İran'daki Tebdil-i Hava Ferahlık Getirir mi?

Makale

İran 1979 devrimi ile Batı dünyasına sırt çevirdi. Bir iki kalıcı ve istikarlı ilişkisi dışında, bugüne kadar hep geçici ittifaklar ile varlığını sürdürdü. Çoğu zaman...

İran 1979 devrimi ile Batı dünyasına sırt çevirdi. Bir iki kalıcı ve istikarlı ilişkisi dışında, bugüne kadar hep geçici ittifaklar ile varlığını sürdürdü. Çoğu zaman kuru sıkı yaptığı tehdidler düşmanca ve ürkütücüydü. Ama bunları hemen hiç hayata geçirmedi. Aracıları ve taşeronları vasıtası ile kendi hesabına dünyada epey kan dökülmesine neden olduğu muhakkak. Yine de saldırmadı, saldırıldı. Komşularını çok ama çok tedirgin etti. Korkulu bir rüya olarak dünyadaki en menfur rejimlerden biri haline geldi. Attığı her adımdan ve özellikle nükleer zenginleştirme projelerinden hep kuşku duyuldu. Oysa uzun yıllar önce geliştirdiği bu projeler ve kurduğu tesisler, Batı’nın cesaretlendirmesi ile başlayıp ilerlememiş miydi? Yaptırımlar ve “Akıllı Yaptırım“lar

İran temel mal ve hizmetlerin ithalatçısı olduğu için, sıradan iktisadi ve ticari yaptırımlar, rejimden çok halka zarar verdi. 35 yıldır sıkıntı içinde kıvranan ve karaborsacıların elinde inleyen bir halktan bahsediyoruz. Tabii ayrıcalıklı insanlar bundan müstesna. İran halkı Batı yüzünden o kadar sıkıntı çekti ki, rejim bu yaptırımları uzun bir süre Batı’ya karşı bir propoganda malzemesi olarak bile kullandı.

2012 yılından beri kendi ekonomilerini de zorlaması pahasına, hem ABD, hem AB Ahmedinejad’ı dize getirmek için bir dize yeni yaptırımı, “akıllı yaptırım“ adı altında yeniden uygulamaya koydu. Amaç uluslararası kural ve teamülleri görmezden gelen Mollalar rejimini dize getirmeye çalışırken İran’ın masum sivil halkını korumak, onlara doğrudan zarar verecek cezaları uygulamaktan kaçınmaktı. Mali dondurma işlemlerine ilaveten İran gemilerine seyir engelleri gibi yaptırımlar halen geçerli. Ama en fazla etkili olan yaptırım İran petrollerine karşı ithalat ambargosu uygulanması oldu.

İhracat gelirlerinin %85 ini petrol ve petrol ürünlerinden oluştuğu için bu İran için çok vurucu bir darbe olabilirdi. Neyse ki imdada biraz Çin ve Uzak Doğu yetişti. Buna rağmen “akıllı yaptırımlar“ da İran’ı kuşkusuz etkiledi ve hala etkilemektedir. Ama kendisi gibi doğal kaynak zengini Arap komşuları refah içinde yüzerken, satmakta zorlandığı petrolü içerek yaşayamayacak olan İran halkı, yine de Batı’nın baskı ve tahrikine kapılıp bir “İran Baharı“ başlatmadı. Suriye’ye destek vermekten de, bir ulusal gurur projesi olarak kabul ettiği nükleer zenginleştirme projesinden de vazgeçmedi.

İran’a “Bahar“ Gelmedi ama Değişim Rüzgarları Esiyor

Uzun bir süre restleşildi. Batı petrol almama kararından caymadı. Yüksek enflasyonu, iki haneli işsizliği ve daralan ekonomisi ile köşeye sıkışan Ahmedinecad Çin’e ve Japonya’ya petrol ve doğal gaz satmak hevesi ile iç piyasada bunların fahiş fiyat ile satılmasına göz yumunca seçim kaybetti. Batı’ya ödün vermeyen İran rejimi de, demokratik bir süreç ile şimdi sanki bir değişim rüzgarı yakaladı.

Hasan Ruhani’nin seçilmesi görünürde pek az şeyi değiştirmiş olabilir. Ama İran’ın yeni lideri Batıya göz kırpıyor. Bir değişim ümidi ile geldiği yönetimde, Batı ile dialog ve uzlaşmanın yolarını arıyor. Değişim, İran ve Batı için, ABD ve İsrail için belli vaadler taşıyor. Ama önce Ruhani’nin İran’a verdiği seçim kampanyası sözlerini ne kadar tutabileceği önemli. Ülkesinin ekonomik sorunlarını yaptırımlar kaldırılmadan çözebilir mi? “Akıllı yaptırımlar“ sürerken bu hemen hemen imkansız. Batı’nın ve özellikle ABD nin İran’a yeni bir şans vermesi onun için çok önemli.

Artık İran’a Yeni Bir Şans Verme Zamanı

ABD nin en önemlisi endişesi, öncelikle tehdid söyleminin sona erip ermeyeceği ve bu söylemin arkasındaki nükleer gücün ne denli denetlenebileceği. Batı bir kapıyı açık bırakmıştı. Eğer 6-9 aylık süre içerisinde İran şeffaflaşırsa, iptal edilen petrol alımları yeniden başlatılabilir. Hatta ilişkiler de giderek normalleşebilir.

İşte şimdi Ruhani ufak ama anlamlı jestler yapıyor. Özel günleri falan kutluyor. Masa etrafında Batı ile buluşabileceğinin sinyallerini veriyor. Netanyahu ile gün olur buluşup el sıkışırlar mı? Neden olmasın. O halde, artık İran’a bir şans verme zamanı gelmiştir. Ayrıca Batı’nın atacağı ufak bir adım, Suriye sorununun siyasi çözümüne de önemli ve olumlu katkıda bulunabilir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2681 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 630
Asya 98 1060
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Avrupa Birliği (AB)'nden ayrılarak tarihinde yeni bir sayfa açan Birleşik Krallık, aktif bir küresel oyuncu olarak rolünü yeniden tanımlamak istemekte ve vizyon ve stratejisini kendisinin belirlediği güvenlik, savunma, kalkınma, uluslararası ilişkiler alanında yeni arayışlar içerisinde bulunmaktadır...;

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

Soğuk Savaş Dönemi ertesinde dünyada oluşan tek kutuplu düzenin ortadan kalkmaya başladığı ve güvenlik ortamında yeni dengelerin oluştuğunun emareleri görülmeye başlamıştır. Değişimde, ABD’nin Ortadoğu bölgesinde son 20 yılda kaybettiği enerji ve kendi iç sorunlarının ortaya çıkışı mutlaka göz önünd...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı.;

Afrika 54 ülke barındıran bir kıtadır. 30 milyon km2 alana sahip olan bu kıta Akdeniz, Kızıldeniz ve Atlantik Okyanusu tarafından çevrilmektedir. Afrika, Cebelitarık Boğazı ile Avrupa Kıtası’na bağlıdır. Sömürgecilik döneminden itibaren Avrupa kıtasının etkisi altında kalmıştır. ;

ABD-Çin rekabeti özellikle son dönemde yaşanan hızlı gelişmeler eşliğinde derinleşiyor. ABD Başkanı Biden’ın Asya ziyareti ve Tayvan ile ilgili sonradan tevil edilen sözleri ilişkileri gererken Çin’e yönelik stratejinin Dışişleri Bakanı Blinken tarafından ana hatları ile açıklanması rekabeti yeni bi...;

Mayıs ayının son gününde Dubai’de İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalandı. Ticarette hemen hemen bütün tarifeleri bir kalemde ortadan kaldırıp, beş yıl içinde 10 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yakalamayı hedefleyen bu anlaşma, Abraham norm...;

Ulus-devlet modeli, egemen yetkileri dikkate alındığında, hala küresel siyasetin en temel birimi ve en önemli aktörü olarak değerlendirilmektedir. Devletler, kendi sınırları içinde rakipsiz güç kullanırken, dünya siyasetinin bağımsız ve özerk birimleri olarak hareket ederler. Ancak günümüzde devletl...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...