Talut - Câlût - Davud ve Moğollar ve Beşşar

Makale

Bu yazı Suriye’de hiçbir suçu ve iştiraki olmadan katledilen tüm çocukların hatırasına yazılmıştır. Suriye, Bosna veya Karabağ fark etmeksizin muasır medeniyetin oyun alanı haline getirdiği her yerde bu kanlı oyunun en mazlum oyuncuları çocuklardır....

Bu yazı Suriye’de hiçbir suçu ve iştiraki olmadan katledilen tüm çocukların hatırasına yazılmıştır. Suriye, Bosna veya Karabağ fark etmeksizin muasır medeniyetin oyun alanı haline getirdiği her yerde bu kanlı oyunun en mazlum oyuncuları çocuklardır. Kendi askeri, ekonomik ve siyasi gücüne güvenen devler ve bunların yancıları tüm bir coğrafyada farklı diller, farklı kisveler ve farklı görünüşler altında aynı zulmü irtikâp etmekteler. O KÜÇÜCÜK BEDENLER anlam veremedikleri bir şiddetin ortasında ve tanımlayamadıkları bir düşman tarafından kimi zaman ana karnında, kimi zaman bir kurşunla kimi zamansa işkenceyle Hakka yürümekteler. Kan dökenler bilmezler ki onların toprağa düşen her damla kanı kendilerini boğacak bir okyanusa dönüşmektedir. Kader bunu defalarca anlatmıştır. Ama onlar göremiyor ve duyamıyorlar.

Bakara Suresi 249-251 arasında bir kıssa anlatılır. Bu kıssalar bize bir olayı anlatmaktan çok bir durumu ve karakteri ortaya koyarlar. Bu meyanda tarihin içinden zamanlar arasılaşabilecek durumlar bildirilir, öğretilir ve uyarılır. Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihân edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır).’ Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Tâlût ve berâberindeki îmân eden kimseler nehri geçtiklerinde ‘Bizim bugün, Câlût ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok’ dediler. Allah’a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: ‘Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla berâberdir.“ “Câlût ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: ‘Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!“ “Derken, Allah’ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Câlût’u öldürdü.“ Davut’un sapanı o devler ordusunun komutanını yere sermiştir. Büyük bir kibir ve güç yerle bir olmuştur. Bugünde kendisine Davut sapanından zırhlar kuranlar sapanlarla demirden gövdelerini döven çocuklara Câlût’un Davut’a baktığı istihfafla bakmaktalar. Çünkü sayıları çok, silahları güçlü, uluslararası toplum denen o şey arkalarında. Çünkü Müslümanların içinde nehirnden kana kana içmeye sevdalı bir sürü muhteris söz dinlemez laf anlamaz var. Çünkü sayımız ve gücümüz az bunların füzesine, tankına ve topuna karşı durulmaz diyen Allah’a kavuşacakları güne dair inanları eksik ve sabırları fersude insanlar var.

Bugün Ortadoğu denilen yerde yeniden yeni nehirlerle imtihanlar sürmekte. Bir avuç dolusu verilen izine bir kepçe daldırmaktan vazgeçmeyen coğrafyamız hala kıssadaki hali pür melali göstermekte. Üzerlerine sabır dökülüp ayağı sabit kalabilenlerse çok değil. Allah bir çocuğun elinden bir zalimi, Musa ile Firavunu, bir sinekle Nemrud’u yere serip İbrahim (a.s.)’e ateşi serin ve güvenli kılıcıdır diyecek ve böyle hareket edecekler ne de az. Çocuklar Karabağ’da katledilirken, Bosna’da yok edilirken ve Suriye’de katledilirken de bu sayı azı ve hala az. Gözler hala süperlerin menfaat odaklı yaklaşımlarını insafa getirme hevesinde. Hala söz havanında çıkar dövülmekte. Kendisine sahip çıkamayan, onurunu koruyamayan ve kendisini nehirlerde boğan coğrafyamız ve insanları. Hz. Davud, Câlût ile savaşta bir çocuk, genç bir adam. Askerlere yemek ve su dağıtmak için orduya katılmış bir er. Câlût mütekebbir, kimse karşısına çıkamaz mübareze için. Modernler gibi güler Câlût aczine güler karşısındakilerin. Bir çocuk ruhu; vahiyle aydınlık-aydınlanacak bir çocuk çıkar öne ben der. Kral gülmeye başlar ve çocuğu ezmeye hazırlanırken bir sapan ve bir çocuk; savaşın, zamanın ve tarihin talihini değiştirir. Câlût’un yere devrilen cesedi ile az çoğa hak batıla üstün gelivermiştir. Bilgi teorileri yine iflas etmiş, ideolojik ve espitemolojik kibirler darmadağın oluvermiştir işte. Teknoloji bir anda susuvermiştir. Dev çökmüş ateş gül bahçesi oluvermişti. Yer Filistin zamanlardan bir zamandır Câlût’un bir çocuğun ahıyla yok olduğu yerdir.

Tarihin zamanları içinde zamanlar geçip giderken İslam milleti Moğollar diye bir imtihanla denenmiştir. Harzemşahların büyük gücü Moğol saldırısı karşısında dağılıvermiştir. Moğolların dev gücü karşısında bölge diz çökmüş acze düşmüştü. 1220’de yaşanan felaketin ardından devran akıp gitmektedir. Yine bir çocuk Celaldeddin Harzemşah’ın yiğeni Seyfeddin Kutuz. Dinin kılıcı.

Hükümdar ailesi sultanken köle düşmüştür. Kutuz köle pazarlarından Kahire’ye ulaşmıştır. Moğolların perişan ettiği devletin ve coğrafyanın bir çocuğu Memlûklerin Sultanı olmuştur. Allah dilediğini aziz dilediğini zelil eder sözüne ayine olmuştur. Yer yine Filistin’dir. Moğollar, zamanın Câlût’u, Ayn Câlût’a gelir. Kader nasıl muhteşem resimler çiziyor bazen. Câlût’un gözünün çıktığı yerde bu sefer zamanın Câlût ile daha az sayıda bölgenin direnişini temsil eden Memlûkler karşı karşıya gelecektir. Kutuz, Moğolların ezip istihza ettiği gücün küçük ve sahipsiz çocuğudur. Kader köle pazarlarından Moğolların karşısına ceddinin ve bölgenin hesabını görme vazifesini ona tevdi etmiştir. Moğollar Ayn Câlût denilen yerde Câlût’un gözünün çıktığı yerde Moğolları yine Câlût’ın gözünde (ayn Arapça göz ve göze anlamına gelir) boğmuşlar ve zaman yine tersinden akmaya başlamıştır. Yine Filisitin ve yine Harzemşahların bir çocuğu zamanın Câlût’unu yere sermiştir.

Suriye, Bosna ve Karabağ’da bugün istihza ve istihfafla bakılan çocukların eline Hakkın sapan (bilgi ve hikmet) vermeyeceğinin garantisi hiçbir süper gücün elinde bulunmamaktadır. Suriye idaresi bugün zalimce iktidarı uğruna öldürdüğü yersiz yurtsuz bıraktığı çocukların bir gün bir Câlût gözesinde kendisini sıkıştırmayacağını sanıyorsa büyük bir gaflet içinde demektir. Beşşar ve yandaşları bu masumların hesabını ne bu dünyada ne ötelerde veremeyeceklerdir. Zaman hesabını bir dev karşısında bir karıncaya gördürüverir, yeter ki karınca o yolun yolcusu olsun. Modern dünya Suriye’de kimyasal silah arayadursun zaman-üstü vicdanın hükmü çoktan verilmiş ve işlemeye başlamıştır. Yeter ki bir avuç su içilsin denilen sularda yıkanıp keyif etmeye kalkışmasın coğrafyamız ve insanları. Mesele merhamet ve onur meselesidir. Kimseye kin ve öfke biriktirme meselesi değildir. Suriye, Bosna ve Karabağ’da Hakka yürüyen tüm canlarımızı bu medeniyet ve tarih şuuruyla kucaklamalıyız. Hörmet, merhamet ve hizmet endişesi taşıyan kadim akıl yeniden işlemeye başlasın. Bugünün yarını olduğunu kimse unutmamalıdır. Câlût her zaman yaşayan bir karakterdir ama Davut’ta bunun karşısında her zaman bulunacaktır. Suriye’de haksızca, vicdansızca ve acımasızca katledilen tüm yavruların alınlarından Fatihalarla öpüp Beşşar ve yandaşlarına binler nefrin diyoruz.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2649 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1040
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2003 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2003

İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki, yasa dışı yerleşim, yıkım, zorla yerinden etme, müsadere, tahliye politikalarında bir değişiklik yok. 1967’den beri devam eden bu durum, hiç kuşkusuz sistematik bir devlet politikası ve bu politikaları uygularken kendi hukuk sistemini de sonuna kadar kullanm...;

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından beri her yıl düzenli olarak verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü yıl ödülleri (2021) 04 Kasım 2021 Perşembe akşamı DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi’nde saat 19.30’daki gala yemeğinin a...;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından itibaren verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü organizasyonunda ödüllendirilen isimler açıklandı. Ödüller; Stratejik Vizyon Sahibi Devlet Adamı, Siyasetçi, Bürokrat, Bilim İnsanı, Kurum, İş Adamı, Sanatçı ve Gazeteci-Y...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.