Amerikan Dış Politikasında bölgesel Ekosistemlerin Nasıl Ele Alındığına Dair Bir Vaka Çalışması: Eksen Ülkeler Tezi

Makale

Soğuk Savaş’ın ABD’nin dünyanın tek süper güç olarak kalmasıyla sonuçlanmasının ardından Amerikan dış politikasının 1991 sonrası dünyada nasıl yürütülmesi gerektiğine dair çok sayıda tartışma ortaya çıkmıştır....

Hasan Deniz PEKŞEN
Dr. Öğretim Üyesi
İstanbul Okan Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü

ÖZET

Soğuk Savaş’ın ABD’nin dünyanın tek süper güç olarak kalmasıyla sonuçlanmasının ardından Amerikan dış politikasının 1991 sonrası dünyada nasıl yürütülmesi gerektiğine dair çok sayıda tartışma ortaya çıkmıştır. Dış politikada çok taraflılığa mı tek taraflılığa mı ağırlık verilmesi gerektiği, askeri gücün ne şekilde işlevselleştirilmesi gerektiği, ortaya çıkması muhtemel yeni tehditlerin ne olduğu ve çözüm için hangi dış politika angajmanlarına girilmesi gerektiği gibi sorular Amerikan dış politikasının önemli belirleyicileri arasına girmiştir. Bölgesel politikaların Soğuk Savaş sonrası yeniden düzenlenmesi de işte bu ortamda, küresel Amerikan liderliğinin nasıl entegre edileceği konsepti üzerinden şekillendi. Bu nedenle söz konusu politikaların oluşturulma süreci içerisinde Amerikan dış politikasına dair çizilen vizyonlar, bu sürecin nasıl entegre edileceğine dair fikirler veren anahtarlar durumundadır. Bu vizyonlar arasındaki bir kuram olan Eksen Ülkeler tezi, bölgesel özellikleri öne çıkaran bir Amerikan dış politika vizyonu sunması açısından günümüzde de incelenmeye değer bir nitelik arz etmiştir. Bu kuram dâhilinde küresel düzeyde tanımlanan Amerikan çıkarlarının gerçekleştirilmesi için işbirliği süreçlerini/zincirlerini tetikleyecek dokuz ülke belirlenmekte, bu ülkelerin birer eksen/partner olmasını sağlayan özellikler ve ülkelerin işlevli bir eksen haline gelmesi için yapılması gerekenler ele alınmaktadır. Bu doğrultuda dokuz ülke ayrıntılı olarak incelenmekte ve gerek bu ülkelerin çevrelerinde etki yapacak güceulaşmaları için yapılmaları gerekenler ve ülkelerin riskleri, gerekse ABD’nin bu ülkelerle hangi konularda iş birliği yapabileceği ve bunun sonucunda elde edecekleri açıklanmıştır. Bu çalışmanın incelenmesi sonucunda, Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerikan dış politikasının klasik bir dış politika üretim sürecinden farklılaştığı değerlendirilmiştir. Buna göre bölgesel gerçeklikler çerçevesinde ulusal çıkarları gerçekleştirmeye dayalı bir dış politika anlayışından, küresel liderliğin karşılaşması muhtemel sorunların çözümünde bölgesel araçların kullanımı anlayışına geçildiği değerlendirilmiştir. Nitekim eksen ülkeler de bölgesel partnerler olarak öne çıkmaktan ziyade, küresel liderliği bölgesel ekosistemlerine uyumlaştıran araçlar olarak öne çıkmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Amerikan Dış Politikası, Eksen Ülkeler, Bölgesel Ekosistemler, Türkiye


1. GİRİŞ

Eksen Ülkeler çalışması ilk olarak 1996 yılında, Yale Üniversitesi tarih profesörlerinden olan Paul KENNEDY, John Hopkins Üniversitesi profesörlerinden olan Robert CHASE ve yazıldığı dönemde Yale Üniversitesi doktora öğrencilerinden olan Emily HILL tarafından makale olarak yazılmıştır. Bu makalenin Foreign Affairs dergisinde yayınlanmasının ardından büyük ilgi uyandırmasıyla beraber araştırma konusu başka akademisyenlerin de katılımıyla genişletilmiş ve böylece makale bir kitap haline gelmiştir. Gerek makalenin ABD dış politikasında önemli bir yere sahip olan CFR’ın yayın organı olan Foreign Affairs’te yayınlanmasıyla, gerekse kapsamının genişletilerek geniş bir çevreden destek almasıyla tez, Soğuk Savaş sonrası teorileri arasında önemli bir yere sahip olmuştur.

Bu tezin ve amaçlarının tam olarak anlaşılması için Soğuk Savaş’ın ABD lehine sonuçlanması ile başlayan, zamanla ABD’nin süper gücüne dayanarak dünyada kendi liderliğinde kurmayı tahayyül ettiği tek kutuplu bir yapıya yönelik olarak hazırlanan çalışmalar bütününün de göz önüne alınması gerekmektedir. Bu evrimi açıklaması bakımından Soğuk Savaş’ın hemen sonrasında yazılan teorilere bakacak olursak Tarihin Sonu tezinde1 ABD’nin önderliği ve hamiliğinde küreselleştiği kabul edilen Batı tarzı bir liberal demokrasi-Pazar ekonomisi modelinin/tezinin Hegelci anlamı ile antitezi olan sosyalizm ideolojisi ile bir sentez oluşturmadan tek başına kaldığı savunulmuştur.2 Böylece bu tez ile Hegelci anlamı ile tarihin sonlandığı tezi öne sürülecektir. Bu tezin bir diğer özelliği, alternatifsiz bir yumuşak güç modelinin alternatifsiz bir sert güç ile birleştiğine inanılan ABD’nin süper güç niteliğinin de dünyaya duyurulmasıydı.

Ancak Soğuk Savaşın hemen ardından ortaya çıkan çatışmalar ve düşünsel tartışmalar, farklı tezlerin öne sürülmesini de beraberinde getirdi. İdeolojiler üzerine yapılan çerçevelemenin yerini medeniyetlerin aldığı bir Medeniyetler Çatışması tezi büyük güncellik kazandı. Bu tezde ideolojilerin bittiğinin kabulüyle birlikte ideolojilerin yerini medeniyetlerin aldığı belirtiliyordu. Ayrıca dünyayı medeniyetler üzerinden tanımlanmış kümelere bölerek, bunları geleceğin potansiyel siyasal birliktelikleri olarak tanımlamıştır. Bu çalışmada öne çıkan diğer bir husus, ABD liderliğinde tanımlanmış bir Batı tanımlaması yapması ve makaledeki ifadesi ile ‘Batıya karşı diğerleri’ şeklinde bir ikilik yaratmasıydı.3 Bu çalışmanın tek kutuplu dönem tezlerinin evrimi açısından önemi ise ABD’nin dünyayı tek başına şekillendiremeyeceğinin, bunun yerine medeniyetler olarak belirtilmiş çeşitli ittifakların karşısına Batı medeniyeti olarak belirtilen bir ittifakla çıkılması gerektiğinin kabul edilmesindedir.

Böylece ABD’nin küresel hegemonya mücadelesinde büyük güçlerin ve çeşitli yardımcı güçlerin de rollerine vurgu yapılması gereğinden hareketle yeni stratejiler-yeni kuramların henüz 1990’ların ortasında geliştirilmeye başlandığı görülmektedir. 1980’lerin sonundaki tezlerin yerini 2000’lere yaklaşıldıkça diğer büyük güçlerin tamamına üstünlük sağlamaya yönelik stratejik hamleler bütünü olan, güç sınıflandırmaları yapılmış aktörler ile ittifaklar dâhilinde hareket etmeye dayanan tezler aldı.

Bu bağlamda Eksen Ülkeler çalışmasının anlaşılması, kendisinden birkaç yıl sonra yayınlanacak olan Büyük Satranç Tahtası çalışması ile birlikte ele alındığında mümkündür. Dünya hâkimiyetinde Avrasya’yı temel mücadele alanı olarak ele alıp bu alanı dört bölgeye ayıran Brzezinski’ye göre ABD’nin her bölge için dört büyük rakibi vardır. ABD’nin bu bölgelerdeki “jeostratejik oyuncular“ ile yapacağı büyük mücadelede başarısı ancak “jeopolitik eksenler“ bulması ve bu “eksenleri“ kendi politikasına entegre etmesi ile mümkün gözükmektedir.4 Eksen Ülkeler çalışmasının Büyük Satranç Tahtası çalışmasının öncülü olduğu düşünüldüğünde, söz konusu çalışmaların etkileşimi ve bu bağlamda Amerikan dış politikasına yönelik yapılandırmalarının benzerliği daha rahat anlaşılmaktadır. Zira Eksen Ülkeler çalışması da jeopolitik eksenler konusuna eğilmekte ve jeopolitik eksen tanımına da uygun olarak, bu ülkelerin çeşitli niteliklerinin yapılacak olan mücadelenin seyrini etkileyebilecek şekilde, güçlerinin üzerinde etkileri olabileceğini belirtmektedir.

TASAM Yayınlarının "Yeni Dünya Ekonomi Ve Güvenlik Mimarisi" isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Güvenlik kavramı, insanların değişen ihtiyaçları göz önüne alınarak değişirken, beraberinde Uluslararası İlişkiler alanını da dönüştürmektedir. Tarihten bu yana süre gelen konvansiyonel güvenlik, terörizm ve organize suç gibi sorunların yanında gelişme, cinsiyet, iklim, pandemi gibi yeni konular da ...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

Bu çalışmada, bipolar ve monopolar dönemlerdeki enerji dengeleriyle günümüzde oluşmakta olan multipole doğru geçilirken enerji dengelerinin değişimleri ele alınarak irdelenmektedir. Burada, Ukrayna’da yaşanan sıcak çatışmaların, önemli bir kırılma noktasını oluşturduğu üzerinde durulmaktadır. ;

2022, küresel çapta enerji sektörü açısından son derece çalkantılı bir yıl oldu. Kovid-19 salgını sonrası tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmadan ve kesintilerden kaynaklı başlayan fiyat artışı, jeopolitik risklerin kısmen savaşla birlikte artmasıyla devam ederek zirve yaptı;

Enerji güvenliğinde, dünya ticaretinde, lojistik ve tedarik zincirlerinin güvenliği bakımından alternatif seçenekler, olası riskleri ve kırılganlıkları yönetebilmek için gereklidir. Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan çatışmalar sonuca bütün küresel ekonomiyi etkileyen enerji ve gıda tedarik sorunları...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.