OBOR’un Orta Kuşağı Türkiye’ye “Tren Gelir Hoş Gelir”

Makale

TCITR (Trans Caspian International Transport Route), yani Çin ile dünyanın dörtte üçünü buluşturan OBOR (One Belt-One Road) projesinin Hazer Denizi ötesi ayağı olan Orta Kuşak Projesi peşpeşe gelen iki tren katarı ile 6 Kasım 2019’da Kars’tan Anadolu topraklarına girerek başladı. - Ayrılıkçeşmesi’nde, hem Kavuşma, hem Ayrılık - Duisburg Deneyiminin İşaret Ettiği Tehlike - Modern Çağın Raylı Çerçisi ve “Rabbena Hep Bana Zihniyeti Endişesi” ...

TCITR (Trans Caspian International Transport Route), yani Çin ile dünyanın dörtte üçünü buluşturan OBOR (One Belt-One Road) projesinin Hazer Denizi ötesi ayağı olan Orta Kuşak Projesi peşpeşe gelen iki tren katarı ile 6 Kasım 2019’da Kars’tan Anadolu topraklarına girerek başladı. Sonra Ankara garına selâmetle ulaştı. Ve nihayet 7 Kasım 2019’da Marmaray’ı onurlandırdı. Çin’den gelen 850 metrelik 42 TIR kapasitesi karşılığı iki yük treni (China Railway Express), içindeki elektronik yükü ile bundan sonra 12 günde menzil-i maksuduna erişecek. Böylece toplam 11.483 kilometrelik bir yol kat etmiş olacak.

Çin’de başlayan yolculuk, Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan üzerinden Kars’a ulaştığında fazla bir şey duymadık. Oysa çok uzun bir yoldan gelmişti. Ama Marmaray ile bütünleşmesi benim için heyecan verici oldu. İstanbul’da günlük yaşantımızın doğal bir parçası olan Marmaray’ın değeri gözümde bir kaç kat arttı. Bu 21. Yüzyılın Cumhuriyet Türkiyesi için demir ağlar örülmesine büyük bir katkı elbette. Acaba Anadolu’yu baştanbaşa geçerken, yolu üzerinde bulunan, Ahılkelek, Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir ve Kocaeli’de de insanlar benim gibi hissettiler mi diye düşünmekten kendimi alamadım doğrusu.

China Railway Express’ın, Kapıkule’den sonra tek tren olaark hedefinde, sırasıyla Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti var. Yolu açık olsun.


Ayrılıkçeşmesi’nde, hem Kavuşma, hem Ayrılık

Ansiklopedi gibi bir babam vardı. 1916 Acıbadem doğumlu olduğu için, Acıbadem ve çevresinin tarihini de iyi bilirdi. Ayrılıkçeşmesi’ni, Doğu seferine gitmek için Padişah’a katılacak Anadolu ve Rumeli Beylerbeyleri’nin, Tımar ve Zeanmet’lerden gelen sipahiyi bir araya getirdiği yer olarak anlatırdı. Acıbadem’de bir de Zeamet sokak olduğu için söylediği bana çok makul gelirdi. Ama ben sipahiler, şimdi Marmaray’ın bir durağı olan Ayrılık Çeşmesi’nde, sanki aileleri ile sarılıp ağlaşa vedalaşıyor gibi hayal ederdim. Tarihin bana babam tarafından bir çocuk hikâyesine dönüştürülmüş parçası, bugün, Çin’den Maçin’e yol bulan katarların uğrak noktası haline geldiyse, biz de bir hayli yol aldık bunu kabul edelim. Üzerinden günlük iki milyar dolarlık bir ticaretin geçeceği bu Orta Kuşağın Türkiye parçası için yapılan yatırımın, yaklaşık 100 milyar dolar civarı olduğu düşünülürse, OBOR’un, özellikle Rusya üzerinden geçmemesi dolayısı ile çok önemli ayağı olan Türkiye’ye, transit ülke olmaktan öte ne vaat ettiğine bakmak önemli.

İlk bakışta gördüğüm şey, Türkiye’deki uzun orta kuşak hattı ile ilgili olarak hâlâ haberleşme, ambar, ardiye, sinyalizasyon ve hat döşeme ile ilgili çeşitli ihalelerin devam ediyor olması. Çanakkale Boğazı inşaatı da bu hattın bir parçası gibi düşünülse bile, bundan öte, geçtiği Anadolu şehirlerine ne gibi canlılık kazandıracağı da düşünülmeli.


Duisburg Deneyiminin İşaret Ettiği Tehlike

Duisburg Almanya’nın dünyadaki en büyük kara limanı. Üstelik bu şehir, AB Ortak Tarım politikasındaki tarımsal fiyatlama açısından da tahıl baz fiyatlaması açısından önem taşıyor. OBOR ile bağlantılandığından bu yana, Duisburg’a Çin’den günde 30 trenin geldiği ilan ediliyor. Çin trenleri büyük ölçüde, ucuz ve yükselen kalitedeki tüketim mallarını, özellikle elektronik ürünleri, AB coğrafyasındaki bir çok uğrak noktasına olduğu gibi Duisburg’a da getiriyor. Ama AB içinde Doğu Avrupa uğrak limanları dışında, giderek Çin’e karşı olumsuz tavırlar gelişmekte, korumacı ticaret önlemleri için hem AB komisyonuna, hem de yerel hükumetlere baskılar artmakta. Benim “ama mutlaka bir canlanma yaratmış olmalı“ düşünceme karşı, bir Alman meslektaş, şu cevabı veriyor: “Haklısınız, böyle bir demiyolu trafiğinden bir ekonomik canlanma, özellikle yerel istihdam artışı beklenmeli. Ama bu fiiliyatta çok sınırlı bir etki oldu. Çünkü büyük bir sorun var. Bu da Çin trenleri dolu geliyor; Ama boş geri gidiyor. Belki Fransa’dan daha fazla peynir, şampanya, şarap ve domuz pastırması alıyorlardır. Ama Duisburg’dan fazla bir şey almıyor olmaları, yerel anlamda bu dünyanın sayılı kara gümrük noktasında bir canlanmayı teşvik etmiyor. Sadece bizim dakik hizmetimizden nemalanıyorlar. Belki de öğreniyorlar. Ama Şehir hâlâ kûhi ve eskimiş yüzünü koruyor“.


Modern Çağın Raylı Çerçisi ve “Rabbena Hep Bana Zihniyeti Endişesi“

Elbette, 28 ülkeli AB’de Çin trenleri, Çek Cumhuriyeti’nde kristal, Fransa’da Christian Dior, Sevr porselen, şarap, şampanya, hardal ve domuz pastırması, İtalya’da Parma peyniri, ayakkabı ve hazır giyim tercih edebilir. Ancak genelde, şimdi Çin’de artan lüks mal ve marka ürün iştihasına karşı, hâlâ tüketimin düşük olması, Çin’in AB’ye karşı artan bir ticaret fazlası vermesi ile sonuçlanıyor. Bu ise giderek artan bir endişe konusu. Bu endişe hem Brüksel’deki AB bürokrasisinin, hem OBOR’un uğradığı tüm üyelerdeki uğrak noktalarında bulunan şehirlerin, hem de bunların bizdeki karşılığı olan, Ahılkelek, Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir ve Kocaeli gibi olan yerleşim yerlerinin. Büyük bir proje OBOR. Hem bu projeyi yaratan devlet kapitalizminin beyni olan Çin için, hem de projeye katılan tüm güzergâh üstü ülkeler için. Ama açılışlarda büyük heyecan yaşarken veya benim gibi olayı tarihin sügecinden bile geçirirken, Çin’in bu “ Rabbena hep bana zihniyeti“nin bize ne getireceğini ve ne gibi yeni tüketim ve borçlanma alışkanlıkları yükleyeceğini düşünmek lazım. Bu bağlamda China Rail Transit Express’i istasyonlarımıza bıraktığına denk mal alıp götürmezse, işimiz iş söyleyeyim. Yoksa OBOR’un Marmaray ile buluşması gerçekten heyecan verici. İş ki kof heyecan olmasın. Sukut-u hayal hiç olmasın. Açıkçası “tren gelir hoş gelir“ ama odaları buradan boş gitmesin.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.