Gelişmekte olan Ülkelerde Stratejik Araştırma Kültürü

Makale

A. TANIM Strateji klasik anlamıyla, bir ulusun sahip olduğu kavram ve kaynakları (ör. Politik, ekonomik, teknolojik, askeri, moral vb.), saptadığı amaçlara ulaşmak için, etkin biçimde örgütleme sanatı olarak tanımlanmaktadır. ...

A. TANIM

Strateji klasik anlamıyla, bir ulusun sahip olduğu kavram ve kaynakları (ör. Politik, ekonomik, teknolojik, askeri, moral vb.), saptadığı amaçlara ulaşmak için, etkin biçimde örgütleme sanatı olarak tanımlanmaktadır.

Stratejik Araştırma Merkezleri de bu örgütlemeye yardımcı olmak üzere oluşturulan resmi ve gayrı resmi (modern anlamda STK’larca kurulan düşünce kuruluşları) kurumlardır. Amaçları ham bilgiyi işlemek ve uygulanabilir, yani pratiğe geçirilebilir (processed information) hale getirmektir.

İletişim çağında insan beyninin başedemeyeceği kadar fazla bilgiye ulaşılabilmekte, “bilgi kirliliği“ ortamında özellikle diplomasi ve istihbarat servisleri, ağırlığı hızla analist yetiştirmeye ve uluslararası strateji kuruluşlarının işlenmiş, süzülmüş bilgilerinden yararlanmaya kaydırmaktadırlar.

Stratejik araştırmalar yerine göre sokağa atılırcasına milyonlarca dolar gerektiren çok pahalı, özellikle ofansif, pro-aktif dış politika geliştirme aşamasına ulaşmamış ülkeler için lüks faaliyetlerdir.

Lüks faaliyetlerdir, çünkü edilgen ülkeler bu faaliyetlerden elde etkileri bilgiyle ne yapacaklarını bilemezler, prestij için, yüzbinlerce dolara mal ettikleri sempozyum, konferans vb. toplantı verilerinden yararlanamadıkları gibi, bu işlenmiş bilgileri etkin değerlendiren, hızla pratiğe geçirebilen yabancı istihbarat servislerine de bedava hizmet vermiş olurlar, kıt kaynaklarıyla kendi aleyhlerine geliştirilebilecek fikir üretimine katkıda bulunurlar.

Strateji alanında gelişmemiş ülkelerin en önemli handikapı, iletişim kanallarının tıkalı olması, yani işlenmiş bilginin karar makamlarına ulaşıp pratiğe dönüşememesidir.

Gelişmekte olan ülke bürokrasilerinde ve iş dünyasında strateji merkezlerinde üretilen “işlenmiş bilginin“ pratiğe geçirilmesi konusunda henüz yeterince bilinçlenme bulunmamaktadır.


I. Doktrin Kültürü

Başta ABD olmak üzere, Batı yönetim anlayışı tutarlı, bütüncül, entegre doktrinler üzerine bina edilmiş politikalarla çalışmayı esas alır. Doktrinler, yıllar içinden imbiklenmiş, süzülmüş, tutarlı, muhkem fikirlere dayanır. Siyaset ve uygulama makamları da kendilerine sunulan birkaç alternatif ve hatta çatışan doktrinden meşreplerine uyan birini benimseyerek devlet politikası haline getirirler.

Stratejik çalışmalarda bir devletin çıkarlarına hedef olarak alınan ülke ve halklar laboratuar böceği gibi gözlem altına alınır ve bu böceğe neler yapılabileceğinin bilimsel hesapları yapılır.

Stratejik çalışmalarda en önemli faktör uygulayıcının veya karar makamının “beyninin acıkması“dır. Foreign Affairs ve benzeri dergilerin on, onbeş yıl önceki nüshalarına baktığımızda ABD yönetiminin bugün uygulanmakta olan politikalarının fikri arayışlarına rastlarız.

Büyük devletler politikalarının tıkandığı alanlarda, yani üç beş yetkilinin kapalı kapılar ardında el yordamıyla, keyfi karar verme korkusunu hissettiklerinde, konuları bürokrasi dışı uzmanlara tartıştırıp olgunlaştırma kültürüne sahiptirler.

Ofansif, pro-aktif politika güden devlet yönetimleri, belki 20 yıl sonrası için ihtiyaç duydukları alanlarda;

a. Düşünce kuruluşlarına ve üniversitelere gündem konusunu vermekte, bunun için araştırma ve doktora bursları tahsis etmekte,

b. Milyonlarca dolar sarfetmek suretiyle ulusal ve uluslararası strateji kuruluşlarını biraraya getirerek ad hoc veya sürekli networklar kurmakta,

c. Yabancı ülkelerin beyinlerinden yerinde yararlanmak (işlenmiş bilgi almak) ve bu beyinler aracılığıyla hedef ülkelere fikirlerini zerketmek (yönlendirme) gibi çifte amaçla, hedef ülkelerde kendi think tanklarını kurmaktadırlar.

Ofansif, Pro-aktif politika güden devletler rastgele, laf olsun diye sempozyum düzenlememekte, arayışlarına uygun proje geliştirmekte, önce hedef saptamakta, sonra ona ulaşmak için bütçe ayırmaktadırlar.

Bu, bilinçli stratejik yaklaşımdır. Harcanacak paranın karşılığı baştan saptanmıştır, sorulacak ve yanıtı aranacak konular baştan belirlenmiştir. Hangi alanlarda entelektüel çıkış noktaları arandığı öncelik sırasıyla ve hedef dağıtılmadan belirlenmiş, sonra da bu ihtiyaçlara yanıt verecek araştırma, doktora
bursu, uluslararası toplantı ve hatta ABD ve diğer ileri ülkelerin yaptıkları gibi, o kuruluşun gücü nisbetinde ve onun inisiyatifiyle kurulabilecek network bütçeleri de oluşturulmuştur.

Hedefi belirgin Pro-Aktif politika amacıyla ihtiyaç duyulan açılımlar için ayrılacak bütçe ile sağlanacak “processed information“ gerçekten etkin yarar sağlayacak, harcanan paranın karşılığı fazlasıyla alınmış olacaktır. Bu yaklaşım ile, keyfi bir kararla düzenlenen ve yüzbinlerce dolara malolan amaçsız
girişimler arasında ciddi zihniyet farkı vardır.


II. Defansif Kültür

Doktriner yaklaşımın karşı tarafında ise güçsüz ülkelerin defansif, palyatif, günü kurtaran kültürü yeralır.

Bölgesel veya küresel aktör olmayan ülkeler defansta olup, satrançta hamleyi daima güçlü ülkelerden beklerler, oyun kurucu güçleri olmadığından, hesapları “oyun bozmak“ üzerine kuruludur.

Makamın bilgi getirdiği sanısıyla uzman görüşüne başvurmayı akledemeyen, okumaktan uzak, “beyni henüz acıkmamış“ ülke uygulayıcıları (ve özel sektör açısından işadamları) kendilerine sunulan uzman görüşlerini çöpe atarlar, ezbere, sınırlı bilgiye dayanan, duygusal, anlık, keyfi, rastgele ve çatışan kararlar alırlar.

TASAM Yayınlarının "Bir Büyükelçinin Düşünce Dünyası" isimli kitabından alınmıştır.
“Bir Büyükelçinin Düşünce Dünyası“ e-kitabı için Tıklayınız

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.