İran Sokakları:“İtiraz mı” Stratejinin Artçısı mı?

Yorum

İran’da halk sokaklara taştı. Düzenlenen protestolar işsizlik, yükselen enflasyon ve yolsuzluğa karşı yükselen bir ses olarak ülke çapında hükümet karşıtı gösterilere dönüştü....

İran’da halk sokaklara taştı. Düzenlenen protestolar işsizlik, yükselen enflasyon ve yolsuzluğa karşı yükselen bir ses olarak ülke çapında hükümet karşıtı gösterilere dönüştü. Olaylar dini manası yoğun olan Meşhed’de yüzlerce kişinin hayat pahalılığı, yoksulluk ve yolsuzluğu protesto etmesiyle başladı. Bir gün sonra, kasım ayındaki depremden en şiddetli etkilenen ülkenin batısındaki Kirmanşah’ta halk sokağa döküldü. Tahran, Tebriz, Sari, Reşt, Kum ve Hemedan kentlerinde eylemler yapıldı. İsfahan kentinde ise fabrika işçilerinin ücretlerine zam talebiyle eyleme geçtikleri görüldü. Gösteriler görüleceği üzere bir anda ülke çapına yayılarak geniş bir alanda gerçekleşiyor. Ekonomik sıkıntılar üzerinden rejimin iç ve dış politikasına bir karşı çıkış karakteri gösteren eylemler karşısında İran devlet yetkilileri bunların kanunsuz olduğu, izin alınarak yapılması gerektiği ve diğer vatandaşlara rahatsızlık verilmemesi gibi çağrılarda bulundular. Buna ilaveten ülkede müdahaleler ve göz altıların da yaşandığı görülüyor.

Bu gösterileri ilk olarak, ABD’nin yeni İran stratejisi bağlamındaBiz eski İran yıkıcılığına karşı müttefiklerimizle ve bölgesel ortaklılarımızla birer istihkâm olarak ilişkilerimizi canlandırarak, bölgedeki güç dengelerini onaracağız… İran rejimi, özellikle İran İslâm devrim muhafızlarını, yıkıcı eylemleri için mali desteği engelleyerek, Devrim muhafızlarının İran halkının zenginliğini tüketen faaliyetlerine karşı duracağız. İran Devrim muhafızlarının Irak, Suriye ve Yemen’deki faaliyetleri, Suudi büyükelçisi Adil Cübeyr’in 2011’de öldürülmesi gibi terörist faaliyetlerde bulunduğu bu nedenle ABD’nin ortaklarını bu örgüte karşı birlikte çalışmaya zorlayacağı ve böylece uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlanacak, bölgesel istikrar ve İran halkının faydasına davranılmış olacaktırşeklinde ortaya konulan yaklaşım/strateji bağlamında okumak/anlamlandırmak mümkündür. Bu olaylar bir artçı gelişme midir? Daha önceki bir yazımızda “Stratejinin en ilginç yanlarından biri, Devrim Muhafızlarının İran halkının iç zenginliklerini tükettiğinden ve bu stratejinin İran halkı için de olduğu söylenerek İran içindeki güdümlü muhalefete ve rejim karşıtı güçlere de bir mesaj veriliyor olmasıdır“ olarak değerlendirdiğimiz bu stratejinin bugün aktüel bir gerçekleşmesi ve yansımasını izliyor olmamız kuvvetle muhtemeldir. Zira gösterilerin işsizlik, enflasyon ve yolsuzluk gibi gerekçelerle söz konusu edilmesi, meşruiyet temelinin buradan kurulması ve ortaya çıkması bahsedilen stratejinin bir takti ayağı olarak görülme ihtimalini makul bir zemine oturtuyor. Zira Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İranlıların 'rejimin yolsuzluklarından, ülkenin servetinin terörizme mali kaynak sağlama amaçlı kullanılmasından bıktıkları' belirtilmesi de tam söylenmek istenen şey ile üst üste geliyor.

ABD, İran ile Suriye ve Yemen’de yukarıda da işaret edildiği üzere yıkıcı bir güç ithamıyla karşı karşıya geliyor ve bunu vekâlet unsurları üzerinden yerine getiriyor. İran’ın Suriye ve Yemen’deki siyaseti bağlamında, ekonomik bakımdan, olayların uzayan süresi ve çok cepheli bir çatışma ortamına girilmiş olması nedeniyle maliyeti gittikçe yükselen bir hale geldiğini söylemek yanlış değildir. Bu durumun mahut ABD stratejisi bağlamında, İran halkının içerideki itirazlarının manasının diplomatik baskılar ve vekaletçilerle dışarıdan süren baskının, içeriden de halk tazyikiyle sağlanmaya çalışıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu cümleden sosyal medyaya yansıyan “Suriye’yi bırakın, bizi düşünün“, “Hayatım Gazze için değil, Lübnan için değil, İran içindir“ gibi sloganlar da bahsedilen konuyu görmemiz açısından dikkat çekicidir. Bütün bunları Trump’ın “İran’da rejimin yolsuzluklarından ve ulusun parasını yurt dışında terörizme saçmasından bıkmış olan vatandaşların barışçıl protestolar düzenlediğine dair çok sayıda haber var. İran yönetimi, kendini ifade hakkı da dahil, halkının haklarına saygı göstermeli. Dünya izliyor“ tivitiyle birlikte okursak manzara daha da netleşecektir.

Bunun bölge çapındaki bağlamını görmek bakımından, BAE Dış İşleri bakanı Anwar Gargash’ın tivitindeki “Arap dünyası Tahran ve Ankara tarafından yönetilmeyecektir“ şeklindeki yaklaşım; İran yıkıcılığı olarak stratejide ifade edilen yaklaşıma ve Fahreddin Paşa vs gibi vesilelerle ötelenmeye çalışılan Türkiye’ye karşı ABD’nin bölgesel ortaklarından gelen bir karşı çıkış olarak görülürse resim biraz daha tamamlanmaya başlayacaktır. Sevakin Adası meselesine Mısır’ın itirazını da bu cümleden oluşan ruhun bir yansıması olarak okumak mümkün.
İran’ın nükleerden beklediği siyasi ve ekonomik şafağın Trumpla fecr-i kazibe dönmesi, ekonomik beklentilerin de boşa çıkmasıyla meselenin bir sıkıntıya dönüşmüş durumda olması da mevzunun diğer bir yönünü teşkil ediyor.

Bütün bu manzara gösteriyor ki 2018’de bölge ısınmaya devam edecek. Öte yandan İran’ın bölgede yürüttüğü siyasetin ekonomik maliyetinin İran halkını bir darboğaza ittiği gerçeği ABD stratejisinden bağımsız olarak görülmesi gereken bir meseldir. Buna ABD tarafından bir maliyet çıkarılarak stratejiye eklenmesi ise gelişmelerin bir sonucu olarak görülüyor. İran ciddi bir maişet sorunu söz konusu olduğu ve bunun devlet idarecileri tarafından göz ardı edilmemesi gerektiğine dair çağrılar da göz önüne alınırsa ekonomi üzerinden İran’ın sıkıntıya düştüğü ve bunu da ABD’nin kullanarak hedeflerine varma istediğini değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Öte yandan İran devletinin bahsedilen strateji bağlamında harekete geçen niyetleri göz önüne alıp maişet derdindeki insanları ötelemesi, mesuliyetini tehir etmek kolaycılığına düşmesi diğer hususu ihmali kadar hatalı olacaktır. Ruhani lider Ayetullah Ali Hameney’in, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirip yüksek enflasyon, artan fiyatlar gibi sorunlarının çözülmesini istemesi bu sağ duya işaret olarak görülebilir. İran’ın bölgedeki dış siyasetinin ülkesindeki bu maliyetteki tesirini ve halkın itirazlarındaki etkisini gözden geçirmesi de bu cümleden önemli olacaktır. Göstericilerin sembolü haline gelen bir sopanın ucuna başörtüsü bağlayan kız sembolü ise diğer bir işaret olarak okunabilir.

Her halükarda sıradan halk kitlelerin sokaklarda olmasının üç beş aktivistin hareketi gibi değerlendirilemeyeceğini tespit konunun içeriğini anlamak açısından önemli olacaktır.

İran sokaklarına taşan itirazın neye evirileceğini gelecek günler gösterecek ama gelişmeleri iç dinamikler kadar mahut strateji bağlamında izlemeye, çok yönlü bakmaya ve ön görüleri bu bağlamda kurarak proaktif yaklaşımlarla meseleyi düşünmeye devam etmek faydaya en yakını olarak görünüyor. Bu bakımdan yaşananların ABD stratejisinin artçısı mı yoksa halkın maişet çığlığı mı olduğunu doğru okumak doğruyu anlamak için önemlidir.

Son olarak dileriz ki İran Türklüğü tüm İran haklıyla beraber bu işten zarar görmesin.
Ne demişler: horozu çok olan köyün sabahı geç olurmuş…
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2649 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1040
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2003 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2003

İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki, yasa dışı yerleşim, yıkım, zorla yerinden etme, müsadere, tahliye politikalarında bir değişiklik yok. 1967’den beri devam eden bu durum, hiç kuşkusuz sistematik bir devlet politikası ve bu politikaları uygularken kendi hukuk sistemini de sonuna kadar kullanm...;

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından beri her yıl düzenli olarak verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü yıl ödülleri (2021) 04 Kasım 2021 Perşembe akşamı DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi’nde saat 19.30’daki gala yemeğinin a...;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO“ teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021’de İstanbul’da gerçekleştirilecek. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.