Nasıl Denizci Devlet Olunur?

Makale

Denizci devlet denildiği zaman öncelikle akla İngiltere gelir. Oysa bir ada devleti olan İngiltere’de denizcilik 16....

Denizci devlet denildiği zaman öncelikle akla İngiltere gelir. Oysa bir ada devleti olan İngiltere’de denizcilik 16. yüzyıldan itibaren gelişmeye başlamış, ancak yaklaşık 150 yıl sonra denizci devlet ünvanını hak eden bir seviyeye gelebilmiştir. Bu gelişmede coğrafi faktörlerin yanı sıra, esas faktör, İngiltere’yi yönetenlerin bu konudaki kararlılığıdır. Bu noktada, millet mi devleti yaratır, devlet mi milleti yaratır sorusunun cevabı nasıl devlet milleti yaratır ise, denizci millet de devlet tarafından yaratılır. Bir milletin denizci bir devlete dönüşmesi yarım asırdan bir asra kadar uzayan uzun ince bir yoldur. Bu yolda geri dönme, kesinti yapma veya yavaşlama olmaz. Millet, denizciliği benimsedikçe yönetimlerin de yapacakları şeyler giderek azalır ve sadece kolaylaştırıcı ve siyasal destekle sınırlı kalır.

Sonunda denizcilik o milleti ve yönetimleri kontol ve yönetmeye başlar. Ta ki, yeni ve daha güçlü bir denizci devlet çıkıncaya kadar. Denizcilik, milletin ortak kültürüne ve devlet geleneğine yerleştikten sonra, gerek askeri gerekse ticari denizcilikte görev alanlar kendine has gelenek ve göreneklerini geliştirirler. İşte o andan itibaren o toplum gerçek bir denizci millet olur. Denizcilik, kıyılardan başlayarak o ülkenin sosyo-kültürel yapısını deniz suyuyla yıkar. Bundan hikayeleri, yemekleri, dükkanları, evleri ve sokakları ile denizle kaynaşmış yeni bir toplum doğar. Dünyanın en büyük liman kentleri işte böyle ortaya çıkmıştır. Bugünkü Avrupa kültürü kıyılardaki şehir devletlerinden doğmuştur. Yunanlılar, Fenikeliler, Venedikliler ve Cenevizliler, Portekizliler, İspanyollar ise millet bilincinin olmadığı dönemlerde, yaşamlarını denizden kazananlar olarak dünya tarihinde denizci devlet olarak yerlerini almışlardır. Modern dünyanın ilk denizci devleti olarak kabul edilen İngiltere tarihinine göz atalım.

Kraliçe I. Elizabet İngiliz tüccarlarını denizaşırı bölgelere sevk etmek için büyük bir gayret sarf etmiş; İngiliz Hükümetleri de tüm İngiliz milletini denizci yapmak için her çareye başvurmuştur. Milli gemicilik, devamlı çıkarılan denizcilik kanunları ile teşvik edilmiştir. Elizabet saltanatının ilk evresinde kabul edilen bir kanunla, kıyı nakliyatının yalnız İngiliz gemileri ile yapılması (Kabotaj hakkı) sağlanmıştır. Bunu, yabancı ülkelere deniz ticareti için elverişli gemi inşaatını ve navlunla yük taşıyan şirketlerin kurulmasını destekleyen kanunlar takip etmiştir. Bu şirketler; Rusya, Levant, Eastland, Guinea, ve Company of Mercant Adventurers idi. Elizabeth’in diğer gemicilik kanunları denizcilerin artmasına çok yardım etti. Bu maksadı temin için bir çok değişik önlemler alındı, çünkü; Gemileri çoğaltıp gemicileri çoğaltmamak, sahile kazıklar üzerine bir çok zırhlar asıp, onları giyecek adam bulamamak veya bir kale yapıp içine asker koyamamak gibidir demişti. İngiltere’de 1540’ta çıkarılan Donanmanın İdamesi Yasası’nda seyir sanatı ve biliminde uzmanlaşmış çok sayıda kaptan, denizci ve deniz adamı yetiştirilmesi gereğine değinildikten sonra, önemli bir gözlemde bulunulur: Onlar, karıları ve çocukları, nafakalarını denizden çıkarırlar ve aynı zamanda kentleri, kasabaları, köyleri ve kıyılardaki limanlarla haliçleri beslerler; bu anılan kıyılara komşu yerlerde yaşıyan ekmekçiler, hancılar, kasaplar, demirciler, halatçılar, gemi yapımcıları, terziler, ayakkabıcılar ve diğer tedarikçilerle zanaatkarlar, nafakalarının büyük bölümünü aynı kaynaktan elde ederler. İngiltere 1714 yılında İspanya ile yaptığı savaşı kazanarak, Cebelitarık ve Minorca Üslerine sahip oldu.

O tarihten bu yana üç asrı aşkın bir süredir Cebelitarık’ı hala İngiliz toprağıdır. Ticaret gemisi tonajı, 1783’den beri düzenli olarak artmış ve bu filoda çalışan personel sayısı 118 bini bulmuştu. Bu sayı ticaret hizmetleri için uygun olmakla beraber, aynı zamanda savaş filosunun ihtiyaçlarına cevap vermeye yeterli değildi. Çünkü Kraliyet Bahriyesinin 1793 yılında 20 bin olan mevcudu, 1794’de 73 bine yükselmişti. Deniz ticaret personeline gereksinim o kadar fazla idi ki, Britanya gemileri personelinin Britanya’lı olacağına dair kanun geçici olarak yürürlükten kaldırıldı. 1794-1795 yıllarında Akdeniz’de Fransa’ya karşı yürütülen harekat, üs olmaması nedeniyle iyice zorlaşmıştı. Müttefik İspanya gemileri, Pireneler’deki kara harekatına destek sağladıklarından. Toulon’daki Fransız gemilerinin kontrol altında tutulma görevi tamamen İngiltere’ye kalmıştı. Bu görev için, Korsika Adası’nın işgaline karar verildi. Adanın ele geçirilmesi ile hem çok stratejik bir üsse kavuşulmuş, hem de, Fransız donanması bu adadan temin ettiği kereste ve diğer malzemelerden mahrum kalmıştı. Nelson 1795’te şöyle yazıyordu : Fransızların kaybı hakikaten büyüktür. Toulon’da yapılan gemilerin kaplamaları, kemereleri, güverteleri ve postalarının düz kısımları bu adadan temin ediliyordu. Zift, katran ve kendir de bu tersanelerde kullanılıyordu. Deniz de ekonomik harbin güzel bir örneği olan bu strateji, takip eden yıllarda her iki dünya savaşında da geniş bir uygulama alanı bulmuştur.

Denizciliğin eğitim ve inançla oluşturulan bireyler üzerindeki etkilerine bir örnek vermek gerekirse Trafalgar çarpıcı bir örnek olabilir. 1805 yılında yapılan Trafalgar Savaşı öncesi İngiliz Donanması, iki yıl boyunca Avrupa limanları açıklarında nöbet tuttu. Her gemide 600-900 arası bıkkın, yalnız, aç, yorgun denizci bulunuyordu. Bunlar geceleri suskun bekleyen topların üzerine kurdukları hamaklarda uyuyorlardı. İki yıl boyunca denizde kalan gemiler, yazın boğucu sıcağında cam gibi sakin denizde, kışın sert rüzgarlara karşı dağ gibi yükselen dalgalar üzerinde, denizin dondurucu soğuğu ile karşı karşıya kaldılar. Gemiciler karaya çıkmak bir yana, kıyıyı bile çok seyrek görebiliyorlardı. Nelson, amiral gemisi Victory’den çıkmadan iki yıl geçirmişti. Nelson’un yardımcısı amiral Lord Cuthbert Collingwood 22 ay sancak gemisinin demir atma sesini duymamıştı. Görüldüğü gibi, İngiltere’nin denizlerdeki başarıları kolay elde edilmemiştir. Her ülkenin tarihinde olduğu gibi, acı, gözyaşı ve kan dolu sahifeler ve yönetim hataları bulunmaktadır. Osmanlı Devleti ve İngiltere, deniz güçlerinin yaratılması bakımından tamamen aksi yönde bir gelişme göstermişlerdir. Osmanlı Devleti karadaki fetihleri için donanmaya ihtiyaç duyarken, İngiltere karadan gelen istilaya karşı koymak için donanma oluşturmak zorunda kalmıştır.

1941 yılındaki Dünkerk Tahliyesi’ndeki başarı, bir ada devleti olan İngiliz halkının denizciliği seven ve zor anlarda birlikte hareket edebilme, soğukkanlılık, disiplin şeklinde ortaya çıkan denizci milli karakteri sayesinde elde edilmiştir. Bu başarılı kurtarma, sadece denizci bir ülkenin, denizci bir politikanın, denizcilik bilincine sahip bir toplumun gerçekleştirebileceği bir operasyondur. Her boy ve cinsten 860 adet tekne 1941 yılının 26 Mayıs- 4 Haziran arasındaki 9 gün içinde Almanlar tarafından sıkıştırılmış ve imha edilmek üzere olan 338 bin İngiliz askerini Avrupa’dan Ada’ya taşıyarak kurtarmıştır. 65 tekne batmıştır. Bu insan gücü İngiltere ve müttefikleri için kurtarıcı olmuştur. Denizciliğin bir ülkeye olan katkıları saymakla bitmez. Çünkü her dönem denizlerden alınacak bir şeyler ortaya çıkmaktadır. Gelecekte içme sularımızı bile denizlerden elde edeceğimizi unutmayalım. O nedenle gerçek denizci devlet olma kararı için hiç bir zaman geç değildir. Türkiye olarak ne yapacağımızı biliyoruz. Ancak yapmaya bir türlü karar veremiyoruz. Çünkü, denizci devlet olmak öncelikle bir politika ve inanç işidir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

İnsanların vatandaşı oldukları, ikamet ettikleri veya yerleşik bulundukları topluluklardan ayrılarak farklı coğrafyalarda devam eden savaşlara gönüllü olarak katılmaları, devrimler çağından başlayarak modern devletler sisteminin oluşum sürecini takip eden bir olgudur. Bu süreci tanımlamak amacıyla a...;

Ruanda ve Uganda, Afrika Büyük Göller Bölgesi'nde konumlanmış, tarihsel bağlamda derin etkiler bırakmış iki komşu ülke olarak "3. Dünya" ülkeleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bölgedeki siyasi ve etnik çatışmalar, uzun vadeli kalkınmayı olumsuz etkileyerek ekonomik istikrarsızlığa sebep olmuş...;

Asya’dan sonra dünyanın en kalabalık insan nüfusunu barındıran Afrika, nice kadim kültüre ev sahipliği yapmış, insanlığın ve medeniyetin beşiği olmuş bir kıtadır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır piramitlerinin inşa sisteminin henüz çözülmemiş olması gibi tarihin çeşitli zaman aralıklarınd...;

Bu metin, meritokrasinin Türkiye'nin genel güvenliğine ve istikrarına olan etkilerini detaylı olarak inceler. Meritokrasinin potansiyel zorlukları ve fırsatları, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik kaygıları bağlamında tartışılmaktadır.;

2000’li yılların başından itibaren görünür hale gelmeye başlayan söz konusu en büyük tehdit Rusya menşeili olarak ifade edilmektedir. Öyle ki o yıllardaki gelişmeler bunun göstergelerindendir. Buna karşın Rusya-Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların başlamasıyla ortaya çıkan yeni konjonktür başta A...;

Altın rezervleri, bir ülkenin ekonomik ve finansal direncinin kritik bir göstergesidir. Genellikle merkez bankaları tarafından döviz rezervlerinin önemli bir parçası olarak tutulan altın, özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenilir bir sığınak olarak görülür. Son yıllarda, artan jeopolitik...;

Dört gün önce, Çin silahlı kuvvetlerinin yıllık tatbikatı olan "Exercise Joint Sword" sona erdi. Bu yıl, Çin bu tatbikatı, Tayvan'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Lai'nin göreve başlamasına "güçlü bir ceza" olarak nitelendirdi - Pekin'in kazanmasını istemediği aday. 46 Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (P...;

Bugünkü konu Türkçe. Hakikaten bizim için en önemli meseledir Türkçe. Çünkü Türk milleti dediğin topluluk bir dil etrafında oluşmuştur. Bunu Batı’da Jean-Paul Roux diye Türklerin tarihini yazan Fransız tarihçi kitabının başlarına koymuştur: “Türkler dil etrafında oluşmuş bir millettir.“ Bugün birbir...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...