3. Türkiye - Çin Yuvarlak Masa Toplantısı | SONUÇ RAPORU (TASLAK)

Haber

Türkiye - Çin Yuvarlak Masa Toplantılarının üçüncüsü Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ve Çin İnsan Hakları Geliştirme Vakfı (China Foundation for Human Rights Development) delegasyonunun katılımıyla 29 Kasım 2019 Cuma günü, İstanbul’da TASAM Merkez Ofisi’nde gerçekleştirilmiştir....

Türkiye - Çin Yuvarlak Masa Toplantılarının üçüncüsü Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ve Çin İnsan Hakları Geliştirme Vakfı (China Foundation for Human Rights Development) delegasyonunun katılımıyla 29 Kasım 2019 Cuma günü, İstanbul’da TASAM Merkez Ofisi’nde gerçekleştirilmiştir.

Toplantı’ya Çin İnsan Hakları Geliştirme Vakfı Başkanı Huang Mengfu, Vakıf Genel Sekreter Yardımcısı Men Lijun, Çin Güneybatı Siyaset ve Hukuk Üniversitesi İnsan Hakları Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Zhang Yonghe, Vakıf Başkan Danışmanları Liu Qibo ile Zhang Xin ve Vakıf Tanıtım Bölümü Şefi Zhang Yan katılmıştır.

Türkiye heyetinde ise TASAM’dan; TASAM Direktörü Doç. Dr. Engin Selçuk, TASAM Başkan Danışmanı Prof. Dr. Sedat Aybar, Proje Yöneticileri İzgi Savaş ile Ahmet Yıldız ve Stajyer Margarita Vafina yer almıştır.

TASAM heyetince iyi dilekler sunularak konuşmaya başlanmış ve kurumun faaliyetlerinden söz edilerek konuya devam edilmiştir. TASAM’ın Afrika, Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Karayipler, Kuzey Amerika, Balkanlar, Orta Doğu, Karadeniz-Kafkas ve Akdeniz olmak üzere çeşitli bölgelerde çalışmalar sürdürdüğü, Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 ve 2053 projelerinin de TASAM damgası taşıdığı belirtilmiştir. TASAM olarak insan hakları ve yumuşak güç konusunda perspektifi genişleyen Çin heyeti ile aynı masada olmaktan mutluluk duyulduğu dile getirilmiştir.


Toplantı’da TASAM heyetince belirtilen görüşlerin özeti:

Türkiye, Avrupa Konseyi üyesidir ve İnsan Hakları konusunda yargı yetkisine sahiptir. İnsan haklarına dair gelişmeler, ülkelerin güvenliğine ve bütünlüğüne doğrudan etki eden faktörlerdir. İnsan hakları konusu, Batının temsilcisi olduğu bir olgu olarak görülmektedir. Ancak yıllarca Batı’da çeşitli azınlıklar ezilmiş sonra da “ulus inşa süreci“ başlamıştır. Geriye kalan azınlıklar üzerinden ise insan hakları savunuculuğu yapılmaya başlanmıştır. Batı’nın insan hakları baskısı bu yönden çok masum değildir. Türkiye insan hakları konusunda çalışmalar sürdürmektedir ancak henüz ideal eşiği aşabilmiş değildir.

Türkler tarihin akışı içinde Viyana’ya kadar ilerleyen coğrafyası ile geride birçok toplum bırakmıştır. Türkiye’nin bu vatandaşlar ile bir gönül ve kan bağı bulunmaktadır. Çeşitli ülkelerde yaşamlarını devam ettiren Türk asıllı kardeş ve akraba toplulukların, Bölge’de uyum içinde yaşamaları Türkiye’nin umut ettiği bir konudur. Aynı şekilde geri kalmış bir Uygur nüfusu Çin’in lehine olmadığı gibi Türkiye’nin lehine bir durum da değildir. Ancak sayısı 12 milyonu bulan, üst düzey eğitime sahip, Çin toplumunda etkin, vizyonlu vatandaşların varlığı Türkiye’nin lehine bir durumdur.

TASAM heyeti; terör sorunlarında Çin’in desteğine ihtiyaç olduğunu, Birleşmiş Milletlerde Türkiye’nin Çin’den beklediği desteği göremediğini, maruz kaldığı ABD baskısı karşısında ihtiyaç duyulan dengeleme sürecini Rusya ile tamamlamaya çalışsa da bunun yeterli olmadığını dile getirmiştir.

Uygur Türkleri konusunda Türkiye, ne Batı’nın ne de Amerika’nın sözcülüğünü yapmaya niyetli değildir. Çin’de Sincan bölgesi dışında çok sayıda Müslüman yaşamaktadır. Çin’in Sincan bölgesinde çeşitli yatırımlar yapıldığı bilinmektedir. Bu yatırımlardan Türkiye’nin memnuniyet duyduğu birçok defa teyit edilmiştir. Çin’e düzenlenen resmî geziler ve bölge ziyaretleri sırasında bir heyette yer alan TASAM Direktörü Doç. Dr. Engin Selçuk; o dönem Çin’deki ibadet özgürlüğünü gördüğünü, Sincan bölgesinde camileri ziyaret ettiklerini, hatta bölgede kılınan Cuma namazına şahit olduklarını dile getirmiştir. Fakat son dönemde özellikle Sincan Bölgesinde yaşanan güven bunalımının normale dönmesi, temel haklar ve özgürlükler konusunda, küresel bir güç olan Çin’in vizyonuna yakışır gelişmeler yaşanması Türkiye’nin samimi dileği ve beklentisidir.

Bugün İslam’ın yaşanış biçiminde üç yaygın eğilim gözlenmektedir; İlk olarak Türkiye’nin temsilcisi olduğu Sünni İslam, ikinci olarak İran’ın temsilcisi olduğu Şiilik ve son olarak Suudi Arabistan ve kısmen Körfez ülkelerinin temsilcisi olduğu Vehhabî ideolojisidir.

Türkiye’nin temsilinde şiddet ve devlete başkaldırma yoktur. Devlet otoritesi hukuk çerçevesi dışında sorgulanmaz. Ancak diğer iki eğilimde şiddete eğilim vardır. Maalesef ABD 1990 sonrasında Vehhabîlik ideolojisinin önünü açmıştır. Uygur Türkleri de Vehhabî eksenine kısmen eğilim göstermiştir. Türkiye Suriye’nin kuzeyinde terörle mücadele operasyonları yapmıştır. Burada yer alan teröristlerin bir kısmının Uygur kökenli olduğu rivayet edilmektedir. Bunun nedeni Vehhabî orijinli ideolojidir. Sivil Toplum Kurumları ve Türkiye işbirliği çerçevesinde sorunlarla baş etmeye çalışmalıdır. Devletler ortak sorunlar karşısında birbirini anlamaya çalışmalı ve işbirliğini geliştirmelidir. Son yıllarda Suudi Arabistan’ın yeni yönetiminin Vehhabî ideolojinin aşırılığına karşı mesafe koymaya başlaması da önemlidir.

Uygur Türkleri konusunu da kapsayan pro-aktif bir gündemle Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Erdoğan ve Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping arasında yapılacak üst düzey olası bir görüşmenin/buluşmanın ilişkiler açısından iyiliğe vesile olacağı yinelenmiştir.

TASAM Heyeti, Uygurlar için Çince eğitim verilmesine karşı olmadıklarını dile getirmiş ve Türkiye’den bir örnek vermiştir. Türkiye’de Kürt vatandaşlara da Türkçe eğitim verilmektedir. Ancak bu eğitimde seçmeli olarak Kürtçe bir ders olarak da okutulabilmektedir. Uygur Türklerine de Uygurca öğretilmesinde sorun olmayacaktır şeklinde yorumda bulunulmuştur.

Türkiye ve Çin üzerinde ciddi baskılar uygulanmaktadır. Medya üzerinden zehirleyici birtakım propagandalara yer verilmektedir. Hong Kong ayaklanması Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı yapılmakta olan dış destekli bir girişim olarak görünmektedir. Çin, Türkiye’nin “Kuşak ve Yol“ inisiyatifinde önem verdiği bir ülkedir. Bu proje Türkiye ve Çin’in iktisadi büyümesi üzerinde bir yakınlaşmaya neden olmaktadır. Aynı zamanda Asya ve Avrupa arasında köprü olması bakımından çevreleri harekete geçirmektedir.

Dünya’da son zamanlarda önem kazanan bir konu da nefret söylemidir. Nefret söylemleri dünyada artış göstermekte, Batı’da, İslâmofobi ve Türkofobi olarak ortaya çıkmaktadır. Devletlerin bu sorunlara karşı mücadele etmesi gerekmekte, sivil topluma düşen görevler bulunmaktadır. “Yumuşak Güç“ kanalları üzerinden oluşan tehditlerin panzehiri yine pozitif sivil toplum alt yapısıdır.

Bu yumuşak güç yönetişimi konusunda medya gibi kanallar kullanılarak doğru objektif bilgilendirme yapılması gerekmektedir. Çin ve Türkiye arasında bu konuda bir işbirliği yapılabilir. Çin’in film endüstrisi oldukça gelişmiş olsa da bu durum Türkiye’de pek bilinmemektedir.

TASAM’ın kıta çalışmalarında alt ve üst yapıya yönelik sayısız çalışmasında “Asya’da bir birlik mümkün müdür?“ sorusuna cevap aranmaktadır. Bu konuda Türkiye’de ve Çin’de karşılıklı olarak etkinlikler düzenlenmesi için TASAM Heyeti temennilerini iletmiştir.

Son olarak; Türkiye, Batılı bir ülke olarak algılanmaktadır. Ancak küresel dünya ekseninde Batılı ya da Doğulu olarak adlandırmak artık mümkün değildir. “Yol ve Kuşak“ projesi kapsamında Türkiye önemli bir güce sahiptir. Türkiye ne Batı ne Doğu ne de Çin ile yakınlaşmaktan vazgeçecektir. Bunlar birbirini tamamlayan olgulardır. Artık böyle eksenlerden söz etmek de pek mümkün değildir. TASAM Heyeti konunun bu çerçevede okunması gerektiğini düşünmektedir.


Çin İnsan Hakları Geliştirme Vakfı heyetinin görüşlerinin özeti:

TASAM ile bir araya gelmekten duyulan memnuniyet dile getirilerek konuşmalara başlanmıştır. İnsan Haklarını Geliştirme Vakfı’nın, Çin’de insan hakları alanında hizmet veren büyük bir kuruluş olduğu belirtilmiştir.

Batı’nın insan hakları konusunda üstünlük duyduğu ve baskı oluşturmaya çalıştığı vurgulanmıştır. ABD’nin Kızılderililer olarak isimlendirilen yerli halka yaptıkları ve neticede nüfusu azaltılmış bu halka dair şarkılar söyletip dans ettirerek onlar üzerinden insan hakları savunuculuğu yapması konusuna eleştiri getirilmiştir.

Heyetin verdiği bilgilere göre; Çin nüfusu 56 farklı etnik grubu barındırmakta, çok çeşitli dinlere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu gruplar eşitlik ve uyum içinde yaşamaya devam etmektedir. Son zamanlarda Batı basınında Uygur Türkleri konusunda dezenformasyon söz konusudur. Sincan bölgesinde 12 milyon Uygur yaşamaktadır. Bu bölgede yaşayan halk Müslümandır ve toplam 20 bin cami bulunmaktadır.

Nüfus ve cami oranı ele alınacak olursa her 500 Müslümana 1 cami düşmektedir. Bu da Çin’in Müslümanlara inanç özgürlüğü tanıdığının bir kanıtıdır. Yıllar boyunca farklı dinî inanca sahip kişiler ve etnik gruplar uyum içinde yaşamakta iken son zamanlarda bir takım bölücü-ayrılıkçı terör grupları dini kullanarak sorun üretmeye çalışmaktadır.

4-5 yıl öncesine bakıldığında neredeyse her gün bir terör sorunu yaşanmıştır. Çin bu gruplarla ciddi bir mücadele vermiştir. Derin çalışmalar neticesinde son 3 yıldır bir terör olayının yaşanmaması sağlanmıştır.

Bölgenin kalkınması adına Mesleki Eğitim Merkezleri kurulmuştur. Burada Uygur Türklerine eğitimler verilmektedir. Uygur Türkleri için verilen eğitimler Çincedir. Burada amaç toplumsal hayatta iletişim kurmalarının sağlanması ve geride kalmalarının engellenmesidir. Uygurca öğrenmeleri yasak değildir ve Uygurca öğretilmesi de serbesttir. Eğitim Merkezlerinde 3.000 kelime Çince öğrenen bir kişi mezun olabilmektedir.

Çin heyeti bu konular üzerinde incelemeler yaparak iki başlık altında toplamıştır. Bunlardan ilki; aşırı terör gruplarının İslam dinini bir silah olarak kullanmasıdır. Bu da bölge halkı tarafından İslamiyet’in yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır. Örneğin, Çince öğrenmenin haram olduğu gibi söylemlerle bölge halkı üzerinde propagandalar yapılmıştır. İkinci başlık ise terörün engellenmesi için fakirliğin ortadan kaldırılmasının gerekliliğidir. Bu süreçte Çin’in amacı, Bölge’deki yaşam standartlarının geliştirilmesidir.

Çin, son zamanlarda ekonomik olarak geri kalmış bölgelerine yönelik yatırımlara başlamıştır. 2020 yılına kadar fakirliğin ortadan kaldırılması için çalışmalar yapılmaktadır. Ancak Sincan bölgesinde ekonomi oldukça geri kalmış durumdadır. Çin hükümeti bu bölgeye yönelik faaliyetleri yoğun şekilde sürdürmektedir. Ekonomik kalkınmanın bir kolunu da insan kaynakları oluşturmaktadır. Bunun için bölgede Mesleki Yeterlilik Eğitimleri başlatılmıştır.

Çinli Heyeti, Bölge üzerinde yapılan olumsuz haberlerin gerçekliği yansıtmadığını kanıtlamak adına İslam ülkelerini bölgeye davet ettiklerini ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olası üst düzey ziyaretinden de mutluluk duyacaklarını belirtmişlerdir.

TASAM’ın Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 ve 2053 projeleri gibi ileriye yönelik yaptığı çalışmalardan mutluluk duyduklarını dile getiren Heyet, Çin hükümetinin de 2035-2049 yılları arasında fakirlikten tamamen kurtulmuş ve gelişmiş bir ülke olmayı hedeflediğini belirtmiştir.

TASAM’a misafir olmaktan memnuniyet duyduğunu belirten heyet, “Yol ve Kuşak“ projesi çerçevesinde Türkiye’yi köprü olarak tanımlamıştır. Yumuşak güç politikası geliştirmek için sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler ile ilişkileri geliştirmek istediklerini yineleyerek iki ülke ilişkilerinin uyum ve anlayış içinde gelişmesini temenni etmişlerdir.
29 Kasım 2019 Cuma
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2045 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2045

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bugüne ABD’nin büyük stratejisinin ne olması gerektiği konusunda yoğun bir tartışma yaşanmaktadır. Özellikle 11 Eylül olayları, Irak Savaşı ve 2008 küresel finansal krizinin etkileriyle ABD dış politikasının tarihsel motiflerinden biri olan izolasyonist eğilimin yeni b...;

Afrika kıtası sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla yüzyıllardır başta Batılı devletler olmak üzere küresel aktörlerin ilgisini çekmektedir. Ancak Soğuk Savaş’tan itibaren siyasi nedenlerle de Afrika’nın, küresel aktörlerin dış politika ajandalarında büyük bir öneme sahip olduğunu söy...;

Avrupa’da aşırı sağın içinde bulunduğumuz son 40 yılda bir yükseliş yaşadığını söylemek mümkündür. Aşırı sağın bu yükselişinde hem iç hem dış pek çok dinamik bulunmaktadır. Bu dinamiklerin anlaşılması için öncelikle aşırı sağın anlamlandırılması ve son yıllarda aşırı sağın yükselişine neden olan siy...;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

Çin'in 'yeni bir süper güç' olarak yükselişi Afrika ülkeleriyle olan ilişkilerinin de yoğunlaşmasını beraberinde getirmiş ve önemli bir tartışma konusu olmuştur. Çin-Afrika ilişkisinin hızla artmasının nedenleri ve bu ilişkinin eşit bir ilişki olup olmadığı, faydaları bu makalenin araştırma konusudu...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...