Yeşil Nükleer Enerji: Toryum

Makale

Enerji üretimi ve tüketimi ülkelerin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergeleri arasında yer almaktadır. Özellikle elektrik tüketimi refah düzeyi ile doğrudan orantılıdır. Bu bakımdan enerji kaynakları çeşitliliği ve optimizasyonu çok önemlidir. Günümüzde enerji üretiminin aslan payını fosil kaynaklar almaktadır; ama küresel ısınmayı azaltmak açısından fosil kaynakların oranı hızla düşürülmelidir. ...

Özet

Enerji üretimi ve tüketimi ülkelerin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergeleri arasında yer almaktadır. Özellikle elektrik tüketimi refah düzeyi ile doğrudan orantılıdır. Bu bakımdan enerji kaynakları çeşitliliği ve optimizasyonu çok önemlidir. Günümüzde enerji üretiminin aslan payını fosil kaynaklar almaktadır; ama küresel ısınmayı azaltmak açısından fosil kaynakların oranı hızla düşürülmelidir. Enerji arzını gereken düzeyde karşılamak açısından iki seçeneğimiz var: yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerji. Aslinda bu iki kaynak bir-birinin alternatifi olarak değil; tamamlayıcısı olarak ele alınmalıdır.

Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin iki önemli dezavantajı vardır: pahalı olması ve sürekli olmaması (süreklilik problemi önümüzdeki yıllarda yeni enerji depolama teknolojileri sayesinde giderilebilir). Pahalılık problemi gelişmiş ülkeleri bile halen zorlamaktadır.

Gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkeler açısından nükleer enerjinin ciddi bir alternatifi yoktur. Burada iki önemli problemle karşılaşıyoruz: kaza riski ve nükleer atıklar. 3’üncü ve özellikle 4’üncü nesil teknolojiler güvenirlik problemini çözüyor (Çernobil ve Fukushima 2’inci nesil teknolojiye dayalıydı). Uranyum yakıtlı reaktörlere nazaran çok daha güvenli olan Toryum yakıtlı nükleer sistemler, özellikle hızlandırıcı sürümlü reaktörler, atık problemini de çözme imkanını sağlayacaktır. Bu sistemlerde oluşan atık miktarı çok daha düşük olmakla birlikte, bunlar uranyum yakıtlı reaktörlerden alınan atıkları yakmak için de kullanılabilirler. Öte yandan bilinen Uranyum rezervleri 50 - 60 yıllık sürede tükenecekken, Toryum rezervleri insanlığın enerji gereksinimi bin yıllar boyunca karşılayabilir.

Dünya Toryum rezervinin ¼’nün Türkiye’de ve Uranyum rezervinin ¼’nün Türküstan’da olduğunu göz önünde tutarak en kısa zamanda nükleer teknoljilere (silah hariç) yönelmek zorundayız. Bunun için milli programları geliştirmekle birlikte ortak stratejinin hazırlanıp Türk Zirvesi toplantısında kabul edilmesi elzemdir. Bu strateji, başta ABD ve Japonya olmakla, üst düzey nükleer teknolojilere sahip ülkelerle işbirliğini içermelidir. Amaç olarak 2050 yılında elektrik enerji üretimimizin %50’sinin nükleer yakıtlardan elde edilmesini hedefleyebiliriz. Özellikle hızlandırıcı sürümlü Toryum yakıtlı sistemlerin gelişmesine azami düzeyde destek sağlamalıyız.

İşin Özü: Türkiye’nin zengin Toryum rezervlerine hızlandırıcı teknolojisini ekleyebilirsek ülkemizin (ve hatta Dünyanın) enerji problemini çözebiliriz. Böylece, Şehit Profesör Engin ARIK’ın rüyası gerçek olur.


1. Önsöz: Bazı rakamlar

Türkiye’nin cari açığının en önemli nedeni İlimden uzak durmamız ve bu nedenle ileri teknoloji üretemememizdir. İkinci önemli neden ise enerji kaynakları ithalatıdır. Aşağıdaki Tabloda 2007 yılında kişi başına elektrik enerji tüketimi (kWh) verilmiştir.

Tablodan görüldüğü gibi nüfusa oranla dünya ortalamasının biraz üzerinde, G8’in 1/3, ABD’nin 1/4 düzeyindeyiz. 2030 yılında gelişmiş ülkelerin bugünkü düzeyini yakalayabilmemiz için en az 100 GW’lık ek güç kurulmalıdır (2012’de kurulu gücümüz 60 GW). Enerji kaynaklarını dışarıdan elde etmeye devam edersek cari açık artacaktır! Yılda 50 ton Toryum ek gücün yarısını (50 GW) üretmeye imkan sağlar. Bu miktar Türkiye’nin Toryum rezervinin on binde biri bile değildir.

TASAM Yayınlarının "Trans Pasifik Ortaklığı, Asya Ülkeleri ve Türkiye" isimli kitabından alınmıştır.

"Trans Pasifik Ortaklığı, Asya Ülkeleri ve Türkiye“ e-kitabı için Tıklayınız
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2607 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1011
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...