Türkiye - Afrika Boynuzu Stratejik Diyaloğu | “Düşünce Diplomasisi: Yeni Dünya Yeni Ufuklar”

Haber

Bu kapsamda çeşitli sektörlerden temsilcileri, Türkiye - Afrika Boynuzu arasındaki ilişkilerin stratejik boyutunu ön plana alan bir yaklaşımla; yapılacak ikili ve çok taraflı çalışmalarla Türkiye - Afrika Boynuzu Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir....

VİZYON BELGESİ ( TASLAK )
TÜRKİYE - AFRİKA BOYNUZU STRATEJİK DİYALOĞU
“Düşünce Diplomasisi: Yeni Dünya Yeni Ufuklar“
( Türkiye - Afrika Boynuzu [Etiyopya, Somali, Eritre, Cibuti] )

Stratejik Diyalog“; tarafların orta ve uzun vadeli stratejik vizyonlarına hizmet edecek ikili veya çok taraflı diplomatik ilişkiler bütünü olarak tanımlanabilir. Türkiye ve Afrika arasında, özellikle son 20 yıllık süreçte, uluslararası düzeyde akademik çevrelerin gündeminde önemli yer teşkil eden ve aktif diplomatik niteliği öne çıkan gelişmeler bu tanımın mahiyetine uygun kapasite inşasını mümkün kılacak bir aşamaya erişme eğilimindedir.

Bu durum, bir yönüyle Türkiye’nin dış politikada değişikliğe giderek önce Afrika’ya Açılım Eylem Planı (1998) daha sonra Afrika Yılı (2005) ilanı ve takip eden çok kademeli ve çok yönlü girişimlerden; diğer yönüyle uluslararası siyasi dengelerin, Afrika’nın belli ölçüde ve bütün olumsuzluklara rağmen, kendi insan kaynağı enerjisinden dışa-dönük bir iç-dinamik oluşturmasına imkan sağlayacak farklı bir yöne evrilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Yeni bir dönemin başlangıç aşaması niteliğindeki bu sürecin etkilerini Türkiye - Afrika Boynuzu bölgesi ilişkilerinde de gözlemlemek mümkündür.

Türkiye; 84 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen ekonomisi ve Afro-Avrasya ana kıtası ortasındaki jeostratejik konumu ile öne çıkmaktadır. Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politikası ile küresel platformda önemi gittikçe artan bir aktör hâline gelmiştir.

Tarih boyunca, pek çok etkili güç, Etiyopya, Somali, Eritre ve Cibuti’den oluşan ve fakat özellikle Sudan, Güney Sudan, Kenya ve Uganda gibi ülkelere; Nil Havzası, Arap Yarımadası, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu gibi coğrafyalara komşuluğundan bağımsız düşünülmesi de pek mümkün olmayan Afrika Boynuzu bölgesinin stratejik konumu ve öneminin farkındalığıyla siyasi, iktisadi ve hatta askerî açıdan Bölge’de varlık gösterme eğiliminde olmuşlardır. Nitekim, belli dönemlerde, Afrika Boynuzu bölgesi bu eğilimden kaynaklanan uluslararası güç rekabetinin istikrarsızlaştırıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bölge halen bu güçlerin ilgi odağı olmayı sürdürmektedir.

Ülkelerin büyüme hedeflerine ve küresel ekonomik ilişkilere bağlı olarak karşılıklı bağımlılık ilişkilerinin dünya çapında giderek derinleştiği günümüzde, ilişkilerin çok boyutlu geliştirilmesi; enerji güvenliğinin sağlanması; yasadışı ticaret ve türevlerinin önlenmesi; artan terörist faaliyetlere karşı mücadele zorunluluk arz etmektedir. İstikrar, barış ve güvenliğin ekonomik, sosyal ve siyasi etkileşimle bağlı bulunduğu Afrika Boynuzu bölgesinde, barış ve güvenliği tehdit eden gelişmelerin önüne geçilmesi hem Bölge ülkeleri hem de Bölge’ye yönelik bölgesel, kıtasal ve uluslararası örgütler için başlıca görev hâline gelmiştir.

Bu süreçte, Türkiye ve Afrika Boynuzu ülkeleri kritik öneme sahip uzun vadeli çıkarların sürdürülebilirliği ve kapasite inşası açısından etkili bir stratejik işbirliği geliştirebilir. Bu noktada olaylara siyasi, ekonomik, diplomatik ve jeostratejik açıdan daha geniş bir perspektif ile bakma ihtiyacı vardır.

Bölgesel meselelerin çözümünde Türkiye ve Bölge ülkelerinin stratejik işbirliğine önemle ihtiyaç duyulmaktadır. Bölge çapında siyasi, ekonomik ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilerek ilgili alanlardaki işbirliğinin Bölge ülkelerinin tümünde istikrar, kalkınma ve barışın tesisine hizmet edecek şekilde genişletilmesi ve derinleştirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Türkiye’nin gerek stratejik ortaklık gerek gözlemci statüsüyle çalışmalarına katkıda bulunduğu Afrika Birliği ve Doğu Afrika Topluluğu gibi örgütlerin de amaçları arasında yer alan bu hususların stratejik diyalog ve karşılıklı kapasite inşasında özenle değerlendirilmesi gerekir.

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Afrika Boynuzu Ülkeleri ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Tarih; Türkiye ve Bölge’ye karşılıklı bağımlılığı derinleştirecek stratejik fırsatlar sunmaktadır.

Bu kapsamda çeşitli sektörlerden temsilcileri, Türkiye - Afrika Boynuzu arasındaki ilişkilerin stratejik boyutunu ön plana alan bir yaklaşımla; yapılacak ikili ve çok taraflı çalışmalarla Türkiye - Afrika Boynuzu Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.

Diyaloğun hedefleri şunlardır:

- Türkiye ve Bölge’den uzmanlarca hazırlanan akademik çalışmalar üzerinden, Bölge’nin içinde bulunduğu durumu tüm yönleriyle ortaya koymak.

- Çözüm üretimine katkı sağlamak üzere, karşılıklı uzman, akademisyen ve düşünce kuruluşlarına; Bölge’ye, bölgesel ilişkilere ve Bölge’nin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin bilgi aktarmak.

- Karşılıklı karar mekanizmalarına Bölge’nin stratejik konumu hakkında hatırlatmalarda bulunmak ve ikili - çok taraflı politikalar önermek.

- Türkiye’nin, ülkeler bazında altyapı gelişimi ve kaynakların değerlendirilmesi konusunda desteğe ihtiyacı olan Bölge’de, karşılıklı yararı gözeten güçlü yatırımlar yapmasına ve Bölge ülkeleri ile karşılıklı güçlü ekonomik ilişkiler geliştirmesine katkı sağlamak.

Ana Tema
Düşünce Diplomasisi: Yeni Dünya Yeni Ufuklar

Temel Alanlar
Etiyopya - Türkiye
Somali - Türkiye
Eritre - Türkiye
Cibuti - Türkiye

Stratejik Etkileşim Alanları
Sudan
Güney Sudan
Kenya
Uganda
Nil Havzası
Arap Yarımadası
Aden Körfezi
Hint Okyanusu

Öncelikli Sektörler
Kamu Diplomasisi, Eğitim ve Dil
Kültür ve Turizm
İnşaat, Müteahhitlik ve Altyapı
Sağlık ve Sağlık Turizmi
Enerji, Petrokimya ve Yatırımlar
Lojistik, Ulaştırma ve Haberleşme
Bankacılık ve Finans (Stratejik Yatırım Fonu)
Ekonomi, Tarım ve Ticaret
Medya ve İletişim
Bilim ve Teknoloji
Marka Şehirler ve Çevre
Savunma ve Uzay Sanayii

ÇALIŞMA VE ETKİNLİKLER (TASLAK)

Yöntem
Tümevarım, Katılımcılık ve Ekonomik Derinleşme

Türkiye - Afrika Boynuzu Akil Kişiler Kurulu Toplantıları/Çalışmaları

Kapasite ve Ekosistem Envanteri Oluşturulması

Araştırma Projeleri ve Raporlarının Hazırlanması

Pro-aktif Politika Önerileri Geliştirilmesi

Yuvarlak Masa Toplantıları/Çalıştayları

Çok Taraflı Çalıştaylar/Çalışmalar

Sektör Çalıştayları/Etkinlikleri

Uygulamalı İnteraktif Modellemeler


Stratejik Raporlar
Sektör çalışmalarının, tarafların karar alıcıları, özel sektörü, medyası ve kamuoyu için stratejik raporlar olarak yayımlanması. Literatür ve hafıza desteği sağlanması.

Medya Konferansları

Diğer Akademik Çalışmalar
Stratejik Rapor, Kitap, Makale, Tez vb. Akademik Çalışmalar

Etkinlik Sayfası
Etkinlik detayları ve vizyon belgesine alttaki linkten ulaşılabilir:
https://tasam.org/tr-TR/Etkinlik/16244/turkiye_-_afrika_boynuzu_stratejik_diyalogu
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2606 ) Etkinlik ( 194 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 86 1011
Avrupa 18 627
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

Balkanlarda Türk mevcudiyeti Osmanlı öncesine dayanmakla birlikte, orada Türk varlığının güçlü bir şekilde hissedilmesi ve etkisini göstermesi, Osmanlı dönemine rastlamaktadır. Bu güç etkisinin iki neden bulunmaktadır. İlki, Osmanlıların Avrupa ve Balkanların genelinden farklı bir dini misyona sahip...;

Türkiye - Gana ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerini stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.