Donetz ve Luhansk Halk Cumhuriyeti Seçimlerinin Gelecek Vaadi

Makale

Donetz ve Luhansk Halk Cumhuriyeti (PRDL veya DLHC), Doğu Ukrayna’da kerameti kendinden menkul bir siyasi oluşum. Ama niyet açık. Ukrayna’dan ayrılmak istiyorlar. Böyle bir şansları var mı? Biraz daha yakından bakmak gerek....

Donetz ve Luhansk Halk Cumhuriyeti (PRDL veya DLHC), Doğu Ukrayna’da kerameti kendinden menkul bir siyasi oluşum. Ama niyet açık. Ukrayna’dan ayrılmak istiyorlar. Böyle bir şansları var mı? Biraz daha yakından bakmak gerek.


Dünya 1. Dünya Savaşının Bitişini Anarken

Donetz ve Luhanks’da seçimler vardı. Ukrayna ve Batı dünyasının gayri meşru ilan ettiği ayrılıkçı iki aday, oyların %61 ve %68 ini alarak, seçim zaferi kazandı. Ama Denis Pushilin ve Leonid Pasechnic’in DLHC nin kaderinde ne rol oynayacağı henüz belli değil. Onlar 2014 yılından beri Ukrayna’ya karşı savaşan ve neredeyse 10.000 insanın ölümü ile sonuçlanan bir başka bölgesel mücadelenin iki simgesi. Öyle anlaşılıyor ki, 2015 de Batı’nın da desteği ile başlatılan Minsk süreçleri, pek işe yaramamış ve Ukrayna nufusunun %15 ini oluşturan Donetz ve Luhansk halkları, kendilerine verilen özerklik sözlerinin tutulmadığı gerekçesi ile artık palamarı tamamen çözmek istiyor.

Ukrayna başkanı Petro Poroshenko’nun bu konuyu Merkel ve Macron ile Paris’teki anma töreninde konuştuğu bilinen bir gerçek. Hem de Putin’in bulunduğu bir ortamda. Evet Merkel ve Macron uyumlu bir ses ile seçimlerin ayrılıkçılar lehine ortaya çıkacak sonuçlarının, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü için bir tehdid olacağını ifade ettiler. Ama bu, sonucu değiştirecek kadar güçlü bir ses değildi. Muhtemel gelişmeleri engelleyecek bir güvence hiç olmayacak. Hele Rusya’nın, Ukrayna’nın bölgeye uyguladığı abluka ile ilgili ithamlarına karşı, ne Merkel, ne de Macron’un hamasi çıkışlardan öte yapacakları bir şey pek yok.


Ne Yer, Ne İçer bu Halk?

Üstelik Pushilin(Donetz) ve Pasechnik(Luhanks) da Doğu Ukrayna halklarının ölüm kalım savaşı vermekte olduklarını tekrarlayarak seçimlerin meşru bir irade ifadesi olduğuna dikkat çekerken, aslında önce bölgenin yaşam koşullarına bakmak iyi olur. Tabii bir de ithamları doğrulayacak(veya yalanlayacak) tek kaynak olan OSCE’e danışmak gerekir.

Donetz ve Luhanks bölgesinde toplam 6.5 milyon insan yaşamakta. Bu iki yer, yani bilindik adı ile Donbas, Ukrayna’nın toplam GSYİH hasılasının %16 sını yaratıyor. Çatışmalar başlamazdan önce Donbas, Ukrayna sınai üretiminin %25 ini temin ediyordu. Ancak bu yüzde şimdilerde hem insan, hem de sermaye kaybı nedeni ile bir hayli düşmüş durumda. Temel uğraşı alanlarının metalurji, kömür ve ulaştırma araçları üretimi olması, emeğe ve bilgiye dayanan üretimin anatomisini görmek açısından önemli.


Gerçek ve Gerçek Olmayan Farkı Pek Kalmamış

Aslında bölge ücretleri Ukrayna’nın geri kalan bölgeleri ile uyumlu. Bu açıdan bir sömürüden söz etmek sanırım mümkün değil. İhracattaki payı da ortalama %16 civarında olan Donbas’ın ve özellikle Donetz’in dış ekonomik ilişkilerinin büyük ölçüde Rusya ile olması, belki coğrafi bir uygunluğun, belki de tarihi ilişkilerin bir sonucu. Ama bu, bölgeyi, Ukrayna’nın AB ilişkilerinden farklı kılan bir gerçek.

Ama bu gerçek önce Ukrayna’dan kopmayı, sonra da, Kırım gibi Rusya ile birleşmeyi meşru hale koyar mı? Bölgenin kaderi ile ilgili bir şey söylemeden önce, bazı başka göstergelere ve tercihlere bakmak gerektiği apaçık ortada. Ama OSCE’nin son raporları bence gidişatı göstermesi açısından önemli.


Bu Halk Nasıl Yaşar sorusunun Cevabı OSCE de mi?

Biraz öyle. OSCE en son raporlarında Ağustos ayından bu yana, bölgedeki patlamaların arttığını ve özellikle 29 Ekim’e kadar geçen zaman aralığında 18.000 ateşkes ihlalinin vuku bulduğunu bildirmiş. Çatışmaların etkisinin daha geniş bir alana yayıldığı da raporlardan elde edilebilecek bir çıkarım.

Raporlarda, özellikle hükumet güçleri dışı güçlerin faaliyetlerinin arttığı geniş alanda, geri çekilme hattı(withdrawal line) ihlallerinin de sorun yarattığına ve çatışmaları kaçınılmaz hale getirdiğine dikkat çekiliyor.

Durum raporu, onarılan ve çalışır hale getirilen Güney Donbas su borularının, çatışmalarla yeniden hasar gördüğünü ve temiz su temininde zorluk çekildiğini de duyuruyor. Ama bu arada, çatışmalar dolayısı ile yerlerinden yurtlarından olan insanların, Zaporizhzhia şehri yardım merkezinden hak ettikleri tazminatları alamadıklarının tesbit edildiğini ve durumun Kherson, Lviv, Kharkiv, Chernivtsi and Kyiv gibi yerleşim yerlerinde de durumun hiç iç açıcı olmadığı bildiriliyor.


Bir Başka İnsanlık Dram’ında Duymadıklarımız, Duyacaklarımızın Teminatı mı?

Açıkçası, Donbas bir insanlık dramı yaşamaya devam ediyor. 11 Kasım seçim sonuçlarının, bölge halkına bir geçim değil, bir ayrılma vaadi taşıdığını düşünmek için her gösterge mevcut. Yanlız, Donbas halkının kendi başına kalma ve yaşayabilme şansı var mı? Hayır. İlerleyen zaman Donbas’ı Ukrayna-Rusya sınırı ötesine taşıma istidadında. Bu ise Batı’nın gözucu ile uzaktan bakacağı ve göstermelik yaptırımları seferber edeceği bir başka gelişme.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2690 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1065
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2037 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2037

Ortaçağ’ın feodalitesi, kralları, kaleleri ve din baskısından sonra şimdi devlet, aile, kapitalizm, üniversite, sosyal refah, özgürlük ve kurtuluşun yani ‘modernite’nin de dönemi geçiyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı çağımızın güvenlik ihtiyaçlar...;

BM Genel Sekreter’i Antonio Guterres’in “Dünyanın buna her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı” ifadesi ile 22 Temmuz’da imzalanan, ilk etapta 120 gün boyunca uygulanacak, sonra yenilenecek olan Tahıl Koridoru Anlaşması’nı, her ne kadar, Rusya’nın Odesa saldırısı izlediyse de, dünya tahıl borsalar...;

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

Eski çağlardan beri insanlar ihtiyaç duydukları ancak üretemedikleri mal veya hizmetleri elde etmek için farklı yollara başvurmuşlardır. Başlangıçta ihtiyaçların örtüşmesi esasına dayalı olarak kullanılan takas yöntemi, zamanla yerini farklı ödeme şekillerine bırakmıştır. Takas yöntemi takip edilere...;

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.