Türkiye - İran Yuvarlak Masa Toplantısı 10 | SONUÇ RAPORU

Haber

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Politik ve Uluslararası Araştırmalar Kurumu (IPIS) tarafından “Türkiye - İran Sürdürülebilir Strateji”...

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Politik ve Uluslararası Araştırmalar Kurumu (IPIS) tarafından “Türkiye - İran Sürdürülebilir Strateji“ ana teması altında, 12 Şubat 2018’de İstanbul’da Wishmore Oteli’nde düzenlenen 10. Türkiye - İran Yuvarlak Masa Toplantısı’nın Sonuç Raporu aşağıdaki gibidir:

Türkiye ve İran ilişkileri halihazırda, daha büyük resme bakarak ilerlemektedir ve artık tek boyutlu olmaktan çıkıp çok boyutluluğa geçiş yapmaktadır. İki ülke ilişkileri, çatışma metodundan kurtulup ekonomi ağırlıklı bir işbirliği içine girmelidir; ekonomik meselelerin çözümü beraberinde siyasi meselelerin çözümünü de getirecektir. Eski reflekslerle yeni sorunlara çözüm arayışını kenara bırakarak, yüksek rekabet - yüksek işbirliği içeren yeni parametreler üretilmelidir. Türkiye - İran ilişkilerinde, sürdürülebilir, yükseltilebilir, taraflarca benimsenmiş, konjonktürel olmayan yeni politikalara ihtiyaç vardır. Bununla birlikte Bölge’de merkezi rol dağıtımı eksikliği de vardır ve bu ihtiyaçların giderilebilmesi için Bölge içinden oyuncuların yükselmesi gerekmektedir.

İki ülke ilişkileri, tarihin her döneminde çok önemli olmuştur. Şu anda ise küresel ve bölgesel anlamda “oyun değiştirici“ bir nitelik kazanmıştır ve önemi üst düzeye çıkmıştır. Bu yakınlaşma, Körfez Krizi ile birlikte Suriye ve Irak’ta da kendisini göstermekte ve etkisini hissettirmektedir. Ancak aynı zamanda beraberinde “karşı planlar“ da getirmekte ve bu planlar, ilişkilerin “oyun değiştirici“ etkisini hedeflemektedir. Böyle olsa da, bu “karşı planlar“, doğal ve içeriden kaynaklı hareketler olmamaları nedeniyle başarılı olamamaktadır.

Günümüzün uluslararası ilişkileri; kişilerin ilişkileri üzerinden oluşan bir yapı içine girmeye eğilim göstermektedir. ABD dış politikası, Suudi Arabistan’ın İsrail’le ilişkileri ve Körfez Krizi’ndeki durum, bu kişisel ilişkilerin getirdiği sonuçlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle Orta Doğu’da yüksek seviyeli ve kurumsal ilişkiler oluşamamaktadır.

Türkiye - İran ilişkilerine bakınca dört önemli unsur karşımıza çıkmaktadır:

1. Tarih (Türkiye - İran ilişkileri, yıpratıcı rekabetten kaçınmalı ve tarihî bağları arkasına alarak, onun ivmesiyle işbirliğine doğru ilerlemelidir.)

2. Coğrafya (Türkiye ve İran, Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasındaki köprü konumundadır. Her iki ülke de ticaret koridorları üzerindedir. Bu konumları küresel projelerde büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte Türkiye, Kafkaslar’da Rusya ve İran’la işbirliğine girebilir.)

3. Kimlik (Her iki ülke de, ilişkileri geriye götürebilecek, içeriden ve dışarıdan gelen tehditlerle karşı karşıyadır. Terörist-radikal gruplar ve yeni jenerasyonun “uyum sağlama“ sorunları bunlardan bazılarıdır.)

4. Ekonomi (Ekonomik ilişkiler, Türkiye ve İran’ın karşılaştığı bu toplumsal tehditleri ekarte edebilecek etkiye sahiptir. Çin’in Kuşak ve Yol Projesi, bu sürece ciddi katkı sağlayabilir. Bununla birlikte Türkiye, İpekyolu veya küresel ölçekli projeler bağlamında İran, Afganistan ve Hindistan arasındaki Chabahar Antlaşması sürecine de dâhil olabilir. Ayrıca ECO, Türkiye ve İran öncülüğünde yeniden ihya edilmeli ve bu kuruma, ikili-çoklu ekonomik ilişkilerin kurumsallaşmasında başat rol verilmelidir.)

Bölge’de sürdürülebilir barış ve istikrarın sağlanması, Irak ve Suriye gibi devletlerin yeniden yapılanma süreçlerinin başarısı için Türkiye ve İran’ın rolü tartışmasız büyük önem arz etmektedir. Türkiye ve İran, ilişkilerindeki tehditleri ortadan kaldırabilmek için sürekli bir pozitif ilişki içinde olmalıdır. Enerji alanında tamamlayıcı ilişkiler (İran’ın üretici, Türkiye’nin de bu üretimi Batı’ya aktarıcı rolü) bu pozitif ilişkilerin kurulabilmesi yolunda önemli bir adım olabilir. Bu enerji potansiyelinin hayata geçirilmesi karşısında, Bölge’nin “enerji satıcısı“ rolündeki küresel güçlerin muhtemel müdahaleleri ekarte edilmelidir.

Kuşak ve Yol Projesi süreci iki ülkeyi daha da yakınlaştırabilecek yüksek potansiyele sahip bir projedir ve projenin iyi anlaşılması gerekmektedir. İpekyolu, Türkiye ve İran’ın, Doğu ile Batı arasındaki köprü konumunu daha da pekiştirerek daha geçişken ve entegre bir bölge yaratabilir. Türkiye ve İran, İpekyolu sürecinin bir katılımcısı gibi hareket etmekten çok, sürecin inşacıları gibi hareket ederek kurucu rol üstlenebilir.

Türkiye - İran ilişkileri yalnızca ikili olarak değil, Batı dünyasını da hesaba katarak değerlendirilmelidir. Çünkü Batı’da, 2. Dünya Savaşı öncesine benzer bir kamplaşma yaşanmaktadır ve bu durumun bölgesel politikalara da etkisi olacaktır.

Bölge’deki çatışmaların ve rekabetlerin temelinde Batı’nın dolaylı ve dolaysız müdahaleleri mevcuttur. Rekabetin ortaya çıkmasındaki en temel unsur “denge“dir. Batı, bu dengeleme stratejisiyle Bölge ülkelerini rekabete ve dolayısıyla çatışmaya itmektedir. Bunun dışında rejim değişiklikleri ve ülkelerin büyümelerini durdurma yoluyla da Bölge’nin istikrarına ve güçlenmesine geçit vermemektedir.

Son olarak, düşünce kuruluşlarının üç ana görevi olan; düzenleyici/kolaylaştırıcı, köprü kurucu/entegre edici, kavramsallaştırıcı/düşünce üretici rollerine vurgu yapılarak, bir sonraki toplantının da altyapısını oluşturması adına, TASAM ve IPIS heyetleri, farklı alanlardaki görüşlerini kısa ve öz bir biçimde, konuyla ilgili toplamda 10-20 sayfa arasında birer “görüş raporu“ hazırlanması ve daha sonra bu raporların karşılıklı olarak paylaşılması üzerine mutabakata varmışlardır. Bununla birlikte yine her iki kurum, iki ülkenin medya mensuplarını ve temsilcilerini kapsayacak medya yuvarlak masa toplantısı tertip edilmesi konusunda fikir beyan etmişlerdir.
12 Şubat 2018, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2690 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1065
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2037 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2037

Ortaçağ’ın feodalitesi, kralları, kaleleri ve din baskısından sonra şimdi devlet, aile, kapitalizm, üniversite, sosyal refah, özgürlük ve kurtuluşun yani ‘modernite’nin de dönemi geçiyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı çağımızın güvenlik ihtiyaçlar...;

BM Genel Sekreter’i Antonio Guterres’in “Dünyanın buna her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı” ifadesi ile 22 Temmuz’da imzalanan, ilk etapta 120 gün boyunca uygulanacak, sonra yenilenecek olan Tahıl Koridoru Anlaşması’nı, her ne kadar, Rusya’nın Odesa saldırısı izlediyse de, dünya tahıl borsalar...;

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Dünyanın en değerli teknoloji şirketlerinden Google, Microsoft ve IBM son on yıl içerisinde Afrika kıtasına ciddi yatırımlar yaparak ilgiyi bu yöne çekmiştir. Kıtadaki ilk araştırma merkezini 2013 yılında Nairobi’de açan IBM, 2016 yılında Johannesburg ile yatırımlarını sürdürmüştür. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.