Sayın Başbakanın Gabon, Nijer İle Senegal’i Ziyaretleri ve Türkiye - Afrika İlişkileri

Haber

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 -11 Ocak 2013 tarihlerinde Gabon, Nijer ve Senegal’e yaptığı ziyaretler, ...

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 - 11 Ocak 2013 tarihlerinde Gabon, Nijer ve Senegal’e yaptığı ziyaretler, Türk - Afrika ilişkilerine ivme kazandırmış ve Türkiye’nin Afrika’ya verdiği önemi vurgulayan, bu Kıta ile ilişkilerini daha da ileriye götürmek isteyen azmini ortaya koymuştur.

Sayın Başbakanın beraberinde Bakanlar ve önemli işadamı grubuyla anılan ülkelere yaptığı bu ziyaret, AK Parti Hükümeti’nin 2002 yılından itibaren Afrika’yı Türk Dış Politikası’nın yeni bir ilgi alanı haline getirme ve bu Kıta ülkeleri ile ikili ilişkileri her alanda geliştirme çabasının önemli bir merhalesini de teşkil etmiştir.

Hatırlamamız amacıyla, Sayın Başbakan bilindiği üzere, daha evvel de 2005, 2006, 2007 dönemlerinde sırasıyla Etyopya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Sudan, Afrika Birliği’nin 8. Zirvesi ve en son olarak 2011’de de Somali’yi ziyaret etmiştir[1].

Sayın Cumhurbaşkanımızın da 2009’da Kenya ve Tanzanya, 2010’da Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Kamerun, 2011’de Gana ve Gabon’a yapmış oldukları ziyaretler[2] de Türkiye’nin Afrika politikasının etkinliği ve Türkiye’nin Afrika’da oynamak istediği aktif rolü ortaya koyması açısından önem arzetmektedir.

Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımızın ziyaretleri Türkiye’nin, Afrika politikasının Türk Dış Politikası’nın en önemli alanlarından biri haline geldiğini göstermesi bakımından da önem taşımaktadır.

Nitekim, bugün Türkiye’nin Afrika politikası, çok boyutlu Türk Dış Politikası’nın stratejik boyutlarından biri haline gelmiştir[3].

Türkiye’nin Afrika politikası, ikili siyasi, iktisadi, güvenlik ve kültürel hedefler yanında Afrika’nın sağlık, eğitim ve tarım alanlarında kalkınmasına ve gelişmesine de katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca ülkemiz, Afrika’da barış ve istikrarın gerçekleşmesine büyük önem vermektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2009-2010 geçici üyeliğimiz sırasında, ülkemiz Afrika’da barış, istikrar ve kalkınmaya imkanlarımız ölçüsünde katkıda bulunma gayreti içerisinde olmuştur. Afrika’daki çatışmalarda zarar görmüş ülkelerde barışın tesisi, kalkınma ve demokratikleşme gibi alanlarda uluslararası toplumun desteği için Türkiye, Sierra Leone, Gine Cumhuriyeti, Burundi ve Liberya ile ilgili Barış İnşa Komisyonlarının aktif üyeliğini de üstlenmiştir. Türkiye, bunlardan başka, Afrika’da görev yapan 6 Birleşmiş Milletler Misyonu’ndan 5’ine katkıda bulunmaktadır[4]. Bu çerçevede, Somali’de barış ve istikrarı sağlamak için yaptığımız katkılar da zikredilmeye değerdir. Afrika’nın stratejik açıdan da önem arzeden Afrika boynuzu bölgesi Orta Doğu, Basra Körfezi, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Hint Okyanusu’na yakınlığı nedeniyle uluslararası camianın da ilgi odağı haline gelmiştir. Bu bölge, Eritre, Etyopya, Kenya, Somali ve Cibuti’yi içermektedir. Bu tanıma yeni bağımsız ülke haline gelen Güney Sudan’ı da eklemek mümkündür. Afrika Boynuzu, ihtilaflı bir bölge niteliğini taşımaktadır : deniz haydutluğu, terörizm, sığınmacılar, yerlerinden edilmiş kişiler gibi sorunlar bu bölgenin istikrarını bozmaktadır. Türkiye sözkonusu bölgede ihtilafların çözüme kavuşturulabilmesi için çaba sarfetmekte, barış ve istikrarın sürdürülebilir hale getirilmesine çalışmaktadır. Bu amaçla ülkemiz Birleşmiş Milletler çerçevesinde İstanbul’da iki Somali Konferansı düzenlemiştir[5].

Ülkemizin Afrika’da barış ve istikrarın sağlanması ve bu suretle Kıta’da sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi için arabuluculuk faaliyetini de üstlendiği unutulmamalıdır[6]. Bu bağlamda, Sudan ile Güney Sudan arasındaki sorunların çözümünde, Eritre ve Etyopya arasında ihtilafların giderilmesinde arabuluculuğumuz sözkonusudur[7].

Afrika’nın insani kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) faaliyetlerini de belirtmek gerekmektedir. TİKA, Addis Ababa, Hartum, Dakar, Mogadişu, Trablus, Nairobi, Kahire ve Tunus Ofisleri aracılığıyla, Afrika’da 37 ülkede sağlık, tarım ve eğitim alanlarında çeşitli hizmetler sunmaktadır ve Afrika’ya yönelik Türk Dış Politikası’na da önemli bir katkıda bulunmaktadır. Nitekim, Sahra Altı Afrika (SAGA) ülkelerine yönelik kalkınma yardımlarımız 2010 yılında 102 milyon ABD Doları’ndan, 20011’de 156 milyon ABD Doları’na yükselmiştir[8].

Afrika ülkeleri ile ticari ve ekonomik ilişkilerimiz de önemli bir gelişme göstermiştir. Bu bağlamda, SAGA ülkeleri ile 2000 yılında 742 milyon ABD Doları olan dış ticaretimiz, 2010 yılında 4.3 milyar ABD Doları’na yükselmiştir[9]. 2010 yılında tüm Afrika ülkeleri ile toplan ticaret hacmimiz 15.7 milyar ABD Doları iken, bu sayı 2011 yılında 17.1 milyar ABD Doları’na erişmiştir[10]. Türk Hava Yolları’nın (THY) da birçok Afrika ülkesine uçmaya başlaması Türk - Afrika ilişkilerini daha görünür hale getirmektedir. Diğer taraftan, Türkiye’nin Afrika ile olan ilişkilerinde Genelkurmay Başkanlığımızın da katkıları bulunmaktadır. Bu çerçevede, birçok Afrika ülkesi ile Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Çerçeve Anlaşması yapılmıştır[11].

Türkiye, Afrika ülkeleri ile ikili düzeydeki ilişkilerini her alanda geliştirmeye çalışırken, Afrika Birliği ile de iyi ilişkiler sürdürme politikası izlemektedir. Türkiye, Afrika Birliği’nin Kıta’daki etkin hale gelmesi amacıyla, Birlik bütçesine her yıl maddi katkıda bulunmaktadır. Addis Ababa Büyükelçiliğimizin akredite edildiği Afrika Birliği’nin ülkemizi 2008’de Stratejik Ortak olarak kabul etmesi, 6 ayda bir düzenlenen Afrika Birliği Zirve’lerine Bakan düzeyinde katılımımız da Afrika’ya atfettiğimiz önemi göstermektedir.

Ülkemiz ayrıca, Afrika Birliği dışında bu Kıta’da mevcut diğer uluslararası kuruluşlarla da ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. Bu minvalde Türkiye, Batı Afrika Ekonomik Devletleri Topluluğu’na (ECOWAS), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) Uuslararası Ortaklar Forumu’na, Doğu Afrika Topluluğu’na (IAO), Doğu ve Afrika Ortak Pazarı’na (COMESA) akredite olmuştur.

Soğuk savaş sonrası Türk Dış Politikası’na çok boyutluluk kazandırmak için Soğuk Savaş döneminde ihmal edilen Afrika ülkeleri ile ilişkilerimize ivme kazandırmak için 1998’de “Afrika’ya Açılım Eylem Planı“ uygulanmış, 2003 yılında da Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca (Ekonomi Bakanlığı) “Afrika Ülkeleri ile Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi“ ortaya konulmuştur. 2005 yılında da o dönemdeki Hükümetimizce “Afrika Yılı“ ilan edilmiştir. Nihayet, 18- 21 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Birinci Türkiye Afrika İşbirliği Zirvesi’nde “Türkiye – Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma“ ve “Türkiye – Afrika Ortaklığı için İşbirliği Çerçevesi“ belgeleri de oybirliği ile kabul edilmiştir[12].

20 Ağustos 2008 tarihlerinde Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye –Afrika İş Forumu’nda kabul edilen “Türkiye Afrika İş Forumu İstanbul Deklarasyonu“ ve Afrika ülkelerinin önde gelen sivil toplum kuruluşları ile 14 – 16 Ağustos 2008 tarihlerinde TASAM tarafından düzenlenen Türkiye Afrika Sivil Toplum Kuruluşları Forumu’nda kabul edilen “İstanbul Deklarasyonu“ da önemli gelişmelerdir. Daha sonra Afrika’ya yönelik stratejimizin esaslarını içeren Strateji Belgesi de yayımlanmıştır[13].

Bu belgeler, Türkiye’ye Afrika ülkelerinden yapılan üst düzey ziyaretler ve Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız, Sayın Dışişleri Bakanı, diğer Bakanlarımız ve yetkililerimizin Afrika ülkelerini ziyaretleri, Türk diplomasisinin yukarıdaki faaliyetleri, Türkiye’yi Afrika’da önemli bir aktör haline getirmiş bulunmaktadır. Bu sürecin, kesintisiz devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu Kıta’da eski sömürgeci güçler yanında Çin, Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Japonya ve İran gibi yeni güçler yanında ülkemizin de Afrika’da etkin bir ülke olması ve bunu devamlı kılması, Kıta ülkeleri ile her alanda ilişkilerimizi geliştirmeyi gerektirmektedir. Bu amaç, yüksek düzeyli ziyaretlerin devam etmesini önemli kılmaktadır. Bu çerçevede, 2013 yılı başında Sayın Başbakanımızın Gabon, Nijer ve Senegal’e yaptığı ziyaretler Türkiye’nin Afrika’ya olan ilgilisinin ve bu Kıta’daki etkinliğinin devam edeceğini açık bir şekilde göstermektedir.

Büyükelçi ( E ) Prof. Dr. Ali Engin OBA Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkileri Bölüm Başkanı, TASAM Başkan Danışmanı


[1] 01 - 05 Mart 2005’de Etyopya ve Güney Afrika, 27 – 29 Mart 2006’da Sudan, 27 – 29 Ocak 2007’de Afrika Birliği’nin 8. Olağan Zirvesi’nin Açılışı, 19 Ağustos 2011’de de Somali.

[2] 20 - 23 Şubat 2009’da Kenya ve Tanzanya, 14 – 17 Mart 2010’da Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Kamerun, 23 - 26 Mart 2011’de Gana ve Gabon.

[3] Ahmet Davutoğlu, 2013 Yılına Girerken Dış Politikamız, Dışişleri Bakanlığı’nın 2013 Mali Yılı Bütçe Tasarısının TBMM Genel Kurulu’na sunulması vesilesiyle hazırlanan kitapçık, sayfa 95.

[4] Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde MONUSCO, Sudan - Darfur’da UNAMID, Güney Sudan’da UNMISS, Fildişi Sahili’nde UNOC, Liberya’da UNMIL.

[5] 21-23 Mayıs 2010, Birinci Somali Konferansı, 31 Mayıs – 1 Haziran 2012, İkinci Somali Konferansı.

[6] Bülent Aras, Turkey’s Mediation and Friends of Mediation Initiative, SAM Papers No:4, December 2012. Ayrıca bu konuda bakınız: Strengthening the Role of Mediation in the Peaceful Settlement of Disputes, Conflict Prevention and Resolution, Report of the Secretary General to the United Nations Genel Assembly, A 66/811, 25 June 2012.

[7] Sayın Ahmet Davutoğlu’nun 2 Ocak 2013 tarihinde 5.Büyükelçiler Konferansı’nın resmi açılışında yaptığı konuşmada belirttiği husus.

[8] Ahmet Davutoğlu, 2013 yılına girerken Dış Politikamız, op.cit., sayfa 98.

[9] İbid.

[10]İbid.

[11] Ali Engin Oba, Türk Diplomasisi ve Afrika, 21.Yüzyılda Çağdaş Türk Politikası ve Diplomasisi, Editör Prof. Dr. Hasret Çomak, sayfa 494, Umuttepe Yayınları, 2010.

[12] Bu konuda bakınız: Ali Engin Oba, Türkiye Afrika İlişkilerinde Yeni Bir Dönem Başlarken, Stratejik Analiz, Numara 102, Ekim 2008.

[13]26 Mart 2010 tarih ve 27533 sayılı Resmi Gazete’de 2010/7 sayılı Başbakanlık Genelgesi.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1997 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1997

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

2020 başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını sebebiyle maruz kalınan geniş çaplı kısıt ve kısıtlamalar sonucu endüstriyel faaliyetlerdeki ve trafikteki azalma üzerine, doğada yeniden bir canlanma gözlenmiştir. ;

Dünyada hava kuvvetleri, isimlerine ya uzay kelimesini ekliyor ya da uzaya özel ayrı bir kuvvet kuruyor. Türkiye için bu ayrımı konuşmak için henüz zaman var. Gezegenler arası seyahatin konuşulduğu bu günlerin uzay gündeminde, Türkiye oldukça yeni bir aktör sayılır. ;

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.