Türkiye ve Afrika İkinci Zirve’ye Hazır mı?

Makale

Süregelen sorunlarına karşın, yıldızı parlayan bir kıta olarak tanımlanan Afrika, mevcut potansiyeli itibariyle dış güçler nezdinde stratejik önemi her geçen gün artmakta olan ve rekabetin yoğunlaştığı bir coğrafya şeklinde nitelendirilmektedir....

Süregelen sorunlarına karşın, yıldızı parlayan bir kıta olarak tanımlanan Afrika, mevcut potansiyeli itibariyle dış güçler nezdinde stratejik önemi her geçen gün artmakta olan ve rekabetin yoğunlaştığı bir coğrafya şeklinde nitelendirilmektedir. Son on yılda, makro düzeydeki büyüme performansının yanında en hızlı büyümekte olan ülkelerin önemli bir bölümüne ev sahipliği yapan Afrika, çeşitli doğal kaynak rezervleri, hızlı kentleşme, yükselen orta sınıfı ve dış ticaret ortakları ile dikkat çekmektedir.

Kapsamlı bir Afrika politikası izleme hedefi doğrultusunda, ilk somut adımını 1998 yılında kabul edilen “Afrika’ya Açılım Eylem Planı“ sayesinde atan Türkiye’nin bilhassa 2005 – 2011 dönemi süresince sergilemiş olduğu performans, önemli bir dış politika başarısı olmakla birlikte çok taraflı dış politika anlayışımızın en somut örneğini temsil etmiştir. Nitekim gelişen ilişkilere paralel olarak Türkiye, Afrika Birliği’nin stratejik ortağı haline gelmiştir. Ancak, 2008 yılındaki ilk İşbirliği Zirvesi sayesinde Afrika ile ilişkilerimizde yakaladığımız momentumun etkisinin, 2012 yılından itibaren hissedilir ölçüde zayıfladığı da bir başka gerçektir. Zira 2011 yılında Çin, Hindistan, Brezilya ve Kore Cumhuriyeti ile birlikte Afrika’nın yükselen beş ortağından birisi olarak gösterilen Türkiye, kendi bölgesinde yaşanan gelişmelere odaklanmak durumunda kalmış ve yakın dönemde söz konusu ülkelerin kıtadaki atılımlarına yeterli ölçüde yanıt verememiştir.

Tunus, Mısır ve Libya’da yaşanan dalgalanmaların son olarak komşu ülke Suriye’ye sıçraması, Türk dış politikasının Afrika mesaisini doğrudan etkilemiştir. Ayrıca ortak tarihe ve benzer kültürel özelliklere sahip olduğumuz Mısır ile siyasi ilişkilerde yaşanan gerilimin neticesinde, diplomatik ilişkilerimiz maslahatgüzarlık seviyesine inmiştir. Son dönemdeki dış politika tercihleri tartışma konusu olan Türkiye, 2009 – 2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyelik oylamasında Afrika ülkelerinin büyük oranda desteğini elde ederken, 2015 – 2016 dönemi için yeniden aday olduğu seçimlerde, Afrika’dan aynı desteği görememiştir.

Saptanan hedeflerin uzağında kalınmasına karşın, mevcut şartlarda Afrika ile toplam ticaret hacmimizin 2013 yılında 23,4 milyar dolara ulaşması, azımsanmaması gereken bir başarıdır. Zira Türkiye’nin Afrika’daki elli dört ülkeden yalnızca dördü ile “Serbest Ticaret Anlaşması“ ve yedisi ile de “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması“ bulunmaktadır.

Son yıllarda Türkiye Afrika ilişkilerinin gelişimine en somut katkıyı, ulaştırma ağını genişletmek suretiyle Türk Hava Yolları yapmıştır. Ayrıca Türk girişimcilerin önünü açacak bir hamle niteliğindeki Afrika Kalkınma Bankası’na üyeliğimizin 29 Ekim 2013 tarihi itibariyle resmileşmesi, bir diğer önemli gelişmedir. 2009 – 2013 döneminde Türkiye’nin Afrika’daki diplomatik temsilciliklerinin sayısında belirgin bir artış görülse de söz konusu temsilciliklerin büyük bir bölümü henüz tam teşekküllü hale gelememiştir.

Bu hafta icra edilecek “2. Türkiye - Afrika Zirvesi“ önümüzdeki döneme ilişkin yeni adımların atılabilmesinde fırsat teşkil ederken, dış politikadaki yoğun gündemden ötürü yorgun düşen Türk diplomasisi için 2008 yılındaki rüzgârın yeniden yakalanabilmesi, mevcut ortamda hayli güç görünmektedir. İlk zirvede belirlenen yol haritasına göre, geçtiğimiz yıl yapılması gereken fakat ertelenen, bu yıl ise tarih konusunda geç mutabakata varılması nedeniyle hazırlık süreci kısa tutulan zirve öncesi Türk Dışişleri Bakanlığı’nın web sayfası da dâhil olmak üzere herhangi bir resmi yayın organında etkinliğin detayları hakkında enformasyon bulunmaması, ilk zirveden farklı olarak Türkiye’nin kendisini zihinsel manada söz konusu zirveye hazırlayamadığı hakkında net bir izlenim oluşturmaktadır.

Benzer durum Afrika cephesi için de geçerlidir. Bilhassa Afrika Birliği’nin on üç kadar kıta ülkesinin, tüm kıtayı temsilen zirveye iştirak etmesi yönünde almış olduğu karar nedeniyle ikinci zirve, kırk dokuz Afrika ülkesinin iştirak ettiği ilk zirveden farklı olarak sınırlı bir zirve hüviyetinde olacaktır. Afrika Birliği’nin “Banjul Formülü“ olarak nitelendirilen bu uygulamaya geçmiş dönemlerde icra edilen zirvelerde neden başvurmadığı da ayrı bir soru işaretidir. Özetle, Türkiye ile Afrika arasındaki ikinci zirve, mevcut gerekçelerden ötürü ilkinin heyecanından uzak kalacağına dair bir görünüm sergilemektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2701 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 636
Asya 98 1074
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 287
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1375 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 604
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2043 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2043

1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra Amerikan hegemonyasının zirve dönemi başlamıştı. Amerikan kibrinin doruk noktası, tüm Orta Doğu'yu yeniden inşa edebilmeyi umduğu 2003 yılındaki Irak'ın işgaliydi. Bu dönemdeki tek kutupluluk derecesi tarihte nadirdir. ;

Bu tarihî ve güzel şehir İstanbul, uzun zamandır Batı ile Doğu'yu birbirine bağlayan köprü olarak bilinir ve umarım bu etkinlik, müreffeh ve gelişmiş bir bölgeye ulaşmak için İstanbul Boğazı'nın iki tarafını daha iyi anlamaya yardımcı olur.;

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Yeni Dengeler, Yeni Roller, Yeni İttifaklar“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği olarak ...;

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu “Geleceğin Güvenlik Ekosistemi ve Stratejik Dönüşüm için Ortaklık“ ana teması altında TASAM Afrika Enstitüsü ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapıl...;

4. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2022; “Asya Yüzyılı, Denizci Devlet Ekosistemi ve Mavi Gezegen“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022’de Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olar...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu; “Post-Güvenlik, Dijital Devrim, Döngüsel Ekonomi ve Siber Ekosistem” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği ...;

Bu konferansın teması; "Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya". İçinde bulunduğumuz zaman düşünüldüğünde gerçekten uygun bir tema. Çünkü ilgili ulus-devletlerimizin ulusal güvenliğine yönelik tehditler, üç kattan fazla artarak karmaşık güvenlik ikilemlerini ortaya çıkarmaktadır.;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03-04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham...;

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.