Kanal Ekonomik Bölgesinde Mısır’ın Şansı

Haber

Mısır geçtiğimiz haftalarda 1. Süveyş Kanalı’nın açılışının 150. yıldönümünü kutladı (17 Kasım 1869). Süveyş Kanalı sadece önemli bir ulaşım yolu değil, aynı zamanda açılışı ile dünyaya Aida Operası’nı kazandıran bir tarihi projedir. Hidiv İsmail’in, Giuseppe Verdi’ye verdiği sipariş, araya giren siyasi engeller ve savaşlar nedeniyle Kahire’ye gecikmeyle ulaşmıştır....

Mısır geçtiğimiz haftalarda 1. Süveyş Kanalı’nın açılışının 150. yıldönümünü kutladı (17 Kasım 1869). Süveyş Kanalı sadece önemli bir ulaşım yolu değil, aynı zamanda açılışı ile dünyaya Aida Operası’nı kazandıran bir tarihi projedir. Hidiv İsmail’in, Giuseppe Verdi’ye verdiği sipariş, araya giren siyasi engeller ve savaşlar nedeniyle Kahire’ye gecikmeyle ulaşmıştır. Ama eserin Giza Piramitleri’ndeki ilk icrası, 1. Süveyş Kanalı’nı, işte o operanın aryaları ile özdeşleştirmiştir. Zaten Aida’nın en bilindik aryası olan “Gloria all Egitto“nun (Mısır’ın Şanı) tınısı, sanki bunu hissettirir.


2. Suveyş’in Serencamı

Mısır tarih boyunca hep büyük projeler peşinde koşmuştur. Nasır’ın Asvan Barajı ve bu barajın bir kanalı ile batı çölünü sulamak için başlatılıp, pek istendiği gibi gitmeyen Mübarek’in Toshka’sı, iddialı ve gururlu birer sulama, tarımsal üretim ve enerji projesidir. Asvan’a kısa bir süre Nasır Gölü dendi ise de Toshka Projesi’ne “Mübarek“ levhası hiç konmadı. Ama dikkatinizi çekerim bunların hiçbiri yeni bir operaya hayat vermedi. Ne ince zevki varmış Hidiv İsmail’in!

6 Ağustos 2015 yılında 2. Suveyş Kanalı için açılış yapıldığında ise bu Mısır için artık bir gururdan çok, bir gelir kaynağı olarak düşünüldü. Üzerine şiir yazılmadı, şarkı bestelenmedi. Ama en önemlisi El Sisi de başta Hidiv İsmail Paşa olmak üzere diğer selefleri gibi kanala isim verme telaşına düşmedi.

El Sisi yönetiminin hayata geçirmeye çalıştığı yeni kalkınma projesinin ilk aşaması olan 2. Suveyş, yaklaşık 170 kilometrelik eski kanala paralel ve takriben 40 km uzunluğunda bir kanal. Kazma vurulduğundan bir yıl sonra projenin tamamlanması Mısır için bir zamanlama başarısı oldu. Aynı zamanda 1. Süveyş Kanalı, 37 kilometre genişletildi. 1. Suveyş Port Said’de fena tıkanıyordu. Şimdi rahatladılar. Böylece kanaldan geçiş süresi 18 saatten 11 saate, bekleme süresi de 8 saatten 3 saate indi. Günlük kanal gemi kapasitesi 49 gemiden 97 gemiye yükseldi. Ama geçen yıl geçen gemi sayısı günde sadece 50 ile sınırlı kaldı. 2018 yılında taşınan kargo 1.18 ton ile 2014 yılına göre sadece % 14 artış gösterdi. Yavaşlayan Çin ekonomisi ve daralan dünya ticareti bunda etkili oldu diye düşünüldü. Oysa yeni kanal trafiği ile Mısır’ın kanal gelirlerinin ve kanal çevresi hizmet sanayi dallarının hemen artması bekleniyordu. Ama bunlar Mısır’ı 2023 hedeflerine ulaştırır mı? Henüz belli değil. Kanal gelirlerinin 2015’den 2023’e 5,3 milyar dolardan yüzde 59 artışla 13,4 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Ama 2018 için açıklanan gelir düzeyi 5,9 milyar dolarda kalmış durumda. 2019 yılı için beklenen kâr ise 6,1 milyar dolar. Tabi böyle büyük projelerde hemen yüksek getiri olmaz. Daralan dünya ticaretinin bundaki rolü de yine azımsanmamalı.


Mısır’ın Şansı İşbirliğinin Devamına Bağlı

Şimdi yaklaşık 80.000 kilometrekarelik bir alanda, uluslararası taşımacılık önceliği olan ve bir dev sınai merkez yaratılması esasına dayanan 42 projelik bir tasarım var. Bu da Mısır için şan ve gururdan öte, bu fakir ülkeye kazandırmak için geliştirilen bir tasarım. Kanal açma ve genişletme işleminin, 53 şirket, 40,000 işçi, Mısır ordusunun iki alayı ve dünyanın tarama gemi filoları tarafından yapıldığı duyuruluyor. Projenin maliyeti ise 9 milyar dolar. Merkeze şu ana kadar toplam 25 milyar dolarlık bir yatırım geldiği ve bunun beklenenin altında olduğu bilgisi var. Gerekli bürokratik düzenleme ve nitelikli iş gücü eksikliği bildirilen şikayetler arasında. Evet Mısır büyük projeler üretmeye devam ediyor. Ama eğitimli işgücü yetiştiremiyor ve bürokratik çarkları ve yolsuzlukları aşamıyor. 2. Suveyş’in açılması ve 1. Kanal’ın genişletilmesi tamamen Mısır kaynaklarından finanse edilmiş durumda. Ama bu ancak kanal amorti edilince faydasını hissettirecek. Şimdilik hâlâ yeterince çekemedikleri yatırımlar, Mısır’ın en büyük derdi. Çarkları döndürmekte hâlâ bir hayli zorlanıyorlar. Ancak, Sisi’nin attığı en faydalı adım, İsrail ve Suudi Arabistan ile ilişkileri geliştirerek onların da 2. Kanal’ı daha fazla kullanmalarını teşvik oldu. Belki Kanal hissesi de aldılar, ama bir bilgim yok. İsrail ve Mısır, zaten aralarında önceden imzalanmış Nitelikli Sınai Bölge (QIZ) anlaşması gereği, üç ortak sanayi bölgesinde, ABD için gümrük vergisinden muaf mal üretimi yapmaktaydı. Bunun dışında yine ortak yüksek teknoloji araştırmaları, şimdi İsmailiye Teknoloji Bölgesi’nin temel faaliyeti haline gelmiş durumda. İlave olarak yapılan ve her biri altışar kilometrelik, iki adet su altı tüneli, Mayıs 2019’dan beri, İsmailiye ile kanal arasındaki taşıt trafiğini kolaylaştırmış durumda. İsmailiye Teknoloji Vadisi Projesi ile oluşturulan akıllı Yeni İsmailiye Şehri yanısıra, Port Said Sınai Bölgesi, aynı zamanda Rusya ve Çin gibi ülkelerin ilgisini çekmekte. Kanal Ekonomik Bölgesi’nin önümüzdeki dört yıl içinde, toplam 25 milyar dolar gelir elde etmesi planlanıyor. Ama 2018 yılında o da sadece 136 milyon dolarlık bir fiili gerçekleşme ile yetinmek zorunda kalmış.


Kanal Ekonomik Bölgesinde Sorunlar

2. Suveyş de birincisi gibi, Sina yarımadası ile Mısır’ın daha kolay bütünleşmesini sağladı. Ancak bu Mısır’ı, Gazze’den ve Sina’dan gelecek teröre karşı daha açık hâle getirdi. İran destekli terör odaklarına karşı geliştirilen, Mısır-İsrail-Suudi Arabistan-Ürdün işbirliği ise bir musibetin bu dört bölge ülkesine bahşettiği bir başka işbirliği fırsatı. İyi değerlendirmeleri gerek.

Bir başka sorun, 2. Kanal’ın çevre etkisi ile ilgili. Malum insanoğlu bencildir. Kendisi için iyi olanın, doğa için iyi olmayabileceğini düşünmüyor. 2. Kanal ile Hint Okyanusu canlılarının, artan bir şekilde, Akdeniz ekolojik dengesini etkilediği, gemilerin, tankerlerin peşine takılıp yolculuğa çıktığı bildiriliyor. Çevreciler artan değil, değişen biyoçeşitlilikten yakınmaya başladı şu sıralar. Ayrıca turistik sahilleri ve desalinasyon alanlarını basan denizanalarını kirlenen denize bağlıyor, 2. Kanal’ı, turizm ve desalinasyonu olumsuz etkileyen bir yatırım olarak kabul ediyorlar. Sisi’nin ikinci Süveyş kanalı, benzer projeler için bir laboratuvar ve olumsuzlukları görmek için iyi bir fırsat.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.