4. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu | İstanbul İşbirliği Deklarasyonu

Haber

4. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm için İşbirliği“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 06 Kasım 2020 tarihinde, (pandemi yoğunluk artışı ve ilgili kamu otoritelerinin görüşleri dikkate alınarak) hibrit formatta yapılan 6. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olarak eş-zamanlı icra edilmiştir....

4. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm için İşbirliği“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 06 Kasım 2020 tarihinde, (pandemi yoğunluk artışı ve ilgili kamu otoritelerinin görüşleri dikkate alınarak) hibrit formatta yapılan 6. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olarak eş-zamanlı icra edilmiştir.

Forum’a çeşitli ülke ve bölgelerden, farklı alan ve sektörlerden konuşmacı ve protokol katılımı sağlanmıştır. Körfez ülkelerinden diplomatik temsilciler ve delegasyonlar da yer almıştır. Forum’da yerli/yabancı uzmanlar, akademisyenler ve diplomatlar tarafından konuşma ve sunumlar gerçekleştirilmiştir. Türkiye ve Körfez’den ilgili otoriteler de Forum’da temsil edilmiş, tüm oturumlar kurumsal olarak takip edilmiştir.

Forum’da ortaya konan aşağıdaki tespitler ve önerilerin, ilgili tüm otoritelerin ve kamuoyunun dikkatine sunulması kararlaştırılmıştır:

 
  1. Sert güç kullanımının değişen doğası gereği hararetle teşvik edilen mikro-milliyetçilikler, hibrit savaşlar ve devlet-dışı aktörler, küresel güvenlik mimarisinin birer parçası hâline gelmektedir. Ekonomik kalkınma projeleri, yatırım stratejileri ve jeo-ekonomik sıklet merkezlerinin oluşması, sert güç kullanımını ekonomik alan içine çekmektedir.
 
  1. Hibrit savaş, konvansiyonel harbin en tehlikeli ve maliyetli olmasına karşın üretilmiş bir doktrin olup günümüz savaş teknolojilerinin yıkıcılığı dikkate alındığında devletlerin nükleer savaştan kaçınmak için kullandığı bir yöntem olmuştur. Hibrit savaş; askerî ve güvenlik servislerinin genellikle hazırlıksız yakalandığı ve normalde kaçınmak istediği asimetrik iç savaştır.
 
  1. Devletlerin finanse ettiği terör grupları ve hibrit savaş denklemlerinde, PKK’nın İHA saldırıları, Suudi Arabistan’daki Aramco saldırısı dikkate alındığında terör örgütlerinin ileri teknolojiye sahip silahları kullanması, gelecekte ortaya çıkabilecek önemli güvenlik tehditlerine işaret etmektedir.
 
  1. Orta Doğu’daki terör ve vekâlet savaşlarında, Doğu Akdeniz enerji denklemi için önemli pazarlık payı söz konusudur. Türkiye, risk faktörünü bölgesel yeni ortaklık modelleriyle fırsata çevirmelidir. Yeni dönem Orta Doğu politikaları diplomasi ağırlıklı olmakla birlikte İsrail merkezli silahlanma yanlısı, F-35 silahları, hava savunma sistemleri, SİHA’lar, tank-zırhlı muharebe araçları üretim ve alımları devam etmektedir.
 
  1. Devlet-dışı silahlı aktörler Kovid-19 salgınıyla beraber Orta Doğu’daki yapıyı olumsuz yönde etkilemiş ve kontrolsüz bir sürece neden olmuştur. Kovid-19 sonrası Bölge’deki istikrarsız devlet yapılarının; milis yapıların ya da devlet dışı silahlı aktörlerin gayrimeşruluğunu destekleyerek ülkelerin güvenlik yapılarına büyük zararlar vermesi muhtemeldir.
 
  1. Avrupa’daki, dine izafe edilen radikal terör eylemlerinin artışına bağlı olarak, terör örgütlerinin hibrit yapılanması “İslamofobi“ algısını şiddetlendirecektir. Türkiye, radikal terör tehdidinde yürütülen “kara propagandaları“ etkisiz hâle getirmek için çalışmalarını yoğunlaştırmalı ve işbirliği süreçlerine öncülük etmelidir.
 
  1. Güçlü tarihsel ve kültürel arka plana rağmen stratejik nitelikli diyaloğun henüz gelişmekte olduğu Türkiye ve Körfez Ülkeleri ilişkilerinin kırılgan eksen dışında tutulması mümkün değildir. Bölge dışından, ABD ve AB’nin yanı sıra Stratejik Ortak Statüsü (2008) ile üst düzey düzenli kurumsal diyaloğun benimsendiği ilk ülke olarak Türkiye’nin Bölge ülkeleri ile özellikle ticarî ilişkileri giderek gelişmiş ve taraflar arasındaki ticaret hacmi bu süreçte katlanarak artmıştır. Ülkeler arası önceliklerin ve farklılıkların bölgesel zayıflığa ve güvenlik açığına dönüşmemesi için doğru yönetilmesi ortak risklere ve fırsatlara odaklanmak ile mümkün olacaktır.
 
  1. Türkiye, Doğu Akdeniz politikası başta olmak üzere, Orta Doğu’daki güvenlik inşası için Joe Biden ve Binyamin Netanyahu - veya halefinin - ortaklığının yeni meydan okumalarına karşı öngörülen hazırlıkları süratle angaje etmelidir.
 
  1. Türkiye’nin savunma sanayiinde terörle mücadeleye dönük yerli/millî üretimi hayatî önemdedir. Bu çerçevede Körfez Ülkeleri ile geliştirilebilecek işbirliği potansiyelinin henüz çok küçük bir kısmı kullanılabilmiştir. Kapsayıcı ve empatik çok taraflı ilişki bu potansiyelin açığa çıkması için anahtardır.
 
  1. İsrail ile Körfez Ülkeleri arasındaki normalleşme sürecinin Bölge’de Türkiye’nin yalnızlaştırılma politikasına hizmet etmemesi için realpolitik ve merkez Türk diplomasisinin rolü ile alınacak güçlü inisiyatifler oldukça geç kalmıştır.
 
  1. İbrahim Anlaşması’nın imzalanmasından itibaren Bölge’deki ortak tehditin sadece İran olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin de bu konuma oturtulması için bir çaba sarf edildiği görülmektedir. Arap - İsrail yakınlaşması karşısında, Mısır ile zorluklara rağmen diplomatik adımlar atılıp yeni ortaklık modeli geliştirilmelidir. Kurulacak bu yeni ortaklık modeli, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin elini kuvvetlendirirken Arap - İsrail yakınlaşmasında dengeyi kuracaktır.
 
  1. Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler; “Suriye - İran - Yemen - Katar“ denklemindeki duruşları ile ikiliyi karşı karşıya getirmekte ve Libya’da tehditkâr bir süreç oluşturmaktadır. Geçmiş, bugün ve gelecek açısından iki ülke ilişkileri güçlü dinamiklere ve ortak risklere sahiptir. Güçlü işbirliği mevcut sorunların çözümünü ve/veya önemsizleşmesini beraberinde getirecektir.
 
  1. Türkiye’nin Bölge’de Mısır ile yakınlaşmasının taşıdığı önemi kadar, İsrail ile yeni sayfa açması da Doğu Akdeniz - Avrupa Birliği - Yunanistan ittifakını güçlü dengeleme potansiyeli taşımaktadır.
 
  1. Türkiye'nin 2023'e kadar jeopolitik önceliği, kara gücüne göre deniz gücünü nitelik ve nicelik olarak artırıp caydırıcılığı mümkün olan en üst seviyeye çıkarmak olmalıdır. Bu tercihin başlıca nedenleri, Akdeniz'deki birkaç temel meselede görülmektedir; Denize erişim için Türkiye’nin güneydoğusunda ve Suriye’nin kuzeyinde dış güçlerce desteklenen unsurlar “kırmızı çizgi“ olarak kalmaya devam edecektir. Bu bağlamda olası yeni gelişmeler ve enstrümanlarla ilgili senaryo çalışmalarının yapılması proaktif zorunluluktur.
 
  1. Yeni dönemde Orta Doğu politikaları diplomasi ağırlıklı olmakla birlikte savunma sanayiindeki yatırımlar, hava savunma sistemleri ve yüksek irtifa silahlara dair gelişmeler ile sürdürülmelidir.
 
  1. Geleceğin savaşlarını belirleyecek olan uzayda, Türkiye hem ticarî maksatlı uzay teknolojileriyle hem de hava/uzay gücü olarak yerini almalıdır.
 
  1. Uzayda hava savunma füzeleri, casus uydular ve siber saldırılara karşı tedbirlerin geliştirilmesi mutlaktır. Türkiye, gerek NATO içindeki hava savunma sistemleri, gerekse S-400 füzelerinin devamı yüksek irtifa sistemlerine sahip olmalıdır. Gelecekteki savaşlar artık uzayda kazanılacaktır. Bu çerçevede küresel denklemdeki yerini almalıdır.
 
  1. İnsansız hava sistemleri Suriye, Libya ve Karabağ’da gösterilen üstün başarılar, yüksek irtifa SİHA sistemleri ile takviye edilip millî savunma sistemleri “askerî - sivil“ çift maksatlı geliştirilmelidir.
 
  1. Gelecek 25 yılda hava/uzay faaliyetlerindeki ilerlemeler ticarî ve askerî rekabeti artıracaktır. Stratejik olarak uzayda silahlanmanın artması, uydu savar lazer silahların yaygınlaşması ile uzayın yeni bir mukayese alanı olarak “dördüncü boyutu“; hukukî, askerî, teknolojik boyutlarıyla hızlandırılacaktır.
 
  1. Uzayın militarize olması, uzaydaki askerî çatışma ihtimalini artıracak, caydırıcılık kavramına sahip nükleer potansiyel ve yeni nesil hava/uzay araçları, uzaydaki ön alma ve alan hâkimiyeti yarışını şiddetlendirecektir.
 
  1. Kovid-19 uluslararası istihbarat/güvenlik denklemini yeni bir sürece sürüklemiştir. Küresel dönüşümle beraber istihbarat örgütlerinin dönüşümleri de muhtemeldir. Pandemi gibi küresel tehdit hâllerinde “senin virüsün - benim virüsüm, senin terör örgütün - benim terör örgütüm“ algısından çıkılıp istihbarat teşkilatlarının işbirliği ile çalışmalarını anlamlandırması zorunluluktur.
 
  1. Terör örgütleri biyolojik silah sistemlerini kullanarak dünyadaki tüm toplumları şiddet ve toplu ölümlerle daha kolay korkutabilmektedir. Gelecekte su, gıda, toplu ulaşım alanları ve mekânlar virüs saldırıları için hedef alanları hâline gelebilecektir.
 
  1. “Senin virüsün iyidir - benim virüsüm kötüdür“ denklemi yerine, uluslararası toplumda ortak aşılar dâhil eylem ve çözüm çalışmaları yapılmalıdır.
 
  1. Elektronik harp; “saldırı“ ve “savunma“ olmak üzere iki ayrı kapsama sahiptir. 21. yüzyıl ile ilgi görmeye başlayan bu alanın teknolojik boyutunda ise dünyada Türkiye’nin de içinde olduğu sayılı ülke tarafından kabiliyet geliştirilmektedir. Türkiye’nin gelişen savunma sanayii atılımlarında elektronik harp sistemleri de daha güçlü ve daha büyük bir ölçek büyüklüğü ile yerini korumalıdır.
 
  1. Kovid-19 salgını güvenlik ve savunma dâhil üretim, tüketim, büyüme ve konvansiyonel güç standartlarının değişimi için kritik bir milat olmuştur. Yine ulusal ve uluslararası bağışıklık sisteminin yeniden yorumlanması ve stratejik dönüşüm için senaryo ve hazırlıklar en öncelikli konu hâline gelmiştir. Bu bağlamda “geleceğin güvenlik kurumları ve stratejik dönüşümü“ için yapılacak çalışmalar ve işbirliği her ülke için lokomotif öncelik hâline gelmiştir. Son 11 maddede belirtilen öncelik ve öneriler tüm Bölge ülkeleri için geçerlidir ve bu alanlarda sınırsız işbirliği ve tecrübe paylaşımı potansiyeli vardır. Yeni bir politika belgesi ya da yaklaşımı ile sürecin nasıl yönetileceği bugün ve gelecek için belirleyici olacaktır.
 
06 Kasım 2020, İstanbul
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1290 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Washington DC’deki Pentagon’a yönelik saldırılardan itibaren medeniyetler çatışması doktrinini savunan kişilerin, Amerikan politika ve kitle iletişim araçları alanını egemenlikleri altına aldıkları görülmektedir. ;

“İnsani Müdahale” kavramı, bir uluslararası normdur ve 2005 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Kavram, Birleşmiş Milletler’in onayına bağlı doktriner bir dünya görüşü olarak uluslararası boyutta hukuki zemin bulmuştur, fakat hukukiliği olmasa da meşruiyeti, yan...;

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.