Sağlık Diplomasisi - 1 | İyilik ve Sağlık

Haber

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. “Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan....

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan. Sağlık; zengin ya da fakir, güçlü ya da kırılgan her insanın hayatına mutlaka temas eden, kırılganlığın giderilmesi ve yoksulluğun azaltılması gibi sosyal destek niteliklerini de içinde barındıran, toplumsal anlamda farkındalığı ve etkinliği çok güçlü bir sektördür. Burada bir noktanın altını çizmek istiyorum; kamu diplomasisi araçlarından biri olarak sağlık sektöründen bahsetmiyorum, nitelikli ve etkin sağlık çalışmalarının bir parçası ve sonucu olarak sağlığı diplomasi ile birlikte ifade ediyorum.

Sürekli ihtiyaç üretilen bir sektördeki başarı ya da başarısızlığın rehber, model ya da uyaran olma potansiyeli kaçınılmazdır. Sunulan hizmetlerin ve yapılan çalışmaların sonuçlarının toplumların hayatını ilgilendirdiği ve etkilediği için başarı kadar başarısızlık da yerel, ulusal ve uluslararası tüm muhataplarca dikkate alınır. Ve sürekli ihtiyaç üretilen bir sektördeki en önemli gündem her zaman kaynaktır.

Konuya buradan devam etmeden önce TEPAV Başkanı Sayın Güven SAK’ın son makalesine değinmek istiyorum. Perspective onTurkish zones in Syria“ başlıklı makalede yer alan bazı veri ve değerlendirmeleri paylaşmalıyım. Türk Silahlı Kuvvetlerinin sahada, yani güvenli bölgelerde 6 milyona yakın Suriyeliyi rejim, Rus ve İranlı güçlerden koruduğunu, Türkiye Cumhuriyetinin yaklaşık 4 milyona yakın Suriyeliyi de sınırları içinde barındırdığını ifade ederek yaklaşık 17 milyon olan Suriye nüfusunun 10 milyona yakınının Türk koruması ve himayesi altında olduğunu vurguluyor. Oluşturulan güvenli bölgelerin, geliştirilen çözüm ve izlenen yolun milyonlarca insanın hayatını etkin ve nitelikli bir şekilde korumayı başardığını ifade ediyor. Sayın SAK uluslararası kaynakları bölgeye çekmek ve bu kaynakları yönetmek için uluslararası arenada bu başarının ve modelin iyi anlatılması gerektiğini belirtiyor.

Yukarıdaki bilgileri özetlemek gerekirse; uluslararası siyasi bir kriz, düzensiz göç ve beraberinde gelişen insani kriz, kaynak ihtiyacı ve sıkıntısını doğurmuştur. Ama doğru iş ve işleyişlerle edinilmiş birikim, geliştirilmiş etkin kriz yönetimi modelleri ihtiyaç olan kaynağın bulunması için araç olabilir.

Türkiyenin düzensiz göç ve Suriye insani krizi yönetiminde aldığı uluslararası desteklerde en önemli gerekçenin sağlık hizmetleri ve en önemli sektörün de sağlık olması öngördüğüm bir sonuçtu. Hatta Mersinin çok sayıda düzensiz göçmen barındırdığı bir şehir olmasından dolayı 2015 yılında düzensiz göçmenlere sunulan sağlık hizmetlerinin modellenerek sağlık diplomasisi aracı olarak sunulması amacıyla bir proje hazırlamıştım. Projenin amaçlarından belki de en önemlisi kaynak üretmek veya uluslararası kaynakları yönetecek niteliğin varlığını vurgulamaktı. Zaman içinde uluslararası kaynak ve desteğin; yaklaşık 15 yıllık değişim ve başarılı çalışmalar sonucunda, uluslararası farkındalığın geliştiği sağlık sektörü aracılığı ile gelmesi ve bu kaynakların yine sağlık sektörü hizmetleri ve çalışmaları çerçevesinde yönetilmesi beklenen bir durumdu.

Bu örnekle zengin ya da fakir, güçlü ya da kırılgan her insanın hayatına mutlaka temas eden, kırılganlığın giderilmesi ve yoksulluğun azaltılması gibi sosyal destek niteliklerini de içinde barındıran, toplumsal anlamda farkındalığı ve etkinliği çok güçlü bir sektör“ ifadesi daha iyi anlaşılabilir.

Küresel sağlık ya da küresel iyi olma halinin öneminin KOVİD-19 pandemisi nedeniyle çok daha net anlaşıldığı aşikar. Bugünlerde Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler destekleriyle The Graduate Institute Geneva ve Global Health Centre işbirliği ile A Guide to Global Health Diplomacy“ yani Küresel Sağlık Diplomasisi Rehberi yayınlandı.Rehberin de teyit ettiği gibi; temiz suya, yeterli gıdaya, koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerine erişimin küresel iyi olma hâlini desteklediği şüphesiz temel referans. Ve bu alanda dünyanın en iyisi“ iddiasını teyiden çok daha fazla sayıda vaka ve çok daha somut verilerle desteklenen küresel bir rehberi, modellenebilir bir ekosistem vizyonunu Türkiye olarak hazırlayabileceğimizi düşündüm.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2593 ) Etkinlik ( 184 )
Alanlar
Afrika 68 615
Asya 81 1005
Avrupa 15 624
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1988 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1988

Bu bağlamda tüm ekosistemi stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla seferber edip, bir araya getirecek olan Türkiye - Çin Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

1989 yılında Rusya’da faaliyete geçen şirketlerin tamamının hedefi şüphesiz ki, başarılı olmak ve kâr elde etmekti. Ancak diğerlerinden ayrılan bir kuruluş vardı ki, 13 yıl içerisinde gösterdiği gelişim hayranlık uyandıracak cinstendi. ;

Bu bağlamda sektör temsilcilerini stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Birleşik Krallık Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel hamlelerinin şifrelerini çözebilmek için “ulusal güvenlik stratejilerine“ bakmak gereklidir. “Yeni bir yüzyılda ulusal güvenlik stratejisi“ isimli belgede ABD, dünyayı nasıl okuduğunu, kendisi için önceliği bulunan konuları, tehlike ve tehditlerin neler olduğu...;

“Geleceğin Akdeniz Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması ile düzenlenecek olan 2. Uluslararası Akdeniz Kongresi, Bölge ülkeleri arasında iletişimin artırılmasına, bölgesel sorunların çözümü için öneriler geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.;

Bu kapsamda çeşitli sektörlerden temsilcileri, Türkiye - Afrika Boynuzu arasındaki ilişkilerin stratejik boyutunu ön plana alan bir yaklaşımla; yapılacak ikili ve çok taraflı çalışmalarla Türkiye - Afrika Boynuzu Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

“Geleceğin Karadeniz - Kafkas Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması altında gerçekleştirilecek olan 2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi bu bağlamda katkı sağlamayı amaçlamaktadır.;

Bu dinamikler çerçevesinde Bölge ülkelerinin, kendi gelecekleri ile ilgili düşünsel altyapıyı zinde tutmaları ve kendi çıkarlarına uygun politikalar geliştirmeleri gerekmektedir. “Geleceğin Balkanlar Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması altında düzenlenecek olan 9. Uluslararası Balkan Forumu bu bağlamda...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.