İyi Haber İyi, Kötü Haber Kötü mü?

Makale

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD), şu sıralar, tüm üyeleri yanısıra, Türkiye için de kalkınma seyrini değerlendiriyor ve ülkelerin, 2013 ve 2014 beklentileri ile ne kadar...

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), şu sıralar, tüm üyeleri yanısıra, Türkiye için de kalkınma seyrini değerlendiriyor ve ülkelerin, 2013 ve 2014 beklentileri ile ne kadar “işbirliği yapılabilir“ olduğunu açıklıyor. Yıl sonu yaklaşırken örgütün Türkiye ekonomisi ile ilgili olarak yaptığı son büyüme revizyonunun, bence mercek altına yatırılması iyi olur.
Açıklanan değerlere göre iyi haber, 2013 sonu esas alınarak, Türkiye’nin GSYİH büyümesi %3.1 den, 3.6 ya yükselmiş. Kötü haber ise 2014 görünümü itibarı ile beklenti, yine GSYİH büyüme tahmin edilerek %4.6 yerine %3.8 olmuş.
Yüzde 3.6 Yeter mi?
Açıkçası hem yeter, hem yetmez. Yeter, çünkü dünyanın nice ülkesi nal toplar, hatta küçülürken, pozitif ve üstelik %2 nin üzerinde bir büyüme. Bu iyi bir büyümedir. Hele %3.1 den, %3.6 ya terfi edilmişse bu iyileşen bir görüntüdür. Türkiye son 4-5 yıldan beri çok dalgalı açık denizlerde, gemiyi batırmadan, yan yatırmadan, karaya oturtup parçalamadan ilerlemeyi başarmıştır. Bu bağlamda, ekonomi filosunun “kaptan-ı derya“larının hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak hemen bir kıyaslama yapmak fena olmaz: O nal toplayan ülkelerin çoğu, zaten belli bir kemale ermişlik düzeyinde olduğu için, küçülme durumu hariç, düşük değerli büyüme, istihdam yaratıcı olduğu ve durgunluk tehdidi oluşturmadığı sürece makuldür. 2013 ün son çeyreği itibarı ile %3 civarı büyüyen, ama yıl sonu beklentisi %2.8 veya %3.0 civarı olan Güney Kore veya HongKong gibi ülkeler, Türkiye’ye nazaran hem çok daha iyi durumda olan, hem de 2013 performansı görece olarak daha başarılı ülkelerdir. Buna karşılık, Brezilya, Güney Afrika, Rusya ve Hindistan ise Türkiye gibi küme düşme emareleri göstermektedir. 2013 ün gerçek ve 2014 ün tahmini galibi ise yine Çin gibi gözükmektedir.
Sıkıntı Alanları Nerede?
İşte her şeyden önce Türkiye’nin %3.6 lık 2013 revize büyüme değeri bu kıyaslamaya göre pek yeterli değildir. Bunun ötesinde, üzerinde konuştuğumuz değer yani GSYİH, gayrisafidir. Bunun safi, yani net değeri ise kayıpları da içerdiği için çok daha düşük olmak zorundadır. Gayrisafi’den safi’ye geçişte, deprem ve sel gibi doğal afetler, yangın ve trafik kazası gibi insan hatası facialar azaltıcı bir etki yaratır. Bunlar varsa, gerçek değer 2013 için o telaffuz edilen %3.6 den mutlaka daha az olacaktır.
Ayrıca Türkiye hala, fiziki, yapısal, sağlık ve eğitim altyapısında yetersizlikler olan bir ülkedir. Eğitim ve sağlığa, sağlık ve hijyen eğitimine, çevre, su, atık su ıslahına daha fazla kaynak ayırmak zorundadır. Uluslararası rekabette daha da küme düşmemek için kısır çekişmelere değil, araştırma, buluş ve beceriye harcama tahsisini arttırmak zorundadır. Evet terörle mücadelede katedilen yol, belki yaratacağı ferahlama ile bunları daha mümkün kılabilir. İşte tam bu nedenle Türkiye, tasarruf ettiği kaynakları, başka ülkelere siyasi nedenlerle sarfetmek yerine, kendi öz halkının emrine vermekle yükümlüdür ki, büyüme değerinin %3 olup olmaması daha az önem taşısın. Ama bir-iki dikkat edilmesi gereken husus daha bulunmaktadır ki o da büyümenin kaynağı ile ilgilidir.
Büyümenin Kaynağı Çok Önemli
Önce büyümenin enflasyonist olmaması çok önemlidir. Dikkat edilmesi gereken şey, miktar farkı yaratmaktır. Fiyatların şişmesi ile ortaya çıkan değer artışı zahiridir. Bu bağlamda, %7.7 veya 2013 sonu itibarı ile öngörülen resmi %7.6 enflasyon bence yüksek bir enflasyondur. Üstelik ideolojik olarak değiştirilmemesine özen gösterilen faizler %9 larda seyrediyorsa, en küçük para birimi olan 1 kuruş, dolayısı ile 5 kuruşa kadar olan para birimi tedavülden hanidir kalkmış ise bu ekonomi için kökünde solucan olan gül fidanının akıbetini çağrıştırması bakımdan önemlidir. Bir de buna TL nin Dolar ve Euro karşısındaki aşınmasını eklerseniz, munzam bir açık veya gizli enflasyon yükü tehlikesine karşı teyakuz halinde bulunmak gerektiği gün gibi açıktır.
Sınai Büyüme Yüksek Seyrederse Risk Ortadan Kalkar mı?
Büyümenin kaynağında ayrıca yeni yatırımın, sınai ve tarımsal büyümenin bulunması önemlidir. Özellikle sınai büyümenin GSYİH büyümesinin altına düştüğü aylarda hep büyüme nereden kaynaklanıyor sorusunun sorulması, müzmin başağrısının sorgulanması kadar hayati bir önem taşıyabilir.
Yüksek seyreden sınai büyüme elbette kapazite kullanımı ve genel istihdam açısından iyi bir göstergedir. Bu bağlamda Eylül ayında Türkiye için %6.4 olarak bildirilen sınai büyüme, hem Brezilya’nın %2 gibi cılız sınai büyüme değeri, hem de Güney Kore’nin yine Eylül 2013 için bildirilen -%3.6 lık sınai küçülme zaafına karşı ciddi bir olumlu fark atmış gözükmektedir.
Sonunda “Köpük“ Patlamasın da
Ancak bir durup “nedir yahu bu sınai büyüme?“ diye sormak ta fena olmaz. Büyük ölçüde yurtiçi talep şişmesine dayanan “yık, yeniden yap ve dönüştür“, eğer ekonomik dinamizmin özü ise, buna da dikkat etmek iyi olur. İnşaat ve yapı sektörünü besleyen tüm sektörler ve yan sanayi tıkır tıkır çalışmakta olabilir. Türkiye özellikle büyük şehirlerinde bir büyük şantiye görüntüsü arzedebilir. Ama bu zahiri görüntü göz boyayıp, gönül yelkenlerini şişirirken, arz fazlası yaratılır ise, önümüzdeki yıllarda öyle bir köpük patlaması yaşanır ki, Türkiye İspanya ve İrlanda’dan bin beter olur. Üstelik bu dinamizin çarkları, kredi ile dönüyorsa, emsal olmayacak bed emsal’in ta kendisi Amerikan ekonomisidir. Köpük patlaması, finans sektörünü de darboğaza sokar. Onun için gelin ne olduk demeyelim, ne olabiliriz diye düşünelim. Bu bağlamda OECD nin “kötü haber“i bence Türkiye için bir uyarıdır. Kötümser değil, gerçekçi olalım yeter.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2765 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1107
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 295
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2054 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2054

İnsanların vatandaşı oldukları, ikamet ettikleri veya yerleşik bulundukları topluluklardan ayrılarak farklı coğrafyalarda devam eden savaşlara gönüllü olarak katılmaları, devrimler çağından başlayarak modern devletler sisteminin oluşum sürecini takip eden bir olgudur. Bu süreci tanımlamak amacıyla a...;

Ruanda ve Uganda, Afrika Büyük Göller Bölgesi'nde konumlanmış, tarihsel bağlamda derin etkiler bırakmış iki komşu ülke olarak "3. Dünya" ülkeleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bölgedeki siyasi ve etnik çatışmalar, uzun vadeli kalkınmayı olumsuz etkileyerek ekonomik istikrarsızlığa sebep olmuş...;

Asya’dan sonra dünyanın en kalabalık insan nüfusunu barındıran Afrika, nice kadim kültüre ev sahipliği yapmış, insanlığın ve medeniyetin beşiği olmuş bir kıtadır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır piramitlerinin inşa sisteminin henüz çözülmemiş olması gibi tarihin çeşitli zaman aralıklarınd...;

Bu metin, meritokrasinin Türkiye'nin genel güvenliğine ve istikrarına olan etkilerini detaylı olarak inceler. Meritokrasinin potansiyel zorlukları ve fırsatları, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik kaygıları bağlamında tartışılmaktadır.;

Altın rezervleri, bir ülkenin ekonomik ve finansal direncinin kritik bir göstergesidir. Genellikle merkez bankaları tarafından döviz rezervlerinin önemli bir parçası olarak tutulan altın, özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenilir bir sığınak olarak görülür. Son yıllarda, artan jeopolitik...;

Altın; fiziksel özellikleri, kültürel önemi, ekonomik rolleri ve tarihsel faktörlerin bir kombinasyonu nedeniyle yüzyıllardır talep görmekte. Altının tarih boyunca çok değerli olmasının başlıca nedenlerinden biri fiziksel özelliği. Altın her şeyden önce oldukça dayanıklı bir maden. Kararmaz, aşınmaz...;

Bugünkü konu Türkçe. Hakikaten bizim için en önemli meseledir Türkçe. Çünkü Türk milleti dediğin topluluk bir dil etrafında oluşmuştur. Bunu Batı’da Jean-Paul Roux diye Türklerin tarihini yazan Fransız tarihçi kitabının başlarına koymuştur: “Türkler dil etrafında oluşmuş bir millettir.“ Bugün birbir...;

Doğu Afrika’nın jeopolitik konumuyla ilişkili olarak Ortadoğu, Körfez ve Hint- Pasifik stratejik alanlarıyla entegrasyonu bölgede yabancı aktörlerin askerî varlıklarının önemli bir nedenini meydana getirmektedir. Yabancı askerî varlıklar; çoğunlukla terörle mücadele, barış operasyonlarına destek, il...;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.