Yeni Irak Petrol Yasası Irak Parlamentosunda

Makale

Irak’ın petrol kaynaklarının işletme yetkisinin ve bu kaynaklardan elde edilecek gelirin merkezi ve bölgesel yönetimler arasında nasıl paylaşılacağını düzenleyen yeni petrol yasa tasarısı Irak hükümeti tarafından kabul edilip parlamentonun onayına sunuldu....

Irak’ın petrol kaynaklarının işletme yetkisinin ve bu kaynaklardan elde edilecek gelirin merkezi ve bölgesel yönetimler arasında nasıl paylaşılacağını düzenleyen yeni petrol yasa tasarısı Irak hükümeti tarafından kabul edilip parlamentonun onayına sunuldu. 3 Temmuz 2007 itibariyle tasarının Irak ulusal meclisinde görüşülmesi beklenmekteydi ama kamuoyuna açıklanmayan bir takım nedenlerden dolayı tasarının mecliste görüşülmesi bilinmeyen bir tarihe ertelendi. Kürt ve Sünni gruplar, tasarıyı yeterince incelemediklerini açıkladı. Petrol yasa tasarısının Meclis gündemine getirilememesinde bakanlar kurulunu boykot eden Sünni Irak Uzlaşma Cephesi’nin ve Şii lider Mukteda el Sadr’a bağlı vekillerin itirazlarının yanı sıra, yasanın bölgesel yönetimlerin petrol sanayisi üzerindeki kontrolünü azaltmasından rahatsızlık duyan Kürt İttifakı’nın çekinceli tutumunun da rol oynadığı düşünülüyor.
Tasarı yasallaştığında çokuluslu şirketlerin Irak’ta iş yapmasının yasal zeminini de oluşturacağından ABD hükümetinin Irak hükümetinden yerine getirilmesinde ısrar ettiği acil istekleri arasında yer alıyor. Ayrıca tasarı, Irak’ın petrol zenginliğinin tüm etnik ve dini gruplar arasında eşit paylaşımını öngörüyor. Irak’ta petrol kaynakları Kürtlerin yaşadığı kuzeyde ve Şiilerin yaşadığı güney bölgelerde yoğunlaşıyor.
Tasarının yasalaşması, Irak’ın uzun ambargo ve savaş yıllarında ağır zarar gören petrol sektörünün canlandırılması için ihtiyaç duyulan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye gelmesi açısından hayati önem taşıyor. Amerikan hükümeti ülkede şiddet olaylarının dinmesi ve istikrarın sağlanması için tasarının bir an önce yasalaşması amacıyla Maliki hükümetine baskı yapıyor.
Kürt bölgesel yönetiminin internetten yayımladığı ’mali kaynaklar yasa tasarısına’ göre, hem petrol ve doğalgaz hem de vergi ve dış yardımlar gibi federal gelirlerin toplanacağı ’Mali Kaynaklar Fonu’ adıyla bir havuz oluşturulacak. Net gelirin yüzde 17’si Kürt yönetimine, kalanı diğer vilayetlere pay edilecek. Petrol, federal bütçenin yüzde 93’ünü oluşturuyor. Üzerinde tartışılan petrol tasarısı, anlaşmalara onay yetkisini Petrol ve Doğalgaz Konseyi’ne verirken, tüm petrol yataklarındaki kontrolün de kurulacak Irak ulusal şirketinde olmasını öngörüyor.
Başbakan Malikî geçen Çarşamba günü yaptığı basın toplantısında, Bakanlar Kurulu’nun “Irak’ın bu günü ve yarını açısından hayati önem taşıyan Petrol ve Doğal Gaz Yasa tasarısını tartıştığını ve tasarının tüm tarafların görüş birliği ile onaylandığını ve meclise gönderildiğini“ söyledi. Tasarının Meclis tarafından onaylanmasını umduklarını dile getiren Malikî “Petrol Yasası’nın onaylanmasının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Çünkü tasarı tarafların beklentileri ile uyumlu hale getirilmiştir. Tasarı Irak ulusu içerisinde yer alan tüm oluşumlara hizmet edecek şekilde düzenlenmiştir“ dedi.
Ne var ki, Irak Parlamentosunun çeşitli kanatlarından bazı parlamenterler geçen Perşembe günü yaptıkları açıklamalarda [3 Temmuz 2007] Salı günü Irak hükümeti tarafından üzerinde bazı değişikler yapılarak onaylanan Petrol ve Doğal Gaz Yasası’nın, oylamadan önce Parlamento çatısı altında tüm parlamenterlerin katılımının sağlandığı bir oturumda tartışılıp üzerinde uzlaşıya varılmadıkça işlerlik kazanmasının mümkün olmadığını bildirdiler.
Irak Uyum Cephesi sözcüsü Dr. Selim Abdullah El Cabburi, Asvat al Irak adlı Iraklı yayın organına verdiği demeçte kendi partilerinin görüşüne göre, Irak’taki mevcut kurumların ve akımların her birinin “Petrol ve Doğal Gaz Yasası ile ilgili olarak kendine özgü görüşünün bulunduğunu“ belirterek, “bizi destekleyen ya da karşı çıkan tüm görüşlere saygı duyuyoruz. Söz konusu kurum ya da akımların her hangi bir dini gruba bağlı olması, hükümete bağlı bir kurum olması ya da bağımsız kuruluş olması fark etmez. Konunun çok farklı açılardan ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir“ diyor.
Iraklı [Sünni] Din Adamları Heyeti 4 Temmuz Çarşamba günü “Şer’î Fetva“ adı altında bir bildiri yayınladı ve Petrol ve Doğal Gaz Yasası’nın Irak Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmasını “Şer’î bakımdan haram, hukuki bakımdan da geçersiz“ bir uygulama olduğunu açıkladı. Aynı heyet 6 Mart 2007 tarihinde de bir açıklama yapmış ve söz konusu yasanın işgal edilen ve üyeleri işgal güçleri tarafından belirlenen bir yönetim tarafından çıkarıldığını ve Irak vatandaşlarına ait olan milli servetin büyük bir bölümünü heder ettiğini ileri sürmüştü.
Cabburi yaptığı açıklamada Uyum Cephesi’nin, “bazı Anayasa maddelerinin değiştirilmesinin düşünüldüğü ve bunun henüz gerçekleştirilemediği bir dönemde tasarının kanunlaşması için bu denli aceleci davranılmasını yadırgadığını“ söyledi ve bu durumun (bu noktada) çıkarılması gereken bazı önemli yasaların önünü tıkadığını ileri sürdü. Cabburî, Petrol ve Doğal Gaz Yasası’nda Uyum Cephesi’nin itirazıyla karşılaşan en önemli noktanın “üretimde sözleşmeye taraf olanların ortaklığı“ ile ilgili madde olduğunu, Cephe’nin bu durumu Irak’taki petrol servetinin soyulması olarak değerlendirdiğini ve yabancı şirketlerin Irak petrollerini sömürmesini haklı gösterecek hiçbir nedenin bulunmadığını söyledi. Uyum Cephesi sözcüsü “Petrol ve Doğal Gaz Yasası’nın Irak ulusunun çıkarları ile uyumlu olması ve Iraklı gruplar arasında ittifak sağlandıktan sonra onaylanması gerektiğini“ belirtti.
Kendi görüşlerini açıklayan Dayanışma (Kütle Al Tedâmun) grubu parlamento temsilcisi Dr Kasım Davud da Meclis’in “tasarıyı yasalaştırmak için gerekli çoğunluğu sağlamakta büyük güçlük çekeceğini“ ve “Irak ulusu içerisinde yer alan tüm gruplar yasama sürecine katılıncaya ve tasarının tüm yönleri ile tartışılıp Iraklı grupların tümünün ittifakı sağlanıncaya dek Petrol ve Doğal Gaz Yasa tasarısının yürürlüğe girmesinin mümkün olmadığını“ ileri sürdü. Davud kendi arzusunun “gerekli çoğunluğun sağlanabilmesi için Meclisi boykot eden grupların bu duruma bir son verip oturumlara katılmaları ve tasarının tüm yönleriyle tartışılması“ olduğunu, boykotun sürmesi halinde “tasarının oylanmasının önümüzdeki Ağustos ayına sarkabileceğini ve bu sırada mevcut yasama döneminin sona ermiş olacağını söyledi. Davud Uyum Cephesi’nin, Sadr Grubu’nun ve Diyalog Cephesi’nin “Meclis’in önemli yasaları çıkarmaya devam etmesi için“ Meclis tarafından çağırıldıklarını, Sadr Grubu’nun “önümüzdeki birkaç gün içerisinde oturumlara katılma sözü verdiğini, Uyum Cephesi’nin ise oturumlara katılmakla ne kazanıp ne kaybedeceğini inceleme aşamasında olduğunu“ belirtti.
ulusal Diyalog Cephesi ve Uyum Cephesi, Meclis Başkanı Dr Mahmud Al Meşhedânî’nin korumaları ile koalisyon grubundan parlamenterler arasında çıkan tartışmaların ardından iki haftadır, Meşhedânî’nin görevinden uzaklaştırılması talebiyle, parlamentodaki oturumları boykot ediyorlar.
275 üyeli Irak parlamentosunda Sünni gruplardan oluşan Uyum Cephesi’nin 44 sandalyesi bulunuyor. Uyum Cephesi, 115 sandalyeye sahip olan [Şii] Koalisyon Grubu ile 55 sandalyeye sahip olan Kürdistan İttifakı’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor. Salih Mutlak önderliğindeki Diyalog Cephesi ise parlamentoda 11 milletvekili tarafından temsil ediliyor.
Şii Koalisyon grubu içerisinde 30 milletvekili ile ilk sırada yer alan ve 6 bakanlığa sahip olan Sadr hareketi, Kasım ayının sonunda Irak Başbakanı Nuri el Maliki ile ABD Başkanı Bush’un Amman’da yaptığı görüşmeyi protesto ederek Irak hükümeti ve meclisi ile olan ilişkilerini askıya almıştı. Grup Haziran sonunda boykota son verdiğini açıklasa da, ülke petrollerinden ABD’lilerin ve Batılıların pay alamayacaklarını açıklayarak önümüzdeki günlerde parlamento çalışmalarını yeniden boykot edebileceğinin sinyallerini veriyor.
Sadr taraftarları, ABD, İngiltere ve koalisyon ülkelerini kastederek Irak’ı işgal eden ülkelerin Irak’la petrol anlaşmaları yapmalarına imkan verecek olan petrol kanununa karşı çıkacaklarını bildiriyorlar. Radikal Şii lider Mukteda Sadr’ın Necef’teki ofisinden Şeyh Salah El Ubeydi, "Bu muğlak kanunu reddediyoruz. Kanunda kabul edemeyeceğimiz pek çok nokta var. Kanun Irak’ın gerçekleriyle uyuşmuyor" diyor. Sadr hareketi kanun tasarısında bilhassa yabancı şirketlerin uzun dönemli üretim ortaklığı anlaşmaları yapabilecek olmalarına itiraz ediyor. Sadr hareketinin parlamentodaki grubunun lideri Nasır El Rubai, "Kanundaki en ciddi mesele üretim ortaklığı anlaşmasıdır. Biz buna kesin olarak karşıyız. Bu tür anlaşmalar Irak’ın egemenliğini ortadan kaldıracaktır" diyor. Rubai, ancak Irak’ı işgal eden ülkelerin Irak’la petrol sözleşmelerini yapabilmelerini yasaklayacak bir düzenleme yapılması halinde tasarıyı destekleyeceklerini ifade ediyor.
Kürdistan İttifakı’ndan parlamenter Mahmud Osman da yaptığı açıklamada “Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmış bulunan Petrol ve Doğal Gaz Yasa tasarısının parlamentoda, tüm grupların katıldığı bir oturumda mutlaka tartışılması gerektiğini“ söylüyor. Osman “merkezi hükümet ile bölgesel hükümet arasında kararlaştırıldığı şekliyle Meclis’e gelmesi halinde tasarıya karşı çıkmayacaklarını“ ve “özellikle, petrol şirketlerinin fonksiyonları, arama faaliyetleri, Kürdistan’a verilmesi öngörülen yetkiler ve özel sektörün durumu ile ilgili olarak tasarıya dört maddenin daha eklenmesi önerisinden sonra, tasarı üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan önce kendi görüşlerinin mutlaka alınması gerektiğini“ ileri sürüyor. Mahmud Osman “kapalı kapılar ardında yapılan ittifaklar sonucu şeffaflığın ortadan kalkması halinde bir takım sıkıntılar doğacaktır. Bu nedenle, tasarı Irak halkının gözleri önünde tartışılmalı ve bunun için tüm iletişim araçları kullanılmalıdır. Iraklı tüm grupların katıldığı tartışmalar televizyon ekranlarından kamuoyuna duyurulmalıdır. Tasarı tüm tarafları memnun edecek hale geldikten sonra son şeklini almış olmalıdır“ diyor.
Kürdistan bölgesel hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani ise “Yasa tasarısının özünde bir değişiklik yapılması halinde tasarıyı kabul etmeyeceklerini“ açıkladı. Geçen Çarşamba günü Erbil’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Barzani “Daha önce Irak merkezi hükümeti ile yasa tasarısı üzerinde anlaşmıştık. Ama Irak hükümeti yasayı teknik açıdan incelenmesi için Devlet Şurası’na gönderdi. Bizim açımızdan, Bakanlar Kurulu bu tasarıya son şeklini vermiştir. Eğer Şura tasarının özünü etkileyecek bir değişiklik yaparsa bizim bunu kabul etmememiz söz konusu olamaz“ diyor.
Öte yandan, Irak Petrol Bakanı Hüseyin Şehristani, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetiminin imzaladığı petrol anlaşmalarının gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Şehristani, Iraklı Kürtlerin imzaladığı anlaşmaların hükümetçe benimsenen petrol yasasına uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirterek, “Yasa tasarısının bir maddesine göre, Saddam Hüseyin rejimi döneminde yapılan anlaşmalar ile bölgesel yönetim tarafından yapılan anlaşmalar gözden geçirilmeli, yeni petrol ve gaz yasasıyla uyumlu hale getirilmelidir“ diyor[1]
<<>>
Eğer tasarı mevcut haliyle kabul edilecek olursa, yerli ve yabancı yatırımcılar Irak petrol ve doğalgaz kaynakları üzerinde 50 yıllık bir zaman dilimi için petrol çıkarma tesisleri yapma ve rafineri kurma hakkına sahip olacaklar, 50 yıllık sürenin bitiminde ise mülkiyet yeniden Irak hükümetine geçecektir. Yasa tasarısının hazırlanılmasında ve sunulmasında şeffaf davranıldığı iddiaları defalarca dile getirilmesine rağmen, birçok soru yanıt bekliyor. Irak petrol sanayinin acınacak bir hale geldiği ve bu nedenle mevcut yasadan başka çıkış yolu olmadığı biçimindeki iddialar yanında, Koalisyon güçleri ve Iraklı yetkililer söz konusu tasarı ile Irak ekonomisinin önünün açılacağını ve ülkede ulusal birliğin sağlanmış olacağını ileri sürmektedirler. Ne var ki, muhalif çevreler tasarının yasalaşmasının ABD için kesin bir zafer anlamına geleceği, dünyada çıkarılması ve işlenmesi en kolay ve güvenilir olan petrol olan ve 1970’li yıllarda millilileştirilen Irak petrollerinin yeniden özelleştirilmesinin önünün açılacağı, üretim ortaklığı anlaşmalarının yasalaşmasıyla bu durumdan da tek yararlanan tarafın Koalisyon güçleri ABD ve İngiltere merkezli petrol şirketleri olacağı gibi iddialar ileri sürmektedirler. Tarihsel deneyimlerden yola çıkılarak bir takım tahminlerde bulunmak mümkündür ama güvensizliğin, bulanıklığın ve gerginliğin hakim olduğu sağlam bilgilere ulaşmanın mümkün olmadığı bu ortamda hangi savın ya da savların doğru olduğu toz duman ortadan kalktıktan, yani tasarı yasalaşıp uygulamalar belirgin hale geldikten sonra netlik kazanacaktır.

[1] http://www.ntvmsnbc.com/news/413409.asp
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2700 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 636
Asya 98 1074
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1375 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 604
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2043 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2043

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Yeni Dengeler, Yeni Roller, Yeni İttifaklar“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği olarak ...;

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu “Geleceğin Güvenlik Ekosistemi ve Stratejik Dönüşüm için Ortaklık“ ana teması altında TASAM Afrika Enstitüsü ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapıl...;

4. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2022; “Asya Yüzyılı, Denizci Devlet Ekosistemi ve Mavi Gezegen“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022’de Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olar...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu; “Post-Güvenlik, Dijital Devrim, Döngüsel Ekonomi ve Siber Ekosistem” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği ...;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03-04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham...;

Güvenlik ihtiyacı; temel insan haklarından biridir ve yalnızca çok yönlü kaynaklara ve tehdit biçimlerine karşı korunmayı değil, aynı zamanda tüm tebaa için tek bir devlette yaşama araçlarının mevcudiyetini de içermektedir. ;

Türkiye; büyük ekonomisi, bölgesel askerî ve siyasi gücüyle Dünya’da eşsiz ve çok önemli bir müttefik olarak ön plana çıkmaktadır. ASELSAN; ülkemizin uluslararası ittifaklarda eşsiz katkılar sunmasına, sınır ve sahillerini tehditlere karşı korumasına, hem savunma hem de sivil alandaki yüksek teknolo...;

Uluslararası sistem bir süredir belirsiz ve tehlikeli bir türbülansa girmiş vaziyette. Öyle ki bu durum liderlerin söylemlerine de yansıyor. Rusya Devlet Başkanı Putin, Valdai Tartışma Kulübünde yaptığı konuşmada "belirsiz ve tehlikeli bir on yıl bizi bekliyor" derken ABD Başkanı Biden ise "her şeyi...;

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...