Brexit Kavşağında Kaç Yol Ağzı Kaldı?

Makale

Demokrasilerde çözüm tükenmez. Belki her kafadan bir anda çıkan sesler gök kubbede yankılandıkça, sorunların kördüğüm olduğu izlenimi doğabilir. Parlamento’nun Süper Salı Toplantılarından Esintiler - Kedi Olalı Bir Fare Tutabildiler mi? - Kimsenin Aklı Ambargo Altında Değil - Ana Karadan Esen Rüzgarların Dili - Salı Oturumlarıyla Çözüme Gidebilirler mi? ...

Demokrasilerde çözüm tükenmez. Belki her kafadan bir anda çıkan sesler gök kubbede yankılandıkça, sorunların kördüğüm olduğu izlenimi doğabilir. Ama eğer, gerçek bir demokrasi’de, uzlaşma arayışı ve seçmene karşı siyasi, tarihi ve toplumsal sorumluluk idraki varsa, ne kadar ayrışan yol veya yöntem olursa olsun, çıkılması hedeflenen iki meydandan birine, bir biçimde çıkılır. Şimdi biraz garip bir senaryo ile olsa bile, bunu tekmili beş kısımdan oluşan Brexit sürecinde gün be gün izlemekteyiz.


Parlamento’nun Süper Salı Toplantılarından Esintiler

Anladığım kadarı ile artık Lordlar Kamarası’nın Birleşik Krallık siyasetinde bir etkisi pek yok. Ama Avam Kamarası (House of Commons), her Salı yeni bir oylama ile son sözü 26 Şubat’ta söyleyecek biçimde toplanacak. Eğer, 29 Ocak toplantısında bir sonuç çıkmasaydı, 5 Şubat’ta, May hükumetinin yetkilerini askıya alıp Parlamento’nun süreci devir alması gündemde olacaktı. Ama şimdi gerek kalmadı. Çünkü dün akşam Brexit sürecinde bir “tık“ ilerleme oldu sanki.


Kedi Olalı Bir Fare Tutabildiler mi?

Evet, Ocak başında, Başbakan May’e güvenoyu verip onu onurlandırdıktan sonra, dünkü oturumda “Anlaşmasız Brexit“ alternatifini silmek önemliydi. Bu Bayan May’in elindeki kalkanı düşürdü, Muhafazakâr (Tory) ve İşçi (Labor) Partisi’nin uzlaşma zeminine inmesini olası hâle getirdi. Bu ayrıca May’in istifa etmesi ve erken genel seçime gidilmesi ihtimalini tamamen yok etmese bile büyük ölçüde azalttı. Pekiyi şimdi ulaştıkları kavşağa açılan kaç yol var?
  • Bundan sonra 26 Şubat’a kadar her hafta, Bayan May’in Brüksel ile yaptığı anlaşmada nelerin düzeltilebileceğini konuşacaklar. Ama bu biraz abesle iştigal. Neden mi? Çünkü AB Brexit komisyonu, Bayan May’e verebilecekleri tavizi verdiklerini ama alacaklarını da almak zorunda olduklarını açıklayıp noktayı koyduğu için. Brüksel’in zarif jest’i de unutulmasın bu arada. Brüksel bildiğiniz gibi, çıkış ile ilgili olarak Birleşik Krallık Parlamentosu’nun her an geri adım atabileceğini ve 50. Maddeyi askıya alabileceğini açıkladı. Yani hiçbir şey olmamış gibi bu işten vaz geçebilir İngiltere. Salı toplantılarında kırsınlar dizlerini ve düşünsünler. Bu pek âlâ yapılabilir.
  • Asıl sorun olarak görülen Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti sınırının kapanmaması ve AB ve Birleşik Krallık arasında genişletilmiş bir Gümrük Birliği Anlaşması’nın imzalanması için 29 Mart tarihi ertelenebilir.
  • Anlaşmasız Brexit alternatifini reddeden İngiliz Parlamentosu, İşçi Partisi milletvekillerinin önderliğinde bir ikinci halk oylaması kararı alabilir.


Kimsenin Aklı Ambargo Altında Değil

Bu arada İngiltere içinde ve dışında bazı düşünce oluşumları var. Özellikle içeride, Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) gibi söz verilen reformlar bu patırtıda yapılmadığı, toplumsal eşitsizlikler derinleştiği, büyüme ve verimlilik yavaşladığı için anlaşmalı da olsa AB den ayrılacak bir Birleşik Krallık’ın artık birleşik olmayacağı duyumları gelmeye başladı. İskoçya ve Kuzey İralnda bağımsızlık ilân edecek, İki İrlanda birleşmek isteyince buna muhalif olan İrlandalılar taraftarlarla yeniden savaşmaya başlayacak. Bombalar patlamaya başladı bile. Good Friday Anlaşması’nı böylesine dinamitlemeye değer mi hiç? Bu konularda İngiltere, Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya halkı ne düşünür acaba?


Ana Karadan Esen Rüzgarların Dili

Fransa, resmi kaynaklardan Birleşik Krallık’ı AB içinde kalmaya ikna etme çabasında. Almanya ile yaptıkları Aachen zirvesinde, Brexit sonrasına kendilerini hazırladıkları izlenimi vermiş olsalar bile Brexit ihtimalinin anılardan tamamen silinmesi arzusundalar. Çünkü aksi takdirde AB’yi un ufak olmaktan nasıl kurtarabilecekler? Birlik ruhu ve geçen yüzyılın barış projesi çökünce bunun altında kim kalacak? Rusya’nın ekmeğine bile bile niye bu kadar tereyağ sürülsün ki?

Bunun dışında, enerji, finans ve ilaç firmaları Brexit’in hem İngiltere, hem AB, hem de AB dışındaki Avrupa için bir kaybet-kaybet süreci olduğunu haykırmakta. Ayrıca Krallık halklarının yokluklara hazır olması gerektiği konusunda uyarılarda bulunmaya başladılar bile. Bunları, belki ikinci bir halk oylamasına çağırılacak olan Birleşik Krallık halkları duymuyor mu? Bu kadar mı aymazlık içindeler? Tek dişe dokunur kara sınırlarına dikenli teller gerilecek ve ordu birlikleri sınır boyunca kol gezecek, yokluklar yaşamlarına egemen olacak, sermaye ve yetişmiş emek Manş’ın öte yanına kaçacak ama en önemlisi burunlarının dibindeki İrlanda kana bulanacak.


Salı Oturumlarıyla Çözüme Gidebilirler mi?

Mesaisinin büyük bir kısmını Brexit için harcayan hükumet ve Avam Kamarası, bundan sonra birbiri ile uzlaşmak zorunda. Bunun için de birbirlerine taviz verip süreçte ise geri adım atmak durumundalar. İlk girişim 29 Mart tarihini ertelemek olmalı. Ertelemeyi yasal bir zemine oturtmaları gerekli. Sonra? Ya Parlamento’nun çoğunluk kararı ile Brexit’ten vazgeçtiklerini açıklarlar ki bu yeterli olacaktır. Ancak demokrasinin sesini bir kez daha duymak isterlerse felaketlere açık bir geleceği gün be gün duyan halka ikinci bir oylama fırsatı verirler. Temsili demokrasi ve doğrudan demokrasi el ele vererek bu Brexit düğümünü çözmek zorunda.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2689 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1064
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2037 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2037

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Dünyanın en değerli teknoloji şirketlerinden Google, Microsoft ve IBM son on yıl içerisinde Afrika kıtasına ciddi yatırımlar yaparak ilgiyi bu yöne çekmiştir. Kıtadaki ilk araştırma merkezini 2013 yılında Nairobi’de açan IBM, 2016 yılında Johannesburg ile yatırımlarını sürdürmüştür. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

Yapay zekânın muharebenin gelişiminde kullanılması süreci hızla ilerliyor. Ukrayna, Azerbaycan, Suriye ve Etiyopya'da son dönemde yaşanan çatışmaların da işaret ettiği gibi otonom ve yarı otonom insansız hava araçlarının konvansiyonel hedefleri vurmak üzere giderek maliyetleri azalıyor ve kolay (edi...;

Osmanlı devrinde Sudan ve Türkiye arasındaki ilişkiler , Osmanlı Padişahı I. Selim'in (1467-1520) Mısır'ı Osmanlı Devleti'nin mülküne ilhak ettiği 16. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanmaktadır. 1517'de Kahire'nin fethinden sonra Mısır'ın güney sınırlarını güvence altına almak, kaçan Memlûkleri orta...;

Haziran ayı sonunda Almanya’da toplanan G-7 zirvesinin gündemini ve sonuç bildirgesini ancak değerlendirmek fırsatı buldum. Aslında düzenli yapılan G7 zirvelerinde konu başlıkları neredeyse önceki zirvelerle hemen hemen aynı. Tabii konu sıralaması ve tematik vurgu her defasında değişiyor. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...