Kosova Ordusu İstikrarı(!) Korur mu?

Makale

Kosova, Sırp, Sırbistan, Bosna, Rusya, NATO, 2018'in, bölgenin, Avrupada, Türkiye, Güvenlik, Uluslararası, Rusya bakanı, Orduya, Endrit Shala, Almanya, AB / NATO - ABD - Rusya, BM, Balkanlar,KFOR, Kosova Güvenlik Gücü, Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, ...

Daha evvel kaleme aldığımız “Öteki“ Avrupa’da Kazan Kaynıyor başlıklı yazıda Kosova’da Sırplar ile yaşanan gerilimin ulaşabileceği tehlikeli boyutlara işaret etmiş ve bu gerilimde Almanya’nın rolüne atıfta bulunmuştuk. Zaman geçtikçe bu ihtar ve çekincelerin yersiz olmadığı giderek belirginleşmeye başladı. Zira şimdilerde bahsi geçen gerilimin ulaştığı iki önemli ayağı var.

Bunlardan biri Kosova’da Sırp ve Bosna mallarıyla alakalı değişen gümrük vergisi uygulaması.

2018’in bitmesine birkaç gün kala Ticaret bakanı Endrit Shala tarafından yapılan açıklamada konu şu şekilde duyuruldu:

“Hükümet toplantısında bugün önerim üzere %100 rantlık vergi olmadan Sırbistan ve Bosna’dan Kosova’ya giren 9 uluslararası ürün listesi kaldırıldı. Bundan böyle Sırbistan ve Bosna’dan giren tüm ürünlere yüzde 100’lük vergi kararı uygulanacak.“

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic konu ile ilgili, Rusya, Çin, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'nın büyükelçileri yanı sıra ülkenin Güvenlik Konseyi'nin acil durum toplantısı çağrısı ile buluşmalar düzenledi. Bu arada karar sonrasında bölgenin kuzeyindeki Sırp nüfusun protestolarının artması da başka bir kriz destekleyici durum. Zira resmi olmayan rakamlara göre Kosova’da yaşayan 120.000 Sırp’ın durumdan rahatsızlığı, gerilimin artması durumunda yaşanabileceklere dair fikir verebilir.

İkinci mesele ise uzun süredir devam eden bir tartışma ve söylentinin hayata geçmesi ile alakalı yani Kosova Güvenlik Gücü’nün(FSK) Kosova Ordusu’na dönüştürülmesi.

2018’in bitmesine günler kala Kosova Meclisi’nden çıkan onay ile hayata geçen plan daha oylama sürecinde sıkça tartışıldı. Özellikle mecliste bulunan Sırp temsilcilerin bu kararın ancak ülkede bulunan tüm etnik temsilcilerin onayı ile çıkabileceği itirazı ve sonrasında gelen boykot NATO ve AB’nin itirazları ile iyice çıkmaza girdi. Bu sürece bir de resmi törende konuşan Thaçi’nin ABD’ye sunduğu teşekkür de eklenince tartışma çok başka bir boyuta taşındı.

Kosova’daki oylamadan bir hafta sonra Belgrad’a giden Çipras’ın burada Kosova’ya verdiği sert tepki ile topa girmesi Kosova için yeni bir baskı unsuru oldu elbette. Zira Bosna seçimlerinde Sırp adaya, açık şekilde verilen Sırp ve Rus desteğine Yunanistan’ın da bu olay vesilesi ile dâhil olması şimdi Kosova’yı AB/ NATO - ABD - Rusya (Sırbistan üzerinden elbette) üçgeninin ortasında bıraktı.

Elbette Türkiye’nin tavrı da burada önemli idi. Daha önce de ifade etmiştik, Ankara’nın burada oynayacağı rolün belirgin ve yön verici olması şart. Bu hem tarihi bağlar hem de AB ilişkileri bağlamında çok değerli. Kaldı ki gelişmelere Türkiye tarafının tepkisi elçilik vesilesi ile gecikmeden geldi. Buna göre Türkiye'nin Priştine Büyükelçiliği, FSK'nin orduya dönüştürülmesini öngören üç yasa tasarısının 14 Aralık'ta Kosova Meclisinde kabul edilmesine ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Türkiye, KFOR ve Kosova Güvenlik Gücüne katkıda bulunan bir Balkan ülkesi ve NATO üyesi olarak, Kosova parlamentosunun 14 Aralık'ta Kosova Güvenlik Gücü'nün orduya dönüştürülmesi yönünde kabul ettiği yasaları, egemenlik hakkı olarak görürken, Kosova makamlarının yıllar sürmesi beklenen bu dönüşüm sürecinin, anayasal çerçevede, demokratik ve Kosova'daki tüm toplulukları kapsayan bir şekilde, NATO'yla eşgüdüm içerisinde ve bölgedeki barış ile istikrarı sürdürecek şekilde yürütüleceğine dair beyanlarını da isabetli bulmaktadır." Bu açıklamanın şu an için gelişmelere yön verici ve doyurucu olduğunu düşünmek böyle bir coğrafya için çok mümkün değilse de bunu durumu bir süre izlemek için alınan ön bir tavır olarak anlamak da mümkün.

Tüm bunlar olurken BM’nin de olağanüstü bir oturumda durumu görüştüğünü ekleyelim. Elbette beklenen oldu ve Rus tarafı Sırpların yanında durarak Priştine’nin kararını sert bir dille eleştirdi ve Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, Kosova’yı ''kanun tanımazlıkla'' suçladı.

Şimdi durum oldukça gergin ve bölgenin makûs talihi olan savaş söylemleri ciddi ciddi dile getirilmeye başlandı. Yabancı ajanslarda kaleme alınan birçok analiz de bu gerilimin iki ülkeyi savaşa götürüp götürmeyeceğine dair.

Ancak burada temel sorun olası bir sıcak temasta Uluslararası birlikler ile Rusya-ABD tavrının bölgede yaratacağı tesir. Zira kendi aralarında, konuya müşterek bakamayan bu figürlerin Avrupa’nın bu iki genç ve ateşli ülkesinin tavırlarına nasıl bir düzenleyici müdahalede bulunacağı dikkatle izlenmeli. Özellikle de artık Balkanlarda da etkisini ciddi manada hissettiren mülteci unsurunu göz önüne alarak…
Beklemeye devam…
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2647 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1038
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti ise, Güney Asya'nın güneyinde Hint Okyanusu'nda bulunan (1972 öncesi Seylan olarak bilinen) bir ada ülkesi olarak 65.610 km2 yüzölçümüne, 22 milyonu aşan nüfusa, 88,9 milyar dolar (2018) GSYİH değerine ve ASEAN, CICA, SAARC, WTO vb. uluslararası kuruluşlard...;

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.

Uzun yıllar boyunca Liberya meselesi, dünya gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Yaşanan İç Savaş boyunca sıklıkla çatışmalar ve ölümlerle anılan ülkenin günümüzde yeniden dirilme mücadelesi vermesi, diğer aktörler tarafından dikkatle izlenmektedir.