“Bin Tepe Ülkesi”ne, Şans ve Zamandan Öte Gereken

Yorum

Bu, eski bir Belçika sömügesi olan Ruanda’nın, doğasını tanımlayan bir sıfat. Sahra altı Afrika’nın, içinde bulunduğu bölge ile ticari bağları en iyi ülkesi olan Ruanda, fakirliğin çemberini kırmaya...

Bu, eski bir Belçika sömügesi olan Ruanda’nın, doğasını tanımlayan bir sıfat. Sahra altı Afrika’nın, içinde bulunduğu bölge ile ticari bağları en iyi ülkesi olan Ruanda, fakirliğin çemberini kırmaya ve demokratik kurumları geliştirmeye çalışıyor. Geride bıraktığı sömürge geçmişinin üzerinden, 1994 de sel gibi akan kanla geçen etnik çatışmalar, şimdi Ruanda’da yerini toplumsal uzlaşmaya bırakmış gibi gözüküyor. Bu durum, hem kendisi, hem yakın ve uzak komşuları, hem de içinde bulunduğu acılı-sancılı kıta için bir umut.


Kigali’nin 11 Tepesi

Dünyada tepeleri ile ünlü şehirler var. Roma, İstanbul, San Fransisco ve Kampala’nın 7 tepeli coğrafyasına karşı, Kigali, 11 tepeden baktığı güzel göle, doğanın en iyi korunmuş halini yansıtıyor. Ruanda toprakları insan kanı ile sulanmış, ama insan eli pek az değmiş. Bir dönem insanını, insanından koruyamayan Ruanda, yeşili ve çevreyi nasılsa hakkıya korumuş. Bu ülkede geciken sanayinin, belki en büyük yararı bu.


Kuzey-Güney Çatışmasından, Güney-Güney Dayanışmasına

Geçmişte paylaşım sorunlarının tetiklediği etnik çatışmalarda, ülkenin nispi olarak daha müreffeh olan Orta ve Güney bölgelerine, Kuzey’den ve Uganda üzerinden gelen saldırılar, Ruanda’yı bir dönem cehenneme çevirmiş. Ama şimdi Afrika’nın bu bölgesinde, Kuzey-Güney düşmanlığı, artık bir Güney-Güney işbirliğine dönmüş görünümde. Bölge içi ticaret Ruanda için önemli. Bu bağlamda ülkenin en büyük ticaret ortakları arasında salgın hastalıklarla boğuşan Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Tanzaniya ve Kenya gibi komşu ülkelerin bulunması, zorlu yıllardan sonra, nihai barış içinde, kalkınma rüzgarını yakalama fırsatı.. Ruanda dış ticaretinin %43 ünün tüketim, %30 unun ara, %26 sının ise sermaye mallarından oluşması da sağlıklı bir tablo.


Bereketli Topraklar

Randa’nın volkanik ve alüvyal toprakları, tarım için bereket kaynağı. Su da gölden ve nehirden. Ama yıllar süren iç savaş, tarım topraklarının aşırı kullanımına neden olmuş. Ormanları hırpalamış. Toprak erozyonu ve engebeli alanlarda ekim zorlukları, bu ülkeyi bir büyük bir verim potansiyelinden de mahrum etmiş. Oysa hala nufusunun %70 inden fazlası kırsal bölgelerde bulunan Ruanda’ da tarım mucizesi olmaması için pek az neden var. Ilıman iklimi ile her türlü tarım ürününü yetiştirme imkanına sahipken, kavgalarla kaybedilen zamanı geri kazanmak için iyi projeler gerek. Hayvancılık da kırsal kesim halkı için iyi bir uğraşı duğu gibi,aynı zamanda gıda ve geçim kaynağında kendine ve yakın çevresine yeterli olabilecek bir kapazitede.Ruanda bu açıdan ümit vaaden eden bir ülke olma yeteneğinde. İş ki köklü dönüşümü yolsuzlukla heba etmesinler.


Refiki Çin Olunca

Ruanda’nın en büyük ticaret ortağı Çin. Sonra sırasıyla, Uganda, Japonya, Hindistan, Kenya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Brundi var. En büyük ihracat pazarları arasında bir tek İsviçre’nin bulunması da hayli ilginç.

Çin hem ithalatçı, hem ihracatçı, hem de yatırımcı. Ural’ların üzerinden raylı sistemlerle Avrupa’ya açılan Çin, Batıya doğru aynı zamanda Afrika üzerinden yol alırken, Ruanda’yı önemli bir uğrak yeri olarak seçmiş. Çin üstelik bu kıtaya hapis ülkede, klasik sömürgecilerin önünü kesme şampiyonu. Öyle ki, Ruanda’nın ABD den gelen tekstil ürünlerine gümrük vergi koymasını destekleyerek, Trump’ın ticaret savaşlarına Ruanda üzerinden tepki veriyor.


Bin Tepe Ülkesinin hala Binbir Sorunu Var

Ama özellikle ekonomik sorunların çözümü için motivasyon da var, dış destek de. Nitekim Ruanda, ekonomik performans açısından 2017 Mo İbrahim indeks değerlerine göre, hala Afrika’nın iyi başarılı 10 ülkesi arasında. Ancak bu konu, binbir sorunun sadece çözülmeye yüz tutmuş bir tek kalemi. Ya henüz çözülemeyenler? Bunların en önemlilerinin başında, güvenlik ve hukukun üstünlüğünün henüz tesis edilememiş olması geliyor. Ayrıca demokratikleşmeye değil, keyfiliğe eğilimin ilerleme kaydetmekte olması, Ruanda için bugüne kadar kazandığı 24 yıla karşı, geleceği kaybetme tehididi. “Bin Tepe Ülkesi“ne bu açıdan şans ve zamandan öte, siyasi, idari ve hukuki mekanizmaları rayına oturtacak bir irade gerekli.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...