Doğu Türkistan Yahut Emperyalizme Yamuk Bakabilmek

Makale

Irak ve Suriye’de yaşanan son on yılların gelişmelerini P5 düzeni devletlerinin çıkar kapsamı içinde görmeden, Kürt kimliğinin bu çerçevede nasıl araç sallaştığını doğru okumadan bugün Suriye’de ABD’nin Kürtler demeyi tercih ettiği silahlı grupları güvenliğe almadan neden çekilip gitmeyeceğini anlamak zor olacaktır. ...

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı (Turgut Uyar)…

Irak ve Suriye’de yaşanan son on yılların gelişmelerini P5 düzeni devletlerinin çıkar kapsamı içinde görmeden, Kürt kimliğinin bu çerçevede nasıl araç sallaştığını doğru okumadan bugün Suriye’de ABD’nin Kürtler demeyi tercih ettiği silahlı grupları güvenliğe almadan neden çekilip gitmeyeceğini anlamak zor olacaktır. İstikrarsızlaşan her ünite bölgemize bedel olarak dönüyor. Bugün yaşananların küresel ve bölgesel tamahlar çevresinde gerçekleştiği ortadadır. Lakin ABD küresel Asya-Pasifik odaklı emperyal vizyonunda bölgedeki soğuk savaş devri aktörlerini korumak ve Çin ile rekabetinde kendini güvenceye almak, Rusya ise Avrasyacı emperyal siyaseti ile bölge ve küre çapındaki emellerini tahakkuk ettirmek için bölgesel fay hatları olan etnik, mezhepsel, sosyal, tarihi vs. tüm imkânları siyasetlerinde kullanmaktadırlar. İşte Kürt kavramının değer ve haysiyeti de bu güçler açısından menfaatlerine karşılık geldiği kadardır. Bu manzara bölgede ilk defa mı yaşanmaktadır?

100 yıl önce Ermeni meselesinde yaşananlar ile bugün Kürtler bahane edilerek kurgulanan senaryolar bir isim değişikliği dışında dejavu dedirtecek benzerliklerle yaşanıyor.

Ermeni meselesine dair Rusya, Çar Deli Petro devrinden beri bir dünya devleti yani küresel aktör olmak için sıcak denizlere inmek, güçlü devletleri ile yarışabilmek gayret etmiştir. Tıpkı Sovyetlerin yıkılmasından sonra Rusya’nın bugün çabaları benzeri o devirde de yaşanmıştı. Bu süreçte bugün ABD’si yerine hala var olan ama en önde durmayan İngiltere idi. İngiltere, Ermeni Meselesi ‘ne müdahale etmek ve onu kendi lehine yönlendirmekle hem Rusya'nın elinden önemli bir kozu almış, hem de Osmanlı Devleti'nin içişlerine karışabilmek için yeni ve önemli bir bahane bulmuş olacaktı. Çünkü, Ermenilerle ilk ilgilenen ve onları kendi çıkarları için ilk kullanan devlet Çarlık Rusyası olmuştur. Oysa bu durum İngiltere'nin Akdeniz'deki, Ortadoğu'daki ve yolları buralardan geçen diğer sömürgeleri için ilerde tehdit yaratabilecek bir gidişat idi. Ayrıca Rusya, Balkanlar'da Sırp ve Slavları kullanarak yaptığı gibi, Doğu Anadolu'da da Ermenileri kullanarak sıcak denizlere inmeye çalışmaktadır. İngiltere böylece, batıda Balkanlı ulusları, doğuda ise Ermenileri kullanarak Basra Körfezi ve Akdeniz'e inmek isteyen Rusya ile kendi nüfuz bölgesi arasında tampon bir Ermeni devleti kurdurtarak, Ruslarla Ermenileri çarpıştırmak istiyordu. Aslında her iki devletin de amacı Ermenilerin bağımsız bir devlet olmasını sağlamak değil, onları kendi nüfuzları altına alarak kullanmaktır. (Bkz. R. Tosun, Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı ve Mahiyeti, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/258185) Meseleyi bugün için düşünürseniz bölge ve küre düzeyindeki aktör davranışların pek değişmediği gibi, amaçlarına alet ettikleri grupların hali ve muhtemel akibeti de aşikârdır. Dün Türkler Ermenileri katl ediyorlar deyip işlere müdahale hakkı bulanlar bugün de Türkler Kürtleri katl etmesin diye cümleler kuruyorlar. Bizimse akıllarımız bu gerçeği ıskalayarak ve tutularak Atlantik ve ya Avrasya hülyaları arasında safsata gerekçelerle kutuplaşmış durumda.

Amerika, Rusya ve alayı bir mahut ve malum devletçiği kurmak için allem edip kallem ederken tanıdık taktiklerle bilindik stratejilerini tahakkuka çalışıyorlar.
***

Tam burada başka bir körlüğümüz akla takılıyor. Aynı akıl tutulması Uygurlar konusunda da yaşanıyor. Bir kutup Uygur Türkleri kültür kürtajına uğruyor, insan hakları yerlerde diye feveran ederken öte kutup durun yahu bunlar Amerikalıların kışkırttığı Daeş kılıklı herifler; Çin’in müdahalesi Uygulara değil teröre şeklinde değerlendiriliyor. Orhun Abidelerinden beri sömürgecinin oyunu değişmedi: “Akılsız hakanlar tahta oturmuş şüphesiz, kötü hakanlar tahta oturmuş şüphesiz. Kumandanları da akılsız imişler şüphesiz, kötü imişler şüphesiz. Beyleri, halkı itaatkâr olmadığı için, Çin halkı hilekâr ve sahtekar olduğu için, beylerle halkı karşılıklı kışkırttığı için, Türk halkı kurduğu devleti elden çıkarıvermiş.' Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş.“ Burada genel manada Çin adıyla muayyen bir isimden ziyade bir zihniyeti okumak ve görmek gerekir. Biz neden Uygur Türküne kendi kafamızla, aklımızla bakamıyoruz? Stalin dün milyonları katl ederken de Alman işbirlikçisi diyerek bunu yapıyordu. Bugün Atlantik veya Avrasya, nereden bakarsanız bakın insanı göremiyorsanız, Uygur Türkü’nün sadece Müslüman olduğu ve bir kimlik davası peşinde olduğu için bu yazgıya mahkûm olduğunu okuyamıyorsanız, Uyguların içine sızmış olması muhtemel her türlü aşırılığı göze sokarak bunlar bahanesiyle büyük çoğunluğu yok sayma taktiğinizi, başka yerlerde olduğu gibi, burada da uygulayarak siyasi çıkar kovalıyorsanız körsünüz, idraksizsiniz, zalimsiniz demektir. Arakan’da, Filistin’de, Hocalı’da Bosna’da ne olduysa Doğu Türkistan’da da olan odur. Biliriz ki Uygur ne ABD için dosttur, ne Rusya ve Çin için makbul. Hepsi çıkarlarına göre itibar eder ve bu kadar alaka gösterirler.

Dejavular tarih boyu. Dün Ermeni, bugün Kürt yarın başka bir unsurlar kavga ettirilerek küresel amaçlar uğruna kanamaya devam edeceğiz. Rusya ve Çin’in Daeş içindeki Çeçen ve Uygur gibi unsurları bahane ederek kendi topraklarında bunlara karşı her türlü davranışlarını meşrulaştırmaları ve bizlerinde içimizden buna taraftarlar çıkarmamız pire için yorgan yakmaya alkış tutmak olmuyor mu? Neticede Uygur’un Amerikancısı da Çincisi de yozlaşmıştır. Uygur Türk’ü derken de zaten maksat bunlar değildir; bu tiplerin ne yanardöner çıkar adamları olduklarını da iyi biliriz. Büyük resimde mazlumiyet var ve biz o sessiz çığlığa tarafız.

Emperyalizm “Savaşçı“ Kürt’ü?!“ neden “Terörist Müslüman“a karşı destekliyor gözüküyorsa, “Müslüman Uygur’a“ da aynı sebeple taraf gözükür yahut “terörist“ diyerek ezer. Mesele fayda perspektifinde nerede bulunduğunuzdur. Sonuçta kırılan biz kazanan onlar. Emperyalizmin Amerikan tipine karşı çıkıp Çin tipini amalara, Rus tipini fakatlara, Fransız tarzını lakinlere, İngiliz şeklini şöyle kilere sarmalamak adil ve makul bir bakışa sahip olunmadığını gösterir. Dengelere eyvallah ama taraf olmaya yamuk bakılmalı… Tam burada akla takılan bir şiir; "Hâlbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar." Turgut Uyar
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası“ hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2023 Faaliyet Raporu’nu yayımladı.;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

2022, küresel çapta enerji sektörü açısından son derece çalkantılı bir yıl oldu. Kovid-19 salgını sonrası tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmadan ve kesintilerden kaynaklı başlayan fiyat artışı, jeopolitik risklerin kısmen savaşla birlikte artmasıyla devam ederek zirve yaptı;

Enerji güvenliğinde, dünya ticaretinde, lojistik ve tedarik zincirlerinin güvenliği bakımından alternatif seçenekler, olası riskleri ve kırılganlıkları yönetebilmek için gereklidir. Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan çatışmalar sonuca bütün küresel ekonomiyi etkileyen enerji ve gıda tedarik sorunları...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...