artan Çin-İran askerî işbirliği olma eğiliminde. Bu işbirliğinin başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkeleri açısından yaratabileceği tedirginlikten öte, İsrail’in Çin’den istemek zorunda kalacağı güvence, ABD’yi İran konusunda daha hızlı hareket etmeye ve hatta yeni bir JCPOA imzalanması aşamasında İran’a karşı daha az talepkâr olmayı gerektirebilir. Biden yönetimi zaten Çin’e karşı olan tutumunu da Trump gibi keyfi yürütme arzusunda olmamakla birlikte, birçok ticari engeli şimdilik kaldırmamayı tercih yoluna gitmişti. Muhtemel bir Çin-İran askerî işbirliği, Biden’ın hem Çin’e, hem de İran’a karşı olan tutumunda yumuşamaya geçit verebilir.

Demirden bir İpek Yolu Üzerinden JCPOA Ulaşmak
Çin-İran anlaşmasının İran halkı açısından en görünür yüzü muhakkak ki İpek Yolu İktisadi Kuşağı (The Silk Road Economic Belt) ve 21. Yüzyıl İpek Deniz Ticaret Yolu ( The 21st Century Maritime Silk Road) olacak. İran’a Karakum çölünü aşıp gelen Çin İpek Yolu trenleri ilk Meşhed’e uğrayacak. Sonra Nişabur’a uğrar uğramaz, mutlaka en güzel üzümlerin diyarı Şarud’dan geçecek. Sonra Tahran’a ulaşacak. Geçen yıl bu güzergâha gelen ilk Çin treni 10,400 km’lik bir seyahati 14 günde tamamlayarak, 80 milyonluk bu Batı Asya ülkesine bir Avrasya demiryolu merkezi ümidi vermişti. Ama salgın araya girince ne Çin malları İran’a hakkıyla gelebildi, ne de Çinli turistler Meshed’de ibadet törenlerini izleyebildi, Nişabur’un mükemmel seramiklerini görebildi veya Şarud’un leziz üzümünü tadabildi.

Ancak şu anda İran için en önemli konu, Çin ve belki Rus kartları ile batıyı, ABD önderliğinde ve uygun koşullarda yeniden JCPOA masasına oturmaya heveslendirmek. İran bunun için Çin ve Rus kartlarının yetmeyeceğini elbette biliyor. İran’ın uranyum zenginleştirmeyi yüzde 60’a çıkarıp çıkarmadığı belli değil. Ama kritik yüzde 25’in altına indirmedikçe hangi yeni format ile olursa olsun ABD’yi masaya çekemeyeceğinin farkında. Ama Arak Ağır Su Reaktörü’nün modernleştirilmesi ihalesini de Çin’e verirse Batı ile yeniden uzlaşma süreci hızlandırır mı? Yoksa tavsatır mı? Bunu biraz da Haziran ayındaki İran seçimlerinden sonra düşünmek daha iyi olacaktır.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2606 ) Etkinlik ( 193 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 86 1011
Avrupa 17 627
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

Türkiye - Gana ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerini stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.