Atlantik ve Pasifik Üzerinde Yapılan Tartışmalar: Beklenti ve Sorunlar

Makale

Dünya yıllardır ticari ve mali liberalleşmeyi konuşmaktan yorulmadı. Çünkü daha fazla ticari ve mali liberalleşmeden beklenen refah kazancının boyutları, hep konunun sıcak bir destek,...

Dünya yıllardır ticari ve mali liberalleşmeyi konuşmaktan yorulmadı. Çünkü daha fazla ticari ve mali liberalleşmeden beklenen refah kazancının boyutları, hep konunun sıcak bir destek, ilgi ve savunma zemini bulmasına neden olageldi 1980 li yıllardan beri Okayanusların kıyılarına çok dalga çarptı. Çok tayfun, çok siklon gördü Pasifik ve Atlantik. Konular, taraflar ve niyetler aynı kaldı. Ama bu defa kurumlardan sıkıldı ülkeler. Elbise değiştirir gibi kurum ismi değiştirmekten de bir yenilenme umuldu. Tam üzerinde anlaşmaya varıldı denilen konularda en büyük ve öngörülmedik sorunlar çıktı. Gelişmeler, krizler ve kaprisler çok işbirliği modülü, çok ticaret alanı ve Ortak Pazar tasarımı eskitti.

Dünyayı Coğrafi Olarak Bölmenin Cazibesi

Bir ara dünyayı Kuzey-Güney diye ayırıp, Güneyin toz ve dumanını yine Güneye bırakmayı denediler. Güney-Güney dialog’u diye bir türkü tutturuldu. Kuzey’in başı böylece daha dinç olur sanıldı. Heyhat girift hale gelen ilişki ağları, Kuzey-Güney sınırını bile iyiden iyiye şaşırtmıştı. Güneyi Güneye bırakma işini yine Batı üstlendi. Becerebildi mi? Hayır. Yine ortak kurum ve kuruluşlar, aynı niyet, yöntem ve taktiklerle eski komşuluklar, “yeni komşuluk“ olarak tanımlandı. Krediler verildi, ticaret kolaylıkları sağlandı, yatırımlar yapıldı. Ama Kuzey’i Güney’den kopartmak o kadar kolay değildi. Bu arada Batı Avrupa kendi içinde daha fazla kenetlenip, al gülüm-ver gülüm yaparken, Doğu Avrupa’nın demir parmaklıklarla korunan ortaklıkları çöküverdi. Sadece duvarla ayrılan Batı ve Doğu arada buzları kolay eritti. Ama işte o zaman önce, Atlantik Ortaklığı ve işlevini yeniden tanımlama ihtiyacı hatırlandı. Atlantik ve özellikle Kuzeyi sadece bir savunma hattı olarak mı kalsaydı? Yoksa artık amaçsızlaşan bir oluşuma yeni işlevler yükleyerek dünyanın daralan alanlarında, kendi aralarında paslaşabilirler miydi?

“Denizden - Işıltılı Denize“ Amerika ve Asya Pasifik

Adeta genişliyordu Pasifik. Ekonomik darboğazlarına, siyasi çalkantı ve risklerine rağmen dünayada ses getirmeye başlamıştı. Çin önemliydi. Rusya daha mı az önemliydi? Ya Brezilya ve Şili, Endonezya, Malezya, Hindistan ve Japonya? Onlara bir tek ülke öncü olabilir ve denetleyebilirdi: Amerika Birleşik Devletleri. Değil mi ki Amerika, “ Tanrının lutfuna mazhar olmuş“ bir ülke olarak “iyiliği, kardeşlik ve dostlukla, denizden, ışıltılı denize kadar“** yayacağına ant içmişti. O halde adı ister APEC, ister NAFTA ister FTAA olsun, ABD önderliğinde ülke grupları, dünya ticaretini birlikte denetlemek için 1990lı yılların ikinci yarısından itibaren kolları sıvadı. Aralarındaki tarife engelleri, WTO dışındaki bir ivme ve kararlılıkla azalttılar. Açıkçası böylece WTO un işini de kolaylaştırdılar. Zenginler daha az zenginlere tavizler vaad etti. Hizmet ticareti, Okyanus kargo taşımacılığı, tekstil ve tropikal ürünlere geçiş engellerini kaldırma sözü verdiler. Bir iki söz istediler bunlar karşılığında: Marka hırsızlığı ve korsan ürünler engellenecek, düşünsel mülkiyet haklarına her alanda saygı gösterilecek. Denetimler ise Allaha emanet bırakıldı. Yani uygulanamadı. Kendi söküğünü yamamaktan aciz bir çok ulusal hükumet bu işi zaten yapamazdı. Ne AFTA, ne PAFTA, ne NAFTA, ne de APEC ve ASEAN istenen hedeflere ulaşamadı. Kendi içinde nev-i şahsına münhasır Şanghay 5 lisi gibi kuruluşlar ise böyle şeyleri düşlemedi dahi. Düşlese bile düşü gerçeğe dönüştürecek kapaziteden pek nasiplerini almış sayılmazlardı henüz.

Okyanus’lar Üzerindeki Yeni Heves ve Emeller

Uzun bir zamandır dünayı yeniden nasıl kucaklarım tasarımları içinde bulunan ABD ve “odun kesicinin hık deyicisi“ AB, sanki daha önce böyle bir şey yokmuş gibi mal ve hizmet ticareti, yatırım ve düşünsel mülkiyet hakkı tartışma ve tasarımlarını okyanuslar üzerinden yapmaya başladı. Dünya ticaretinin %46 sını, GYİH sının da %51 ini oluşturan Atlantik Serbest Ticaret Alanı olursa ne olur? Bu tartışma 1990 da başlamıştı. 2007 de yeniden ısıtılıp sofraya kondu. Ama kriz, mriz derken 2013 de yeniden düşünülmeye başlandı.

Bu arada Pasifik’in eli armut toplamıyor ya! Önce 2005 de Brunei, Şili, Yeni Zelanda ve Singapur’un başlattığıTrans Pasifik Stratejik Ortaklık Anlaşması(TPSO) tasarımına 2013 de Avustralya, Japonya, Meksika, Kanada, Peru, Vietnam ve tabii her iki büyük denize de bihakkın kıyısı olan büyük ağabey ABD maydanoz oldu. Tasarımın adını, stratejik mükellefiyetleri askıya alırcasına Trans Pasifik Ortaklık (TPP) diye değiştirdiler. Kurucu ortaklar bu ilgiden memnun. Onların aralarında imzaladığı bir anlaşma var ki ticari ve mali liberalizasyon ve özellikle hizmet ticaretinin geliştirilmesini öngörüyor. Diğer ülkeler ya hala müzakere masasında veya sadece gözlemci.

WTO ve Diğerlerinin Yapamadığı Ne Yapılacak?

Amaç, WTO ve bölgesel anlaşmaların beceremediği daha fazla serbestleşmeyi gerçekleştirmek. Becerilebilirse Atlantik- Pasifik derken, Kıbrıs dışında kalan Doğu ve Güney Akdeniz, Afrika, Orta Asya ve Çin hariç sözüm ona mal ve hizmet hareketleri açısından sınırsız bir coğrafya öngörülmekte. Bu işte deneyimi pek olmayan Trans Pasifik ortaklarını bir kenara bırakalım. Ama en deneyimli AB nin içinde yer aldığı Trans Atlantik ortaklığı( TAP) ve Trans Atlantik Yatırım Ortaklığı( TTIP) nın başarısı bence AB nin başarısı(veya başarısızlığı) ile ölçülebilir. Ama her iki tasarımın da önünde özetle aşağıdaki engeller bulunmaktadır:

· Kurumsal farklılıkların uyumlaştırılması, bürokratik uyumlaştırma ve benzer iş yapabilme tarzı geliştirme zorlukları,

· Mal ve hizmet tanım ve standartları(sağlık, güvenlik, ölçü) üzerinde anlaşma zorlukları

· Ulaştırma yol, yöntem sorunları. Fikri mülkiyet hakları ile ilgili düzenleme konuları ve bunların uygulamalarındaki sıkıntılar,

· Yatırım mevzuatı farklılıkları ve ABD ve AB de bile bunun tam anlamı ile yapılmamış veya yapılamamış olması,

· Tarife dışı engeller ile ilgili zorlukların en kolay çözümlenebilir olanları kotalar ve kota dengi engellerdir. Mali hizmetlerde banka ve finans sektörünün kendi kural ve engelleyici uygulamaları vardır. Piyasaların kendine özgü işleyiş biçimleri, bu arada muhtemel kur savaşları ile ulusal satın al“ kampanyaları üstesinden kolay gelinemeyecek engellerdir.

Yüreklerde Yatan Aslanlar ve “Mesela bir Hazine Sandığı Bulunsaydı“ Hesabı

TPO daha ağır gidiyor. Ama TAO ve TTIP de hevesler ve beklentiler yüksek. Ne kadar gerçekçi emin değilim. Ama eğer anlaşma 2015 e kadar imzalanır ise hemen 500.000 yeni iş bekleniyor. 160 milyar Dolar AB için 130 milyar Dolar ABD için beklenen yıllık gelir artışı var. Şirketler heyecanlı. Hesapları yapan araştırma kuruluşları heyecanlı. Ama siyasiler her halde çok heyecanlı olamaz. Çünkü en yerleşik demokrasilerde bile anlaşmayı imzalayan taraflarla(hükümetler, partiler, başkan, başbakan CumhurBaşkanı) uygulayacak olanların farklı kadrolar olacağının biliniyor olması siyasi heyecanı bir propaganda aracı haline getirmekte. Ama henüz her kafadan çıkan sesler, henüz daha bulunmadık bir hazine sandığının paylaşılması, doğmadık ama ismi konulduk bebeğe biçilen don için çıkmakta. Tasarım dışında kalan tarafların çıkarmaya başladığı gürültüyü de azımsamamak gerekir .

** America the Beautiful“ ulusal şarkısının son kıtasının aslı “God shed His grace on thee, And crown thy good with brotherhood, From sea to shining sea“dir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2691 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 631
Asya 98 1072
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1291 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2039 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2039

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli özelliği politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden kültüre kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmasıdır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sadece ürün ve hizmetleri değil süreç ve iş yapış şekillerini de değiştirmektedir. Bu değişim ve d...;

Seferberlik “harîm-i ismetine” tecavüz eden düşmanı püskürtmek ve vatan topraklarından kovmak için yapılan kutsal bir çağrıdır. Vatan savunması için ilan edildiğinde genç, ihtiyar, kadın, erkek şimdi Ukrayna’da olduğu gibi cepheye koşar, şehit düşen kanıyla gömülür. ;

İletişim alanı temelli kamu diplomasisi, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde her ne kadar yeni bir kavram olarak belirse de, dış politikanın anlamlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Öncelikle kamu diplomasisi kavramının tarifi, bu doğrultudaki faaliyetlerin değerlendirilmesini ...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı. ;

Gorbaçov’un kişiliğinin gizemi, insan Gorbaçov ile devlet adamı Gorbaçov arasındaki ayrıma dayanıyor. Çok farklı iki insandı. Ütopyasının özünde saf bir Leninizm’in olduğu bir Sovyetler Birliği ve Lizbon’dan Vladivostok'a barışçıl bir şekilde uzanan bir Avrupa vardı. O, iktidardaki entelektüelin büy...;

İnsanlığın karşı karşıya olduğu son dönemin en önemli tehdidi şüphesiz iklim değişikliğidir. Küresel ölçekte felaket senaryolarının merkezinde yer alması bunun göstergelerindendir. Buna karşın iklim değişikliği sorunu, kriz olgusunun doğası gereği içerisinde tehditlerle birlikte birtakım fırsatları ...;

Devletlerin uluslararası ilişkilerindeki politika ve uygulamalarının iki önemli öğesi bulunmaktadır. Dış politika analizlerine de konu edilen bu öğeler süreklilik ve değişimdir. Bir ülkenin dış politikasında süreklilik öğesi genel olarak iç politikaya nazaran daha fazla hissedilmektedir. Özellikle g...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.