Türkiye-Libya Deniz Yetki Sınırı Anlaşması ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Pozisyonu

Makale

Yüzlerce yıldan beri devletlerin hüküm kurmak istedikleri Doğu Akdeniz, günümüzde de uluslararası krizlere sahne olmakta. Enerji kaynaklarının araştırılması ve kullanılmasıyla alâkalı yaşanan anlaşmazlıklar sebebiyle devletler arasında gergin bir mücadele başlamıştır....

Özet

Yüzlerce yıldan beri devletlerin hüküm kurmak istedikleri Doğu Akdeniz, günümüzde de uluslararası krizlere sahne olmakta. Enerji kaynaklarının araştırılması ve kullanılmasıyla alâkalı yaşanan anlaşmazlıklar sebebiyle devletler arasında gergin bir mücadele başlamıştır. Sayıca fazla siyasî aktör içeren bu kriz ortamında dengeleri değiştirebilecek pek çok faktör vardır. Türkiye ve Libya arasındaki yetki sınırlandırma mutabakatı da bunlardan birisidir. Makale kapsamında bu mutabakatın bölgede yol açaçağı yeni siyasî ortam ve anlaşmanın ardından Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki siyasî duruşu ve izleyeceği olası politikalar ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Türkiye, Libya, Yetki sınırlandırma anlaşması, Doğu Akdeniz, Enerji Kaynakları, Münhasır Ekonomik Bölge

Abstract
The Eastern Mediterranean, where states have wanted to rule for hundreds of years, is still the scene of international crises today. A tense struggle has begun between States due to disagreements regarding the exploration and use of energy resources. In this crisis environment involving a large number of political actors, there are many factors that can change the balances. Maritime Boundry Treaty between Turkey and Libya is one of them. This article will assess the new political circumstances in the region after the Turkey-Libya Treaty and it will examine the stance and policies of Turkey.

Keywords: Turkey, Libya, Maritime Boundry Treaty, Eastern Mediterranean, Energy Resources, Exclusive Economic Zone

Giriş

Doğu Akdeniz’de bulunan doğal kaynakların keşfi ve kullanımı için yaşanan devletler arası mücadele, 27 Kasım 2019 tarihinde Türkiye ve Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırması Anlaşması hususundaki muhtıra ile yeni bir sürece girmiştir. Bölgede donanmasını etkili şekilde kullanan ve hak ilan ettiği bölgelerde askerî güç bulundurarak varlığını sürdüren Türkiye, gambot diplomasisini destekleyecek legal bir dayanak elde etmiştir. Bölgede kıyısı olan devletlerin Türkiye’ye oranla çok daha uzun süre önce Münhasın Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşmaları yapmış olmaları bölgede hak iddia etmelerine sebep olmuştur. Özellikle de Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır arasında gerçekleştirilen yetki sınırı anlaşmaları ile Türkiye’nin MEB’i hakkaniyete aykırı bir biçimde daraltılmış, uluslararası mahkemelerde verilen emsal kararlardan çok uzak tek taraflı bir haritaya dönüşmüştür. 27 Kasım tarihli Türkiye-Libya Anlaşması ise bölgedeki diplomatik mücadelede dengeleri değiştiren bir hamle olmuştur ve ileriki dönem için diplomatik müzakerelerin önünü açmıştır. Fakat bu süreçte Libya’nın yaşadığı istikrarsız ortam ve bölgedeki çatışmalara diğer devletlerin de dahil olması sebebiyle bu anlaşma için bir tehlike unsuru oluşmuştur. Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınmış meşru hükümetle yapılan anlaşmayı hukuk dışı olmakla suçlayan devletler mevcuttur. Bunların başında Yunanistan, GKRY, Mısır ve Fransa gelmektedir. Bu devletler bu tezi ortaya atarken hukuk dışı bir şekilde ülke yönetimine el koymaya çalışan General Hafter’i desteklemektedirler. Bu şartlar altında Türkiye ve Serrac Hükümeti arasında sınır yetki anlaşmasından ziyade bir çeşit kollektif aksiyon durumu oluşmuştur. Türkiye için meşru Libya Hükümeti’nin iktidarını sürdürmesi önemli bir etkendir. Aynı zamanda dış politika kapsamında Libya üzerinden Kuzey Afrika’da yumuşak güç unsuru oluşturabilmek ve özellikle enerji kaynaklarının paylaşımı ve ticareti konusunda bir işbirliği ortamı sağlaması açısından Türkiye için önem arz etmektedir.
 
  1. Libya İle Yapılan Deniz Yetki Alanı Sınırlandırma Mutabakatı’nın Bölgeye Etkisi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 2003’de Münhasır Ekonomik Bölge İlanı yaparak Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bölgelerde hak ilan etmiştir. Yine 2003’de Mısır ile yetki sınırlandırma anlaşması yapmıştır. 2007’de Lübnan’la, 2010’da ise İsrail’le bu anlaşmayı yapmıştır. (Yaycı, 2019:40) Devamında Kıbrıs Adası’nın Güney kısmında kalan ve potensiyel doğal kaynak yatağı olarak görülen bölgelerin araştırma ve işleme haklarını bazı uluslararası petrol şirketlerine vermiştir. Yetkilendirilen parsellerin bir kısmı Türkiye’ye ait MEB içerisinde kalmıştır. Bir kısmı ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakkını gasp etmektedir.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2676 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1057
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1368 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1290 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Afrika’da son 10 yılda acil gıda yardımına ihtiyaç duyan insan sayısı yaklaşık olarak 7 milyondan 27 milyona çıktı. Yaklaşık %386 oranındaki bu artışın çeşitli nedenleri var. Bu yıla kadar Afrika’daki gıda krizinin en büyük nedeninin iklim değişikliği ve ona bağlı çevresel sorunlar olduğu görüşü hâk...;

Günlük hayatımızın vazgeçilmezleri hâline gelen iletişim araçlarından ev aletlerine, otomobillerdeki elektronik sistemlere, savunma teknolojisine ve tekstil sektörüne kadar çok farklı alanlarda kullanılan çipler teknolojik sahada yarı iletken olarak tanımlanmaktadır. Bu cihazlar elektronik beyin ile...;

Avrupa ile Amerika’nın doğu limanlarına en kısa erişimi sağlayan Doğu Akdeniz Çin’in İpek Yolu Kuşak ve Yol Girişimi’nin ana geçiş güzergâhlarındandır. Son dönemde bölgesel krizlerde sınırlı boy gösteren Çin Donanması, Doğu Akdeniz’de Rus savaş gemileri ile sancak/varlık göstermiştir. Çin’in denizaş...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...