A.B.D’nin Ortadoğusunda Şii İran’ın Rolü

Haber

Ortadoğu, bu kavram bir coğrafi bölge olmaktan çok başlı başına bir siyasi objedir. Dünya siyasetine yön vermek isteyen tüm güçler tarih boyunca bu coğrafyaya hakim olabilmek için uğraş vermişlerdir. ...

Ortadoğu, bu kavram bir coğrafi bölge olmaktan çok başlı başına bir siyasi objedir. Dünya siyasetine yön vermek isteyen tüm güçler tarih boyunca bu coğrafyaya hakim olabilmek için uğraş vermişlerdir. Persler, Sasaniler, Safeviler, Selçuklular ve tabi ki Osmanlılar. Bu coğrafyada ve etrafında yaşayan devletlerin ekseriyetinin tek amacı bölgeye hakim olmak olmuştur. Bu hakimiyet güdüsü kimi zaman su, kimi zaman ise stratejik geçiş yollarına hükmedebilme isteği olarak göze çarpmıştır. 19. Yüzyıl itibariyle ise bu güdü petrol olarak farklı bir noktaya kaymıştır. Bu bağlamda bölge dışından olan büyük güçlerin hedefi haline gelmiştir. Bu büyük güçler kimi zaman bölgeye fiziki yaptırımlarla müdahale ederken, kimi zaman ise bölgenin iç dinamiklerini yönlendirerek, bölgede hegemonya kurma yolunu seçmiştir. Bu yönlendirme düşünülenin aksine küçük etnik gruplar üzerinden değil, bölgenin en köklü tarihine ve devlet yapısına sahip olan İran üzerinden yürütülme isteğine dönüşmüştür. Ancak batı hegemonyasının kurmuş olduğu bu plan, İran’ın siyasi yapısını kendi politikalarına uyduramayacağının farkına varması ile birlikte İran’ın en önemli yapısı olan Şiilik inancı ekseninde İran’a yaklaşarak İran’ı bölge lideri yapmak gayretiyle yeni sistem kurma çalışmalarına başlamıştır.21.yüzyıla gelindiğinde ise bu gayreti kimi zaman İran’ın bile farkına varamayacağı bir boyuta indirgemektedir.. Bu bağlamda İran’ın Şiiliği ihraç politikasını gütmesini görmezden gelmekte hatta örtülü bir şekilde destek vermektedir. Bu konuyu tam olarak algılayabilmek ve Batı hegemonyasının niçin bu yola başvurduğunu çözümleyebilmek için ilk olarak Şiilik kavramının oluşumu, İran toplumu açısından Şiiliğin manası ve Orta Doğu coğrafyasında kurulmak istenen Şii hegemonyasının neden ve sonuçlarının bilinmesi önem arz etmektedir.

Şiilik, özü itibari ile Hz. Muhammed’in ölümüyle başlayan halife kim olacak tartışmalarına dayanmaktadır. Şiiler ise varlıklarını iki ayrı kaynak yolu ile meşrulaştırmaktadır. Bunlardan ilki, Hz. Muhammed’in, Hz. Ali adına geçen şu hadisi şerifidir. ‘’Ali müminlerin önderi, kâfirleri öldürendir; ona yardım eden (Allah’tan) yardım görür; onu yalnız bırakan (Allah tarafından) yalnız bırakılır.’’ Ayrıca Hz. Ali’nin peygamberin soyundan gelmesi, Şiiler açısından Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’den sonra halife olması gereken kişi olduğu konusunda yeterli bir kanıt ve dayanak noktasıdır. Şiiliğin bu çıkarımları, İslam’ın çıkar çatışmalarının farklı mecralarda, farklı olaylar ve fikir ayrılıklarına dayanarak kurumlaşmaya çalışma dönemine girildiğini işaret etmesi açısından dikkat çekicidir. Öte yandan bu ayrılık İslamiyet’in farklı kamplara bölünerek kökten bir ayrışma yaşamasına neden olmuştur. Şiilik ve Sünnilik arasında meydana gelen bu ayrışma, anlayış ve şekil olarak bazı temel noktalarda düğümlenmiştir. İran açısından Şiilik incelendiğinde ise şu sonuca ulaşılmaktadır.

İran ve İranlılık kimliğinin en temel unsurlarından biri haline gelmiş olan Şiilik, ilk dönemlerinde İran’a yabancı bir olgudur. İran Şiiliği seçmesine ilişkin olarak Abdülbakıy Gölpınarlı’nın savunduğu bir teoriye göre; Şiilik, bir asimile aracı haline gelmeye başlayan Arap İslam’ına karşı verilmiş Farsi bir cevaptır. Teoriye göre; Emevilerle başlayıp Arap olmayan Müslümanlara karşı uygulanan ayrımcılık politikaları bu toplulukları marjinal kimlik şemsiyesi altında toplanmaya ve hilafete cephe almaya yönlendirilmiştir. (Gölpınarlı, A.Aktaran Rustamov, 2004, s.35) Bu durum, zaman içerisinde, tarih boyunca savaşlara, darbelere ve sömürülere maruz kalmış, dış güçlerin baskı ve boyundurukları altında yaşamış İran’ın karakteristiğini oluşturmuştur. Nitekim, İran’ın bu karakteristiği ile Şiiliğin karakteristiği büyük ölçüde örtüşerek, İran kültürünün ana belirleyicisi olmuş ve tüm noktalarda İran toplumu ve tarihini örterek bugünkü İran kimliğinin ortaya çıkmasında en önemli belirleyici haline gelmiştir.

İran bu karakteristik özellikleriyle Şiilik ihracına yönelmiş ve böylece Ortadoğu’da diğer ezilen Arap devletlere ABİLİK yapma gayesine bürünmüştür. Bu sayede ABD karşıtı politikalar güderek, bölgede söz sahibi konuma gelmiştir. Bu yapılanmasıyla İran Ortadoğu’da özellikle de Lübnan, Filistin ve en önemlisi Irak’ta ihmal edilemeyecek bir aktör konumuna gelmiştir. İran bu sorunlardaki yerini dini söylem kullanarak ilişki kurduğu gruplar sayesinde kazanmaktadır. İran’ın Ortadoğu’da ki ulusal çıkarı ve stratejik hesapları için din iyi bir fırsat sunmaktadır ve İran’da bunu en iyi şekilde kullanmaktadır.

İran’ın Ortadoğu’da bu denli önemli bir güç halini alması Amerika’nın ilgisini ciddi anlamda çekmiş ve bölgede bilinen müttefiki İsrail’in yanında aslında zıt bir politikaya sahip olan İran’ı fark ettirmeden bölgesel amaçları için kullanmaya başlamış bir durumdadır. Bu durumun izahını yapacak olursak ta özellikle dikkat arz eden yer, Ortadoğu coğrafyasında var olan azınlık iktidarlarıdır. Bunun en önemli örneği de Suriye olarak göze çarpar. Suriye’de yönetimde bulunan Nusayriler ülkenin %20 lik bir kısmını oluştururken, yönetimi yıllardır ellerinde tutmakta ve İran yakın koruması ve dostluğu altındadır. İşte İran’ın izlediği bu politika oluşturmaya çalıştığı Şii birleşimi Ortadoğu’da bulunan diğer çoğunluk unsurların tepkisini çekmektedir. Bu tepki yerini kargaşaya bırakması ile de Amerika’nın istediği kaotik ortam oluşmakta ve böylece istikrarsız, korunmasız ve Amerika’ya muhtaç bir Ortadoğu ortaya çıkmaktadır. Şii İran’dan korkan Suudiler, A.B.D’ ye sığınıyor bu durumda tabi ki A.B.D i koruyucu statüsüne getiriyor ve Ortadoğu’yu istediği gibi yapılandırmasına zemin hazırlıyor.

Sonuç olarak, İran’ın izlediği bu Şii Ortodoksi politikası, Arap alemi de istenilen birleşmeyi sağlayamadığı gibi tam tersi ayrışmayı hızlandıran bir faktör konumuna geliyor ve bu bağlamda A.B.D gibi büyük devletler ilk başta da bahsedildiği gibi bölgede hegemonyasını kuruyor ve tek kutuplu bu Dünya’da kendisine çıkabilen en ufak çatlak seste bile tüm Dünya’yı arkasına alabiliyor ve istediği ülkeyi ve grubu terörist ilan edebiliyor ve istediği kararı BM’den çıkartabiliyor. Bu yapılanma Ortadoğu ülkelerinin dış devlet politikalarını oluştururken ve işlemeye geçtikten sonra taşlarını çok doğru bir stratejiyle oynaması gerektiğini gösteriyor.

Niyazi Okan ÇELEBİ

KAYNAKÇA

1 ) Akpınar, Mahmut,(2013) Arap Baharı mı İran Ateşi mi, Ankara: Akçağ Yayınları

2 ) Fekri, A. A. (2011) Tarihsel Gelişim Sürecinde İran Devrimi, İstanbul: Mızrak Yayınları

3 ) Çelebi, Niyazi Okan, (2011) İran İslam Devrimi’nde Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa’nın Rolü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: Beykent Üniversitesi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2700 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 636
Asya 98 1074
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1375 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 604
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2043 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2043

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Yeni Dengeler, Yeni Roller, Yeni İttifaklar“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği olarak ...;

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu “Geleceğin Güvenlik Ekosistemi ve Stratejik Dönüşüm için Ortaklık“ ana teması altında TASAM Afrika Enstitüsü ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapıl...;

4. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2022; “Asya Yüzyılı, Denizci Devlet Ekosistemi ve Mavi Gezegen“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022’de Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olar...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu; “Post-Güvenlik, Dijital Devrim, Döngüsel Ekonomi ve Siber Ekosistem” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği ...;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03-04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham...;

Güvenlik ihtiyacı; temel insan haklarından biridir ve yalnızca çok yönlü kaynaklara ve tehdit biçimlerine karşı korunmayı değil, aynı zamanda tüm tebaa için tek bir devlette yaşama araçlarının mevcudiyetini de içermektedir. ;

Türkiye; büyük ekonomisi, bölgesel askerî ve siyasi gücüyle Dünya’da eşsiz ve çok önemli bir müttefik olarak ön plana çıkmaktadır. ASELSAN; ülkemizin uluslararası ittifaklarda eşsiz katkılar sunmasına, sınır ve sahillerini tehditlere karşı korumasına, hem savunma hem de sivil alandaki yüksek teknolo...;

Uluslararası sistem bir süredir belirsiz ve tehlikeli bir türbülansa girmiş vaziyette. Öyle ki bu durum liderlerin söylemlerine de yansıyor. Rusya Devlet Başkanı Putin, Valdai Tartışma Kulübünde yaptığı konuşmada "belirsiz ve tehlikeli bir on yıl bizi bekliyor" derken ABD Başkanı Biden ise "her şeyi...;

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...