Suriye’de PYD Mutabakatı

Makale

Suriye’de gündem durmadan akıyor. Son gelişmeler muvacehesinde ABD ile esas anlaşmazlığımız olan YPG ve Rusya ile temel ayrımımız olan Ese/ad mevzularını konuşmayalım diye P5 muhataplarımız âdeta rol paylaşmış gibi davranıyor....

Suriye’de gündem durmadan akıyor.

Son gelişmeler muvacehesinde ABD ile esas anlaşmazlığımız olan YPG ve Rusya ile temel ayrımımız olan Ese/ad mevzularını konuşmayalım diye P5 muhataplarımız âdeta rol paylaşmış gibi davranıyor.

ABD ve Rusya müttefik olarak “Kürt“ söylemi üzerinden Suriye’de yer alan yapılanmayı muhafaza çabasındalar. Defalarca yazdığımız gibi Ermeni meselesi nasıl bir küresel proje olarak rol paylaşımlarıyla sürdüyse Suriye’deki sorun da adeta benzer şekilde yönetiliyor. Biz YPG ve Ese/ad yerine Tampon Bölge ve Adana Mutabakatını konuşur hale geldik. Elbette barışçıl ve diplomatik tüm imkânların göz önüne alınması, güç dengeleri bağlamında temkin ile davranılması önceliktir. Lakin milli güvenliğimiz açısından asıl olan arkada kalıp, fasıl ile oyalandığımızda ileride telafisi güç yapılanmaların ve sorunların oluşmasının muhtemel sonuçları gelecek adına endişe vericidir. Bu bakımdan harekât düzeyindeki kararlılığımızdan ABD’nin çekilme sürprizi, Trump’ın Kürtlere dokunmayın mahvederiz tiviti sonrası tampon bölge ve Putin’in işareti sonucu Adana Mutabakatı söylemine meyleden bir duruş sahada işleri karıştırabilir. Oyun kuramasak da bozabiliriz.

Bütün bunların sonucu olarak harekât yapma ihtimalimizi mutabakatta esasen yer almadığı düşünülen müdahaleyi sağlama imkânını konuşmak Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonunu bu mutabakata göre mi yaptık sorusunu akla getiriveriyor. Bölge ülkeleri kendi ajandalarınca bize gündemler çıkarıyorlar. Tampon Bölge ile PYD’yi korumaya çalışan ABD muhtemel bir operasyon ve süpürme harekâtı yerine bizi Suriye içinde bu yapıyla ve mahiyeti meçhul bir tampon ile oylamaya çalışırken, Ese/ad ile Türkiye’yi de jure/kalıcı-hukuki muhatap etmek isteyen Rusya kendi ajandası ve çıkarınca önümüze Adana Mutabakatı gündemini getiriyor. Böylece hem tampon bölge meselesini aşmak hem de Türkiye ile Ese/ad rejimini resmen irtibatlandırmak istiyor. Ese/ad ile görüşmek elbette dünyanın sonu değildir, lâkin bu görüşmenin kısa ve orta vadeli gelişmeler açısından taşıyacağı mana bu görüşme kadar önemlidir. Türkiye’nin bu görüşmeden geri durması stratejik bir tavır olarak görülmeli ve rejim masaya geldiğinde bu manada Suriye’nin geleceği için milli güvenliğimiz noktasında anlamlı neticeler sağlayıcı olması bakımdan önemi ve gereği düşünülmeden tek çare görüşme ya da ne görüşmesi gibi savrulmalar ötesinde makul bir üçüncü bir yolda siyasi ve insani krizin sonlandırılmasına çalışılması gerekiyor.

Münbiç’teki kördüğüm aynı şekilde mahut PYD meselesi dışında değerlendirilmek isteniyor. Burada görülen tüm bu süreç içinde PYD meselesinde ABD-Rus ortak yapımı bir koruma niyeti içten içe seziliyor. Kendi gündemlerince Suriye’de açılımlar öneren bu güçler İsrail açısından da çok istenilen devletçik konusunda nihai netice almayı sağlayacak tüm hareketlerin önünü tıkamaya çalışıyor gibiler. Bu yolla hem çıkarlarını hem de Suriye rejimini idare edeceğini düşünen mahut güçler esasa yönelik bir diplomasi ve çözüm gündemini ortaya çıkarmaktan hâlâ uzak görünüyorlar. Mc Gurk gibilerin Türkiye’yi IŞİD’e yardım etmek gibi iddia müptezellikleri de bunun cabası. Irak’ta yaşanan tecrübe Suriye adına küresel güçler ve kuruluşların mahut geçmiş tavırları düşünüldüğünde kötümser bir manzarayı akla getiriyor. Putin’in, Rusya olarak Suriye hükümeti ile - PYD/YPG gibi adları kullanmadan- Kürt gruplar arasındaki görüşmelerin başlamasını istediklerini ifade etmesi bahsedilen endişelerin çok da spekülatif olmadığını düşündürecek mahiyet arz ediyor. İran’ın tutumu da bu yolda Putin’den çok da farklı değil.

Nihayet Suriye’de bu ülkenin geleceğini belirleyecek anayasanın mahiyeti meselesi Ese/ad ve PYD kadar önemli ve kritiktir. Bu yazım esnasında Irak modeli üzerinden ABD-Rusya’nın şimdilik muhayyel ama söylemde görülen mutabakatı müstakbel risklerin yasalaşması olur ki bu da çıkarlarımız açısından ciddi sıkıntılara yol açabilir. Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerin anayasal zırha bürünmesi pek çok çözümü daha zor bir hâle sokabilir.

Herkesin mutabık olduğu tek şey Suriye’nin toprak bütünlüğü ama bunun ötesinde aktörler kendince bu bütünlüğe mefhum biçtikleri için Suriye ciddi riskler ile sınırımızda kanamaya devam ederken bir PYD mutabakatının gizli ve pis kokusu burunlara gelmeye devam ediyor.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2689 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1064
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2037 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2037

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

Eski çağlardan beri insanlar ihtiyaç duydukları ancak üretemedikleri mal veya hizmetleri elde etmek için farklı yollara başvurmuşlardır. Başlangıçta ihtiyaçların örtüşmesi esasına dayalı olarak kullanılan takas yöntemi, zamanla yerini farklı ödeme şekillerine bırakmıştır. Takas yöntemi takip edilere...;

Yapay zekânın muharebenin gelişiminde kullanılması süreci hızla ilerliyor. Ukrayna, Azerbaycan, Suriye ve Etiyopya'da son dönemde yaşanan çatışmaların da işaret ettiği gibi otonom ve yarı otonom insansız hava araçlarının konvansiyonel hedefleri vurmak üzere giderek maliyetleri azalıyor ve kolay (edi...;

Osmanlı devrinde Sudan ve Türkiye arasındaki ilişkiler , Osmanlı Padişahı I. Selim'in (1467-1520) Mısır'ı Osmanlı Devleti'nin mülküne ilhak ettiği 16. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanmaktadır. 1517'de Kahire'nin fethinden sonra Mısır'ın güney sınırlarını güvence altına almak, kaçan Memlûkleri orta...;

Haziran ayı sonunda Almanya’da toplanan G-7 zirvesinin gündemini ve sonuç bildirgesini ancak değerlendirmek fırsatı buldum. Aslında düzenli yapılan G7 zirvelerinde konu başlıkları neredeyse önceki zirvelerle hemen hemen aynı. Tabii konu sıralaması ve tematik vurgu her defasında değişiyor. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.